4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2023/324
- Karar No
- 2024/465
- Karar Tarihi
- 03.07.2024
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalılar arasında ... tarihli danışmanlık sözleşmesi imza altına alındığını, buna göre davalı şirketlerin ...da bulunan Vefa Sözleşmesinin yapılandırılması için; şirketin vefa sözleşmesini incelemek, 5 Yıllık projeksiyon oluşturmak, vefa sözleşmesine bağlı görüşmeleri münhasıran yapmak, banka ve firma ilişkilerini yönetmek ve yapılandırmayı sonuca ulaştırmak kalemlerini içerir bir danışmanlık hizmeti anlaşması yapıldığını, ilgili anlaşmaya göre müvekkil şirket yapılandırmaya ilişkin finansman başarı primi olarak nakit kredilerin %1,50 + KDV kar danışmanlık ücreti alacağı kararlaştırıldığını, Müvekkil şirket haricen yaptığı çalışmalar sonucunda söz konusu davalı şirketlerin ve yetkilisinin sahibi olduğu; -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim ve ...- TL -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim taşınmaz üzerinde ... -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim taşınmaz üzerinde ... - TLlik vefa hakkı bulunan taşınmaz -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim ... Blok ... Kat ... Numaralı taşınmaz üzerinde ...- TLlik vefa hakkı bulunan taşınmaz ( ... adına kayıtlı) -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim taşınmaz üzerinde ... - TLlik vefa hakkı bulunan taşınmaz -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim taşınmaz üzerinde ... - TLlik vefa hakkı bulunan taşınmaz -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim taşınmaz üzerinde ... - TLlik vefa hakkı bulunan taşınmaz -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim taşınmaz üzerinde ... - TL'lik vefa hakkı bulunan taşınmaz -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de kaim taşınmaz üzerinde ... - TL'lik vefa hakkı bulunan taşınmaz -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de ... Blok ... Numaralı taşınmaz üzerinde ...-TLlik vefa hakkı bulunan taşınmaz ( ... adına kayıtlı) -... ili ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel'de ... Blok ... Numaralı taşınmaz üzerinde ...-TLlik vefa hakkı bulunan taşınmaz (... adına kayıtlı) taşınmazlarda Vefa Sözleşmesinin yapılandırılması işlemini tamamlamış; şirket yetkililerinden aldığı talimat ile ...- TL'lik faizi yapılandırma kapsamına alınmasını sağlamış olduğunu, mezkur danışmanlık sözleşmesine göre toplam kredi miktarının %1,5+ KDV kadar danışmanlık ücreti alması gereken şirketin toplam alacağı ...- TL olduğunu, davalı şirketler ile yapılan görüşmeler neticesinde söz konusu borcu ödemekten imtina edildiğini, iş bu nedenlerle huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu belirterek, alacak talebinde bulunmuştur.
Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Aşamalarda, davacı vekili, beyan dilekçesinde özetle; her ne kadar süresince cevap dilekçesi verilmemişse de bunun inkar anlamına geldiğini, iddiaların davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, sözleşmeye konu işlerin davacı tarafça yerine getirilmediğini, banka ile olan yapılandırmalarda davacı şirketin katılımı ve bir imzasının bulunmadığını, davacının sözleşme gereği edimleri kendisinin yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiğini, davacıya bu hususta bir yetki belgesi de verilmediğini, kredi-vefa sözleşmelerinin yapıldığı banka şubesine konunun sorulması ve ilgili belgelerin istenmesi gerektiğini, şirket yetkililerine ait taşınmazların dava konusu ile ilgili olmadığını, olacaksa da ... ve ...’nın da davaya dahil edilmesi gerektiğini, sunulan sözleşmede yer alan edimlerin davacı tarafından yerine getirilmediğinden açılan davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Dava, alacak talebinden ibarettir.
Önemle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan tekrar sonra dosyaya dönüldüğünde;
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ve aşamalarda dosyamız iki bankacı ve bir borçlar mevzuatından kaynaklı hesaplama uzmanına tevdi edilerek, rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi heyet raporunda özetle; Taraflar arasında ... tarihli bir danışmanlık sözleşmesi kurulduğu ve danışmanlık konusunun davalı şirketlerin ... nezdinde bulunan vefa sözleşmesini yeniden yapılandırmaya yönelik finans danışmanlığı olduğu, Davalı şirketlerin ... ile ... tarihli vefa hakkı ve devir protokolü yaptığı ve daha sonraki zamanlarda ek protokollerin de yapıldığı, danışmanlık sözleşmesi tarihine göre ancak tarihsiz olan III. Ek Protokolün bu kapsamda değerlendirilebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin ...maddesinde bilgilendirme kapsamındaki işlemlerini faks, iadeli taahhütlü mektup, noter veya e mail adresleri üzerinden yapılacağının kararlaştırılması ve davalılar yapıldığı iddia edilen işleri inkar ettiklerinden davacı tarafın vefa hakkına ilişkin danışmanlık hizmeti verdiği sözleşmede belirtilen yöntemlerden en az biriyle ispat etmesi gerektiği hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Taraf vekilleri itiraz ve beyan dilekçelerini sunmuşlardır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu mahkememiz kabulündedir. Davacının itirazları, yeni bir rapor veya ek rapor alınmasını gerektirmemektedir. Somut olayda, ispat külfeti kabule göre davacıdadır.
Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına ve bilirkişi heyet raporuna göre iddiasını ispat edememiştir.
İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar)
Davacı vekili, dava dilekçesinde yemin deliline açıkça dayanmamış, "her türlü sair delail" ibaresini kullanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2017 gün ve 2015/2 E. 2017/1 K. no’lu kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa 'yemin teklifinde bulunma hakkı'nı hatırlatmayacağına oyçokluğu ile karar verilmiştir. Dava dilekçesinde, davacı taraf yemin deliline dayanmadığından, mahkememizce bu husus hatırlatılmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/1-281 E., 2010/323 K., 16.06.2010 tarih, Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.).
Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, bilirkişi heyet raporu ışığında, ispat külfeti üzerinde olan davacının, davasını ispat edemediği anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1.Davanın REDDİNE,
2.Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
5.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6.Davalılar kendilerini vekil ile (aynı vekil) temsil ettirdiklerinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden, sarfa konu miktarın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8.Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ... ile davalı vekili ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)