14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/745
KARAR NO: 2024/649
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2020
NUMARASI: 2018/910 E. - 2020/458 K.
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)|Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanu yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirkette başta olmak üzere otomotiv sanayinde milli tasarım ve yerli üretim konularında mühendislik ve tasarım odaklı faaliyetlerini sürdüren ve sektörde önde gelen birkaç şirketin fikir sahibi, kurucusu ve pay sahibi konumunda olduğunu, huzurdaki davaya konu davalı şirketin müvekkilinin de kurucusu olduğu ... A.Ş.'nin ürün çeşitlendirmesi ve Holdingleşme amaçlı yatırım projesi kapsamında iki yıllık hazırlık aşaması sonrasında şirket yöneticileri de ortak edilmek üzere 2008 yılında kurulduğunu, 2008 yılında karşılaşılan küresel ekonomik kriz ve piyasaların daralması yüzünden şirket planlarının gerçekleştirilemez duruma düştüğünü, yönetici ortak ... şirketleri ... Ltd. Şti. Ve ... A.Ş.'den kullandığı 1.500.000,00 TL üzerindeki nakdi kaynak talebinin karşılanamaması yüzünden şirketin tüm ticari ve mühendislik bilgilerini, tahsil edilmiş taşınabilir bilgisayarlarını ve kilik personelini de yanına almak suretiyle terkederek başka bir kişi ile önceden hazırlık yaptığı anlaşılan ... Ltd. Şti. 'yi kurarak çoğunluk payına ve yönetimine sahip olduğu ... A.Ş.ile rekabet etmek üzere aynı konuda faaliyetlerini sürdürmeye başladığını, bu süreçte müvekkilinin talebi ile şirkete zarar vererek ayrılan ortak aleyhine sorumluluk davasının açılmasını şirket ortaklarından ... ve şirket hukuk müşaviri ve davalı vekili Av. ... tarafından reddedilerek engellendiğini, müvekkili tarafından Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1515 (İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/545) Esas sayılı dosyası ile genel kurullarda alınan kararlara itiraz ederek, şirketin esas sermaye sahipleri konumundaki ... ve ... arasında ... hisselerinin eşit paylaştırılması veya var olan ... Ltd. Şti.'ne tamamen devrinin sağlanması yoluyla şirketin yeniden yapılandırılarak faaliyetlerini sürdürmesi girişiminin sonuçsuz kaldığını, davalı ... 'un Grup şirketlerine borcu, grup şirketlerinin tümünde muhasebe yöneticisi ve mali müşavirlerinin şirketler arası fatura işlemleriyle ve sermayesinin 600.000,00 TL'ye artırımı kararıyla bozulduğunu, muhasebe hileleriyle şirketin kontrolünün menafaat işbirliği içerisinde hareket eden ... A.Ş.'ye aktarıldığını, 2012 yılından beri davaya konu şirket yöneticilerinin kötü yönetimi nedeniyle şirket öz varlığının 2/3 oranını kaybettiğini, şirketin zarara sokulduğunu ve faaliyetsiz bırakıldığını, 03/04/2017 tarihinde alınan kararla şirketin sermayesinin 1.000.000TL 'ye çıkarıldığını, dava dışı ...’ın davalı şirketin sermayesinin % 97’ sini doğrudan ve dolaylı olarak kontrol eder hale geldiğini, davalı şirketin 09/05/2018 tarihinde yapılan 2017 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında hak ihlallerinin yaşandığını, azınlık pay sahiplerinin ihlal edildiğini, toplantıya bakanlık temsilcisinin ve denetçinin çağrılmadığını, davacının genel kuruldaki sorularının cevapsız bırakıldığını, detaylı bilgi verilmediğini, müvekkilinin itirazlarının genel kurul tutanağına eklendiğini belirterek, genel kurul maddelerinin iptaline, maddelerin yürürlüğünün durdurulmasına, şirkete özel denetçi atanmasına, şirketin grup şirketler ile ilişkilerinin açıklanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; dava dilekçesine müvekkili şirketin unvanının yanlış yazıldığını, davacının somut bir talepte bulunmadığını, genel kurul kararlarının yürürlüğünün durdurulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ilişkilerinin araştırılmasının somut bir talep olmaksızın mümkün olmadığını, şirkete özel denetçi atanması için TTK 439 maddeye göre en az % 10 oranında pay sahibi olunması gerektiğini, davacının payının % 3 olduğunu, talebinin yasaya uygun olmadığını, davacının genel kurullarda hazır bulunduğunu, her genel kuruldan itibaren üç aylık hak düşürücü sürenin mevcut olduğunu, buna göre 09/05/2018 tarihli genel kurul kararları dışındakilerinin incelenmesinin mümkün olmadığını, üç aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, T.T.K.’nun 407 inci maddesine göre genel kurulda Bakanlık Temsilcisi bulunması zorunluluğunun kaldırıldığını, bilanço ve gelir tablolarının yasal süresinde şirket merkezinde görüşmeye açıldığı gibi, yine davacının kendi imzasını taşıyan teslim belgesine göre de ayrıca 24/04/2018 tarihinde elden teslim alındığını, geç teslim alındığı ya da alınmadığı veya inceleyecek zaman bulamadığı iddialarının Genel Kurulu işgal etmek ve mahkemeyi de yanıltmak amaçlı olduğunu, her ne kadar "mizanı alamadım" kaydı bulunmakta ise de Genel Kurulun 31/12/2017 tarihine kadar ki hesap ve faaliyetlere ilişkin olduğundan son ayın mizanının da Nisan 2018 tarihinde verildiğini, yine itirazında yer alan denetçinin genel kurulda bulunma zorunluluğunun yasa ile yürürlükten kaldırıldığını, şirketin mali yapısı - geçmiş yıl zararları, yeni iş kolunda yatırım ihtiyacı ve son iki yıllık konjonktürde ki olumsuz gelişmeler nedeniyle şirketin kar dağıtacak durumda olmadığını, yasaya ve ana sözleşmeye göre yönetim kurulu üyelerinin bir ile üç yıl görev yapmak için seçilirler hükmü gereği itirazların yerinde olmadığını, ayrıca davaya konu şirkette hiçbir ücretli görevli olmayan yönetim kurulu üyeleri için yıllık 18.000,00 TL ücretin emsalleri ile mukayese edilemeyecek kadar düşük olduğunu, davacının davalı şirket dışında dava dilekçesinde bahsettiği ... şirketinin % 49,4 payının sahili olduğunu, davacının bu payları ve genel kurullarda verilen izinlerde 2010 yılına kadar her iki şirketin de yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğünü, davalı .... A.Ş., davacının da hazır bulunduğu önceki genel kurulda unvanına Otomotiv ibaresinin eklendiğini, ... A.Ş.gibi araç imalinde yer almayı hedeflediğini, bu nedenle 395 madde kapsamında iznin zaruri olduğunu, davacının bunları bilen ve yaşayan kişi olmasına rağmen konuyu istismar ettiğini, ayrıca verilen iznin yönetim kurulu üyelerinin kendi başlarına iş yapacakları anlamına gelmediğini, böyle bir uygulamanın hiç olmadığını, ortakların ya da yakınlarının şirkete borç alıp verme olanağının da ortadan kalktığını, ortada davacının mağdur olacağı bir karar bulunmadığını savunarak, özel denetçi isteminin reddine, genel kurul iptal istemli davanın da usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 19.12.2018 tarihli celsenin 1.nolu ara kararında; davalı şirkete özel denetçi tayin istemine ilişkin davanın dosyadan tefrikine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davalı şirketin 09/05/2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararlardan gündemin dokuzuncu maddesine istinaden alınan 'Yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK.nun 395 'nci ve 396 'ncı maddeleri çerçevesinde izin verilmesine' ilişkin kararın 'Yönetim Kurulu üyelerinin' haricinde sayılan kişiler açısından yani 'Yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK.nun 395 'nci ve 396 'ncı maddeleri çerçevesinde izin verilmesine' ait kısmının iptali gerektiği, bunun dışındaki diğer kararların yasaya ve ana sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı bulunmadığı vicdani kanaatine varılarak ..."gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... AŞ'nin 09/05/2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesinde alınan "Yönetim Hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK.nun 395 'inci ve 396 maddeleri çerçevesinde izin verilmesine" şeklindeki kararın "Yönetim kurulu üyelerinin" haricinde sayılan kişiler yönünden iptaline, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, davalı şirketin yönetim kurulunda üyelerin kullanabildiği 47.409 oy ile yönetim kurulunu dışarıdan destekleyen 922.510 oyun toplamı olan 970.000 oyun ibra ile ilgili oylarda oydan yoksunluğa ilişkin zorunluluklar hariç tüm kararların alınmasında firesiz bir şekilde müvekkiline ait 30.000 oy ve diğerleri toplamı 970.000 oy ile sağlanan nisap ile elde edildiğini, bunun ilk bakışta nisaplara ve kanuna yönetmeliğe uygun olarak göründüğünü, bilirkişi incelemesi ile mahkeme tarafından nisabın hukuka uygun görülen ancak TTK ve ilgili yönetmeliğin kendilerine kullanma hakkı verdiği hususların dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması ve hukuk nizamı tarafından korunmayacağı ilkesinin inceleme kapsamına alınmadığını, hüküm kurulurken gözetilmediğini, mahkemenin sadece gündemin 9.maddesi ile ilgili talebin bir kısmının iptalinin gerektiği, diğer maddelerinin iptali isteminin reddine ilişkin kararın yani 6,7 ve 9.maddenin iptali kabul edilmeyen kişileri ilişkin bölümünün, hukuka ve dürüstlük kuralına, iyi niyete aykırı olduğunu, esasa ilişkin eksik inceleme yapıldığını, mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davalı şirketin genel kurulunda tüm kararların tam bir nisap birliği içinde alan hakim pay sahiplerinden ... durumunun gözetilmediğini, bilirkişi kanaatlerinde yer almadığının anlaşıldığını, böylece fiilen hakim şirket yerinin hakim kişinin aldığını, gündemin 6.maddesinde oylanan iptali istenen ibra kararının söz ettikleri gerekçe kapsamında incelenmediğini, son sermaye artışı ile payın %3'e düşürülen müvekkilinin oyuna karşılık hakim şirket ... davalı payının %40.63, davalıdan alacağı olmasına rağmen kullanmadığı rüçhan hakkının kullandırılması ile şahsi payının %40.7'ye ulaşan fiilen hakim olduğu payın ise %90 üzerine çıkan ... oylarının belirleyiciliği sonucunda karara bağlandığını, payı %3'e düşürülen ve yönetim kurulunda temsil edilmeyen müvekkilinin şirketin kurucularından olması nedeniyle önerdiği hususların dikkate alınmaması bir yana TTK 436/2. Maddesi kapsamında, ... şirkette konumu ve 3.şahıslar nezdindeki görüşünün işlevi ve her alanda temsil ve karar verici konumunda olmasının diğer maddelerin oylanmasında kullandığı üstlüğünü kullandığını, ... oyununda esasen fiilen ... oyu olduğunu, ezici nisap üstlendiği azlık bile olmayan müvekkilinin genel kurulda sadece seyirci kalacak hale getirdiğini, özel denetim talebi de ret olunan müvekkiline sadece bilgi alma ve inceleme hakkını kullanma ve iptal davası açabilme hakkının kaldığını, bunların kullanılması esnasında ise önemli ihlallerin, büyük sıkıntıların ve keyfi uygulamaların meydana geldiğini, gündemin 7.maddesinde oylanan ve iptali istenen yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve 8.maddede, huzur hakkı bedeli kararlarının olduğunu, maddenin oylanmasında müvekkili itirazının sanki yönetim kuruluna davalı yönetimindeki çalışmaları için uygun bulunan yılık 18.000,00 TL tutarındaki huzur hakkı miktarına itiraz ediliyormuş gibi düşük bir profile indirgenerek oylandığını, bilirkişilerin sadece nisabın hukuka uygun olmasını yeterli bulması ve yapılan peçelemeyi görmeyişinin iptalinin gerekmediği sonucunda kanaati doğurduğunu, gündemin 9.maddesinde oylanan yönetim kurulu üyeleri haricinde sayılan kişilere verdiği izinlerin kaldırılması kanaatinin mahkemenin uygun görmesi ve bu yönde hüküm tesisine katıldıklarını, İstinaf talebi dışında tuttuklarını, bilirkişi kanaatine uyularak ret kararı verilen davalı şirkete yönetim kayyımı atanması hususunun esasen TMK 427/4 maddesi kapsamında uygun mütalaa edilmeyeceği anlaşılıyorsa da müvekkili talebinin gerekçesini hakim ortak lehinde ve TTK 357 kapsamındaki eşit işlem ilkesine aykırı ihlalin önlenmesi ,atanacak kayyım ile dürüstlük kuralına bir genel kurul yapılabilmesi, süresi ve görevi mahkeme tarafından kısıtlıda olsa da belirlenecek bir kayyım idaresinde hatta kayyımın divan başkanı olarak bulunacağı bir toplantının ifasının sağlanmasına matuf olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinaf konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 445 vd. maddeleri gereğince anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalı şirketin hissedarlarından olduğu, hisse oranını %3 olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, iptali talep edilen genel kurul kararlarının iptal talebi reddedilen maddelerinin reddine dair kısmının ve kayyım atanmasına ilişkin talebin reddi kararını isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 25.02.2008 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin 09.05.2018 tarihinde 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, gündemin 3.maddesinde, davacı tarafça faaliyet raporunu süresinde almadığı ve bu nedenle haberdar olmadığına bildirmiş olmasına yönetim kurulu başkanlığı tarafından 24.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği ancak ilgilinin mizan istendi alınamadı kaydı ile teslim aldığının görüldüğü, ... bütün ortaklara yeterli süre verilerek faaliyet raporu bilgilerine sunulduğunun belirtildiği, bu nedenle okunmuş sayılmasına ve doğrudan doğruya müzakereye başlanmasını talep ettiği, önergenin oylandığı, davacının 30.000 ret oyuna karşılık 970.000 kabul oyu ile 2017 yılı faaliyetleri hakkında yönetim kurulunun faaliyet raporunun okunmuş sayılmasına oy çokluğu ile karar verildiği, oylama sonrasında davacının söz aldığı, genel kurulda da diğer şirketlerde olduğu gibi ortakların haklarının hem korunmadığı hem de ihlal edildiği durumu ile karşı karşıya kalındığı, bu durumun önceki sermaye artırımı genel kurulunda da gündeme getirildiği, konu ile ilgili ihlal edilmiş taleplerinin mahkemelerde sürdürüldüğü, şirket yönetim kurulunun şirketin menfaatlerini korumayarak hisselerin büyük çoğunluğunu elinde tuttuğu, şirketin hisselerinin ve şirket kontrolünün muvazaalı şekilde ...'ın eline geçmesine müsaade ettiği, daha sonra şirketin faaliyet konusunun değiştirilerek faaliyet konularının aynısının ... AŞ'ye verilmek suretiyle hem davacı hem de söz konusu şirketin yönetim kurulu üyesi görevlerini üstlenen kişilerin kendi şirketlerinde rekabet etmemesi kuralını ihlal etmekten dolayı şirketin zarara sokmak durumu ile karşı karşıya kaldığını, şirket sermayesinin artırılması talebini yapmasına rağmen yönetimi elinde bulunduran ... , ... ile iştirak içerisinde her iki şirketinde menfaatlerini ihlal ettiğini, şirket varlıklarını ... geçirmek, kendisine rakip oluşturmak yolu ile şirketin içini boşaltma girişimlerinin hukuken ve ahlaki, tarafsız yönetim ve ortaklarının haklarını koruma ilkelerini tamamen karşı bir durum oluşturduğunu, faaliyet raporunda yönetim kurulu raporu içeriğinin hiçbir şekilde bilgi verir nitelikte olmadığını, bir çok hususa yer verildiği, sonuç olarak yönetim kurulunun 2017 faaliyetlerinin davacının 30.000 muhalefet oyuna karşılık 970.000 kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği, gündemin 4.maddesinde 2017 yılı finansal tabloların okunması ve müzakeresi ve onaylanmasına geçildiği, söz alan ...'in önceden yeterli süre verilerek finansal tabloların ortaklara incelemeleri için verildiğinden okunmuş sayılmasını talep ettiği, yapılan oylama sonucunda davacının 30.000 ret oyuna karşılık oy çokluğu ile finansal tabloların okunmuş sayılmasına karar verildiği, davacının bu maddede söz aldığı, beyanını tutanağa geçirttiği, gündemin 5.maddesinde, kar dağıtılıp dağıtılmayacağı konusunda ... söz verildiği, ... 2017 karının geçmiş yılların zararına mahsup edilerek dağıtılmamasının talep edildiği, davacının söz aldığı, yasal hakkının kullanılmasını talep ettiği, oylamaya geçildiği, yapılan oylamada 2017 yılı faaliyetlerinden elde edilen karın geçmiş yıllar zararına mahsup edilerek karın dağıtılmamasına davacının ret oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, gündemin 6.maddesinde, ibra oylamasına geçildiği, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibrası için oylama yapıldığı, ...'nun ibrası için yapılan oylamaya ... katılmadığı, oylama sonucunda davacının ret oyu ile 2017 yılı faaliyetleri ve mali hesapları yönünden ibrasına karar verildiği, ... ibrası için yapılan oylamaya vekilin ...'nın katılmadığı, davacının ret oyuna karşılık oy çokluğu ile ibra edildiği, ...'ın ibrasına vekilinin katılmadığı, oy çokluğu ile ibrasına karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin topluca ibrası için oylamaya geçildiği, davacının ret oyuna karşılık oy çokluğu ile ibra edildiği, yazılı önerge verilerek yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ... önerildiği, davacının söz aldığı, yönetim kurulu üyeliğinin tek kişiye indirilmesini ve bu tek kişilik yönetim kurulu üyeliğine de kendisini önerdiği, davacının önerisinin oya sunulduğu, yapılan oylamada davacının kabul oyuna karşılık 970.000 ret oyu ile önerinin reddedildiği, şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyeliğinin tek kişi olmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından bu hususun oylama dışı bırakıldığının belirtildiği ve öneride belirtilen kişilerin oy çokluğu ile 3 yıl süre ile görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliliğine seçilmelerine dair karar alındığı, gündemin 8.maddesinde, söz alan .... yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı Haziran 2018 tarihinde başlamak üzere yıllık net 18.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine, ödemenin şekil ve zamanının yönetim kurulunca belirlenmesini talep ettiği, davacının söz aldığı, yönetim kuruluna seçilen ortakların esasında diğer şirketlerde de bordroda bulunduğu, bir veya birden çok şirkette ücret aldıkları için 18 yıldır uygulanan şirket kuralı olarak şirkette ortak veya yöneticilerin yönetimde üstlendikleri görevler yüzünden huzur hakkı almaları talepleri var ise şirketlerdeki görevlerinden istifa etmeleri gerektiği kuralına uyulmasını ve bunun oylanmasını talep ettiği, söz alan ... ismi yazılı kişilerin şirketten herhangi bir ücret almadıklarını beyan ettiği, oylamaya geçildiği, oylama neticesinde davacının ret oyuna karşılık yönetim kurulu üyelerine yıllık net 18.000,00 TL huzur hakkı ödenmesinin oy çokluğu ile kabulüne karar verildiği, gündemin 9.maddesinde söz alan davacının etik kurallar ihlali içermesi dolayısıyla aynı konuda faaliyet göstereceği anlaşılan 2 ayrı şirkette çalışmanın yasaklanmasını talep ettiği, oylamaya geçildiği, oylama sonucunda yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve 2.dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK'nın 395 ve 396 maddesi çerçevesinde izin verilmesine, davacının ret oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul kararı verildiği, davacı tarafça genel kurul kararının iptali amacıyla 09.08.2018 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delilleri dosyaya ibraz ve celp edildikten sonra, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır. 24.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; genel kurulda görüşülen ve kabul edilen davalı şirketin 2017 senesine ait bilânçosunun ve kâr zarar hesaplarının detaylı şeklinin rapor ekindeki dosya içinde yer aldığı, davalı şirketin 2017 senesinde 743.612,02 T.L. lık net satış yaptığı, satışlarının maliyetinin 265.967,90 T.L. olduğu,477.644,12 T.L. brüt kâr elde etmiş olduğu, satış kârlılığını gösteren rasyolardan en önemlisinin “brüt kâr marjı rasyosu” olduğu, Brüt Kâr Marjı - Net Satışlar - Satılan Malın Maliyeti / Net Satışlar şeklinde formulüze edildiği, buna göre davalı şirketin 2017 senesindeki brüt kâr oranının % 64 olduğu, brüt kârdan, faaliyet giderlerinin tenzilinden sonra kalan net kârın 338.317,38 TL olduğu, davalı şirketin tüm satışlarının detaylı listesinin inceleme sırasında alınmış olduğu, bunların dört sayfa halinde dökümünün raporun ekindeki dosya içinde takdim edildiği, Türk Ticaret Kanunu'nun “Dürüst Resim İlkesi” başlıklı 515/1 inci maddesi; "Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, -karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır.” şeklinde olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun “Yönetim Kurulunun Yıllık Faaliyet Raporu” başlıklı 516/1 inci maddesinde ise; “Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır.” denildiğini, bu maddelere göre davalı şirketin genel kurul toplantısına sunulan 2017 senesine ilişkin bilânçosunu, gelir tablosunu ve yönetim kurulu faaliyet raporunu irdelediğinde; yasa'ya uygun olarak düzenlendiklerini ve doğruyu yansıttıklarını, anlaşılır olduklarının görüldüğünü, davalı şirketin 2017 senesinde 338.317,38 TL' net kâr elde ettiği, ancak, önceki yıllardan devreden 810.685,78 TL zararı olduğu, geçmiş yıl kârlarının ise 134.769.20 TL olduğu, zararın 675.916,58 TL daha fazla olduğu, 2017 senesindeki 338.317,38 T.L. lık kârın bu zararı kapamaya yeterli olmadığından, kâr dağıtılmaması kararının yasaya uygun bulunduğu, gündemin 6 ıncı maddesine göre yapılan ayrı ayrı oylama neticesinde yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğuyla ibra edildiği, ayrı ayrı oylama yapılmış olsa bile yönetim kurulu üyelerinin tamamının TTK'nun 436/2'inci maddesine göre ibrada oydan yoksun olduğu, TTK. m. 436 fikra 2 de; ibra konusunda özel bir oydan yoksunluk hali düzenlendiği, anılan hükme göre, “Şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamazlar” düzenlenmesinin bulunduğunu, bu fıkra aynı maddenin 1. Fıkrasından farklı olarak, ibra oylamasındaki oydan yoksunluğu, sadece pay sahibi olan yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine sahip pay sahipleri için getirdiği, bu nedenle yönetim kurulu üyesinin karısı, üst ve alt soyu hakim olduğu sermaye şirketi ibrada oy kullanabileceği, (Yargıtay 11. HD'nin 27.01.2006 t. ve E. 134, K.615 sayılı kararı - Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu 2. Cilt Ankara 2007, s.2058). olayda ise, üç yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı yapılan oylamada, yönetim kurulu üyelerinin sadece kendileri için oy kullanmadığı, oysa, üçü için de oydan yoksunluğu söz konusu olduğundan, üçününde kullandığı oyların geçersiz olduğu, çünkü, ayrı ayrı oylama yapılmış olsa bile, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacakları, oydan yoksun olan hisse adedi toplamının 47.490 olduğu, geriye 952.510 adet kullanılabilir oy kaldığı, kullanılabilir oyun 30.000 adetlik kısmının davacı tarafından olumsuz olarak kullanıldığı, kullanılabilir oydan bunun tenzili halinde, kalan ve olumlu olarak kullanılan 922.510 adet oyun, yönetim kurulu üyelerinin ibraları için yeterli olduğu, gündemin 7 inci maddesine göre yapılan yönetim kurulu seçiminde yasa'ya ve ana sözleşmeye aykırı bir hususun olmadığı, gündemin 8 inci maddesine göre belirlenen kişi başına yıllık net 18.000. TL huzur hakkının, davacı şirketin mali yapısına ve piyasa koşullarına uygun bulunduğu, gündemin 9 uncu maddesine göre “yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına T.T.K.'nun 395. ve 396. maddeleri çerçevesinde izin verilmesi” konusuna gelinecek olursa; genel kurulda 9 numaralı maddede izin verilmesine dair karar alınan T.T.K.'nun 395 inci ve 396 ıncı maddelerinin ilgili kısımlarının; şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı , Madde 395- (1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batı! olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf bövle bir iddiada bulunamaz. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/17 md.) Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet. garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir." Rekabet yasağı, Madde 396- (1) "Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir." Türk Ticaret Kanunu'nun “Oydan Yoksunluk” başlıklı 436 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında; “Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.” dendiği, 9 numaralı maddede belirtilen husus yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili olduğundan, toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun olduğu, rekabet yasağının kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesinin kendisi ile kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu halde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili oylamaya katılabileceği, Türk Ticaret Kanunu'nun 395 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 396 ıncı maddesinin 1.inci fıkrası yönetim kurulu üyelerine verilecek olan izinler ile ilgili olduğu, sadece Türk Ticaret Kanunu'nun 395 inci maddesinin 2 inci fıkrasının pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınlarının şirkete nakit borçlanamayacaklarını kastettiği, verilen izinler için karar yeter sayısı sağlanmış olsa bile, kararda; yönetim kurulu üyelerinin haricinde sayılan “yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sihri yakınlarına” verilen izinlerin hem kanun'da sayılan tanımlamaları aştığı, hem de bu kişilere verilen ,şirkete nakit borçlanmaları, bu kişiler için şirketin kefalet, garanti ve teminat vermesi, şirketin bu kişilerin borçlarını devir alması gibi izinlerin şirketin amacına uygun düşmediği, ayrıca iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu, bu nedenle 9 uncu maddede alınan kararın, yönetim kurulu üyelerinin haricinde kalan kişiler için iptali gerektiği, T.T.K.'nun 439 uncu maddesinin 1 inci bendinde; “Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibari değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir.” hükmüne haiz olduğu, davacının ise pay oranının % 3 olduğu yasa'da öngörülen oranın altında kaldığı, davalı şirketin yönetim organı mevcut olup, kayyım atanması için bir neden görülmediği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde 656827 sicil numarasıyla kayıtlı olan davalı ...'nin 09-05-2018 tarihinde yapılan 2017 senesine ait olağan genel kurul toplantısında, gündemin 9 uncu maddesine istinaden alınan “yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, yönetim kurulu üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK'nun 395. ve 396. maddeleri çerçevesinde izin verilmesine” ilişkin kararın “yönetim kurulu üyelerinin” haricinde sayılan kişiler açısından, yani; “yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına T.T.K.'nun 395, ve 396. maddeleri çerçevesinde izin verilmesine” ait kısmının yapılan açıklamalara istinaden iptali gerektiği, bunun haricindeki diğer kararların, mevcut delillere göre yapılan inceleme neticesinde; kanun'a veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı yönü görülmediği belirtilmiştir. Bilirkişi heyet raporu, dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; incelemenin eksik yapıldığını, yanlış bilgilere dayandığını, özel denetçi taleplerinin kabulüne 03.04.2017 tarihinde alınan karar ile sermayenin 1.000,00 TL'ye çıkarılması sürecinde hakim şirketin rüçhan haklarının şirket tarafından kullanılmayıp eşit ortağa kullandırılması ile hakim ve danışman ortağın davalı şirketin %97'sini kontrol eder hale geldiğini, müvekkili payının %3'e yani azlık payın altına düşürülmesinin gerçekleştiğini, hakim şirket - hakim ortak, yönetim kurulunun birlikte iş birliği içinde kanuna karşı hile ile kanunu dolanma yolu ile bu sonuçları elde ittiğini, raporun bu bakış açısından uzak ve noksan olduğunu iddia ederek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın, genel kurulun gündeminin 9. maddesi yönünden kabulü ile maddenin iptaline, diğer taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. TTK'nın 445. maddesinde ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler'' hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 446. maddesinde ise iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Davacı, dava konusu olan 09.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7,8 ve 9 numaralı kararların iptalini istemiş, muhalefet şerhlerini tutanağa geçirtmiş ve süresi içinde eldeki davayı açmıştır.Yukarıda yer verilen bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere; davalı şirketin genel kurulunda alınan ve dava konusu yapılan kararlardan gündemin 9 nolu bendinde yer alan gündem maddesinin, şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağına dair yasal düzenleme kapsamında kanuna uygun olmadığı, diğer alınan kararların ise aynı yasanın 445. maddesinde belirtildiği üzere, kanun ve esas sözleşme ile dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından talep edilen özel denetçi istemi ile ilgili dava iş bu dosyadan tefrik edilmiştir. Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması iddiası dile getirilmiş ise de bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, davalı şirketin yönetim organı mevcut olup, kayyım atanması için bir neden görülmemektedir. TMK'nın 427/4. maddede düzenlenen organlardan yoksunluk, anonim şirketin zorunlu organlardan yoksun kalmasını vurgular. Anonim şirketlere kayyum atanması istisnai bir çözümdür ve şirketin organsız kalması nedeniyle sona ermekten kurtaran geçici bir çaredir. Bu yüzden kayyum tayini davalarında asıl amacın şirketin devamlılığının sağlamak olduğunun gözden uzak tutulması gerekir. Kayyumun, organın yerini alarak şirketi sürekli şekilde yönetmesine ve temsil etmesine yol açılmamalıdır. Ayrıca kayyum atanması gereken hallerde kayyumun görevi, yetkileri, süresi ve ücreti ayrıntılı olarak belirlenmelidir. Bu sebeple davacı vekilinin TMK'nın 427 maddesi gereğince davalı şirkete yönetim kayyımı atanma talebinin de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 25.04.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.