Esas No
E. 2023/76
Karar No
K. 2023/76
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Aramaya Dön
ANKARA BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

35. Hukuk Dairesi

E. 2023/76 K. 2023/76 T.
Karar Sonucu KALDIRILMASINA
Resmî Atıf ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/76, K. 2023/76, T. 22.05.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
35. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/76
Karar No
2023/76
Karar Tarihi
22.05.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/76 - 2024/735

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 27/06/2022

NUMARASI : 2018/940 Esas 2022/550 Karar

KARAR TARİHİ: 22/05/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 24/06/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili tarafından ise katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunduğu, davalı vekilinin istinaf talebi yönünden başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.12.2017 tarihinde, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı traktörün devrilmesi suretiyle meydana gelen kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacının malul/sakat kaldığını, davacının zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya dair dava ve talep hakları ile HMK 107/1-2 maddeleri uyarınca ileride dava harcını artırarak dava değerini yükseltme hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 400,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL geçici bakıcı gideri ve 4.500,00 TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 5.000,00 TL malullük-sakatlık (geçici ve daimi iş göremezlik) tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 25.02.2021 havale tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek dava miktarının artırılmasına ilişkin taleplerinin kabulü ile 8.585,16-TL geçici iş gücü kaybı tazminatı, 84.845,13-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı ve 2.721,60-TL geçici bakım gideri tazminatı olmak üzere toplam 96.151,89-TL (HMK 107/2. maddesi uyarınca artırılmış) dava değeri üzerinden davanın kabulü ile davalının temerrüt tarihinden itibaren ticari-avans faiz yürütülmesine karar verilmesini istemiş, yine yargılamanın devamı sırasında 22.04.2022 havale tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 6100 sayılı HMK 107/1-2. maddesi uyarınca müvekkili için, 84.845,13-TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 58.617,41-TL daha artırarak 143.462,54-TL'ye, 2.271,60-TL olan geçici bakıcı gideri tazminatı talebini 2.818,26-TL daha artırarak 5.539,86-TL'ye, toplamda dava değerini 157.545,73- TL'ye yükselttiklerini, davalının temerrüt tarihinden itibaren tüm dava değerine ticari-avans faizi yürütülmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının eksik evrakla müracaat etmesi nedeniyle dava şartının yerine getirmediği gibi, müvekkilinin temerrüdünün de gerçekleşmediğini, bu itibarla dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak müvekkilinin sorumluluklarının sigorta teminat limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, zararın ve kusurun kanıtlanması gerektiğini, kaza tarlada meydana gelmiş olup poliçe teminatı dışında olduğunu, 04.12.2017 tarihinde meydana gelen kazada davacının ... plaka sayılı traktörün römorkunda odunların üzerinde oturduğunu, akabinde römorkun tarla yolunda devrilmesi nedeni ile odunların altında kalarak yaralandığını, odunların üzerinde insan taşınamayacağı sabit olup davacının zararın artmasına ağır kusuru ile sebebiyet verdiğini, nitekim yüksek mahkemenin kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, bu halde yükün üzerinde insan taşınamayacağı aşikarken davacı yan bile isteye ağır kusuru nedeni ile davaya konu zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğinden hakkında tazminata hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, toplanan delillere göre, davalının sigortalısı aracın (traktörün) devrilmesi sonucunda davacının yaralandığı, tarafların kusurlu hareketlerinin ve kusur oranlarının hükme esas alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, davalıya sigortalı aracın sürücüsü olan dava dışı ...'in meydana gelen kazada %100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun olmadığı, ancak meydana gelen kazada traktör römorkuna yüklü odunların üzerine, tehlikenin varlığını bilerek ve isteyerek binmiş olması nedeniyle yaralanmasında müterafik kusurunun olacağının değerlendirildiği, davacının bakıcı gideri, geçici ve sürekli iş görmezlik tazminat talebinin 15/04/2022 tarihli raporla belirlendiği, hükme esas alınan bu rapora göre davacının talep edebileceği tazminat miktarının kaza tarihinde yürürlükte olan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği"ne göre geçici işgöremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının 8.543,33 TL, sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının 143.462,54 TL, geçici bakıcı giderinden kaynaklanan tazminat tutarının ise 5.539,86 TL olduğunun hesaplandığı, davacının talep artırım dilekçesi ile talebini artırdığı, %20 müterafik kusur indiriminin yapılması sonucunda davacının 114.790,04-TL sürekli iş göremezlik, 6.834,67-TL geçici iş göremezlik, 4.431,89-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 126.056,60-TL tazminat alacağının bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davacının davanın açılmasından önce tazminat başvurusunun bulunduğu, davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 15.04.2019 tarihinden itibaren aracın ticari araç olmaması nedeni ile alacağın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle, “1-Dava dilekçesi ve talep artırım dilekçesi ile talep edilen davanın kabulü ile; 114.790,04-TL sürekli iş göremezlik, 6.834,67-TL geçici iş göremezlik, 4.431,89-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 126.056,60-TL tazminatın, 15/04/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından tahsili ile, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, davacı vekili tarafından da katılma yolu ile istinaf dilekçesi verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davaya konu kazanın tarlada meydana gelmiş olması nedeniyle, zarar sigorta teminatı kapsamında olmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı düzenlendiğini, davacının özür oranının %41 olduğunun belirtildiğini, bu oranın hatalı olduğunu, müvekkili tarafından medikal uzmandan alınan rapora göre engel oranının %17 olabileceğinin belirtildiğini, itirazlarına rağmen Adli Tıp Kurumundan rapor alınmayarak eksik inceleme ile karar verildiğini, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik'in yürürlükten kalkması nedeniyle de raporun karar vermeye elverişli olmadığını, raporun "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, ayrıca tazminat hesabının Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, “progresif ranta” göre yapılan hesaplamanın uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Katılma yolu ile davacı vekili istinaf talebinde bulunmuş ise de süresi içerisinde olmadığı görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekilinin katılma yolu ile istinafı yönünden; ilk derece mahkemesince verilen kararın davacı vekiline 23/08/2022 tarihinde, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin davacı vekiline 13/09/2022 tarihinde tebliği edildiği, davacı vekili tarafından ise 20/10/2022 tarihli katılma yolu ile istinaf dilekçesi olduğunu beyan ettiği dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür.

Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 345. maddesinde istinaf başvuru süresinin iki hafta olduğu, bu sürenin ilamın usulen taraflardan her birine tebliğ ile işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.

Yine Yasa'nın 348. maddesinde katılma yoluyla istinaf kurumu düzenlenmiş, istinafa başvuru hakkı olmayan yahut istinaf süresini kaçıran tarafın, istinaf dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunabileceği kabul edilmiştir. İstinaf talebinin kanun ile belirlenen süreler içerisinde yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 91. maddesinde sürelerin başlangıcı; "Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar." şeklinde, 92. maddesinde ise sürelerin bitimi; "Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter." şeklinde düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeler gereğince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmayan davacı vekiline, davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin 13/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği,

HMK 345, 91 ve 92. maddeleri gereğince istinaf süresi daha önce dolduğu gibi,

HMK'nın 348, 91 ve 92. maddeleri gereğince katılma yolu ile istinaf süresinin de 27.09.2022 Salı günü son bulduğu, son günün resmi tatile denk gelmediği, istinaf başvurusunun ise başvuru süresi geçirildikten sonra 22/10/2022 tarihinde yapıldığı, süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmadığından 6100 sayılı HMK 352. madde uyarınca başvurunun süre yönünden reddine karar vermek gerekmiş, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.

Olay tarihinde davacı tarafından ZMMS ile sigortalı traktörün, orman yolunda seyri sırasında meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının yaralandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazanın orman yolunda meydana gelmiş olması nedeniyle, davacının kaza neticesinde meydana gelen cismani zararları ZMMS kapsamında kaldığından, davalının buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde ve taraflarca rapora itiraz edilmesi durumunda raporlar arasında çelişki giderilmeli, yine raporlar arasında çelişki olmasa dahi raporun uygun olmadığına yönelik somut itiraz olması halinde itiraz değerlendirilmeden karar verilmemelidir.

Eldeki dosyada Mahkemece hükme de esas alınan, H.Ü.T.F. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 21/05/2019 tarihli raporunda, davacının kazadan kaynaklanan yaralanması nedeniyle özür oranın %34 olduğu, Yönetmeliğin 11.e (60 yaşın üzerindekilerde hesaplanan özürlülük oranına balthazard formülü ile %10 eklenmesi) maddesi gereğince, balthazard formülü uygulandığında %41 olduğu, iyileşme süresinin 6 ayı bulabileceği ve 2 ay bakıma muhtaç olduğu tespit edilmiştir.

Davalı vekili maluliyet raporuna itiraz etmiş, ayrıca itirazına uzman görüşü de eklemek suretiyle, özür oranının belirlenmesinde yönetmelik hükümlerine uygun uygulama yapılmaksızın değerlendirme yapıldığı, bu nedenle maluliyet oranının hatalı tespit edildiği ileri sürülmüş, itiraza ek Adli Tıp Uzmanı ile Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı tarafından hazırlanan medikal eksper raporunda da "Dosya ile ilgili ek notlarda; Raporumuzun değerlendirme kısmında bahsedildiği gibi ilgili Yönetmelikte 'omurgaya ait sorunlarda özürlülüğün' belirtildiği kısımda; travma olaylarında ilk tercih edilmesi gereken yöntemin “yaralanma modeli” olduğu belirtilmektedir. Ancak inceleme konusu raporda bu kural göz ardı edilerek hesaplama Tablo 1.1 yerine Tablo 1.6, 1.7'ye göre yapılmış ve oran-lomber proses kırıkları için-olması gerekenin üzerinde bildirilmiştir." denilerek, buna göre özür oranının %17 olacağı belirtilmiştir.

Öte yandan, gerek "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik" gerekse de "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik" tüm vücut engelini düzenleyen yönetmelik olduğundan, Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybının Tespit İşlemleri Hakkındaki Yönetmelik'ten farklı olarak, yaralanma oranına bakılmaksızın kişinin yaşı nedeniyle %10 engel oranı ilavesi öngörülmüştür. (Bu durum Çalışma Gücü...Yönetmeliğinde, E Cetvelinde kazaya bağlı maluliyet oranına oranlı iken, burada yaralanma oranına bakılmaksızın, %10 ilave şeklindedir.) Dolayısı ile haksız fiil sorumluluğunda, zarar veren sadece kazaya bağlı yaralanmadan sorumlu olacağından, davacının yaşı nedeniyle bünyesinde olduğu kabul edilen %10 engel oranının kazaya bağlı özür oranına ilave edilmesi gerekip gerekmediği de değerlendirilmemiş olup, bu nedenle de rapor karar vermeye elverişli değildir.

Bu durumda, hükme esas alınan rapor ve uzman görüşü arasındaki çelişkiyi giderecek ve davacının TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasının yahut yitirilmesinin tespitine yönelik olarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının özür oranı, iyileşme süresi, hususlarının değerlendirildiği, ayrıca davalı, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle oluşan zararlarından sorumlu olduğundan, Yönetmelikte genel vücut engeline ilavesi kabul edilen yaşa bağlı %10 engelin, kaza nedeniyle oluşan sorumluluk davalarında engel oranına ilave edilip edilmeyeceği hususlarının da değerlendirildiği Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerektiğinden eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yasal süresi içerisinde istinaf başvurusu bulunmadığından istinaf başvurusunun (dilekçesinin) reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki değerlendirmeler yapılarak, kararın sadece davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

I-1-Davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 352, 348/1. maddeleri gereğince başvurunun SÜRESİNDE YAPILMAMASI NEDENİ İLE REDDİNE ,

2.İstinaf harcının talep halinde yatıran davacıya iadesine,

3.İstinaf eden davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Fazla yatırılan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince yatırana iadesine, II-1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 27/06/2022 tarihli 2018/940 Esas - 2022/550 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,

4.Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/913 Esas - 2022/916 Karar sayılı icranın geri bırakılmasına yönelik kararına istinaden Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2022/13130 Esas sayılı dosyasına depo edilen 220.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine,

5.İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,

6.Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a ve 362/1-a maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog