10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2011/2058 E. , 2011/2732 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :9-75 Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi gereğince davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... hakkında dava reddedilip, davalı ...Ş. yönünden istem aynen hüküm altına alınmıştır. Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatı ile davalı ...Ş. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1.) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, temyiz yoluna başvuran taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.) Borçlar Kanununun 53’üncü maddesinde, hukuk mahkemesi hakiminin kusur belirlemesi yaparken ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ve ceza mahkemesinden verilen beraat kararı ile bağlı olmadığı, ceza mahkemesi kararının, kusurun takdiri ve zararın miktarının saptanması hususunda dahi hukuk hakimini bağlamayacağı yönünde düzenleme yapılmasına ve maddede hukuk hakiminin ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir açıklık bulunmamasına karşın, öğreti tarafından ve uygulayıcı konumundaki yargı makamlarınca “maddi olgularla bağlılık” ilkesi benimsenmiştir. Bunun temelinde hiç kuşkusuz mahkemelere güven duygusu vardır. Diğer taraftan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275’inci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren durumlarda bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği açıklanmıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ile davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinde yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” ibarelerinin Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas - 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptali üzerine ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular karşısında; a-) Bu tür rücu davalarında, gerçekleşen iş kazasında ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi için iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile kusur incelemesi yaptırılarak 506 Sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun rapor düzenlenmesi gereğine aykırı olarak, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, uzman niteliği bulunmayan avukatın bilirkişi olarak yer aldığı, üstelik sigortalı ile davalı ...’nun kusur durumlarının yöntemince irdelenmediği raporun hükme dayanak kılınması, b-)Davalı sürücü ... yönünden; hakkında ceza mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş cezalandırma kararı bulunduğu, böylelikle kazanın meydana gelmesinde kusurunun varlığına ilişkin maddi olgunun gerçekleştiği ve dolayısıyla, düzenlenecek raporda kendisine mutlaka kusur yüklenmesi gerektiği göz ardı edilerek, kusursuzluğunu belirten rapora dayanılarak hakkındaki davanın reddine karar verilmesi, c-) Sigortalıya beş farklı tarihte ödenen geçici iş göremezlik ödenekleri yönünden her bir ödeme tarihinin, karşılık geldiği tutarla ve istemle sınırlı olarak faiz başlangıcına esas alınması gerekirken, mahkemece talep konusu tüm ödenek miktarı için 11.12.2003 gününün faiz başlangıcı olarak benimsenmesi, d-)Tedavi giderleri yönünden sarf tarihleri yerine kaza tarihinden de öncesine karşılık gelen bir günün faiz başlangıcına esas alınması, e-) Davada 506 sayılı Kanunun 10’uncu maddesine dayanılmamasına ve anılan maddenin uygulama koşulları gerçekleşmemesine karşın, mahkemece kurulan hükümde söz konusu maddenin esas alındığının belirtilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalı ...Ş.’ye geri verilmesine, 03.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.