10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2024/855 E. , 2024/1493 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 03.12.1999 tarihinde boşandığını, ... babasından yetim aylığı bağlandığını, Kurum tarafından boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiği gerekçesiyle aylığın kesildiğini belirterek, aylığının kesilme tarihi itibariyle tekrar bağlanmasına ve yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aylıklarının kesilmesine ilişkin SGK denetmen raporunda, davacının ..., ...'ın önceki evliliğinden olma oğlu ve müşterek 2 çocukları ile birlikte yaşadıklarının ve davacının, oturduğu binanın yöneticisi olduğunun tespit edildiği belirtilmesine rağmen, söz konusu tespitlerin dayanağının gösterilmemesi, davacı tanıkların, davacı ile eski eşinin ihtilaflı dönem olan 17.10.2008-16.01.2010 tarihleri arasında birlikte yaşamadıklarını, kamu tanıklarının davacı ve eski eşini tanımadıklarını beyan etmeleri, MEDULA kayıtlarında davacı ile boşandığı eşinin, ihtilaflı dönemde aynı tedavi kurumunda birlikte tedavi veya muayene olduklarına dair kayıt bulunmaması, seçmen bilgileri geri izleme raporlarında da ihtilaflı dönemde aynı sandıkta birlikte oy kullandıklarına dair kayıt bulunmaması karşısında davanın kabulü gerektiği gerekçesi ile davacının ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile kesildiği tarih itibariyle ölüm aylığının yeniden bağlanmasına, ölüm aylıklarının kesildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar ödenmemiş birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, Kurum işleminin yerinde olduğunu, Kurum denetlenmenlerince hazırlanan rapor kapsamına göre davacı ile ayrıldığı eşinin birlikte yaşadığının tespit edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum işleminin dayanağının sosyal güvenlik denetmeni tarafından yapılan tespite bağlı olduğu, fakat raporda sözkonusu tespitlerin dayanağının gösterilmediği, davacının boşandığı eşiyle aynı evde yaşamadığına ilişkin tanık beyanları emniyet araştırma yazıları, MEDULA kayıtları, seçmen listesi bilgileri dikkate alındığında davacının davasını ispatlandığı anlaşılmakla, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle kesilen dul ve yetim aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline yönelik verilen karar yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, idari yargının görevli olduğunu, Kurum işleminin yerinde olduğunu, gerekli tahkikatlar yapılmak suretiyle davacıya ödenen yetim aylığının kesildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya babasından hak sahibi sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilmesi ve 17.10.2008- 16.01.2010 tarihleri arasındaki aylıklarının yersiz ödeme olarak talep edilmesine dair Kurum işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır.
3.Değerlendirme
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanun'unun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 nci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Eldeki dosyada, davacının 27.04.1989 tarihine evlendiği ...'dan 03.10.2000 tarihinde boşandığı, davacıya 24.5.1994 tarihinde ölen babasından dolayı 01.11.2000 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, aylığın boşandığı eşi ... ile aynı konutta birlikte yaşadığı gerekçesiyle 17.01.2010 tarihinde kesildiği ve 17.10.2008-16.01.2010 tarihleri arası ödenen aylıkların yersiz ödeme olarak iadesinin talep edildiği, davacının aylığın tekrar bağlanmasına ilişkin dilekçelerine olumsuz cevap verildiği, 01.12.2009 tarihli durum tespitinde; "Yenigün Mahallesi 1058 sokak 39/2 Antalya adresinde yapılan çevre soruşturmasında mahalle muhtarı ... ile görüşüldüğü, ...'in 1,5 yıl önce bu adresten taşındığı aynı sokaktaki Beyazgül sitesi (12 nolu bina) 7 nci katta oturduğu eşinin adının... olduğu, birlikte bu adreste yaşadıkları, 3 çocuklarının olduğu 2 kızlarının olduğu oğlan çocuğunun ise... beyin diğer evliliğinden olduğu evlerine sürekli haciz geldiği" ifade edilerek tutanağın altının sadece kurum memurlarınca imzalandığı, 03.12.2009 tarihli denetmen raporunda, davacının Yenigün Mahallesi, 1058 Sokak da yapılan araştırmaya göre Beyazgül Sitesinin 7 nci katında eşi... ve çocukları ile birlikte oturduklarının çevre soruşturmasında beyan edildiği gerekçesi ile 56/son maddenin uygulanması gerektiğinin rapor edildiği, adres bilgileri raporuna göre; davacının 28.3.2007-6.1.2015 arası Yenigün Mahallesi, 1058 Sokak, 33/2 Muratpaşa Antalya, 06.1.2015 sonrası Yenigün Mahallesi, 1064 Sokak, No:23/7 Antalya adresinde; boşandığı eşinin ise 20.09.2010- 02.04.2012 .... Mahallesi 1064 Sokak, No:23/7 Antalya adresinde, 02.04.2012-17.4.2019 arası Zonguldak adresinde kayıtlı olduğu, abone kayıtlarının araştırıldığı, davacı adına .... Mahallesi 1058 sokak 1......Apt. No:39/5 adresinde bulunan aboneliğin, 29.06.2006 -18.08.2016 tarihine kadar davacı adına devam ettiği, bu adreste boşandığı eşi adına 2.5.2007-20.07.2013 arası turkcell aboneliği bulunduğu, boşandığı eşi adına 25.01.2008 tarihinde tesis edilen ADSL hizmetine ait tebligat adresin .... Mah. 1048 Sk. Beyazgül Sit. A Blok K:7/16 ..../Antalya olarak görüldüğü, seçmen kayıtları ve MEDULA kayıtlarının araştırıldığı, kolluk araştırmasında şahısların adres çevresince tanınmaması nedeniyle herhangi bir kamu tanığının tespit edilemediğinin bildirildiği, davacı tanıklarının ve kamu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
01.12.2009 tarihli durum tespit tutanağının ... Mahallesi ... sokak 39/2 Antalya adresinde düzenlenmiş olması ve davacının eski eşinin adres bilgileri raporunda 20.09.2010 öncesine ilişkin adres kaydı olmadığının görülmesi karşısında, yersiz ödeme döneminin 17.10.2008-16.01.2010 tarihleri arasına ilişkin olduğu da dikkate alınarak, öncelikle davacının eski eşinin 17.10.2008-16.01.2010 tarihleri arasında nerede ikamet ettiği tespit edilmeli, bu adreste komşuları, kapıcı, apartman yöneticisi ve ilgili mahalle muhtar ve azaları tanık olarak dinlenilmeli, yine davacının 28.03.2007-06.01.2015 tarihleri arası kayıtlı olduğu Yenigün Mahallesi 1058 Sokak 39/2 Muratpaşa/ Antalya adresinde boşandıktan sonra birlikte yaşayıp yaşamadıkları hususunun varsa apartman kapıcısı, yöneticisi, komşuları ve mahalle muhtar/ azaları belirlenerek tanık olarak dinlenilmeli, davacının oturduğu apartmanın karar, gelir-gider defterleri getirtilerek aidat makbuzlarını kimin imzaladığı, yönetim toplantılarına davacının mı eşinin mi katıldığı belirlenmeli, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.