Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

EK KARAR TARİHİ: 26/01/2024

DAVANIN KONUSU: Tazminat

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ: 23/05/2024

İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili, 10/10/2015 tarihinde müvekkili sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan ve maliki davalı olup, dava dışı ... isimli kişinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine önce park halinde bulunan ... plakalı aracın sol dikiz aynasına çarptıktan sonra ... idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu, mo- tosiklet sürücüsü ... yaralandığını ve sakat kaldığını bu sebep ile ... 78.954,00.-TL tazminat ödendiğini, hasar gören aracı içinde 1.250,00.-TL ödeme yapıldığını, toplam ödenen miktarın 80.204,00.-TL olduğunu, KTK 'nın 95 sigorta genel şartlarının B.4/b ve B.4/f maddeleri gereğince kazadan sonra olay yerini sigortalı araç sürücüsünün terk etmiş olması sebebi ile müvekkilinin yaptığı ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkiline ait araç sürücüsü ... kazanın meydana geldiği mahalli, bu mahallin özelliklerini göz önüne alarak kaza mahallinde kalması halinde can güvenliğinin olmayacağı kanaati ile kaza yerinden ayrıldığını, ancak hiç vakit kaybetmeksizin Meydan polis merkezine gittiğini bu sebep ile müvekkilinden davacı ... şirketinin ödediği tazminatı rücu edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, "... Sigorta genel şartlarına göre sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesi sigortacının zarar görene ödediği miktarı sigortalı araç malikine rücu edebilmesine yol açar. Sigortalı araç sürücüsünün bu sorumluluktan kaza mahallini terk etmesine rağmen kurtulabilmesi için makul gerekçelerinin olması gerekir. Kazanın meydana geldiği yerin bilinen bir güvenlik endişesi taşınması gereken bir yer olmaması, kazanın gündüz vakti meydana gelmesi, kaza sonrası özellikle de bir yaralanan var ise elbette diğer çevredeki insanların kazazedelere yardım etmek için de olsa kaza mahallinde toplanmalarının mümkün ve ahlaki olması, salt toplanmaya bağlı olarak kaza mahallinden kaçıldığının araç sürücüsü tarafından ifade edilmesi, hatta ceza soruşturması aşamasında kendi beyanından ve diğer araç sürücüsünün ifadesinden kaza sonrası zaman kaybetmeden, araçtan inmeden kaza mahallinden kaçıldığının anlaşılması, mahkememizce dinlenen tanıkların beyanlarındaki olay yerinde bulunma sebeplerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının ceza soruşturması aşamasında olay yerinden hemen uzaklaştığına ilişkin beyanları ile de çeliştiğinden tanık beyanlarına itibar edilmemiş, can güvenliği sebebiyle olay yerinden uzaklaşan davalının olayın hemen akabinde karakola gitmesi gerekirken gitmediği, terki haklı gösteren can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerin olayda bulunmadığı ,somut hiçbir tehlikeye dayanılmamış olması sebebi ile davacının rücu talebinin yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne" karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşsa da, mahkemece 27/03/2024 tarihli istinaf başvurusunu değerlendirme kararı ile; "Mahkememizin ... esas sayılı ... karar sayılı 25/01/2024 tarihli kararı davalı vekili tarafından 12/03/2024 tarihinde, 1.169,40.-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 427,60.-TL istinaf karar harcı (maktu), 100,00.-TL gider avansı yatırarak istinaf edildiği, davalı vekiline 942,01.-TL istinaf karar harcını (nispi),272,00.-TL istinaf avansını tamamlaması için 13/03/2024 tarihli muhtıranın 18/03/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin süresi içinde istinaf karar harcını (nispi), istinaf avansını yatırmadığı ve sürenin 25/03/2024 günü mesai bitiminde dolduğu anlaşıldığından mahkememiz kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmemiş sayılmasına" karar verilmiştir.

Ek karara karşı da davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf konusu kararın davanın reddine ilişkin bir karar olduğunu, bu tür kararlara karşı istinaf yapılırken harçların da maktu yatırılması gerektiğini, aleyhine karar verilmiş bir tarafı nispi harç yatırmaya mecbur etmenin hak arama hakkının engellenmesi olacağını, nispi harç istenmesinin hatalı olduğunu, maktu harcın yeterli olduğunu, ilk derece mahkemesi binası ile istinaf mahkemesinin binası yan yana olduğunu, dosyanın istinaf mahkemesine posta ile gönderilmesi ve bunun için hak arayışı içinde bulunan taraflardan masraf alınmasının gereksiz olduğunu, müvekkilinden nispi harç ve gider avansı istenmesinin doğru olmadığını, mahkemece verilen sürede harç ve gider avansının yatırılmaması gerekçe gösterilerek, kararın istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne, istinaf başvurusunun değerlendirme kararı ile de istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Dava, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişilere yapılan ödemenin, Zorunlu Mali Mesuliyet sigortalısından, olay yerini terk nedeniyle rücu istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ancak istinaf harçları yatırılmadığından harçların yatırılması için davalı vekiline HMK'nın 344. maddesi gereğince harç muhtırası tebliğ edilmiştir. Verilen kesin sürede istinaf harçlarının yatırılmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesince HMK'nın 344. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar verilmiş, bu ek karara karşı davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas - ... Karar sayılı kararında HMK'nın 344. maddesi uyarınca çıkarılan bir muhtıranın geçerli olması için gerekli özellikler belirtilmiştir.

Buna göre;

Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması halinde muhtıra gönderilerek kararı veren Hakim veya Mahkeme Başkanı tarafından 7 günlük kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı taktirde mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432. maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır. Muhtırada Hakim veya Mahkeme Başkan'ının sicili veya imzası bulunmalıdır. Muhtıra Hakim veya Mahkeme Başkanı tarafından imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla Hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur. Muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Yargıtay'ın belirlediği bu ilkeler istinaf kanun yolunda da aynen geçerlidir.

Somut olayda; mahkemece davalı vekiline tebliğ edilen muhtırada yatırılması gereken tutarın dosyaya yatırılmasının gerektiğinin belirtildiği, harç isminin de istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı olarak belirtildiği, muhtıra altında Hakim'in sicil ve e-imzasının bulunduğu, muhtıranın yasal unsurları taşıdığı anlaşılmaktadır.

Muhtıra usulüne uygun olmakla istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf karar harcı süresinde yatırılmamıştır. Dosya içerisinde eski hale iadeye yönelik bir talep de bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin HMK'nın 344. maddesi uyarınca verdiği ek karar usul ve yasaya uygundur. İstinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan esasa ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesi mümkün değildir. Açıklanan bu gerekçelerle,

HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ek kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3.Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6.Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,

Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi. 23/05/2024 ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.