Esas No
E. 2020/1334
Karar No
K. 2022/1307
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1334

KARAR NO: 2022/1307

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla )

TARİHİ: 16/07/2020

DOSYA NUMARASI: 2018/533 Esas - 2020/139 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/09/2022

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davacının davalıya ihraç veya ithal ettiği mallarının deniz taşımacılığı hizmetini verdiğini, alacağın deniz taşımacılığı kaynaklı navlun ve demuraj alacağından oluştuğunu, faturaların davalıya e-fatura olarak tebliğ edildiğini, davalı tarafından faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı tarafından alacağın tahsili amaçlı olarak davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...

E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek, İdavalının itirazının iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hiçbir iddiasının hukuki dayanağının olmadığını, davacının dava dilekçesinde takibe konu faturaların davalı şirkete e-fatura olarak tebliğ edildiğini ve davalı tarafından faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını iddia edilmiş ise de, 10.05.2018 tarihli ... ve ... fatura numaralı ve toplam 36.138,85 USD bedelli iki adet iade e-faturasıyla itiraz edildiğini, fatura ve içeriklerini kabul etmediğini, iade faturalarının e-fatura olarak düzenlendiğini, davacıya bu şekilde tebliğ edildiğini, e- fatura olarak davacıya tebliğ edilen faturaların taraflarına usule ve gerçeğe aykırı olarak geri gönderildiğini, davalı tarafından Bornova ... Noterliğinin 28.05.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ... ve ... fatura numaralı ve toplam 36.138,85 USD bedelli iki adet e-faturanın davacıya gönderildiğini, usulüne uygun olarak iade edilen faturalara ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/07/2020 tarih ve 2018/533 Esas - 2020/139 Karar sayılı kararı ile; "....Davaya konu deniz taşıma ilişkisine konu emtiaların satış faturaları incelendiğinde satışın FOB satış şeklinde gerçekleştiği anlaşılmakla dosyaya sunulan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere; bu satım şeklinde navlun sözleşmesi kurma yükümlülüğü dava dışı alıcıdadır. Ancak bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu bilgi kesin olmamakla birlikte satım sözleşmesinden ayrı olarak taşıma sözleşmesi satıcı ile de kurulabilmektedir. Buna göre davacının, davalı ile taşıma sözleşmesi kurduğunu ve davalının taşıtan sıfatını haiz olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Ancak davacı vekili dosyaya mail yazışmaları ve gümrük kayıtları dışında davalının taşıma talimatını verdiğine ve dolayısıyla taşıtan sıfatını alarak navlun vs diğer masrafların borçlusu olduğuna ilişkin olarak dosyaya somut ve inandırıcı bir delil sunamamıştır. Bu nedenle mahkemede davalının taşıtan olduğu ve davaya konu faturalardan sorumlu olduğuna ilişkin kanaat oluşmamıştır. Kaldı ki bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının dava dosyasına sunduğu 1 Temmuz 2017 tarihli e-mailde davalıya yükün alıcısı tarafından çekilmediği de bildirilmiş, ancak fiili taşıyanın "... Ltd."a düzenlediği 21 Temmuz 2017 tarihli, ... numaralı ve 35.460 USD'lik faturaya göre demuraj ücreti 16 Mart 2017 tarihinde başlatılarak 31 Temmuz 2017 tarihinde sonlandınlmıştır. Davalının taşıtan olduğunun kabulü halinde dahi davacının yükün alıcısı tarafından teslim alınmadığı hususunun davalıya ancak 21 Temmuz 2017 tarihinde bildirmesi karşısında davacının demuraj ve navlun ücretini talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Son olarak davacı vekili her ne kadar davalıya tebliğ edilen faturalara itiraz edilmediğini bu nedenle de davalının taşıma ilişkisini kabul ettiğini beyan etmişse de bilirkişilerce yapılan defter incelemesi ile davalı tarafça faturalara karşılık iade faturalarının düzenlendiği anlaşıldığından davacının bu yöndeki beyanına itibar edilmemiş olup davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ilaveten; mahkemenin taraflar arasında bir navlun sözleşmesi ilişkisinin mevcudiyetini gösterir bilgi veya belgeye rastlanmadığı yolundaki tespitlerine itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin taşıyan sıfatını taşımakla, fiili taşıyan firmanın uluslararası alanda faaliyet gösteren ... olduğunu, bilirkişi raporunda bahsedilen ... No’lu ana konişmentonun fiili taşıyan ile taşıtan müvekkil (forwarder) arasında düzenlendiğini, konişmento detaylı incelendiğinde; yine dosyada mübrez olan ... İç ve Dış Ticaret arasında düzenlenen ... No’ lu ara konişmento ile bilgilerinin uyuştuğunun sabit olduğunu, Her iki konişmentoda da; ..., ..., ... ve ... numaralı konteynerlerin taşınması ve her iki konişmentoda da gönderilen ve eşyaların varma limanına ulaştığında ihbar edilecek kişinin “... Ltd.” olarak kararlaştırıldığını, her iki konişmentoda da, konteyner numaraları, konteynerde taşınan eşyaların nitelikleri, gemi ismi ve en önemlisi gemi seferinin aynı olduğu hususunun açıkça tespit edilebildiğini, ayrıca davalı şirket çalışanından gelen mailde; “Yüklememiz ekteki gibi tamamlanmıştır.” şeklindeki mailin de, müvekkili şirketin davalı yana taşıma hizmeti verdiğini ispatladığını, Müvekkili şirket tarafından Antalya Gümrük Müdürlüğü’ne sunulan 21.05.2019 tarihli dilekçede, ana konişmento ve ara konişmentoların sunulduğunu, anılan belgenin de dosyada mübrez olduğunu, bu nedenle her iki konişmentonun birbirleriyle bağlantılı olduğu ve müvekkili arasında bir alt taşıma sözleşmesi kurulduğuna dair yeterli bilgi belge dosyada mübrez olmasına rağmen mahkemenin davalı yanın taşıtan sıfatına haiz olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Ticaari defterlerde de görüldüğü üzere; ... şirketinin demurajdan doğan bedelleri kendilerinden talep ettiğini ve kendileri tarafından fiili taşıyana bu konuda ödeme yapıldığını, demuraj nedeniyle ... firmasına ödeme yaptıkları hususunun defter incelemesi sonucu tanzim edilen bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, bu noktada müvekkili şirketin fiili taşıyan ... ile taşıtan ... İç ve Dış Ticaret arasında bir aracı olduğu konusunun tartışmasız olduğunu, bu yönden de mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olmadığını, Davalı yanın taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ikrar etmiş olmasına rağmen yerel mahkemenin ret kararının yerinde olmadığını, deniz taşımacılığı işinin davalının kabulünde olduğunu, davalının gerek mahkeme dosyasına sunmuş oldukları dilekçelerde gerek ticari defterlerine işlediği deniz navlunu ve demuraj faturasına ilişkin kayıtlarıyla müvekkili şirketle arasındaki deniz taşımacılığından kaynaklanan ticari işi kabul ettiğini, davalının dosyada mübrez Bornova ... Noterliği’ nin 28.05.2018 tarihli ve ... Yevmiye No’ lu ihtarnamesinde yer alan “Muhatap ile aramızdaki ticari ilişki gereğince üzerimize düşen her türlü yükümlülük yerine getirilmiştir.” cümlesiyle açıkça taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ikrar ettiğini, Faturaların ticari defterlere kaydedilmesi durumunda akdi ilişkinin varlığının kabul edilmesi gerektiğini (Yargıtay HGK 2017/19/823 E. 2019/553 K.), müvekkili şirketçe düzenlenen faturalara süresinde itiraz edilmediğini ve anılan faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu hususunun dosyada mübrez bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, Taşıma işi davalı borçlunun mahkeme huzuruna sunulan dilekçelerinde de kabulünde olmakla birlikte, müvekkili şirketçe kesilen deniz navlunu ve demuraj faturalarının davalı yana tebliğ edilmiş olmasına karşın davalı yanca anılan faturalara karşı hiçbir itiraz ileri sürülmediğini, bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerden de açıkça anlaşılacağı üzere; davalı yanca tebliğ alınan faturalara süresinde itiraz edilmediği gibi, anılan faturaların ticari defterlerine de kaydedilmiş olduğunu, dolayısıyla öncelikle taraflar arasında deniz taşımacılığından kaynaklanan bir ticari ilişkinin varlığı hususunun açık olduğunu,

TTK 21/2 uyarınca, sekiz gün içinde münderecatına itiraz edilmeyen faturanın münderecatının kabul edilmiş sayılacağını ( Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1354 E. 2015/7562 K.), borçlu- davalının kendisine tebliğ edilen faturalara süresi içinde itiraz etmemiş olması durumunda faturanın içeriğinin kesinleştiğinin kabulü ile bu noktada ispat yükünün yer değiştirdiğini ve davalı yanın borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiğini, Davalı yanca tebliğ alınan faturalara süresinde itiraz edilmemiş olması ve bunun sonucu olarak iade faturası kesilmiş olması konularında bilirkişilerce hatalı değerlendirmeler yapıldığını, yerleşik Yargıtay içtihatları ile faturalara karşı iade faturası kesme yoluyla fatura münderecatına itiraz edilmesinin mümkün olamayacağını, İade faturasının, uygulamada geliştirilmiş ve alıcının satın aldığı bir kısım veya bütün malları iade etmesi durumunu kayıt altına almak için kullanılan bir belge olduğunu, alıcının 8 ( sekiz ) günlük süre itiraz süresini müteakip iade edilecek malların/ hizmetin karşılığında da iade faturası düzenlenmesinin usule uygun olduğunu, ne var ki, uygulamada iade faturasının faturaya itiraz usulü olarak da kullanıldığının görüldüğünü, diğer bir ifade ile alıcının, kendisine tebliğ edilen faturaya itiraz ettiğini satıcıya beyan etmek için iade faturası düzenleyerek satıcıya gönderdiğini, oysa bu durumda, ortada iade edilen bir mal ya da hizmet söz konusu olmadığından iade faturası düzenlenmesinin de mümkün olmaması gerektiğini, nitekim Yargıtay'ın konuyla ilgili kararlarında bu hususun altını çizdiğini ve faturaya itirazın iade faturası yoluyla yapılmasını kabul etmediğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2004/2189 - K. 2004/11141 - T. 11.11.2004- Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2009/5122 - K. 2010/2130 - T. 1.3.2010-- Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E. 2014/3309 - K. 2015/127 - T. 13.1.2015.) Anılan kararlardan da açıkça görüldüğü üzere, iade faturası tanzim edilmesi suretiyle faturaya itiraz edilmesi usulünün Yargıtay tarafından kabul edilmediğini, Dosyada mübrez bilirkişi raporundaki, takip ve dava konusu faturalara karşı davalı yanca kesilen iade faturasının ihtarname ile kendilerine tebliğ edildiği, fakat müvekkili şirketin ba/bs formlarında iade faturalarının kayıt altına alınmadığı ve vergi dairesine bildirim yapılmamış olduğu hususlarındaki hatalı değerlendirmelere karşı da itiraz ettiklerini, Bilirkişilerin, faturaların iade edildiğinden bahsettiğini, ancak belgeleri yanlış yorumladığını, bahse konu Bornova ... Noterliği’ nin 28.05.2018 tarihli ... Yevmiye No’lu keşide etmiş olduğu ihtarnamesi incelendiğinde, davacı müvekkili şirket ... Taşımacılık tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 18.05.2018 tarih, ... numaralı fatura itiraz ve iade ihtarnamesine cevap verildiğinin açıkça yazdığını, görüldüğü gibi davalı ... Ltd. Şti.’nin yasaya aykırı şekilde kestiği iade faturalarının davacı şirket tarafından süresi içinde itiraz edilerek davalıya iade edildiğini ve davalı şirketin itiraz edilmiş faturaları tekrar bahse konu ihtarname ile gönderdiğinin görüldüğünü, bir kere itiraz edilerek iade edilmiş faturaların tekrar tekrar gönderilmesinin, yasaya ve mali uygulamalara aykırı olup, bs/ba formlarında bulunmamasının nedeni olduğunu, açıkça itiraz edilip iade edilmiş faturaların defterlere kaydedilmesinin doğal olarak kabul edilemeyeceğini, halbuki davalı yanın, yapılan işe istinaden kesilen faturaları defterine işlediğini, sonra yasal düzenlemelere aykırı şekilde iade faturası keserek davacı müvekkili şirkete gönderdiğini, bu gönderime karşı süresi içinde noter kanalıyla itiraz ettiklerini ve iade faturalarının iade edildiğini, bu nedenle davalının kayıtlarının yasal dayanağı olmadığının açıkça belli olduğunu, Davalının yükün çekilmesi gerektiği daha önce bildirilmesine rağmen, Pire Limanı'nda malı terk eden ve malın sahipsiz mal ilan edilmesine yol açan taraf olduğunu, davalı yanın,

TTK 1203 madde hükmüne göre demuraj masraflarından bizzat sorumlu olduğunu, yerel mahkemece yapılan hatalı tespitlere itiraz ettiklerini, Müvekkili şirket tarafından davalı yana demuraj konusunda her türlü bildirimin yapıldığını, işbu hususun dosyada mübrez ayrıca işbu dilekçe ekinde tekrar sundukları maillerle de ortada olduğunu, detaylı incelendiğinde 02/05/2017 tarihinde müvekkili şirket personeli tarafından gönderilen mailde demuraj ile ilgili bilgilerin mevcut olduğunu, yine müvekkili şirket personeli tarafından 11/05/2017 tarihinde demuraj konusunda bilgilendirici mail gönderildiğini, hatta bu maile karşılık olarak davalı yanın ihracat müdüründen olumlu yanıt alındığını, Müvekkili şirket tarafından demuraja ilişkin gerekli tüm bildirimlerin süresinde yapıldığını, bilirkişi tarafından bu husus hiç değerlendirilmeksizin rapor düzenlendiğini, davalı yan tarafından önce işbirliğine yakın davranıldığını, indirim yapılacağı öğrenilince alıcı tarafından malların çekileceğinin söylendiğini, kendileri tarafından biraz zaman istendiğini, sonrasında ise kendilerine hiçbir şekilde yanıt verilmediğini, tüm konularda davalı yana gerek mail gerekse telefon etmek suretiyle süreç hakkında bilgi verildiğini, demuraj tarifesinin davalı yana iletildiği hususunun ortada olduğunu, aksi yöndeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasındaki akdi ilişki sabit olmakla birlikte müvekkili şirketin davalı yandan alacaklı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesinin ret kararının bozulup ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz yolu ile taşımadan kaynaklanan navlun ve demuraj alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı firma tarafından ihraç edilen emtiaların davacı tarafça deniz taşımasının yapıldığı, ancak yükün varma limanında alıcı tarafından çekilmediği, davalı tarafça demuraj ve navlun ücretinin ödenmediği ileri sürülerek, navlun ve demuraj alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı tarafça taşıma ilişkisi inkar edilmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, taşımaya konu emtiaların satış faturalarının FOB satış şeklinde düzenlendiği, bu satım şeklinde navlun sözleşmesi kurma yükümlülüğünün dava dışı alıcıda olduğu, dosya kapsamı ile davacının, davalı ile taşıma sözleşmesi kurduğunu ve davalının taşıtan sıfatına haiz olduğunu ispatlayamadığı, yine davalı tarafça kendisine gönderilen e-faturalara aynı gün süresi içerisinde karşılık iade faturaları düzenlendiği ve davacıya gönderildiği, davacının aynı e-faturaları tekrar davalıya göndermesi üzerine davalının bu kez, noter ihtarı ile süresinde itiraz ederek faturaları tekrar davacıya iade ettiği gözetildiğinde, davalının davaya konu faturalardan sorumlu olduğunun da kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraftan alınması gereken 80,70 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/09/2022 tarihinde HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay yasa yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ Dosya kapsamına göre, takip ve davaya dayanak demuraj ve navluna ilişkin davacı tarafça 09.05.2018 tarihli ... numaralı ve 10.05.2018 tarihli ... numaralı ve toplam 36.138,85 USD tutarlı iki adet e-fatura düzenlendiği, bu faturaların, fatura tarihleri itibarı ile davalı ticari defterlerine kayıt edildiği ve 10.05.2018 tarihli ... ve ... fatura numaralı ve toplam 36.138,85 USD bedelli iki adet iade e-faturası düzenlendiği; davalı tarafça iade edilen faturaları davacının Beyoğlu ... Noterliği'nin 18.05.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya iade edildiği; davacı tarafça iade edilen faturaları davalının Bornova ... Noterliğinin 28.05.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacıya iade ederek, fatura içeriklerine itiraz edildiği; davalı tarafça davacıya gönderilen 10.05.2018 tarihli ... ve ... fatura numaralı ve toplam 36.138,85 USD bedelli iki adet iade e-faturasının davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, BA formu vergi dairesine bildiriminin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Emsal; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1418 Esas 2015/8313 Karar- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/3890 Esas 2018/368 Karar-- Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/3309 Esas 2015/127 Karar) Somut uyuşmazlıkta; alacağa dayanak davacı faturalarının davalı defterlerine kaydedildiği, bilahare davalı tarafça iade faturaları düzenlenmiş ise de süresinde faturalara itiraz edilmediği ve davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, vergi dairesine bildirilmediği anlaşılmaktadır. Faturalar ticari defterlere kayıt edilmekle taşımanın davacı tarafça sözleşmeye uygun şekilde yerine getirildiği ve borcun davalı tarafça benimsendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalının kanuna uygun tutulan defterlerinin aleyhine delil oluşturduğu, davacının bu faturaya dayalı alacağının varlığının HMK'nın 222. maddesi uyarınca kanıtlanmış olduğu, fatura ile ilgili süresinde itiraz etmediğinden iade faturası düzenlemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını düşündüğümden, çoğunluk görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum. 29/09/2022

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog