11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/3924 E. , 2010/9898 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2008 tarih ve 2007/189 - 2008/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili “... Tarım Ürünleri San. Tic. A.Ş.”nin 13.09.1989 tarihinde ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, tarım ürünlerini üretip pazarladığını, kurucularının da önceki tarihlerde aynı işi yaptıklarını, öte yandan, davacının “...+Şekil” ibareli markasının bulunduğunu, davalının marka ve unvan ile iltibas yaratacak biçimde “... Tarım Ürünleri Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.” unvanını 13.02.1990 tarihinden itibaren kullanmasının 556 sayılı KHK’ye aykırı olduğu gibi TTK’nin 56 ve devamı maddeleri gereğince haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine, davalı unvanında bulunan “...” ibaresinin sicilden terkinine, marka haklarına tecavüzün durdurularak giderilmesine ve ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tarafların iştigal alanlarının aynı veya benzer olduğu, unvanlarının da iltibasa yol açabilecek biçimde aynı ibareyi (...) esas unsur olarak içerdiği, davacının önceki tarihli unvan tescili nedeniyle öncelikli bir hak sahibi olduğu, davalının, tescilli unvan kullanımı söz konusu olduğundan, tescille elde edilen bir hakkın, tescilin terkini yönünde bir karara kadar ki kullanımının haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı şirketin unvanında yer alan “...” ibaresinin, davacının unvanı ve markası ile iltibasa yol açacak biçimde çakıştığı ve silinmesi gerektiği, davacı taraf kısmi terkin talebinde bulundu ise de geri kalan ibarelerin tanımlayıcı sözcükler olması nedeniyle unvanın tamamen silinmesi gerektiği, unvan iptaline ilişkin hükmün ilanı için yasal bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı unvanının sicilden terkinine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava, unvan ve marka hakkına dayalı olarak, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, davalı unvanındaki “...” ibaresinin terkini, marka hakkına tecavüzün durdurularak giderilmesi ve ilan istemlerine ilişkindir.
Yetki itirazı ilk itirazlardan olup, “hadise” prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden HUMK'nun 224/2. maddesi gereğince davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur. Mahkeme, HUMK'nun 190-196. maddeleri hükmü uyarınca davalı gelmese dahi yetki itirazını öncelikle ve esasa girişilmeden önce inceleyip sonuçlandırır. Anılan Yasa'nın 225. maddesine göre yetki itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekmektedir. Bu suretle mahkeme, hem yetki itirazına ilişkin kararını davalıya bildirmiş hem de esasa ilişkin yargılamanın yapılacağı oturuma davalıyı davet etmiş olur.
Somut olayda, davalı tarafa dava dilekçesi 26.10.2007 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesin Mahkemesine sunduğu 02.11.2007 tarihli cevap dilekçesi ile yetki ilk itirazında bulunmuştur. Mahkemece, davalının yetki ilk itirazı 10.12.2007 tarihli oturumda reddedilmiş, bu karar ise yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda davalı tarafa tebliğ edilmemiştir.
Yetki itirazının reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalıya tebliğ edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır. (YHGK. 30.04.1997 Tarih.1996/2-990 E 1997/362K.) Mahkemece, bu usul hükmüne riayet edilmeksizin işin esasına girilmesi ve yazılı olduğu şekilde karar tesisi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine karar vermek gerekmiştir.
3.Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; Davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline 13.03.2009 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm aynı vekil tarafından HUMK'nun 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, 26.03.2009 günü katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.