43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/331
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/09/2020
NUMARASI: 2015/885 Esas - 2020/341 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkili hakkında Gaziosmanpaşa ... İcra müdürlüğünün ... Esas saylı dosyasından takip yaptığı müvekkilinin yetkiye ve borca itirazı üzerine gönderilen ödeme emrine süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle haksız ve hukuka aykırı borcun müvekkili hakkında kesinleşmiş olduğu davalının müvekkili tarafından yapılan ödemeleri dikkate almadan ve fahiş faiz uygulayarak takip yaptığından müvekkili borcunu ödeyemez hale geldiği ve tüm taşınmazları haczedilerek borç batağına sokulduğu, müvekkilinin takip tarihinden önce 21/05/2010 tarihinde 5.000,00 TL 22/06/2010 tarihinde 4.500,00 TL, 30/07/2010 tarihinde 1.500,00 TL, 27/08/2010 tarihinde 1.000,00 TL olmak üzere sunulan dekontlarla 12.000,00 TL ödeme yaptığı, başka dekontu sunulamamış ödemelerde bulunduğundan bunların celbini talep ettikleri, icra takibine konu borcun anapara tutarının 20.000 TL olup takipten önceki ödemeler mahsup edilmeden takip yapıldığı ve yasaya aykırı olarak %40 faiz uygulandığı, halbuki yasal faiz oranlarının uygulanmasının gerektiği, neticeten hukuka aykırı icra takibi ile müvekkilinin tüm taşınmazların haciz ve satışına başlandığından ileride telafisi mümkün olmayacak zararlara uğramaması için takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettikleri, diğer taraftan takip öncesi yapılan ödemelerin tespiti ile uygulanmış fahiş faizin iptali ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için bu davanın açılması gereğinin doğduğu iddiasında bulunarak açıklanan nedenlerde takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine müvekkilinin yaptığı ödemelerin tespiti ile asıl alacak miktarından mahsubuna ve fahiş faiz uygulanmasının iptali ile yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ünvanının birleşme nedeniyle ... A.Ş. ye dönüştüğünden unvanının ... A,Ş, olarak düzeltilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı halbuki alacak miktarının belirlenebilir olması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, Gaziosmanpaşa ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yapılan takibin davacı aleyhine kesinleştiği ancak takibin yerinde olduğu, zira borçlunun yaptığı kısmi ödemelerin bulunmasının bakiye miktar için takip açılmasına engel olmadığını, faiz oranının uygun oran olduğu fahişlik itirazını kabul etmedikleri takibin kesinleşmesi üzerine dosyadaki işlemlerin satış aşamasına gelmesi nedeniyle tedbir kararı talebinin zaman kazanmaya yönelik olduğundan reddini talep ettikleri davacının hem yaptığı ödemelerin asıl alacaktan mahsubunu talep ettiği ve hem de borçlu bulunmadığını istemiş olmaktadır ki bunun hukuka aykırı bir durum olduğu, borçlunun icra dosyasındaki belgelerle belirli olduğu, savunmasında bulunarak açıklanan nedenlerle davanın usul ve esastan reddine ihtiyati tedbir talebinin reddine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, genel kredi sözleşmesi borcundan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ve yargılama sırasında icra dosyasına yapılan ödeme nedeniyle yapılan ödemenin istirdadı istemlerine ilişkin olduğu, bu bağlamda tüm delillerin toplandığı, davalı yanın gerçek alacak miktarının tespiti konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alındığı, alınan raporlardan Bankacılık ve hesap işlemleri konusunda uzman bilirkişi ... tarafından tanzim edilerek mahkememize ibraz olunan raporların hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduklarının anlaşıldığı ve hükme esas alınmalarına karar verildiği, alınan raporlar sonucu davacının 05/02/2016 tarihi itibariyle davalıya, 2.635,73 TL asıl alacak + 57.133,38 TL işlemiş faiz ve 8.024,60 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 77.793,71 TL borçlu olduğu ancak davacı yanca icra dosyasına 104.484,57 TL yatırıldığı ve bu haliyle de (104.484,57-77.793,71 = 26.690,86 TL ) davacının davalıya Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (Eski esas no: 2012/4154) sayılı takip dosyasından dolayı, 05/02/2016 tarihi itibariyle 77.793,71-TL borçlu olduğunun ve bunun üzerindeki kısım olan 26.690,86-TL yönünden ise borçlu olmadığının anlaşıldığı ve davacı yanca fazladan ödenen 26.690,86-TL'nin İstirdadının talep edilebileceği anlaşıldığından davanın kabulüne ve ve ayrıca davacı yanca her ne kadar kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra, alacaklının ayrıca kötü niyetli olmasının da gerektiği, dava konusu olayda, her ne kadar dava konusu icra takibi haksız ise de; davalının kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispat edilmediği gibi davalının kötü niyetle sırf davacıya zarar verme kastıyla hareket ettiği, zarar verme kastıyla kötü niyetle icra takibi başlattığı yönünde dosyada herhangi bir delil de bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davacı yanın kötü niyet tazminatı isteminin de reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, hukuka aykırı olarak "fazladan ödenen 26.690,86 TL nin ödeme tarihi olan 05/02/20167'dan itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile" davalı müvekkilden istirdadına karar vermiş olduğunu, istirdadı hukuka uygun olsaydı dahi en yüksek mevduat faizi ile değil tarafların tacir olması sebebiyle davaya konu alacak ticari krediye ilişkin olduğundan reeskont faizi uygulanması gerektiğini, kararın kalan kısımlarını kabul anlamına gelmemek ile birlikte, istinaf incelemesi sonucunda mahkemece kararının hukuka uygun olduğuna kanaat edilecek olursa dahi reeskont faizi olarak düzeltilmesini, işbu davayı açan davacı borçlunun iddia ettiği tutarlar hesaplanabilir tutarlar olup davanın buna rağmen belirsiz alacak davası olarak açılmış olması da ayrıca usule aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması dahi davacı yanın kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davanın yalnızca bu sebep ile bile usulden reddi gerekirken huzurdaki şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, takibin kesinleşmesi üzerine, yapılan icrai işlemlerde satış aşamasına gelinmişken huzurdaki davanın ihtiyati tedbir talepli olarak açılması borçlunun zaman kazanmaya çalışmasından ibaret olup kesinlikle alacaklı müvekkili zarara uğratmak kastıyla yapıldığını, davacı yanın kötü niyetli davrandığı her şekilde açıkça ortada olduğunu, üstelik dava dilekçesinde dahi hem borçlu olduğu/olmadığı miktarı hesaplayamadığını, kötü niyetle belirsiz alacak davası ile açmış ve üstelik borçlu olmadığını düşündüğü halde ödeme yaptığını, burada davacı borçlunun iyi niyetli hukuki yararının olduğundan bahsedilemeyeceğini, ayrıca davacı yan türlü bahaneler ile dava süresince de bilirkişi ücretlerini ve harç ödemelerini mahkemeye yatırmakta kasıtlı olarak fazlaca gecikmiş ve davayı iyiden iyiye uzatmayı başardığını, davacının ikame etmiş olduğu bu dava ile gerek usul ekonomisi bakımından gerekse alacaklı müvekkilin uğradığı zarar bakımından pek çok zarara sebep olunduğunu, karara dayanak teşkil eden son bilirkişi kök raporu ile dosyaya sunulan yargıtay kararlarına rağmen davacı borçlunun yaptığı ödemelerin faizden düşülmesi gerekirken ana paradan düşülerek hesaplama yapılmış olması da mahkemece hukuka aykırı karar verilmesine sebep olduğunu, her ne kadar rapora itirazlar üzerine terditli bir ek rapor sonradan dosyaya alınmışsa da karar, hukuka aykırı şekilde ödemelerin anaparadan düşüldüğü raporun 1. kısmını dayanak alacak şekilde verildiğini, açıklanan sebeplerle İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/885 E. 2020/341 K. 07.09.2020 tarihli kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasına ve davanın reddi ile tehiri icra talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE
Dava İİK 72/3 maddeesi uyarınca icra takibinden sora açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılmadığı, bu nedenle usulden red kararı verilmesi gerekip gerekmediği, davacı tarafın temerrüt tarihinden sonra takip tarihinden önce temlik eden bankaya yaptığı ödemelerin öncelikle faizden düşülmesinin gerekip gerekmediği, hüküm altına alınan istirdat bedeline en yüksek mevduat faizinin uygulanmasının yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Davacı hakkında ... A.Ş' den genel kredi sözleşmesine dayanılarak kullanılan krediye kefaleti nedeniyle borcu bulunduğu, dava dışı bankanın alacağını ... A.Ş.'ye temlik ettiği, bu şirketçe davacı ve dava dışı borçlular hakkında Bakırköy ... İcra müdürülüğünün ...
E. Dosyası ile 29/12/2011 tarihinde 20.988,00 TL asıl alacak ve 36.087,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.075,86 TL alacağın, asıl alacağa uygulanacak %40 temerrüt faiziyle tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Eldeki menfi tespit davasının 08/09/2015 tarihinde: konu; icra dosyasına ilişkin borçlu bulunmadığının tespiti" icra dosya no: Gaziosmanpaşa ... İcra müdürlüğünün ... esas, Netice-i talep; Müvekkilin yapmış olduğu ödemelerin tespiti ile asıl alacak miktarından mahsubuna, fahiş faiz uygulamasının iptali ile yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle müvekkilin borçlu bulunmadığının tespitine" ve 5.000 TL harca esas değer bildirilerek açıldığı görülmektedir. Bu talep sonucu ve dava dilekçesi içeriğine göre eldeki dava belirsiz alacak yada kısmi dava değil, tam bir menfi tespit davası olarak açılmış, 5.000 TL harca esas değer bildirilmiş ve bu miktar üzerinden harç yatırılmış, bilirkişi raporu ile belirlenen değer üzerinden davacı tarafça ıslah dilekçesi verilerek harçlar tamamlanmış olmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerine görülmemiştir. Dosyaya alınan bilirkişi raporu ve ekinde sunulan banka kayıtlarına göre; davacı tarafın temlik eden bankaya temerrüt tarihinden sonra ve takip tarihinden önce yaptığı ödemeler banka tarafından takip ana para tahsilatı olarak kayıtlarına işlenmiştir. Bilirkişi kök raporunda da bankanın tahsilatları anaparadan mahsup etmesini esas alarak yapılan bu kısmi ödemeleri ana paradan düşmek suretiyle dava tarihi itibarıyla davacının borçlu olmadığı kısmı 26.690,86 TL olarak tespit etmiştir. Bilirkişi faiz hesabında ise davalının takip talebindeki %40 oranındaki faiz talebi ile bağlı kalarak hesaplama yapmıştır. Bu durumda bilirkişi tarafından dava tarihi itibarıyla borçlu olunmayan kısmın belirlenmesinde gerek kısmi ödemenin mahsubu gerekse faiz oranı yönünden bir hata bulunmayıp ilk derece mahkemesince de bu rapor esas alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafça yargılama aşamasında icra dosyasına 05/02/2016 tarihinde 104.484,57 TL yatırılmıştır. Bu miktardan davalının bilirkişi tarafından belirlenen asıl alacak, takip tarihine ve ödeme tarihe kadar işlemiş faiz ve vekalet ücreti mahsubu ile davacının yersiz ödediği 26.690,86 TL'nin ödeme tarihi olan 05/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davacıya ödenmesine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davacı taraf hüküm altına alınacak istirdat tutarına en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasını talep etmiş, ilk derece mahkemesince de bu oran esas alınarak hüküm kurulmuştur. Aynı uyuşmazlıkta davalı borçlu tarafından alacağına %40 oranında temerrüt faizi yürütülmesi talep edilmiş, mahkemece de bu oran uygun bulunarak yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. Bu durumda istirdada konu bedelin iadesine ilişkin kararda da bu oranın esas alınması gerekir. Ancak davacının talebi en yüksek mevduat faizi olmakla bu oranı aşmamak şeklinde hüküm kurulması gerekirken sınırlama olmadan mevduat faizi uygulanmasına karar verilmesi isabetli olmamıştır. Kabule göre de; 6100 sayılı HMK 297. Maddesinde hükmün kapsamı açıklanmış 2, fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesi bulunmaktadır. İDM mahkemesince eldeki dava menfi tespit istemine ilişkin olmasın rağmen hüküm kısmında gerekçede yer alması gereken davalının alacak miktarına yönelik olumlu tespit hükmü kurulması da isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece hüküm altına alınan faiz türü dışında ve eleştirilen kısım dışında kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmayıp sadece faize ilişkin bölümde hata edilmiş olmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.