11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/19037 E. , 2013/16963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
... olarak görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2012 tarih ve 2012/671-2012/1540 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili keşidecisi... İnşaat Ltd. Şti., lehtar ve ciranta olarak davacının adının bulunduğu,... İnşaat Ltd. Şti. tarafından aval verilmiş, 09/07/2011 tarihli 5882766 no'lu 58.500,00 TL bedelli çek, 19/07/2011 tarihli, 5882767 no'lu 58.500,00 TL bedelli çek, 29/07/2011 tarihli, 5882768 no'lu 58.500,00 TL bedelli çek, 07/08/2011 tarihli, 5882769 no'lu 58.500 TL bedelli çek, 17/08/2011 tarihli 5882770 no'lu 58.500,00 TL bedelli çek ile 30/08/2011 tarihli 5882771 no'lu 58.500,00 TL bedelli çeklerin müvekkilin elinde bulunduğu sırada zayi olduğunu belirterek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Akbank T.A.Ş. Kızılay Şubesi'ne ait keşidecisi... İnşaat Ltd. Şti. olan, lehtar ve ciranta olarak davacı ...'ın olduğu, 29/07/2011 tarih, 5882768 nolu 58.500 TL bedelli çekin TTK'nın 730/20 maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 669 ve izleyen maddeleri uyarınca zayi nedeniyle iptali,diğer çekler yönünden açılan davanın reddi kararı verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
1.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nın 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında,
TTK’nın 563 vd. maddelerinde düzenlenen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nın 383/2-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda TTK’nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur.
TTK’nın 4 ve 5. maddesinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde,
HMK’nın 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu; bu durumda TTK’nın 5. maddesinin başlığı ile birlikte nazara alındığında, ticaret hukukunda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim, 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasakoyucunun iradesinin belirtilen yönde olduğunun göstergesidir. Bu durumda, mahkemece, görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermek gerekirken, davanın esasına girilerek sonuçta kısmen kabul kararı verilmiş olması doğru olmamış, mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.