7. Hukuk Dairesi
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/411
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2022
NUMARASI : 2021/634 Esas - 2022/894 Karar
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili arasında ısı yalıtımı malzemesi alışverişi gerçekleştiğini, alış veriş karşılığı olan paranın davalı yanca ödenmediğini, Tahsil edilmeyen bu alacak İçin Gebze İcra Dairesi 2021/10856 E. Sayılı dosyasında İcra takibi yapıldığı Davalı yanca yapılan itiraza istinaden İtirazın İptaline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı fatura iddiasına dayalı bir alacak talebinde bulundığını, ancak gerek icra takibi gerek dava dilekçesi haksız ve kötü niyetli olduğunu, zira müvekkili şirkete, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir mal teslimi asla yapılmadığını, dava dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; takibe konu fatura içeriğindeki mal veyahut hizmet iddiasının müvekkiline teslimine dair herhangi bir belgeye veyahut usulüne uygun bir ispat vasıtasında dahi dayanmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/10915 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği mal teslimi iddiasının gerçeğe aykırı olduğu buna ilişkin hiçbir delilinin olmadığını, zira davacının tek taraflı işlemi ile fatura düzenlemesinin malın teslim edildiğini kanıtlamayacağını, davacının, davalı şirketi icra takip öncesinde temerrüte düşürmediğinden takip öncesi dönem için talep edilen temerrüt faizi yönünden davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından talep edilmiş olan faizin başlangıç tarihi fatura tarihi olduğundan hatalı olarak belirlendiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Maliye Bakanlığından celbedilen BA-BS bildirim formlarından hem de tarafların ticari defterlerinden anlaşıldığına göre davalı şirketin davacı şirkete icra takibine konu borcu olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın, fatura münderecatına 8 gün içerisinde hiçbir itirazda bulunmamasının, davacı şirketin kendilerine kesmiş olduğu bu faturaları ticari defterlerine işlemesi ve üstüne üstün maliyeye bildirmesi mal tesliminin başka delile ihtiyaç olmayan başlı başına ispatı olduğunu, nitekim aynı bu hususa ilişkin olarak Yargıtay İçtihatlarının da taraflarınca dosyaya sunulduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2022 tarih, 2021/634 Esas - 2022/894 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının 2 adet faturaya dayanarak davalı hakkında takip başlattığı, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar) Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.
Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1).
HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar) 6102 sayılı TTK'nun 1530. Maddesinde Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiş olup, (2) fıkrada; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. (3) fıkrada; Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır. (4) fıkrada; Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:
a)Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.
b)Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.
c)Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda.
d)Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 10. maddesinde ise; "Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." hükmü yer almaktadır. 6098 sayılı yasanın117.maddesine göre de, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu 2 adet fatura ile ilgili olarak Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2021/10915 sayılı takip dosyası ile 22.237,10 TL asıl alacak ve 4.729,87 TL takip öncesi işlemiş 6102 sayılı yasanın 1530/7.maddesi gereği faiz üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 08.06.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 10.06.2021 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 02.09.2021 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk başvurusunun yapıldığı ve anlaşama ile sonuçlandığı anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturaya dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların delil olarak dayandıkları ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, bu hususta dosyaya sunulan 13.04.2022 UYAP kayıt tarihli bilirkişi raporu ve 19.02.2022 tarihli bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasında faturalara dayalı bir ticari ilişkinin bulunduğu, davaya konu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine dosyaya gelen BS-BA kayıtların göre tarafların uyuşmazlık konusu faturaları vergi dairesine bildirdikleri, bu şekilde faturaların davalıya tebliğ edilmiş olduğu, davalının bunu vergi dairesine kaydettirdiği, faturalara 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz etmediği anlaşıldığından taraflar arasında takibe konu faturalara esas ticari ilişki olduğu kabul edilmiştir.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1).
HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan raporlara göre, faturaların tarafların defterlerinde yer aldığı, dosyaya gelen BS-BA kayıtların göre tarafların uyuşmazlık konusu faturayı vergi dairesine bildirdikleri, bu şekilde faturaların davalıya tebliğ edilmiş olduğu, davalının bunu vergi dairesine kaydettirdiği, faturaya 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz etmediği nazara alındığında davalıya tebliğ edilen faturaya ve içeriğine TTK’nın 21. maddesindeki 8 günlük itiraz süresinde itiraz etmediğinden davalının fatura içeriklerini kabul ettiği anlaşılmıştır. Nitekim dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki tespitlerde bu yöndedir.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6100 sayılı HMK’nın 222/2. ve 3. maddelerine göre tarafların ticari defter kayıtları ve BS-BA formları yönünden taraflar arasında faturadan kaynaklı bir ilişkinin bulunduğu, davalının fatura içeriklerine yasal sürede itiraz etmediği ve içeriğini aynen kabul etmiş olduğu, defter kayıtlarında borcun ödendiğine dair bir verinin de bulunmadığı nazara alındığında, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan iki fatura için toplam 22.237,10-TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış, bu nedenle davalının takibe yaptığı itirazın asıl alacak yönünden haksız olduğu, defter kayıtlarına göre ve dosyaya sunulan kayıtlara göre anılan faturalara ilişkin davalı tarafından bir ödeme de yapılmadığı anlaşılarak, anılan bedel yönünden davacının haklı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı takip öncesi için ve takip sonrası için 6102 sayılı yasanın 1530/7.maddesi uyarınca faiz talep etmiş ise de; anılan faizin talep edilebilmesi için tedarik sözleşmesi yani ana üreticiye belli bir süre mal veya hizmet temininin sağlanması, bu hususta taraflar arasında bir sözleşmenin bulunması gerekmektedir. Eldeki dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
TTK'nın 1530.maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3266 esas 2018/4228 karar) Bu nedenlerle davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Yine faiz olarak da taraflar arasında 1530.madde kapsamında bir tedarik sözleşmesi de bulunmadığından takipten sonra avans faizine hükmedilmesi gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı talebi ilk derece mahkemesince reddedilmiş olup aleyhe istinaf olmadığından bu hususta ayrı bir değerlendirme yapılmamıştır.
Anılan nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken,
HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde karar oluşturulmadan, Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine,
HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal eder şekilde yetersiz gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup anılan kararın kaldırılması gerekmiştir. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin ve davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bu nedenlerle; davalı tarafın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜNE;
1.)Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2022 tarih, 2021/634 Esas - 2022/894 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/10915 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 22.237,10 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden sonra avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, c-Alınması gerekli 1.519,01 TL harçtan peşin alınan 325,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.193,31 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, ç-Davacı tarafından peşin yatırılan 325,70 TL peşin, 59,30 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, d-Davacı tarafından tebligat, posta, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olarak sarf edilen 1.253,00 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre (%82) hesaplanan 1.027,46 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına e-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, f-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 4.729,87 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, g-Arabulucu gideri olarak sarf edilen 1.320,00 TL'nin kabul-red oranına göre (%82) hesaplanan 1.082,40 TL’sinin davalıdan alınarak, bakiyesi olan237,60 TL’sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, ğ-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana İADESİNE,
2.)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c-Davalı tarafından yapılan 492,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 208,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 700,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda,
HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2024 ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*