Esas No
E. 2022/9097
Karar No
K. 2024/3337
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

5. Ceza Dairesi         2022/9097 E.  ,  2024/3337 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2022/1700 Esas, 2022/975 Karar
SUÇ: Zincirleme tefecilik
HÜKÜM: İstinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 12.04.2022 tarihli ve 2022/1700 Esas, 2022/975 sayılı Kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Tebliğnamede adına yer verilen sanık ... hakkında bir temyizin bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;

Katılan ... vekilinin temyizinin sanıklar ... ve ... hakkında zincirleme tefecilik suçundan kurulan tüm hükümlere yönelik olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma ... vermeyeceği, bu nedenle vekilinin sadece katılan ...'a yönelik olarak sanık ... tarafından işlendiği iddia olunan ve Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.12.2015 tarihli ve 2013/417 Soruşturma, 2015/2937 Esas, 2015/2629 sayılı İddianamesinde anlatılan olaylar açısından davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer mağdur ve katılanlara yönelik eylemlerden açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle katılma ve bu suçlardan verilen hükümleri temyiz ... olmadığı, bu nedenle sanık ... yönünden kurulan hükmü temyiz ... bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıkların eşlerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

1.Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2019 tarihli ve 2014/229 Esas, 2019/420 sayılı Kararı ile sanıkların zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca 6'şar yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, haklarında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları gereği hak yoksunluğu uygulanmasına hükmolunmuştur.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 12.04.2022 tarihli ve 2022/1700 Esas, 2022/975 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri, katılanın uğradığı maddi zararın çok yüksek seviyede olduğu gözetildiğinde sanıklar hakkında eksik ceza tayini ile hükümler kurulduğuna ve sair hususlara ilişkindir.

Sanık ...'ın eşinin temyiz sebepleri, eşinin gaip olduğuna, istinaf mahkemesi kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğine, sanık hakkında birleştirilmesi mümkün bulunan başka tefecilik suçundan dosya bulunduğuna, suç tarihlerinin belirlenmediğine, Bölge Adliye Mahkemesinde duruşma talep ettiği halde duruşma açılmadığına, dosyanın esasının incelenmediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, kolluk araştırması ve sanığın alacaklı olduğu icra dosyalarının getirtilmediğine, sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanmadığına, esasa ilişkin olarak sanığın savunmasındaki hususların tekrarına, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebine yöneliktir.

Sanık ...'ın eşinin temyiz sebepleri, istinaf mahkemesi kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğine, sanık hakkında birleştirilmesi mümkün bulunan başka tefecilik suçundan dosya bulunduğuna, suç tarihlerinin belirlenmediğine, Bölge Adliye Mahkemesinde duruşma talep ettiği halde duruşma açılmadığına, dosyanın esasının incelenmediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, kolluk araştırması ve sanığın alacaklı olduğu icra dosyalarının getirtilmediğine, sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanmadığına, esasa ilişkin olarak sanığın savunmasındaki hususlarına tekrarına, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istemine dairdir.

III. GEREKÇE

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar hakkında katılanlar ..., ..., ... ve ...'a yönelik tefecilik eylemleri nedeniyle yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;

Suçtan zarar gören ... ...'a karşı işlenen tefecilik eylemine ilişkin olarak yapılan yargılamada; adı geçenin ... Limited Şirketi yetkilileri ile birlikte 17.09.2013 havale tarihli şikayet dilekçesinde, ... Şirketinin vadesi gelmemiş müşteri çeklerini ... ... aracılığı ile sanıklara %3-4 komisyon oranı ile kırdırmak suretiyle tefecilik suçunu işlediklerinden bahsederek suç duyurusunda bulunmaları, ... ...'ın 26.06.2014, ... Şirketi yetkililerinin 02.07.2014 tarihinde verdikleri dilekçelerde, sanıklarla aralarındaki ilişkinin ticari ilişkiden kaynaklandığını bildirerek şikayetten vazgeçmeleri, ardından ... ...'ın Vergi Müfettişi ... tarafından alınan ifadesinde ve Alemdar Vergi Dairesinde düzenlenen 08.10.2015 tarihli tutanakta, sanık ... ve avukatının kendisine baskı yapması sonucunda savcılığa şikayetten vazgeçme dilekçesi verdiği, sanıkların çek kırma ve tefecilik yaptığına dair ifadesinin geçerli olduğu, sanık ... ile madeni yağ işi yapmadığı şeklindeki çelişkili beyanları karşısında, bu durumun son suç tarihini belirleme açısından önem arzettiği gözetilerek; ... ...'ın duruşmaya celbiyle beyanları arasındaki çelişkiler giderilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı, bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerektiği nazara alındığında; UYAP sisteminden yapılan sorgulamada, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2022/2346 Esas, 2022/2413 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında tefecilik suçundan verilen hükümlerin bozulmasına karar verildiği, bu dosyada suç tarihinin 2012 yılı, iddianame tarihinin 16.11.2015 olduğu, temyize konu bu davada ise suç tarihinin 2013 yılı, iddianame tarihinin de 27.05.2014 olması karşısında, söz konusu davanın akıbetinin araştırılması, derdest ise birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneğinin getirtilip incelenmesi, keza sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılmış başkaca kamu davası bulunup bulunmadığının belirlenmesi sonrasında suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun ayrı ayrı takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması, Hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ...'ın eşlerinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık ...'ın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Akhisar Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.03.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.