14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/774
KARAR NO: 2024/750
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/01/2021
NUMARASI: 2019/379 E. - 2021/30 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticaret sicil müdürlüğünün sorumluluğu idiasıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirket müşterisi olan Düzce Kamu Hastanesi Genel Sekreterliği'ne ... isimli şahsın 06/06/2017 tarihinde evrak gönderdiğini, ilgili evrak içeriğiyle ...Tic.A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanlığına ... isimli şahsın seçildiği, kendisine imza yetkisinin verilmiş olduğu ve şirketi temsil ettiğinden bahisle vekaletnameler düzenlendiği, şirketi İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kendi adına tescil ettiğinin öğrenildiğini, davacı şirket yetkilisi ...'un ilgili müşterinin gelen evrak üzerine bildirimde bulunması sonucu yapılmış olan işlemi 06/06/2017 tarihinde öğrendiğini, Bakırköy ...Noterliğinden alındığı öne sürülmüş olan 05/05/2017 tarih ve ... sayı ile onaylı genel kurul ve aynı noterliğin 12/05/2017 tarih ... sayı ile onaylı yönetim kurulu kararının gerçeği aykırı olarak düzenlendiğini, ayrıca Genel Kurul'da hazır bulunanlar listesinde şirket yetkilisi olarak görülen ...'un imzasının da taklit edildiğini, Bakırköy ... Noterliğinin böyle bir işlem yapmadıklarını belirttiğini, Bakırköy ...Noterliğinde düzenlenmiş olduğu iddia edilen imza sirkülerinin de sahte olduğunu, işbu noterliğinde böyle bir işlem yapmadıklarını belirttiğini, ...'nin şirketin ilgili olduğu Develi Belediyesi Dsi 7 Bölge Müdürlüğü Gümüşhane Dsi 223 bölge kurumlara yazı yazdığını ve şirket adına ödeme talep ettiğini, davacı şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurarak ... tarafından verilmiş olan evrakların sahte olduğunu, yapılan tescil işlemlerinin iptal edilmesini talep ettiğini, fakat ilgili kurumun işlemi iptal edemeyeceklerini, kesinleşmiş mahkeme kararı getirmelerini istediğini, geçen süreçte davacı şirketin zararının katlandığını ve iflasın eşiğine gelindiğini, İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/696 esas sayılı dosya ile tespit davası açtıklarını, 22/02/2018 tarihli kararla davanın kabul edildiğini, ...'nin ortaklığına ilişkin karar ve tutanakların sahteliğinin ve ... davacı şirkette ortaklığının devam ettiğinin tespitine hükmedildiğini, ilgili memur hakkında görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle Bakırköy C.Başsavcılığının 2018/3927 sayılı iddianame kabul edilmiş olduğunu İstanbul 29.Asliye Ceza Mahkemesinde 2018/117 esas sayılı davanın halen görüldüğünü, ticaret sicil müdür yardımcısı ...'in belge kontrolü ve imza karşılaştırması yapmadan kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak sahte belgelerle şirketin tescil işlemini gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 26.10.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle; toplam 103.139,16 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; huzurdaki davada husumet yöneltilmesi gerekenin davacı değil, davanın konusunu teşkil eden ve kusursuz bir şekilde aslına birebir benzeyen evrakı hazırlayan ve bundan faydalanan gerçek kişi olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen sözde doğmuş maddi zararlar ile davalının eylemleri arasında herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığını, işbu davanın hiçbir suretle kusur yahut ihmale dayalı hukuka aykırı bir eylemi bulunmayan davalıya yöneltilmemesi gerektiğinden davanın husumet yokluğundan reddedilmesini talep ettiklerini, dilekçesi ekinde sunulan ve davacısı ..., davalısı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü olan İstanbul 1.ATM.nin 2017/571 esas, 2017/911 karar sayılı dosyasının 08/11/2017 tarihli gerekçeli kararı ile de sabit olduğu üzere İTO'nun huzurdaki davaya konu edilen evrakın sahteliğine ilişkin bir mahkeme kararı olmaksızın kayıtlarını düzeltme yetkisi bulunmadığını, davalının davaya konu edilen evraka ilişkin tescil işlemlerini ilgili mevzuata harfiyen uygun şekilde gerçekleştirdiğini, gerekli inceleme ve araştırma yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, 6102 Sayılı TTK.nun 32.madesinin 1.fıkrası uyarınca davalının tescil için başvurusu yapılan evraklarda kanuni şartların var olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunduğunu, davalının incelediği evrakların yasal şartları taşıdığını tespit ederse tescil kararı verebildiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34.maddesinin inceleme yükümlülüğü başlığını taşıyan maddesinde de müdür ve müdür yardımcılarının tescil için aranan şartların var olup olmadığını incelerken hangi hususlara dikkat etmesi gerektiğinin düzenlendiğini, yönetmelikten de anlaşılacağı üzere İTO nezdinde çalışmakta olan müdür ve müdür yardımcılarının tescil başvurusu için sunulan evraklarda bulunan imza ve noter kaşesini inceleme yükümlülüğü ve hatta yetkisi bulunmadığını, davacı tarafın huzurdaki davaya konu edilen maddi tazminat talebine dayanak olarak gösterdiği hususları hiçbir suretle ispat edemediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbara cevap dilekçesinde; Ticaret Bakanlığı vekili özetle; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, zararın kabulü halinde dahi tazminat davası açma hakkının doğrudan zarara uğramayan şirket ortağının olmayıp tüzel kişiliğin olduğunu, husumet ehliyetinin bulunmadığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden edilinerek incelenen tescil işlemine dayanak oluşturan 05.05.2017 tarihli yönetim kurulu kararının Bakırköy ... Noteri tarafından 12.05.2017 tarihi ile onaylandığı, 05.05.2017 tarihli genel kurul toplantı tutanağının ise yine Bakırköy ... Noteri tarafından 05.05.2017 tarihinde onaylandığının görüldüğünü, Ticaret Sicil Personelinin noter tarafından onaylandığı düşünülen söz konusu belgelere güvenerek tescil işlemini gerçekleştirdiğini, 1512 sayılı Noterlik Kanunu gereğince işlem güvenliği açısından imza incelemesinin noter tarafından yapılması gerektiğini, noter tarafından onaylanan işlemin aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğunu, davacı şirket tarafından belgelerin gerçeğe aykırı olduğu ve suç duyurusunda bulunduğu belirtilerek tescil işlemlerinin iptalinin yapılmasının talep edildiğini, müdürlük tarafından sicil işlemlerinin yapılamayacağına ilişkin gerekli açıklamanın yapılarak firmaya kısıtlama koyulduğunu belirterek tazminat davasında müdahilliklerine karar verilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/696 esas, 2018/158 karar sayılı, 22/02/2018 tarihli kararı ile 06/06/2017 tarihinde dava dışı ...'nin İTO nezdinde işlem yapmak için gönderdiği davacı şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğine ilişkin genel kurul kararı ile kendisine imza yetkisi verildiğine ilişkin yönetim kurulu kararı ve bunların noterden tasdikine ilişkin belgelerin sahteliğine, ...'un davacı şirket ortaklığının devam ettiğinin tespitine karar verilmiş, söz konusu karar İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesinin 11/09/2018 tarihli ilamı ile kesinleşmiştir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin ilgililer arasında olup olmadığının ve tescili istenen hususun gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığının araştırılması hususu sicil müdürünün veya yardımcısının yükümlülüğündedir. Davacı şirket ile herhangi bir ilgisi olmayan dava dışı ...'nin tamamen sahte belgelere dayalı olarak davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olarak tescil edilmesi işlemi ile davacı şirketin zararı arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, davacı şirket zararından davalının TTK.25/2 gereğince kusursuz sorumlu olacağı değerlendirilmekle birlikte davacı şirketin bu tescilin iptaline kadar geçen süre içinde şirketin temsil ve ilzam edilememesinden kaynaklı olarak DSI ve diğer ihalelerden hak edişlerini tahsil edemediği, bu nedenle ücretleri ve tahakkuk eden vergileri ödeyemediği, ihaleler için verilen teminat mektuplarının nakde tahvil edildiği ve ... Bankası tarafından takibe geçildiği, iptal edilen ihaleler nedeniyle gelir kaybının olduğu beyan edilmiş ise de işbu zararlarını belgeleyememiştir. Dosya kapsamına sadece DSI tarafından hizmetin aksamasına dayalı 31/10/2018 tarihinde 103.139,36 TL ceza kesildiğinin kanıtı olarak evrak sunulmuş ise de, kesilen bu cezanın İTO tarafından sahte evraka dayalı tescil yapılmasından kaynaklandığı ve ödemenin davacı şirketçe yapıldığı hususunda dosyaya herhangi somut bir bilgi ve belge sunulamamıştır. Bu nedenlerle iddia edilen zarar kalemleri yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilerek..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın haksız olarak reddedildiğini, gerekçenin yetersiz olduğunu, adil yargılanma hakkının temel bir unsurunu gerekçeli kararın oluşturduğunu, müvekkili şirketin müşterisi olan Düzce Kamu Hastanesi Genel Sekreterliğine ... isimli şahsın 06.06.2017 tarihinde evrak gönderdiğini, ilgili evrak içeriğinde ... AŞ Şirketinin yönetim kurulu başkanlığına ... isimli şahsın seçildiği, kendisine imza yetkisinin verilmiş olduğu ve şirketi temsil ettiğinden bahisle vekaletnameler düzenlediği, şirketi kendi adına teslim ettiğinin öğrenildiğini, müvekkili şirket yetkilisi ...'un ilgili müşterinin gelen evrakı üzerine bildirimde bulunması sonucu yapılan işlemin 06.06.2017 tarihinde öğrenildiğini, 05.05.2017 tarihli onaylı genel kurul ve aynı noterliğin 12.05.2017 tarihli onaylı yönetim kurulu kararının gerçeği aykırı olarak düzenlendiğini, ayrıca genel kurulda hazır bulunanlar listesinde şirket yetkilisi olarak görülen ...'un imzasınında taklit edildiğini, Bakırköy ... Noterliğinin böyle bir işlem yapmadıklarını belirttiğini, ...'nin müvekkili şirketle ilgili olduğu, Develi Belediyesi DSİ 7. Bölge Müdürlüğü kurumlarına yazı yazdığını, şirket adına ödeme talep ettiğini, müvekkili şirketin iş yapmakta olduğu kurumlara karşı itibar ve güvenin sarsıldığını, yaşananlardan sonra ticari sicil müdürlüğüne başvurulduğunu, ... tarafından verilmiş olan evrakların sahte olduğunun yapılan tescil işleminin iptal edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ilgili kurumun iptal edemeyeceğini kesinleşmiş mahkeme kararının getirilmesi gerektiğini belirttiğini ve geçen süreçte şirketin zararının katlandığını ve iflasın eşiğine gelindiğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/696 Esas numaralı dosyası ile tespit davası açıldığını, kararda ... ortaklığına ilişkin karar ve tutanakların sahteliğini ve ...'un davacı şirkette ortaklığının devam ettiğinin tespitine hükmedildiğini, ilgili memur hakkında görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle şikayette bulunulduğunu, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/117 Esas numaralı dosyada davanın halen devam ettiğini, Ticaret Sicil Müdürlükleri, Ticari ve Sanayi Odaları bünyesinde faaliyet gösterdiğini, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olan ticaret veya sanayi odası veya ticaret odası bünyesinde kurulan ticaret sicili müdürlüğünün tüzel kişiliğe sahip olmayan bir kamu kuruluşu olduğu, Anayasanın 40/3 ve TTK'nın 25/2 maddesi uyarınca Ticaret Sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlardan doğrudan doğruya devlet ve ilgili odanın sorumlu tutulduğunu, sicilin hukuka aykırı tutulmasına kusurlu davranışı ile sebep olan personele ise ancak bu makamların rücu edebileceğinin düzenlendiğini, ticaret sicilinin ticaret hayatındaki bilgi akışına doğru veya düzgün bir şekilde aktarılmasını sağlaması gerektiğini, tescil işlemi öncesinde sicil müdürü tarafından sicil kayıtlarının düzgün bir şekilde incelenmesi ile sağlanacağını, ticaret sicil müdür yardımcısı ...'in, belge kontrolü ve imza karşılaştırması yapmadan kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak sahte belgelerle şirketin tescil işlemini gerçekleştirdiğini,
TTK 32/1.maddesi gereğince sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğu, sahte evraklarla tescil işlemlerini gerçekleştiren ...'nin kurumlara yazı yazıldığını, şirket adına ödeme talep ettiğini, şirkete yapılan ödemelerle maddi bakımdan zarara uğratıldığını, bilirkişi raporunda DSİ tarafından hizmetin yerine getirilmemesi ilgili kesilen 103.139,36 TL ceza ile belgenin mevcut olduğunu, gecikmeden dolayı tahakkuk eden bu cezanın İTO tarafından sahte evraka dayalı tescil yapılmasından kaynaklandığını kabulünün mümkün olduğunu, bilirkişi raporunda zarara uğradıklarının tespit edildiğini, zararın oldukça yüksek olduğunu, müvekkilinin iş yapamaz durumda olduğunu, o tarihte gerçekleştirilen icra takiplerinin ortada olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 25. maddesi uyarınca, ticaret sicilinin tutulmasından kaynaklı zararın tahsili istemiyle açılmış bir tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, dava dışı gerçek kişi ... tarafından davacı şirketin yönetim kurulu kararı ile birlikte genel kurul toplantısının gerçekleştirdiği, gerçekleştirilen genel kurul kararı ve yönetim kurulu kararının davalı sicil müdürlüğüne ibrazı ile birlikte 17.05.2017 tarihinde sicile tescil edildiği, davacılar tarafından dava dışı ... aleyhine şirketin ortağı olmadığına ve karar tutanaklarının sahteliğinin tespitine dair dava açıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, davalı sicil müdürlüğüne başvurulduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalıların davacının meydana geldiğini iddia ettiği zarardan ve yapılan işlemlerden sorumlu olup olmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, Söğüt Noterliğinde düzenlenen 08.11.2016 tarihli vekaletname ile davacı şirket yetkilisi ... tarafından ... vekil tayin edildiği, Söğüt Noterliğinde düzenlenen 08.11.2016 tarihli imza sirkülerine göre davacı şirketin münferiden yetkilisinin yönetim kurulu başkanının ... olduğu, Kadıköy .... Noterliğinde düzenlenen ... yevmiye nolu 18.05.2017 tarihli imza sirküleri ile davacı şirketin yetkilisi ve yönetim kurulu başkanının Bakırköy ... Noterliğinde 12.05.2017 tarih ve ... yevmiye no ile tasdik edilen yönetim kurulu kararının 1.2.maddelerine göre yönetim kurulu başkanlığına ... seçildiği, imza yetkisinin verildiğinin belirtildiği, dava dışı ... tarafından davacı şirketin 05.05.2017 tarihli 2017/01 Karar nosu ile yönetim kurulu kararı aldığı, kararın dava dışı ... imzası ile tek başına alındığı, kararda yönetim kurulu başkanlığına ...'nin seçildiği ve imza yetkisi ile şirket kaşesi üzerine atacağı münferit imza ile şirkete temsil ve ilzam edilmesine oy birliği karar alındığının belirtildiği, söz konusu kararın Bakırköy ... Noterliğinin 12.05.2017 tarihli işlemi ile onaylandığı, dava dışı ... tarafından 05.05.2017 tarihinde davacı şirket adına olağanüstü genel kurul toplantının gerçekleştirildiği ve toplantı tutanağının düzenlendiği, tutanakta divan başkanı, katip, üye ve oy toplayıcısının aynı kişi olduğu, genel kurul toplantısının TTK 416 maddesi gereğince çağrısız olarak yapıldığının belirtildiği, genel kurul toplantısında genel kurul tutanaklarının imzalanması için divan heyetine yetki verilmesine ve yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ... seçilmesine karar verildiği, alınan kararların davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 17.05.2017 tarihli evrak tarih ve sayısı ile tescil edildiği, kararda şirketin Bakırköy .... Noterliğinde 05.05.2017 tarih ... sayı ile onaylı genel kurul kararının, Bakırköy .... Noterliğinde 12.05.2017 tarih ... sayı ile onaylı yönetim kurulu kararının tescil ve ilamının istenmiş olduğu, 6102 sayılı TTK hükümlerine uygun olarak ve müdürlükteki vesikalara dayanılarak h17.05.2017 tarihinde tescil edildiğinin ilan edildiği belirtilerek ilan metninin suretinin Türkiye Sicili Gazetesinde ilan edilinceye kadar geçecek süre içerisinde gerektiğinde ilgililere verilmek üzere düzenlendiğinin belirtildiği, işlemin müdür yardımcısı ... tarafından gerçekleştirildiği, davacılar tarafından davalı sicil müdürlüğüne 06.06.2017 tarihinde başvuruda bulunulduğu ve 17.05.2017 tarihli tescil işlemlerinin iptalinin talep edildiği, davalı sicil müdürlüğü tarafından 07.06.2017 tarihli cevabı yazı ile sicil müdürlüklerince tescil olunan hususların resen terkinin mümkün olmadığı, iptallerinin ancak kesinleşmiş yargı kararları ile mümkün olduğu, adı geçen şirketin dosyasına not edilmiş ise de söz konusu kararın iptaline ilişkin alınacak kesinleşme şerhine havi mahkeme karar aslının veya suretinin bölge temsilciliklerinden birine götürülerek gerekli harcın ödenmesi suretiyle müracaat edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacılar tarafından dava dışı ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/84701 Soruşturma dosyasında devam eden soruşturma ile ilgili olarak 06.06.2017 tarihli dilekçe ile resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık şikayetinde bulunulduğu, şikayet dilekçesinde, şirket yetkilisinin sahte vekaletnameler ile yönetim kurulu başkanlığına ... şahsın seçildiği, şirketi temsil ve ilzam ettiği bahisle şifahen sicile tescil ettiğinin öğrenildiğini, yapılan işlemlerde şirketin haberdar olmadığını belirttiği, ayrıca davacılar tarafından İstanbul Ticaret Sicil Müdür Yardımcısı ... hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması ile şikayette bulunulduğu, şikayet dilekçesinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/100349 Esas sayılı dosyasıyla ... hakkında başlatılan soruşturmanın devam ettiği, tescil işlemini yapan görevlilerin noter evraklarının sahteliğinin aşikar olmasına ve hazirun cetvelinde ... imzasının bulunmamasına rağmen tescil işlemini kabul ettiklerini, şirket adres ve vergi numarasının yanlış yazıldığını, ayrıca savcılığın soruşturması ve davaların olduğu belirtilmesine rağmen işlem iptal edilmediğinin belirtildiği, .. hakkında İstanbul Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü tarafından 11.09.2017 tarihinde soruşturma izni verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/99792 Soruşturma nolu dosyasında dava dışı ... hakkında 05.02.2018 tarihinde iddianame ile görevi kötüye kullanma suçundan kaynaklı olarak kamu davası açıldığı, iddianamede TTK'nın 26.maddesi gereğince çıkarılan Ticaret Sicil Yönetmeliğinden kaynaklanan Ticaret Sicil Müdür Yardımcısı olarak görev ve yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, evrakı inceleyerek noterliğin imzası ve mührü olan evrakı tescil ettiğini, müdürlüğün yargı merci gibi hareket etmesinin mümkün olmadığını, ilgililer tarafından iptal davası açıldığı takdirde mahkemenin vereceği karara uyacaklarını bildirdiği, gerekçelerine yer verildiği, davanın İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/117 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, davacılar tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/696 Esas, 2018/158 Karar ve 22.02.2018 tarihli karara ilişkin dosyada dava dışı ... aleyhine 13.06.2017 tarihinde tespit davası açtıkları, açılan dava sonucunda mahkemece ilgili noterliklere yazılan müzekkere cevaplarında belirtilen tarih ve yevmiye nolu evrakların noterlikte bulunanlardan farklı olduğu, bu durumda bu evrakların gerçeği yansıtmadıklarının açık olduğu, davacının savcılığa yapmış olduğu şikayetin sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı belirtilerek davanın kabulü ile davalı ... ile davacı şirket yöneticisi veya ortağı olmadığının tespitine davalının ... ortaklığına ilişkin karar ve tutanaklarının sahteliğine ayrıca davacı ... şirketteki ortaklığının devam ettiğinin tespitine karar verildiği, dava dışı sanık ... asliye ceza mahkemesindeki savunmasında söz konusu evrakların sahte olduğunu anlamanın mümkün olmadığını, bütün evrakların orjinal gibi gözüktüğünü, kanun ve yönetmeliğe uygun olarak gözüktüğünü, sahte olduğuna dair herhangi bir bilgi ulaşmadığı için tescilinin yapılarak sicil gazetesine ilana gönderdiğini, suç kastı ile hareket etmediğini beyan ettiği, tespit kararının kesinleştiği, davacıların 24.06.2019 tarihinde dava dışı sahtecilik eylemini gerçekleştiren şahsın yapmış olduğu işlemlerden dolayı zarara uğradıkları iddiası ile iş bu davayı açmış oldukları anlaşılmıştır. 15.06.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; TTK.m.25/2 gereğince ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili odanın müteselsilen sorumlu olduğu, Ticaret sicili kayıtlarının hatalı tutulmasından doğan zarardan Devletin ve ilgili Oda'nın sorumluluğu için kusur aranmadığı, TTK.m.25/2'de düzenlenen devletin ve ilgili odanın sorumluluğunun “kusursuz sorumluluk” niteliğinde olduğu, sicilin tutulmasından doğan zararlardan ilgili odanın ve devletin sorumluluğu için usulsüz tescil işlemi ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasının kafi olduğu genel olarak kabul edildiği, burada sicil kayıtlarının hatalı tutulmasında sicil müdürünün veya diğer sicil personelinin kusur durumu, devletin veya ilgili Odanın zararı ödedikten sonra açacağı rücu davasında değerlendirileceği ve etkili olacağı, (Geniş bilgi için : Abdülkadir DARI; Ticaret Sicili Müdürünün İnceleme Görevi ve Yetkisi, Adalet Yay, Ankara 2019, s.144-146. ; Duygu DEMİREL, Ticaret Sicili, Seçkin Yay. Ankara 2016, s.302.; AYHAN/ÇAĞLAR, Ticari İşletme Hukuku, 10. Baskı, Ankara 2018, s. 275; POROY/YASAMAN, Ticari İşletme Hukuku, 15. Bası, Ankara 2015, s.224, Korkut ÖZKORKUT, Ticaret Sicilinin Hukuka Aykırı Tutulmasından Doğan Zararlardan Devletin Sorumluluğu, Prof. Dr. Ali Bozer'e Armağan, Ankara 1998, s. 21,28). TTK.m.28/1'e göre tescil isteminin “ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından” yapılacağı, sicil müdürünün inceleme görevini düzenleyen TTK.m.32/1'e göre, sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğu, yine TTK.m.32/3'e göre “tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır” Ticaret Sicil Yönetmeliği m.22/1, 2/d/4, 27/1, 34/1/d hükümlerinde tescil talebinde bulunabilecek ilgililerin sicil müdürünün ve müdür yardımcılarının inceleme yükümlülüğü yukarıda açıklanan TTK hükümleri çerçevesinde düzenlenmesinin olduğu, doktrinde sicil müdürlüğünün tescil talebi üzerine önce şekli inceleme, sonra maddi inceleme yapacağı, TTK.m.28/1 ve TSY.m.34/1/b çerçevesinde tescil isteyen kişinin “ilgililer” arasında olup olmadığı hususunun şekli inceleme kapsamında öncelikle araştırılacağı ifade edildiği, (Demirel, Ticaret Sicili, s.157). gerek tescil başvurusunda bulunan kişinin “ilgililer” arasında olup olmadığının gerekse tescili istenen hususun gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığının araştırılması hususu sicil müdürüne veya yardımcısına bir görev/yükümlülük olarak getirildiği, bu bakımdan, davacı şirketle bir ilgisi olmayan ...'nin yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğine ve kendisine imza yetkisi verildiğine dair genel kurul ve yönetim kurulu kararları ile noter tasdikleri tamamen sahte olduğu halde, bunları tescil ederek, davacı şirketin temsil ve ilzam kontrolünün kötüniyetli kişilere geçmesine ve böylece davacı şirketin zarar görmesine sebep olan ticaret sicili müdürlüğünün, gerek TTK gerekse TSY'de emredici şekilde yüklenen inceleme görevini “gerçeklik ilkesine ve “aldatma yasağı'na uygun olarak yerine getirmiş olduğu söylenemeceği, kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere, ticaret sicilinin tutulmasından doğan zararlardan ilgili odanın sorumluluğu bakımından kusurun şart olmadığı, davacının zararı ile usulsüz tescil işlemi arasında illiyet bağının bulunmasının kafi olduğu, sonuç olarak, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davalı İTO nezdinde faaliyet gösteren İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün tamamen sahte belgelere dayalı olarak davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olarak dava dışı ...'yi tescil etmesi şeklinde meydana gelen usulsüz tescil işlemi ile davacı şirketin zararı arasında, yukarıda açıklanan çerçevede uygun illiyet bağının bulunduğu ve bu sebeple oluşan şirket zararlarından, davalı İTO'nun TTK.m.25/2 gereğince kusursuz sorumlu olacağı değerlendirildiği, davacı tarafa, iddia konusu usulsüz tescil sebebiyle DSİ ve diğer ihalelerden hak edişlerini alamadığını beyan etmesine karşılık alamadığı hak edişlerinin ne kadar olduğunu ve bu hak edişlerden ne kadarının sahte evrak ile 3. kişiye ödendiğini öğrenmediğini beyan ettiğinden, şirketin bu husustaki zararının ne kadar olduğunun mevcut belgeler ile tespit edilmesi mümkün olmadığı, bu husustaki tespit ancak davacı şirketin hakkediş alacaklarının akıbetinin DSİ ve ihale aldığı diğer kuruluşlar tarafından belgelendirilmesi ile mümkün olacağı, DSİ tarafından hizmetin yerine getirilmemesi ile ilgili kesilen 103.139,36 TL ceza ile ilgili belge mevcut olduğu, ödendiği tevsik edilememiş olsa da gecikmeden dolayı tahakkuk eden bu cezanın İTO tarafından sahte evraka dayalı tescil yapılmasından kaynaklandığının kabulü mümkün olduğu, davacı tarafından tahsilat yapılamamasından dolayı ödenemediği belirtilen ilgili döneme ait vergi tutarları inceleme esnasında sunulmuş ve dosya muhteviyatına eklendiği, Verginin sorumlusu davacı şirket olduğu, ancak İTO'nun eyleminin haksız olduğunun kabul edilmesi halinde ödenmeyen vergiden kaynaklı tahakkuk eden cezalara yönelik bir değerlendirme yapmanın mümkün olduğu, ancak, davacı geç ödeme kaynaklı cezaların ne kadar olduğuna ve ne zaman ödendiğine dair bir evrak sunmadığından, bu aşamada bir tespit veya hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, davacı ihaleler için verilen teminat mektuplarının nakde tahvil edildiği ve ... Bankası tarafından takibe geçildiğini beyan ederek İstanbul .... İcra Müdürlüğünden yapılan takip evrakını dosyaya sunduğu, takip tutarı toplam 726.651,35 TLolduğu, bu takibin anapara tutarının (23.250,70 * 458.648,22) toplam 481.898,92 TL olduğu, bu tutarın içinde nakde tahvil edilen teminat mektubu tutarlarının ne kadar olduğunun belirtilmediği, nakde tahvil edilen mektupların ayrıntısı, ihaleler ile bağlantısı ve tahvil nedeninin sahte evraka dayalı yetki belgesinin olmasının ispatı halinde hesaplama yapmak mümkün olacağı, mevcut bilgiler ile bir değerlendirme yapılamadığı, davalı İTO nezdinde faaliyet gösteren İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 06.06.2017 tarihinde davacılardan ... Tic. A. Ş. nin yönetim kurulu başkanlığına ... isimli şahsın seçildiği ve şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair tescilin tamamen sahte evraka dayalı olarak yapılmış olduğu, davacı şirketin imza yetkilisinin dava dışı ... olduğuna dair usulsüz tescil işlemi ile davacı şirketin gerçek yasal temsilcilerinin uzun süre firma adına işlem yapamamaları, özellikle şirketin hakediş bedellerini tahsil edememesi, kredi borçlarını ödeyememesi, mevcut ihaleleri tamamlayamaması, kredilerinin geri çağrılması ve gecikme cezalarına muhatap olması gibi mali sonuçlar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davalı İTO'nun, nezdinde faaliyet gösteren İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün usulsüz tescil işlemiyle oluşan davacı şirketin zararlarından, TTK.m.25/2 gereğince kusursuz sorumlu tutulabileceği, varsa kusur durumunun olası rücu davasında değerlendirilebileceği, davacıların uğradıkları zararları izah etmelerine karşılık birçoğunu belgelemedikleri, sadece DSİ tarafından hizmetin aksamasına dayalı kesilen cezanın belgelenebildiği, bu ceza tutarının 103.139,16 TLolduğu, (Davacının talebi 1.000, TL'dir), davacının, dilekçelerinde izah ettiği diğer kayıpları hakkında dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, bunların ancak belgelenmesi veya ilgili kurumlardan celp edilecek evraklar ile teyit edilmesi halinde hesaplama yapılabileceği belirtilmiştir. Davacılar vekili tarafından, rapordaki dava dışı DSİ tarafından davacı şirket adına kesilen ceza tutarı yönünden davalarını ıslah etmişlerdir. Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Dava, TTK'nın 25/2. maddesi gereğince ticaret sicilinin tutulmasından doğan zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında, davacı şirket adına dava dışı gerçek kişi tarafından noter tasdikli evraklar ile yönetim kurulu ve kararı alınarak genel kurulu kararının alındığı, dava dışı gerçek kişinin yapmış olduğu işlemlerin sahte olduğu ve sahte şekilde gerçekleştirilen yönetim kurulu kararı ve genel kurul kararlarının Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil ve ilan edildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davalının eylemi ile oluşan zarardan sorumlu tutulabilmesi için öncelikle zararın ve söz konusu zararın davalı eyleminden kaynaklandığının ispatı gerekir. Bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak yer verildiği üzere, davacılar, zararlarını ve iddia edilen zararların davalı eyleminden kaynaklandığını ispatlayamamışlardır. TTK'nın 25/2. maddesi gereğince davalıların sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğinde olsa dahi bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalının zarardan sorumluluğunun kabulü için davacıların oluştuğunu iddia ettikleri zararı ve uygun illiyet bağını kanıtlamış olmaları gerekir. Somut olayda bu ispat yükü yerine getirilmediğinden, ilk derece mahkemesi kararı isabetli bulunmuş, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.