11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/15058 E. , 2011/16688 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/06/2009 tarih ve 2009/51-2009/551 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.12.2011 gününde davacı avukatı ..... geldi, davalılar avukatı duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinden "...hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi ..." yazılı bir belge karşılığında 48.000-DM tahsil ettiğini, müvekkiline parasını her istediği anda alabileceği ve yüksek oranda kâr garantisinin verildiğini ancak, herhangi bir kâr ve para ödemesi yapılmadığını, yapılan işlemin mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, davalıların taahhütlerini yerine getirmeyerek sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, şimdilik 32.536,58-TL'nin davalılardan tahsilini, hisse senedi satımı yapılamayacağının ve davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitini ve ilgili mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim Şirket olduğu, davacının davalı şirketlerde hissesinin bulunduğu,
TTK'nun 405/2 maddesinde sermaye şirketlerinde sermaye olarak verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan A.Ş. yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline"... Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi" imzalatılarak (48.000-DM) ödeme yaptığını, ancak davalı şirketlere geçerli bir şekilde ortak olmadığını iddia etmektedir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğunu savunmuş, davacının sırasıyla 96 ve 40 hisse ile ortak olduğuna dair davalı şirketlere ait ortaklık pay defterinin davacıya ait kısmına ilişkin belgeyi ibraz etmiş, ortaklık servis yazısında davacı hisselerinin pay defterlerinde kayıtlı olduğu açıklanmıştır.Davalı ... AŞ.’nin 30.4..2009 tarihli yazısında da davacının davalı şirketlerde (1,00) TL. nominal bedelli 96 ve 40 adet hissesinin bulunduğu bildirilmiştir. Takasbank davacı adında yapılan araştırmada adres bilgileri farklı kayıtlara rastlandığı mahkemeye bildirmiştir.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı ile ilgili resmi pay bilgileri Takasbank'tan temin edilip konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.