11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/9335 E. , 2013/13276 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2011 gün ve 2009/37-2011/39 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.02.2013 gün ve 2012/2520-2013/2726 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tarihi eserlerin örneklerini çağdaş teknoloji ve modern bir anlayış ile yeniden yaratma yoluyla Osmanlı-Türk dokuma sanatını bu yüzyıla kazandıracak çalışmalar yaptığını, davaya konu desenin de müvekkili tasarımcıları tarafından yaratılmasının ardından 01.10.1999 tarihinde tasarım tescil belgesi aldıklarını, davalı şirketin ise müvekkilinin emek ve çaba ile belli bir tanınmışlık seviyesine getirdiği kumaş deseninin, desen, malzeme, doku, renk ve strüktür bakımından iltibas yaratacak derecede benzerini piyasaya sürdüğünü, davalının eyleminin TTK'nın 57/5 maddesine göre haksız rekabet olduğunu, ayrıca, işleme eser olması nedeniyle FSEK kapsamında korunması gerektiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporlarında davacının davaya konu motifinin FSEK anlamında bir "eser" sayılamayacağı ve TTK'nın 57/5. maddesi anlamında haksız rekabet de bulunmadığı bildirilmiş ise de, dosya kapsamına ve olaya daha uygun görülen 11.12.2005 tarihli 2. bilirkişi heyeti ile 3. heyetten ayrık görüş bildiren Prof. Dr. Şerife Atlıhan'ın "davacının davaya konu motifinin FSEK anlamında bir "eser" sayılamayacağı, buna karşılık Osmanlı-Türk tasarımından esinlenilen ve işlenerek karanfil motifi içine yapılan yaprak, çiçek ve hilal süslemelerin, davalı tarafından üretilen kumaşlarda aynen uygulanmasının,
TTK'nın 57/5 anlamında "haksız rekabet" hali teşkil ettiği yönündeki görüşlere itibar etmek gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafın davacıya ait Ayşe Sultan isimli tasarım kumaş desenine vaki haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, davaya konu Ayşe Sultan isimli tasarımın davalı tarafından kullanımının, pazarlamasının önlenmesine, tecavüzün durdurulmasına ve bu tasarımı taşıyan ürünlerin toplatılmasına dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve HUMK'nın 440'ncı maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2.Dava, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, kendi çalışanları tarafından tasarlandığı ileri sürülen kumaş deseninin aynen davalı tarafından kullanıldığını ileri sürmüştür. Davanın reddine ilişkin olarak daha önce tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, uyuşmazlığa konu motif ve kumaşın özelliği gereği aralarında halk sanatları uzmanı, tekstilci ve hukukçunun bulunduğu bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra teşkil olunan bilirkişi kurulundaki halk sanatları uzmanı, hukukçu ve tekstil alanındaki uzmanlardan tamamen farklı yönde görüş bildirmiş, yazılı şekilde azınlık bilirkişi görüşüne itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda önceki çelişkili raporlar tartışılmamış, neden itibar edilip edilmeyeceği irdelenmemiş, çelişki giderilmemiştir. Ayrıca, mevcut bilirkişilerin ikisi ile diğeri arasında tamamen birbirinden ters görüş sürülmüştür. Uyuşmazlığını çözümü özel ve teknik bilgi gerektiğinden bilirkişi görüşüne başvurulmuş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 281/son maddesi uyarınca mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırması mümkündür.
Bu durum karşısında, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda önceki çelişkili raporların tartışılmadığı, esasen mevcut bilirkişi kurulunun kendi arasında da tamamen birbirine ters görüş bildirdiği dikkate alınıp, bozma ilamında belirtilen şekilde yeniden uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, önceki raporları tartışan ve denetime uygun olan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekirken yazılı gerekçelerle bozulduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.02.2013 tarih, 2012/2520 Esas-2013/2726 Karar sayılı bozma kararının tamamen kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.