7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2024/449 E. , 2024/2550 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
Taraflar arasındaki muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulü, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde; mirasbırakanları olan dedeleri ...'ın dava konusu 342 ada 14, 26 ada 18, 721 ada 11 ve 12, 370 ada 8, 20, 35, 47, 48 ve 56 parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı oğullarına temlik ettiğini, işlemlerin muvazaalı biçimde yapıldığını ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescil talep etmişlerdir.
2.Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde; tapu iptal ve tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde tenkis talep etmiştir.
3.Davacılar vekili 22.09.2022 tarihli ıslah dilekçesinde; tenkis alacağı yönünden davayı 130.202,25 TL olarak ıslah etmiştir.
4.Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/454 Esas sayılı dosyada 22.09.2020 tarihinde davanın ıslah edildiğini ancak bu dosyada alınan son bilirkişi raporunda tenkis alacağının daha yüksek belirlendiğini, bahsi geçen dosyada tekrar ıslah hakkı kullanılamayacağından dosyanın Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/454 Esas sayılı dosya ile birleştirilerek davacı ... yönünden 179.159,33 TL, davacı ... yönünden 179.159,33 TL, davacı ... yönünden 89.580,03 TL, davacı ... yönünden 89.580,03 TL'nin 22.09.2020 tarihinden işleyecek olan yasal faizi ile davalılardan alınarak davacılara ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davada hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerin geçtiğini, dava konusu taşınmazların mirasbırakanla ilgisinin bulunmadığını, mirasbırakanın mal kaçırma kastının bulunmadığını, davalıların mirasbırakanı ... miras taksim sözleşmesi imzalanarak tarafların ibra olduğunu, davacıların terekeden iç bir hak talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI:
Mahkemenin 18.09.2014 tarihli ve 2011/205 Esas, 2014/518 Karar sayılı kararıyla; dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 18.09.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 12.09.2017 tarih ve 2014/21531 Esas, 2017/4197 Karar sayılı ilamında; dava konusu 342 ada 14, 370 ada 8, 20, 35, 47, 48 ve 56 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin mirasbırakan Mahmut'un ölümünden sonra yapıldığı ve tespit tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, anılan taşımazlar hakkında hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacıların öteki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Dava konusu 26 ada 18 parsel sayılı taşınmazın ifraz ve tevhit suretiyle geldiği ana kadastral parsel olan 26 ada 5 No.lu parselin kadastro tespitinin mirasbırakanın öldüğü 29.08.1967 tarihinden önce 1937 yılında yapıldığı, mirasbırakanın kadastro sonrasında oluşan ifraz parselini 22.01.1952 tarihinde üçüncü kişiden satın aldığı ve 05.07.1967 tarihinde davalı oğullarına satış yoluyla temlik ettiği, dava konusu 721 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin de yine mirasbırakanın ölümünden önce 1938 yılında yapıldığı, mirasbırakanın da bu taşınmazlarını kadastro sonrasında 05.07.1967 tarihinde davalı oğullarına bakım aktiyle temlik ettiği, bahsi geçen taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı nedeniyle 26 ada 18 ve 721 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar bakımından işin esasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; asıl dava yönünden, dava konusu taşınmazların mirasbırakan Mahmut'tan intikalen geldiği, davaya konu edilen taşınmazda kadastro tespit çalışmalarının tamamlanarak kesinleşmesinin birleştirilen davadan ve mirasbırakanın ölümünden sonra 10 yıllık sürenin geçtiği, davacıların iddiasının soyut nitelikte olduğu ve mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olduğu hususu ispatlanamadığı, muris muvazaası sebebi ile tapu iptal ve tescil talebi yasal şartları oluşmadığından talebin reddine ıslah dilekçesi kapsamında hak düşürücü süre geçmediği gerekçesiyle bilirkişi tarafından hesap edilen tenkis alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2.Birleştirilen dava yönünden; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 571 inci maddesine göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin, kadastro kesinleşmesi ve mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle birleştirilen davanın açıldığı tarih itibariyle dolmuş olduğu gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden mirasbırakanın muvaazalı temlikleri yönünden tapu iptal ve tescil talebinin kabulünün gerektiğini, birleştirilen dava yönünden ise Mahkemece dava konusu taşınmazların güncel değerlerinin yeniden hesaplandığını, birleştirilen davada ise ana dosyada bir kere daha ıslah yapılamayacağı için ek dava açılarak taşınmazların güncel değerleri ile ıslah edilen değer arasındaki alacağın talep edildiğini, Mahkemece hatalı değerlendirme yapılmak suretiyle birleştirilen davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazların mirasbırakanla ilgisinin bulunmadığı, kaldı ki davacıların mirasbırakanın imzaladığı miras taksim sözleşmesi, ibraname ve diğer delillere göre davacıların terekede hakkının da bulunmadığı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, Mahkemece mirasbırakanın mal kaçırma kastının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada tapu iptal ve tescil isteminin reddine karar verilmesine rağmen tenkis talebi yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, oysa ki mal kaçırma kastı bulunmaması nedeniyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
2.4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 17. maddesinde, mirasçılık ve mirasın geçişinin miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceği öngörülmüştür. Miras bırakan 01.01.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 01.01.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
3.743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin "Müruru Zaman" başlıklı 513 üncü maddesi ise şöyledir; "Tenkis davası, mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir sene ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten, diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren beş sene geçmesiyle sakıt olur. Bir tasarrufun iptali bir diğerini ihya ediyorsa, müruru zaman müddetleri ancak butlan kararının suduru tarihinden itibaren cereyan eder. Tenkis iddiası, defan her zaman dermeyan olunabilir."
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı mirasbırakanı ...'ın dava konusu edilen taşınmazlarını diğer mirasçılarından mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak oğullarına devrettiği gerekçesiyle 28.10.2011 tarihinde verdiği dilekçe ile muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil talebinde bulunmuş olup Mahkemece ilk kararda dava konusu taşınmazların kadastro tespiti tarihinden itibaren 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesine göre hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince dava konusu 342 ada 14, 370 ada 8, 20, 35, 47, 48 ve 56 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin mirasbırakan Mahmut'un ölümünden sonra yapıldığı ve tespit tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, anılan taşımazlar hakkında hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, 26 ada 18 ve 721 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulamayacağı gerekçesiyle kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyarak yapılan yargılamada asıl davada muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil talebi hakkında mirasbırakanın saklı pay ihlal kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine, tenkis talebinin kabulüne, birleştirilen davada ise mirasbırakanın 05.07.1967 tarihinde öldüğü, dava tarihi itibariyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 571 inci maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
3.Somut olayda, mirasbırakanın 05.07.1967 tarihinde öldüğü dikkate alınarak 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 743 sayılı Medeni Kanunun 513 üncü maddesine göre, tenkis davasında müruru zaman mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir sene ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten, diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren beş senedir. Davalılar ise süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır. O halde, asıl ve birleştirilen davaların 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 513 üncü maddesi gereğince reddi gerekirken, asıl davada işin esası hakkında karar verilmesi, birleştirilen davada ise olayda uygulama yeri bulmayan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 571 inci maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
4.Ne var ki, birleştirilen davada verilen hüküm sonuç itibariyle doğru olduğundan bu hatanın 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca birleştirilen dava hakkındaki Mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilerek onanmasına, asıl davada ise mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle dava konusunun zamanaşımına uğradığı gözetilmeksizin işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2.Birleştirilen davada Mahkeme kararının, gerekçesinin yukarıdaki şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA,
3.Asıl davada Mahkeme kararına yönelik davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,
Asıl ve birleştirilen davada peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.