4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile dava dışı sigortalı ... arasında ... - ... tarihleri arasında geçerli ... numaralı, Makine Kırılması Sigorta Poliçesi aktedildiği, ... tarihinde sigortalı ... ye ait tesisin buharlı kombi fırının kullanımı esnasında şebeke hattından yüksek gelen voltaj piklerine bağlı ana kontrol kartı üzerinde anahtarlamayı yapan devrelerin aşırı ısınıp kısa devre yapması sonucu hasar meydana geldiği, meydana gelen hasar neticesiyle ... tarafından zarar gören sigortalıya ... EUR hasar tazminatı ödendiği, Antalya Genel İcra Dairesi .../... E. sayılı dosyası ile karşı taraf ...’ ye icra takibi başlatıldığı, Davalının takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu, Sundukları ekspertiz ve teknik raporlardan (Ek: Teknik Raporlar ve Hasara İlişkin Görüntüler) anlaşılacağı üzere, söz konusu zararın maruz kalınan akım nedeniyle meydana geldiği, zararın meydana gelmesinde dava dışı sigortalının herhangi bir ihmali ve kusuru bulunmadığı, zira, dava dışı sigortalı söz konusu hasarın meydana gelmemesi adına her türlü önlemi aldığı, üstüne düşen görevi yerine getirdiği, Nitekim, Eksper raporunda da , "Sigortalı tesiste bulunan makine ve cihaz akımlarının dengelenmesinde trafo ve dağıtım panolarının kullanıldığı, yine cihaz bünyesinde voltaj koruma tertibatının mevcut olduğu bilinmektedir." tespitinde bulunulduğu, Teknik Servis Raporunda ‘’Yapılan tespitte kombi fırın elektrik dalgalanması ve yüksek voltajdan dolayı elektronik kart arıza yapmıştır." Denildiği, Teknik Servis raporunu, özel ve teknik bilgiye sahip, servis tarafından hazırlandığı ve sonuç olarak cihazlardaki arızanın, Yüksek Voltaj sonucu ortaya çıktığının tespit edildiği, Dava dışı sigortalı işyerinin bulunduğu bölgede elektrik dağıtım hizmetinin davalı tarafından yerine getirildiği, Davalı tarafından sağlanan elektrik dağıtım hizmetinin verilmesi sonrasında yüksek voltaja maruz kalan sigortalıya ait cihazda meydana gelen hasar nedeniyle davalının sorumluluğu ortaya çıkacağı hususları belirtilerek, Antalya Genel İcra Dairesi .../...
E. Sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin, cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortalısı olan ...'ye ait otelin, özel trafolu ... abonesi olduğu, trafonun tüm bakım ve sorumluluğunun kendisine ait olduğu, yokluklarında alınan ekspertiz raporunu, dosyaya sunulan belgeleri ve diğer değerlendirmeleri kabul etmediklerini, oluşan hasarın neden kaynaklı olduğu ve arızalandığı iddia edilen cihazın daha önce tamir görüp görmediği hususlarının bu rapor doğrultusunda sonuca ulaştırılamayacağı, somut uyuşmazlıkta davaya ışık tutacak olan husus mağdur olan abonenin faydalandığı hatta bir arızanın meydana gelip gelmediği noktası olduğu, söz konusu tarihlerde zararın doğduğu iddia edilen otelin elektrik aldığı hatta herhangi bir arıza meydana gelmediği, söz konusu hattan faydalanan hiçbir abonenin bu tarihte herhangi bir zarar görmemiş olmasının zararın dağıtım şirketi şebekesindeki arızadan kaynaklanmadığını açıkça ortaya koyduğu, zarar gören otelin kullanımında bulunan elektrikli alet sayısı göz önüne alındığında elektrik arızasından kaynaklanan bir durumda diğer elektrikli aletlerinin de bu arızadan zarar görmesi gerekeceği, ancak sigortalı otelin sadece buharlı kombi fırınında zarar meydana geldiği, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, zararın nereden kaynaklandığı yönünde mahkemece araştırma yapılması gerekmekle birlikte arızaya uğrayan cihazların, yetkili servis yada üretici firmaya, periyodik bakımlarının yaptırılıp yaptırılmadığı hususunun da araştırılması gerektiği, arızaya konu yerde olduğu gibi orta gerilim hatlarında voltaj dalgalanması, yıldırım vb. doğaüstü olaylar haricinde mümkün olmadığı, Dağıtım şirketinin elektrik şebekesine yüksek gerilimden bağlı tüm tüketiciler ile akdedilen Dağıtım Bağlantı Anlaşması ve ilgili mevzuat uyarınca; Şirketten enerji aldıkları branşman noktasından itibaren tüm AG+YG elektrik tesislerinin sorumluluğu kendilerine ait olduğu, 30 Kasım 2000 tarih ve 24264 sayılı resmi gazetede yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'ne göre; "Tüm yüksek gerilimli kuvvetli akım tesislerinde teknik konulardan sorumlu Elektrik Mühendisi olmalıdır." Denildiği Aynı şekilde Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği' nin Kullanıcı Zararının Tazmini başlıklı 26. Maddesinin 1. Bendinde "Kullanıcının kendi hatasından kaynaklanmaması kaydıyla kullanıcıya ait teçhizatta ortaya çıkan ve dağıtım şebekesinden kaynaklanan hasara ilişkin zararın tazmini için kullanıcı tarafından dağıtım şirketine zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 30 (otuz) gün içerisinde talepte bulunulabilir." Denildiği, Dava dışı sigortalı tarafından müvekkil şirkete cihaz hasarı ve gerilim düşmesi veya yükselmesi ile ilgili bir ihbar ya da başvuru yapılmadığı, Özel trafolu abonelerde gerilim dalgalanmalarının kendi trafolarından kaynaklandığı, zira voltajın şiddeti kendi mülkiyetlerinde olan trafo tarafından ayarlandığı, trafoların voltajı dengeleme, voltajı ve gerilimi düşürme gibi fonksiyonları bulunduğu, Söz konusu arızaların, sigortalıya ait trafonun kapasitesinden fazla enerji tüketmesi (trafonun yetersiz olması), trafonun tekniğe aykırı bir şekilde tesis edilmesi, bakım ve onarımlarının periyodik olarak yapılmamış olması, trafo kademe ayarlarının yapılmamış olması vb. sebeplerle kaynaklanabileceği, Bu tür abonelerin 30 Kasım 2000 tarih ve 24264 sayılı resmi gazetede yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine göre enerji aldıkları branşman noktasından itibaren tüm tesislerinin sorumlulukları kendilerine ait olup bu bakımların yapılması ve denetlenmesi amacıyla sürekli olarak sorumlu Elektrik Mühendisi bulundurmak zorunda oldukları, sigortalının bu şartı taşıyıp taşımadığı, aboneliğe konu yerde koruyucu tedbirlerin alınıp alınmadığı incelenmesi gerektiği, Ayrıca Sigortalıya ait trafonun yeterli olup olmadığı; halen kullanılmakta olan trafonun otelde bulunan kurulu gücü karşılayıp karşılayamayacağının da tespitinin gerektiği, Voltaj dalgalanmasının, sigorta poliçesi kapsamında olmadığı, bu sebeple sigortacının sigortalıya yaptığı ödemenin kendi hatasından kaynaklandığı, sigortalının poliçe şartlarını yerine getirip getirmediği, süresinde ihbar yapıp yapmadığı, sigortalıya düşen yükümlülükleri belirleyen maddeler çerçevesinde hareket edip etmediğinin araştırılması gerektiği, sigortalıya ödenen miktarların fahiş olup yapılan masrafların gerçekçi olmadığı ve gerçek zararın araştırılması gerektiği, Davacının taleplerinden müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; ilgili icra dosyası, uyap üzerinden iş bu dosya ile ilişkilendirilmiştir.
TTK'nın madde 1472/1’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. (Yargıtay 17. H.D.'nin 2014/9316 E., 2014/9764 K.; 2015/1543 E., 2015/10091 K. ve 2014/20835 E., 2016/11086 K.). Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmıştır. Davacının sigortalısı ticaret şirketidir ve davalı da ticaret şirketi olmakla, davada mahkememiz görevlidir. Dosyada taraf delilleri toplanmış ve dosyada keşif/bilirkişi incelemesine (talimat yolu ile) karar verilmiştir.
Keşif sonucu düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle; ... verilerinin incelenmesiyle; Dava konusu olayın yaşandığı ... tarihinde, davacının sigortalısı ... besleyen davalı ... sorumluluğundaki şebekedeki Voltaj değerlerinin Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğinde izin verilen limitler içinde kaldığının tespit edildiği, Dağıtım Şebekesinde Voltaj Dalgalanması meydana geldiğine dair bir bulguya rastlanmadığı; Dağıtım Şirketi kayıtlarına göre olay tarihinde sigortalı otelin enerji aldığı hatta herhangi bir arıza meydana gelmediğinin, aynı hattan beslenen diğer abonelerin zarar görmediğinin anlaşıldığı; Aynı Dağıtım Hattından beslenen birden çok aboneden sadece birinde ve tek bir cihazda meydana gelen hasarın, tek başına Dağıtım Şebekesinde voltaj dalgalanması meydana geldiğini ortaya koyan bir bulgu olamayacağı, Servis Raporu incelendiğinde; Raporda ‘’Yapılan tespitte Kombi Fırın elektrik dalgalanması ve yüksek voltajdan dolayı Elektronik kart arıza yapmıştır’’’ Değerlendirmesinin yer aldığı, ancak Servis Firmasının teknik olarak olay anındaki Dağıtım Şebekesi voltajını ölçme imkanı bulunmadığı, yapılan değerlendirmenin bilimsel bir kanıta dayanmadığı, Dava konusu cihaz hasarı incelendiğinde; Meydana gelen hasarın sadece voltaj dalgalanması sebebiyle meydana gelebilecek bir hasar olmadığı, malzemenin ısı nem ve fiziksel bozulmaya bağlı sebepler ile de hasarlanabileceği, Dava konusu cihazın otelde ısı ve nemin yüksek olduğu mutfak bölümünde kullanıldığı göz önüne alındığında, ortam koşullarına bağlı yıpranma/bozulma ile hasarlanmasının da söz konusu olabileceği; bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Davacının sigortalısı otelde meydana gelen cihaz hasarının Dağıtım Şirketi sorumluluğundaki elektrik şebekesinden kaynaklanmadığı, meydana gelen cihaz hasarında Dağıtım Şirketinin kusurlu olmadığı sonucuna ulaşıldığı; Dağıtım Şirketinin kusurlu olduğu kabulüyle değerlendirme yapılacak olursa ise; Cihazda meydana gelen hasar ile hasarın giderilmesi için sigortalı otelin yaptığı harcamanın uyumlu olduğu ve sigortalı otelce yapılan (... TL +KDV ) ... TL toplam harcama tutarının olayın meydana geldiği tarihteki piyasa rayiçlerine uygun olduğunun tespit edildiği; Davacı Sigorta Şirketini sigortalısı otelde meydana gelen cihaz hasarının Sigorta Poliçesi kapsamında olup olmadığı, sigorta kapsamında ise sigortalıya ödenen ... EUR hasar tazminatı tutarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı hususlarının değerlendirilmesinin uzmanlık alanı dışında olduğu hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi heyet raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu, itirazların yeni bir rapor veya ek rapor aldırılmasını gerektirmeyeceği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi heyet raporu doğrultusunda; bilirkişi raporunda, Davacının sigortalısı otelde meydana gelen cihaz hasarının Dağıtım Şirketi sorumluluğundaki elektrik şebekesinden kaynaklanmadığı, meydana gelen cihaz hasarında Dağıtım Şirketinin kusurlu olmadığı sonucuna varıldığından, davalının sorumlu olmadığının kabulü ile, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki; itirazın iptali davalarında, mahkeme, alacaklının takip konusu yaptığı alacağının mevcut olmadığı sonucuna varırsa, itirazın iptali davasının reddine karar verir. Bu ret kararının kesinleşmesi ile, alacaklının başlamış olduğu (ve borçlunun itirazı ile duran) icra takibi iptal edilmiş sayılır. Davanın reddi kararının kesinleşmesi ile, takip konusu alacağın mevcut olmadığı kesin hüküm olarak tespit edilmiş olur. Alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamaz(6100 sayılı HMK m. 303). Davanın reddine karar veren mahkeme, alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varırsa, alacaklıyı, borçluya bir tazminat ödemeye mahkum eder. Bu tazminat reddolunan alacak miktarının %20 sinden aşağı olamaz. Mahkememinin borçlu lehine tazminata hükmedebilmesi için , borçlunun (cevap dilekçesinde) tazminat istemiş olması gerekir(KURU,Baki/ARSLAN,Ramazan/YILMAZ,Ejder., İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2006, s. 76). Bu açıklamalar ışığında dosyaya bakıldığında; davanın haksız olduğu anlaşılsa da takibin kötü niyetli olduğuna dair bir delile rastlanmadığından, davalının bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1.Davanın REDDİNE,
2.Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3.Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4.Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan bakiye harcın istek halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.120,00 ₺ (TL) nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8.Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,
Dair, davacı vekili... ile davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/05/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)