7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2024/156 E. , 2024/1382 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4342 sayılı Mera Kanunu’na dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne; birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece birleştirilen 2020/130 Esas, 2020/157 Karar sayılı dava yönünden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Enez Tapu Müdürlüğü'nün 08.03.1988 tarih ve 188 cilt, 76 ila 89 sayfa, 6 ila 57 sıra numarasında kayıtlı bulunan 52 parça taşınmazın davalı ... adına kayıtlı iken, öncesinin mera olması nedeniyle mülkiyetinin Hazineye ait olduğunun tespitine dair 1987/7 Esas, 1991/35 Karar sayılı hakem kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek 18.05.1992 tarihinde kesinleştiğini; ayrıca Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/129 Esas, 170 Karar sayılı ilâmı ile tapunun 02.09.1987 tarih ve cilt 188, sayfa 45, sıra 2 numarasında kayıtlı bulunan 800.469 m² alanlı taşınmazın, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili hükmünün de Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek 21.07.1993 tarihinde kesinleştiğini;
2.Ancak, tescil ilâmının tapuda infaz işlemi yapılmadığından davalı Belediyece, 1988 tarihli imar uygulaması ile taşınmazın yola ve yeşil alana terk edilen 202.913 m²'lik kısmının 2000 tarihli imar uygulamasıyla yoldan ihdas edilerek toplam 85 adet imar parseline dönüştürüldüğünü ve davalı ... adına arsa cinsiyle kayıtlandığını, bunlardan 14 adet parselin dava dışı çeşitli kooperatif ve şahıslara satıldığını ileri sürerek, davalı ... adına kayıtlı olan 71 adet taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların şehrin merkezinde olması nedeniyle rayiç bedellerinin yüksek olduğunu, bir kısmının dava dışı üçüncü şahıslara satıldığını, davacının imar planının iptali istemiyle İdare Mahkemesinin 2007/134 Esas, 1170 Karar sayılı dosyasıyla açmış olduğu davanın süre yönünden reddine karar verildiğini ve hükmün 20.10.2009 tarihinde kesinleştiğini,
2.31.10.1986 ve 04.07.1996 tarihlerinde kesinleşen uygulama imar planlarına göre taşınmazların ihdasları kapanan tüm kadastro yollarından geldiğini, İmar Kanunu'nun 18 inci maddesinin uygulandığını, ayrıca Mera Kanunu’na 27.05.2004 tarihinde eklenen geçici 3 üncü maddeye göre inceleme yapılması gerektiğini, anılan Yasa hükmüne göre dava konusu parsellerin Belediye adına tescilinin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. Birleştirilen
Davalar
a)Birleştirilen 2016/166 Esas ve 2020/98 Karar sayılı dava;
1.Davacı ... vekili 24.07.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle; Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin derecattan geçerek 21.07.1993 tarihinde kesinleşen 1991/129 Esas, 1991/170 Karar sayılı ilâmı uyarınca 800.469 m²’lik taşınmazın tamamının Hazine adına tescil edilmesi gerekirken, davalı Belediyece 1988 yılında yapılan imar uygulaması nedeniyle toplam 392.033 m² alanlı 51 adet imar parselinin Hazine adına tescil edilebildiğini; 133 ada 137 parsel sayılı ve 84.455 m² alanlı imar parselinin ise kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen tapu müdürlüğünce, Enez Kadastro Mahkemesinde davalı olduğu gerekçe gösterilerek tescil işleminin yapılmadığını ve taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 31.03.2003 tarih ve 1990/129 Esas, 2003/17 Karar sayılı ilâmına istinaden Enez Belediyesi adına kayıtlandığını;
2.Bunun üzerine yargılamanın yenilenmesi talebi ile Kadastro Mahkemesinde açtıkları davanın ise, mahkemece görülen kadastro tespitine itiraz davasında, Hazinenin taraf olmadığı gerekçe gösterilerek 25.05.2007 tarihinde usulden reddedildiğini; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere müvekkili Hazinenin, tespite itiraz davasında taraf olmadığından, 31.03.2003 tarihli ilâmın Hazine yönünden kesin hüküm teşkil etmediğini; öte yandan 133 ada 137 No.lu parselin davalı ... tarafından 2000 yılında yapılan imar uygulaması neticesinde 12 ayrı parsele ifraz edildiğini ileri sürerek, dava konusu 12 adet taşınmazın davalı ... adına olan tapu kayıtlarının yolsuz tescil nedeniyle iptalini ve müvekkili Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, Mera Kanunu’na 27.05.2004 tarihinde eklenen geçici 3 üncü maddesine göre yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, davacının imar planının iptali istemiyle idare mahkemesinde açtığı davanın süre yönünden reddine karar verildiğini ve hükmün derecattan geçerek 20.10.2009 tarihinde kesinleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
b)Birleştirilen 2020/130 Esas ve 2020/157 Karar sayılı dava;
1.Davacı ... vekili 3553 sayılı Kanun uyarınca hakem sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 20.09.2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin derecattan geçerek 21.07.1993 tarihinde kesinleşen 1991/129 Esas, 170 Karar sayılı tescil ilâmının tapuda infazı gerçekleştirilmediğinden, davalı Belediyenin 1988 tarihli imar uygulaması ile taşınmazın yola ve yeşil alana terk edilen 202.913 m²'lik kısmının bu kez 2000 tarihli imar uygulamasıyla yoldan ihdas edilerek toplam 85 adet imar parseline dönüştürüldüğünü ve davalı ... adına arsa cinsiyle kayıtlandığını, bunlardan 14 adet parselin dava dışı çeşitli kooperatif ve şahıslara satıldığını;
2.Bunun üzerine anılan taşınmazların toplam alanı olan 58.807,88 m² ile düzenleme ortaklık payı olarak ayrılan 35.887,08 m²’lik kısmının, Milli Emlak Müdürlüğünce m² değeri olarak belirlenen 100,00 TL üzerinden bedelinin ödenmesi için 22.08.2006 tarihinde davalı Belediyeye yazı yazıldığını, ancak Belediyece herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Milli Emlak Müdürlüğünce hesaplanan 9.469.500,00 TL tazminatın 22.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunmuş; davacı Hazinenin, Mera Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi uyarınca dava açma hakkının bulunmadığını, imar planının iptali istemiyle idare mahkemesinde açtığı davanın ise süre yönünden reddine karar verildiğini ve imar planının kesinleştiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahallinde yapılan keşif ve akabinde alınan bilirkişi raporları, ilgili kurumlardan gelen yazı cevapları ve tüm dosya kapsamından, dava konusu taşınmazların mera vasfını yitirdiği, 03.05.2005 tarihi itibarıyla belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kaldıkları ve tamamının mahkemenin hakem sıfatıyla verdiği 1989/71 Esas, 1991/35 Karar sayılı ilâmı ile yine Mahkemenin 1991/129 Esas, 1991/170 Karar sayılı ilâmında geçen sınırlar içerisinde kaldığının anlaşıldığı;
2.Gelinen son aşamada uyuşmazlığın, dava konusu yerin 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilip edilmediği noktasında toplandığı, bu hususun tespiti için davalı ... tarafından sunulan su faturası makbuzları ve 01.01.2003 tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının kullanıldığı; hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere, sadece asıl davaya konu 424 ada 1 parsel ve 427 ada 1 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yerde bu tarihten önce yerleşimin bulunduğu, davalı Belediyenin bu bölgeye alt yapı hizmetlerini bu tarih öncesinde sunmuş olduğu ve her ne kadar yerleşim alanının baraka tipi yapılardan ibaret olsa da anılan taşınmazların yerleşim yeri olarak işgal edilmiş olduğu,
3.Dava konusu 482 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 19, 39 ve 40 bağımsız bölüm numaralı taşınmazların ise dava tarihi itibarıyla davalı ... adına kayıtlı olmayıp, dava dışı üçüncü şahıslar adına kayıtlı olduğu,
4.Dava konusu taşınmazların mülkiyetinin davalı ... üzerinde bırakılabilmesi için Mera Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinde yer alan şartların tamamının sağlanması gerektiği, yukarıda sayılan iki adet parsel haricinde kalan parsellerin 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak işgal edilmemiş olduğunun hava fotoğrafları üzerinde fen bilirkişisi tarafından yapılan uygulama ile sabit olduğu gerekçe gösterilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu 66 adet taşınmazda davalı Belediyenin paylı veya tam malik hisselerinin iptali ile davacı ... adına tesciline; dava konusu 424 ada 1 parsel ve 427 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın esastan reddine; 482 ada 1 parselde bulunan 19, 39 ve 40 bağımsız bölüm numaralı taşınmazlar yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine;
5.Birleştirilen 2016/166 Esas sayılı davanın kabulü ile dava konusu 12 adet taşınmazın davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tesciline;
6.Birleştirilen 2020/130 Esas sayılı dava yönünden yapılan tazminat hesabında; mal müdürlüğü tarafından, davalı Belediyece ihale yoluyla yapılan satışlardan ari olarak piyasa rayiçlerine göre belirlenen metrekare birim fiyatı 100,00 TL üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği belirtilerek, davanın kabulüne ve 9.469.500,00 TL tazminatın 22.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B.
Gerekçe ve Sonuş Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 13.06.2023 tarih ve 2022/2461 Esas, 2023/3325 Karar sayılı ilamında; " 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle tapu iptali ve tescil talebi yönünden bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak karar verildiğinin anlaşılmasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraf vekillerinin birleştirilen 2020/130 Esas, 157 Karar sayılı dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davanın, sebepsiz zenginleşme nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
3.Kural olarak taraflar bir uyuşmazlığın çözümlenmesi için hakeme başvurmaya mecbur değillerdir. Ancak bazı hâllerde bir uyuşmazlığın çözümlenmesi için hakeme başvurmak zorunludur ki buna zorunlu tahkim adı verilir.
4.Tahkimin hangi hâllerde zorunlu olduğu özel bir kanun hükmü ile belirlenir. Mecburi tahkim hâllerinden birinin düzenlendiği 3553 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde “Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyeler ile sermayesinin tamamı Devlete veya belediyeye veya hususi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar, bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilir.” hükmü düzenlenmiştir.
5.03.07.2003 tarih ve 4916 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değişik 4 üncü maddesi ise “Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir.” hükmünü içermektedir.
6.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı ... Hazinesi ile davalı ... Belediyesinin 3553 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde belirtilen kurumlardan olup, davanın ise taşınmazın aynına ilişkin olmayıp sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın anılan Kanun’un 4 üncü maddesi gereğince “Hakem” sıfatıyla çözümlenmesi gerekir.
7.Kaldı ki anılan davada Mahkemece, eldeki dava ile birleştirme kararı verilmeden önce 2006/99 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonunda, 11.10.2017 tarih ve 2017/53 sayılı Karar ile davanın reddine dair verilen kararın, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 15.10.2020 tarih ve 2019/398 Esas, 2020/1462 Karar sayılı ilâmıyla özetle “mahkemece, davanın niteliği ve tarafların sıfatı ile 3553 sayılı Kanun’un 1 ve 4 üncü maddeleri göz önüne alınarak, taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin iş bu davanın, hakem sıfatıyla görülmesi ve davanın görüldüğü yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından, 3553 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahkim usulüne göre çözümlenerek, 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince de gerekçeli karar başlığında hükmün hangi sıfatla verildiğinin belirtilmesi gerekirken, davanın genel hükümlere göre incelenip sonuca bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve dosyanın Daire kararına uygun şekilde işlem yapılarak yeniden karar verilmek üzere mahalli mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; buna rağmen Mahkemece, kaldırma kararı sonrası 2020/130 Esas numarasına kaydedilen dosya üzerinden verilen 21.12.2020 tarih ve 2020/157 Karar sayılı iş bu dosya, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçe gösterilerek, Mahkemenin 2018/5 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.
8.Bu durumda Mahkemece, öncelikle sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin bu davanın, eldeki tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davadan tefrik edilmesi; daha sonra 3553 sayılı Kanun’un 1 ve 4 üncü maddeleri uyarınca davanın hakem sıfatıyla görülerek taraflar arasındaki uyuşmazlığın 3553 sayılı Kanun hükümleri gereği tahkim usulüne göre çözümlenmesi; 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince de gerekçeli karar başlığında hükmün hangi sıfatla verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekirken, Mahkemenin tapu iptali ve tescili istemine ilişkin 2018/5 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek genel hükümlere göre incelenip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, birleştirilen 2020/130 Esas ve 2020/157 Karar sayılı dava yönünden hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1.
Davalı vekili karar düzeltme talepli dilekçesinde; dava konusu taşınmazların artık mera olarak kullanılmadığını, bilirkişi raporlarının mahkemece hatalı yorumlandığını, incelemenin parsel bazında değil ada bazında yapılması gerektiğini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36ncı maddesi dikkate alınmaksızın belirlendiğini ileri sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili karar düzeltme talepli dilekçesinde; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, parsellerin bir çoğunun mera bitki örtüsü ile kaplı olduğunu ve hayvanların halihazırda otlakiye olarak kullandığını, temyiz taleplerinin reddedilen bölümleri yönünden incelemenin eksik yapıldığını ileri sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinde öngörülen yasal şartların dava konusu taşınmazlar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi, 3553 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye ya da Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolu ile Halli Hakkında Kanun’un (3553 sayılı Kanun) 1 ve 4 üncü maddeleri ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3.Değerlendirme
1.4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3 üncü maddesinde yapılan tanıma göre; yaylak, çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir.
2.27.05.2004 tarihli ve 5178 sayılı Yasa'nın 5 inci maddesi ile 4342 sayılı Mera Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3 üncü madde ile; "Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır." hükmü getirilmiştir.
3.
Davacı vekilinin karar düzeltme talebi yönünden; her ne kadar bozma ilamında asıl davaya konu 424 ada 1 parsel ve 427 ada 1 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yerde bu tarihten önce yerleşimin bulunduğu, davalı Belediyenin bu bölgeye alt yapı hizmetlerini bu tarih öncesinde sunmuş olduğu ve yerleşim alanının baraka tipi yapılardan ibaret olsa da anılan taşınmazların yerleşim yeri olarak işgal edilmiş olduğu belirtilmişse de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde anılan parsellerdeki yapıların niteliğinin yerleşim yeri olarak kullanılacak durumda olmayan "geçici yapı niteliğindeki" barakalar halinde olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle bu parseller yönünden; açıklandığı üzere 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3 üncü maddesindeki şartların oluşmaması nedeniyle asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, temyiz taleplerinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
4.Hükmün temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 13.06.2023 tarih ve 2022/2461 Esas, 2023/3325 Karar sayılı ilamıyla asıl dava ve birleştirilen 2016/166 Esas sayılı dosya yönünden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de yazılı sebeple asıl davaya konu 424 ada 1 ve 427 ada 1 parsel yönünden hükmün bozulması gerekirken maddi hata nedeniyle temyiz itirazlarının bu parseller yönünden reddine karar verildiği bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin 424 ada1 ve 427 ada 1 parseller yönünden kabulü ile Dairemizin temyiz itirazlarının reddine ilişkin ilamı kaldırılarak Dairemizin13.06.2023 tarih ve 2022/2461 Esas, 2023/3325 Karar sayılı bozma ilamına ek olarak ayrıca yukarıda belirtilen gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
5.Davalı vekilinin kara düzeltme talebi yönünden; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay bozma ilamı uyarınca bozmaya uygun olarak verilen mahkeme kararı gerekçesine göre, usul ve yasaya uygun olup, düzeltilmesini gerektirir bir neden bulunmadığından, HUMK’nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin sair karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,
Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kısmen kabulü ile Dairemizin 13.06.2023 tarih ve 2022/2461 Esas, 2023/3325 Karar sayılı ilamının dava konusu 424 ada 1 ve 427 ada 1 parseller yönünden KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.