Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2019/440
Karar No
K. 2024/476
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/440 Esas
KARAR NO: 2024/476...
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/06/2020

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Asıl davada davacı vekilinin 29.07.2019 harç tarihli dilekçesinde özetle; Müvekkili -------- 2005 yılından beri müşterilerine yatırım danışmanlığı ve mimari tasarımlar yaptığını ve ihracat işlemleri gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ---------- adresi bulunmayan davalı şirket ile 14.372 m2 polyester makine halısı satışı konusunda karşılıklı olarak anlaştıklarını, Proforma faturanın müvekkili tarafından davalıya mail üzerinden gönderildiğini, davalı şirket yetkilisi tarafından onaylandığını, onay maili geldikten sonra müvekkilinin, davalının isteğiyle ürünleri hazırladığını ve -------- üzerinden deniz taşımacılığıyla davalıya ulaştırdığını, davalı şirkete ürünlerle ilgili huzurdaki davaya konu -------- fatura nolu 29.12.2018 tarihli e-fatura kesildiğini, söz konusu faturada ödemenin fatura tarihinden itibaren 180 gün içerisinde yapılması gerektiğinin belirtildiğini, fatura tarihinden itibaren 180 günlük süre 27.06.2019 tarihinde son bulduğunu, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, faturaya davalı tarafça itiraz edilmediğini, müvekkilinin faturayı kesmiş olduğu için muhasebe kayıtlarında gelir olarak belirttiğini, alamadığı bu alacağının vergisini ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin davalıya ürünleri ve faturayı göndermiş olduğu ile ilgili hiçbir ihtilaf olmadığını, Fakat davalının borcunu ödememesi dolayısıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, T.B.K.’nın 89. maddesine göre para borçlarının götürülecek bir borç olduğunu, aksine bir anlaşma yoksa para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak arabulucuya başvurduklarını, ancak görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, Yukarıda arz ve izah olunan ve Sayın Mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. Dosya içerisinde davalı tarafa ait cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. Birleşen ------- Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin --------- 2005 yılından beri müşterilerine yatırım danışmanlığı ve mimari tasarım alanında profesyonel bir hizmet sunmasının yanında ihracat işlemleri gerçekleştirerek ülkemizin ekonomik olarak gelişmesine ve ülkeye döviz girişi sağlanmasına önemli katkılar yapmakta olduğunun müvekkilinin --------- adresi bulunmayan davalı şirket ile 48.450,13 m2 polyester makine halısı satışı konusunda karşılıklı olarak anlaştıklarını, müvekkilinin davalının malları hemen istemesi nedeniyle vakit geçirmeksizin ürünleri hazırladığını ve İskenderun üzerinden deniz taşımacılığıyla davalıya ulaştırdığını, davalı şirkete ürünlerle ilgili müvekkilinin huzurdaki davaya konu --------- fatura numaralı 16.02.2019 tarihli e-fatura, --------- fatura numaralı 16.02.2019 tarihli e-fatura, ---------- fatura numaralı 16.02.2019 tarihli e-fatura, ---------- fatura numaralı 18.02.2019 tarihli e-fatura, ---------- fatura numaralı 18.02.2019 tarihli e-fatura, ---------- fatura numaralı 23.02.2019 tarihli e-fatura kesildiğini, söz konusu faturalarda ödemenin fatura tarihinden itibaren 180 gün içerisinde yapılması gerektiği belirtildiğini, fatura tarihinden itibaren 180 günlük süre; 16.02.2019 tarihinde kesilen faturalar için 16.08.2019 tarihinde, 18.02.2019 tarihinde kesilen faturalar için 18.08.2019 tarihinde, 23.02.2019 tarihinde kesilen fatura için ise 23.08.2019 tarihinde son bulmasına rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu faturaya davalı tarafça itiraz edilmediğini, müvekkilinin söz konusu faturayı kesmiş olduğu için muhasebe kayıtlarında gelir olarak belirtmek zorunda kaldığını ve alamadığı bu alacağının vergisini ödemek zorunda kalmakta olduğunu, müvekkilinin davalıya ürünleri ve faturayı göndermiş olduğu ile ilgili hiçbir ihtilaf olmadığını, fakat davalının borcunu ödememesi dolayısıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu tüm bu nedenlerle açmış oldukları davanın kabulü ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen ------- Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin --------- adresi bulunmayan davalı şirket ile polyester makine halısı satışı konusunda karşılıklı olarak anlaştıklarını, davalının malları hemen istemesi nedeniyle vakit geçirmeksizin ürünleri hazırladıklarını ve deniz taşımacılığıyla davalıya ulaştırdıklarını, ürünün satışı konusunda 08.03.2019 tarihli e-faturanın kesildiğini, söz konusu faturada ödemenin fatura tarihinden itibaren 150 gün içerisinde yapılması gerektiğinin bildirildiği ancak davalı tarafın bildirilen süre içerisinde ödeme yapmadığını , fatura kesilmesi nedeniyle muhasebe kayıtlarında gelir olarak belirtmek zorunda kaldıklarını ve bu alacağının vergisini ödemek zorunda kaldıklarını beyanla açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde;Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik alacak istemine ilişkindir. -------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.

2.fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir . Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya --------- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.Somut olayda; davaya konu faturalar kapsamında taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacı tarafından sunulan faturaların temel fatura olarak düzenlendiği, davalı tarafından reddedilemeyeceği, sadece itiraz edilebileceği, davalı tarafından faturalara bir itiraz olmadığı, e tebliğ ile davalıya tebliğ olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1A- Davacının asıl davada talebinin KABULÜ ile 296.447,13 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Harçlar Yasasına göre alınması gereken 20.250,30 TL'den başlangıçta peşin alınan 5.062,58 TL'nin mahsubu bile bakiye kalan 15.187,72 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 44,40 Başvuru harcı, 5.062,58 TL peşin harç, 2.500,00 TL bilirkişi masrafı, 1.500 TL tercüman masrafı, 105,90 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye 9.212,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince 46.467,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1B- Davacının birleşen davada talebinin KABULÜ İLE; 472.853,37 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

1.Harçlar Yasasına göre alınması gereken 32.300,61 TL'den başlangıçta peşin alınan 8.075,16 TL'nin mahsubu bile bakiye kalan 24.225,45 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

2.Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince 72.199,42 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1C- Davacının birleşen davada talebinin KABULÜ İLE; 1.734.596,28 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

1.Harçlar Yasasına göre alınması gereken 118.490,272 TL'den başlangıçta peşin alınan 29.622,50 TL'nin mahsubu bile bakiye kalan 88.867,77 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

2.Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince 210.767,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 22/05/2024

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla; fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda Türk Ticaret Kanunu K6102 md.21 TTK md.21 HMK md.222
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog