Aramaya Dön

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davacı firmanın saç kesim ve büküm işini yaptığını, davalı taraf ile ticari ilişki kapsamında yapılan verilen mal karşılığı teslim aldığı faturaların ödemesini yapmadığını, bu sebeple Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalı tarafın bu takibe /borca böyle bir borcu olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, faiz hususunda davalı tacir olduğundan ticari temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini, bu sebeplerle davanın kabulü ile davalı borçlunun Konya . İcra Mü dürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına , kabul olunan kısım üzerinden %20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı aleyhina takip tarihi olan 09/01/2024 tarihinden bu yana değişen oranlarda ticari temerrüt faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak;

Davacı tarafından davalı şirket aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak iş bu icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğundan yasal süresi içerisinde davalı tarafça borca ve hukuki ilişkiye itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu, davacı, bu kez de itirazın iptali ve takibin devamı için huzurdaki haksız davayı ikame ettiği, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine açılan iş bu dava hukuki dayanaktan yoksun olup, reddinin gerektiği,her ne kadar davacı yan dava dilekçesinde davalı şirket ile bir ticari ilişki içerisinde olduğunu iddia etse de davacı yanın bu iddiasının davalı yanca kabulünün mümkün olmadığı,davalı şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir hukuki, akdi ya da temel borç ilişkisi ile sözleşme v.s bulunmamakta olup ayrıca fatura tanzim edilmesi, faturaya itiraz edilmemiş olması da taraflar arasında sözleşme olduğunu göstermeyeceğini, alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesinin gerektiği, fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılayamayacağı, faturanın kesilmiş olması veyahut davalının defterinde işli olması malın teslim edildiğinin ispatı olmayacağı, davacı şirket tarafından davalıya teslim edilmiş bir mal veya hizmet de bulunmadığı, kötü niyetli ve haksız kazanç sağlamaya yönelik huzurdaki davanın reddini talep etmiştir.

TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.

Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 58.834,05 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 14/12/2023 tarihli 58.834,05 TL bedelli faturanın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.

İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)

Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse;

HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.

Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)

Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da  ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.

Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)

Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)

Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 02/06/2024 tarihli bilirkişi raporu ile her iki tarafa ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takibe konu faturanın her iki taraf defterlerinde de kayıt olduğu, davacı defterlerine göre davacının 138.834,06 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise faturalardan kaynaklı borcun nakit ödeme ile kapatıldığı, ancak ödeme kaydını destekler bir belgenin bulunmadığı, davalı defterlerine göre alacak borç durumunun kalmadığı tespit edilmiştir.

Takibe konu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması karşısında, karine olarak davalının faturaya konu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Yine, davacı defterlerinde herhangi bir ödeme kaydının bulunmaması ve davalı defterlerindeki ödeme kayıtlarının dayanak belgelerinin de olmaması karşısında davalının ödeme yaptığını yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Davalı aleyhine oluşan karinenin aksini ispatlayamadığı gibi ödemelere ilişkin herhangi bir yazılı delil de ibraz etmemiştir. Davalının yemin teklifini kabul eden davacı şirket temsilcisi de faturaya konu hizmetin sunulduğunu ve bedelinin ödenmediğini beyan etmiştir.

Bu kapsamda, faturaya konu hizmetin davalıya sunulduğu, faturaya istinaden davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının fatura nedeniyle ve takip tarihi itibariyle davalıdan 58.834,05 TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Anılan nedenlerle, davalının takibe itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.

Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş, davalı tarafça takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN KABULÜ ile, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 58.834,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,

2.58.834,05 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 11.766,81 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Davalının tazminat isteminin reddine,

4.Alınması gereken 4.018,95 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 710,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.308,38 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

5.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600,00 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

6.Davacı tarafından yapılan 1.138,17 TL harç gideri ve 4.367,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 5.505,17 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7.Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

8.Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,

Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/07/2024

Katip Hakim

5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.