11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/5020 E. , 2011/17643 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2009/9-2009/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tescilli “fatih” markasının müvekkiline ait bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin tüm Türkiye'de bilinen bir üretici olduğunu, davalının ise 2005 yılından beri müvekkiline ait markayı taşıyan ürünleri üretip sattığını, bu hususta çeşitli mahkemelerce tespitler yapıldığını, davalının kalitesiz ürünler üreterek müvekkilinin ticari itibarına zarar verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının markasına tecavüz edildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, müvekkilinin “Eba” ibareli markanın sahibi ve üreticisi bulunduğunu, tarafların farklı iş kollarında faaliyet gösterdiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 18.07.2002 tarihinde tescil edilmiş “Fatih” markasının sahibi olduğu, davalının ise “Öz Fatih” ibareli tütün dizme amaçlı pamuk ipliğini piyasaya sunduğu, davalının bu davranışın marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, tecavüz olgusunun süreklilik arz etmesi nedeniyle zamanaşımının söz konusu olmadığı, bilirkişilerin davacının tercih ettiği hesap yöntemi ile somut bir neticeye varamadıkları, bu durumda BK'nun 42. maddesi uyarınca tazminat miktarının belirlendiği, davacının manevi tazminata da hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.000 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının davacıya ait marka ile arasında iltibas tehlikesi bulunan “Öz Fatih” ibaresini taşıyan ürünleri satışa sunduğunun mahkeme aracılığıyla yapılan tespitler ile sübut bulmuş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, tescilli markaya tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, daha önce tazminat miktarının 556 sayılı KHK’nun 66/b maddesi uyarınca hesaplanmasını talep ettiği halde 12.12.2009 tarihli dilekçesi ile talebini ıslah etmiş ve tazminat miktarının aynı KHK’nun 66/a maddesi uyarınca hesaplanmasını istemiştir. Dairemizce, davacının zararının hesaplanmasına ilişkin yöntemi ıslah yoluyla değiştirebileceği kabul edilmekte olup, somut olayda mahkemece bu konuda olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, öncelikle davacının ıslah talebinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazlı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin maddi ve manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.