13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1326 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİH: 05/02/2020
NUMARASI: 2015/164 Esas- 2020/37 Karar
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin elektrik üretimine konu enerji sektöründe faaliyet gösterdiğini, EPDK üretim lisansı uyarınca jeotermal elektrik üretim tesislerinde kullanılmak üzere Çin'de bulunan ... Ltd şirketinden CIF bazında kara sondaj makinası satın aldığını, eşyanın davacı emrine düzenlenmiş olan ... nolu konişmento tahtında Xingang Limanından fiili taşıyanı ..., işleten/ donatanı ... Ltd olan "..." isimle gemiye yüklendiğini, geminin İzmir Merkez Limanına yükü taşımak üzere seferine başladığını, gemi acentesinin ... Tic Ltd Şti olduğunu, taşımaya ilişkin navlunun peşin ödendiğini, müvekkilinin konişmento hükümlerine göre hak sahibi olup Aliağa Gümrük Müdürlüğünün ... sayılı gümrük giriş beyannamesine göre eşyanın ithalatçısı olduğunu, yüklerin fiilen davacı tarafından teslim alındığını, bu nedenle taşımadan kaynaklanan zararlarını talep hakkının bulunduğunu, yükün 08/02/2014 tarihinde Aliağa Batıçim Limanına getirildiğini ve bu tarihte gemiden tahliyenin başladığını, yükleme limanı ile tahliye limanı olan Aliağa Limanı arasındaki mesafenin yaklaşık 15.565,68 kg (8404.795 deniz mili) olduğunu, yükün taşınacağı makul sürenin TTK'nun 1178/4.maddesine göre 25-27 gün olduğunu, daha önceden Çin'in başka bir limanında gerçekleştirilen taşımanın ise 35 gün sürdüğü halde uyuşmazlık konusu eşyanın 31/12/2013 tarihinde gemiye yüklenip geminin seferini 67 günde tamamladığını, dolayısıyla taşımada gecikmenin sözkonusu olduğunu, müvekkilinin devlete yıllık 161.184.000 kwh enerji üretim taahhüdünde bulunduğunu, bunun 441.600 kwh anlamına geldiğini, 6904 sayılı kanun uyarınca 1 kwh saat başına 10.500 CENT/USD fatura etme zorunluluğu bulunduğunu, gecikme sebebiyle uğranılan zarar miktarı tam olarak belirlenemediğinden belirsiz alacak davası açıldığını, konişmentoda tahliye limanı olarak İzmir Limanı belirtildiğini, İzmir Limanının ise TCDD İzmir Liman İşletmelerinin limanı olduğunu, uyuşmazlıkta eşyanın merkez limanına değil Aliağa'da bulunan Batıçim Limanına getirilip buraya tahliye edilmesi nedeniyle ek nakliye ücretinin gündeme geldiğini, bu ücretin 13.629,00 TL olduğunu, Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/13 D İş sayılı sayılı dosyasında eşyanın tahliyesi aşamasında delil tespiti yaptırıldığını, tespitte 56 parça eşya ile ilgili 16.287,00 USD tutarında hasar belirlendiğini, bakiye 43 parça eşya hakkında düzenlenen 08/05/2014 tarihli ek raporda da 8.651,83 USD hasar tespiti yapıldığını, buna göre toplam hasarın 29.938,83 USD olduğunu, yükteki hasardan davalıların birlikte sorumlu olduklarını,
TTK'nun 1248.maddesi uyarınca Yangpu şirketinin taşıyan, ... firmasının ise fiili taşıyan olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşımadaki gecikme nedeniyle ortaya çıkan zararlardan şimdilik 100.000,00 USD'nin, yükte taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle 24.938,83 USD'nin bankalarca 1 yıllık USD cinsi döviz mevduatına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, geminin konişmentoda belirtilen limandan farklı bir limana getirilmiş olması nedeniyle kara nakliyesi fiyat farkından kaynaklanan 13.629,00 TL ek kara nakliye bedelinin de dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, 02/12/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile yükün makul süre içerisinde davacıya teslim edilmemesi nedeniyle talep edilen gecikme zararı miktarı 288.500,00 USD'ye yükseltilmiştir. 1 nolu Davalı vekili cevap dilekçesi ile, konişmento hamili olan davacının çarter parti kapsamında taşınan eşyayı teslim aldığını, bu şekilde konişmento hükümleri ile bağlı hale geldiğini, konişmentonun atıf yaptığı 13/12/2013 tarihli çarter partinin 91.maddesinde Bimco uyuşmazlık çözüm klozunda uyuşmazlıkların Londra'da tahkim yoluyla çözümleneceği hükmünün yer aldığını, bu nedenle tahkim şartından dolayı mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın İstanbul 17 ATM'nin 2014/473 D İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararına bağlı olarak ikame edildiğini, haciz dosyasında taşıma süresindeki 40 günlük gecikmeden dolayı zarar miktarının 1.901.826,00 USD olarak belirtildiğini, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen 10.000,00 USD 'den fazla talebin 1 yıllık zamanaşımına uğradığının kabulü gerektiğini, taşımayı yapan M/V Pine 2 gemisinin denize, yüke ve yola elverişli olduğunu, Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/13 D İş sayılı dosyasında yapılan tespitlerin tek taraflı ve hatalı olduğunu, hasarların nezaman ve nasıl meydana geldiğinin herhangi bir şekilde ortaya konmadığı gibi 08/05/2014 tarihli tespit raporunun ikinci sayfasında 94 nolu paketin gemiden boşaltılırken 13 nolu pakete çarparak hasarlandığının belirtildiğini, istif ve boşaltma aşamalarında hiçbir şekilde yer almayan müvekkiline tahliye limanındaki kusurların yüklenmeye çalışıldığını, hasarın gönderenin, alıcının veya bunların müstahdemlerinin kusuru ile veyahut malların gereği gibi ambalajlanmamış olmasından dolayı meydana gelmiş olmasının da muhtemel olduğunu, ayrıca konişmentoda 22 parça yükün güvertede taşınacağının belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hasardan biran için müvekkilinin sorumlu olduğu düşünülse dahi sözkonusu 22 parça yükle ilgili olarak müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, hasarların sigortadan tazmin edilip edilmediğinin açıklanması gerektiğini, konişmentodan clean on board kaydının mevcut olmadığını, konişmentoda destination any main sea port İzmir Turkey yani varma yeri İzmir Türkiye herhangi bir ana liman şerhi yer almasından dolayı geminin İzmir Aliağa Limanına yanaştığını, bu noktada konişmentoya aykırılık bulunmadığını, ayrıca taşıma süresinin herhangi bir şekilde belirlenmediğini, müvekkilinin taşımayı layıkı ile yerine getirip, emtiaları alıcıya teslim ettiğini, talep edilen gecikme zararının tamamen afaki olup gerçekle bir ilgisinin bulunmadığını, davacının EPDK'ya olan yükümlülüklerini yerine getirmemesinin sonuçlarını müvekkiline yüklemeye çalıştığını savunarak davanın tahkim şartı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/02/2020 tarih ve 2015/164 Esas - 2020/37 Karar sayılı kararında;"...Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davacının jeotermal elektrik üretim tesislerinde kullanılmak üzere CIF teslim şekline göre Çin'den satın aldığı kara sondaj makinasının ... gemisi ile Çin'in Xingang Limanından İzmir Aliağa Limanına taşındığı, taşımaya ilişkin olarak dosyada iki farklı konişmentonun bulunduğu, davalının eşyayı teslim almasına dayanak olan 31/12/2013 tarihli ilk konişmentoda ... Ltd 'nin çarterir -taşıyan olarak gösterildiği, gemi acentesi olan ... Acenteliği tarafından dosyaya sunulan 15/01/2014 tarihli konişmentonun ise ... tarafından düzenlendiği, taşımanın fiilen ... tarafından ... gemisi ile yerine getirilip diğer davalı ... Ltd 'nin ise akdi taşıyan olduğu, taşımaya ilişkin konişmentolarda shipped on board the vessel named herein in apparent good order and condition (unless otherwise indicated) the goods or packages specified hercin yani aksi belirtilmedikçe konişmentodaki eşyanın dış görünüş olarak iyi durumda olduğu kaydının yer aldığı, bu durumda TTK'nun 1239.maddesi (f) bendine göre eşyanın taşıyan tarafından konişmentoda beyan edildiği şekilde yani iyi durumda teslim alındığının kabulü gerektiği, konişmentolarda eşyanın yüklenme, istif ve boşaltılma işlemlerinin kimin tarafından yapılacağı konusunda bir kayıt yer almadığından bu işlemlerin taşıyan tarafından yerine getirildiği ve sözkonusu faaliyetleri gerçekleştiren kişilerin de taşıyanın yardımcı şahısları olduğu sonucuna varıldığı, eşyanın tahliyesi sırasında Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/13 D İş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespit sonucu düzenlenen raporlarda yükteki hasarın 24.939,21 USD olarak hesaplandığı, hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiği sabit olduğundan davalıların TTK 'nun 1178 ve 1191.maddeleri gereğince yük hasarından dolayı sorumlu oldukları, 24.939,21 USD hasar bedelinin sınırlı sorumluluk limiti içerisinde kaldığı sonucuna varılmıştır. Gemi acentesi ... Acenteliği tarafından dosyaya sunulan istif planına göre gemiye dört ayrı limanda yükleme yapılarak, dokuz farklı limanda tahliye işleminin gerçekleştirildiği, dosyada mevcut 26/12/2013 tarihli e posta mesajında belirtilen tahliye limanlarının istif planı ile uyumlu olduğu, dolayısıyla ... gemisi ile kırkambar taşımacılığı yapılıp birden fazla limandan yükleme, birden fazla limana boşaltma işleminin gerçekleştirildiği, bu nedenle mahkememizce benimsenen üçüncü bilirkişi raporunda ayrıntısı ile açıklandığı üzere geminin sefer süresinin makul olduğu kabul edilmiştir. Aksi kabul edilse dahi yani davacının jeotermal enerji üretimi amacıyla satın aldığı sondaj aletinin taşınmasında gecikme olduğu varsayılsa dahi davacının yasal ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen birinci bilirkişi raporundaki tespitlerden hareketle dava konusu sondaj aletinin taşınma süresinin elektrik enerjisi üretimi ile ilgili herhangi bir gecikme zararına yol açmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, taşımaya ilişkin konişmentoda boşaltma limanı olarak İzmir Limanının gösterildiği, konişmentoda ayrıca varma yeri olarak "İzmir'in herhangi bir ana limanı" kaydının yer aldığı belirli olup, Aliağa'da ayrı bir liman başkanlığının bulunması, Aliağa Limanının İzmir Liman Başkanlığının yetki sahasına dahil olmaması hususlarının yanısıra kaptanlar için hazırlanan ... isimli kılavuzluk kitabında Aliağa Limanına ilişkin bilgilerin ayrı bir başlık altında yer alması hususları birlikte değerlendirildiğinde Aliağa'nın "İzmir'in herhangi bir ana limanı" kapsamına girmediği, dolayısıyla da yükün konişmentoda belirtilen limandan farklı bir limana tahliye edildiği kanaatine varılmıştır. Eşyanın İzmir Limanı yerine Aliağa Limanına tahliye edilmesinden dolayı davacının 13.629,00 TL kara nakliyesi fiyat farkı ödemek zorunda kaldığı belirli olduğundan bu tutardan dolayı davalının sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde, davalıların 24.939,21 USD yük hasarı ile 13.629,00 TL ek kara nakliye bedelinden,
TTK'nun 1178 ve 1191.maddeleri gereğince davacıya karşı birlikte sorumlu oldukları kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında davanın kısmen kabulü ile 24.939,21 USD 'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek yıllık dolar faizi ile birlikte, 13.629,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜ ile 24.939,21 USD 'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek yıllık dolar faizi ile birlikte, 13.629,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, Müvekkilinin elektrik üretimine konu enerji sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, T.C Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)' nun 27.03.2013 tarih EÜ/4325-25/02584 sayılı üretim lisansı ile Manisa İli, Alaşehir İlçesinde kurulu jeotermal enerjiye dayalı elektrik üretimi için santral imal ve faaliyet ruhsatına sahip olduğunu ve tesislerinde kullanılmak üzere Çin Halk Cumhuriyetinde mukim “... Ltd.” isimli firmadan CIF (mal bedelitnavlun bedelitsigorta bedeli dahil) bazında "Kara Sondaj Makinesi” satın aldığını, Müvekkili şirketin satın aldığı "Kara Sondaj Makinesi" ... numaralı müvekkili emrine düzenlenmiş, konişmento tahtında Çin Halk Cumhuriyetinin Xingang Limanından, İzmir Merkez Limanına denizyolu ile taşınmak üzere dava konusu Panama Bayraklı, ... IMO numaralı ... adlı gemiye yüklendiğini, dosyada mübrez ... sigortası poliçesi ve Panama Sicil kayıt evrakına göre ... isimli geminin maliki ve TTK md. 1191 uyarınca “füli taşıyan” sıfatını haiz şirket 1. nolu davalı “... Ltd.” şirketi olduğunu, TTK md.1061/2 hükmüne ve de taraflarına verilmiş olan konişmentoya göre ... isimli geminin işleten donatanı ise “taşıyan” sıfatını haiz 2. no.lu davalı “... Ltd” şirketi olup anılan geminin acentesi ise gemi varış bildirimi yazışmaları ile varış hazırlık mektubundan görüleceği üzere ... Tic. Ltd. Şti olduğunu, Her ne kadar taşımaya İlişkin konişmentoya göre dava konusu taşımaya konu yüklerin tahliye limanı İzmir Limanı olarak belirtilmiş ise de davalılardan ... firmasının maliki, ... Ltd firmasının donatan ve işleteni olduğu ... isimli gemi taşımaya konu yükleri 08.03.2014 tarihinde Aliağa Batıçim limanına getirerek tarafımıza teslim etmek üzere rıhtiıma tahliye etmeye başlandığını, yüklerinin Aliağa Batıçim iskelesine ulaşmasını müteakip geminin tahliyesi devam ederken Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014 / 13 D.İş sayılı dosyası ile talep edilen delil ve hasar tespitinde, dava konusu gemi ile taşınan müvekkiline ait yük üzerinde taşıma esnasında toplam 24.938,83 USD tutarındaki maddi hasar meydana geldiğinin tespit olunduğunu, Bununla birliktte dava konusu taşımaya konu konişmentoda yüklerin tahliye limanı İzmir merkez limanı olarak belirtilmesine rağmen gemi İzmir Merkez limanına yaklaşık 50 — 60 km uzaklıkta, başka bir liman sahası içerisinde yer alan ve başka bir liman işletmesi olan Aliağa Batıçim limanına yanaşarak dava konusu yükleri kararlaştırılandan farklı bir limanda tahliye ettiğini, dava konusu yükün İzmir merkez limanı yerine Manisa Alaşehir'e daha uzak bir liman olan Aliağa Batıçim limanına tahliyesi sebebiyle müvekkilin yükünü Manisa-Alaşehir'deki tesislerine nakletmek için 13.629 TL ek nakliye ücreti külfetine katlanmak zorunda kaldığını,Ayrıca dava konusu deniz taşıması emsal nitelikteki diğer taşıma süresinin 2 — 3 misli bir sürede tamamlanmış olup taşıma işi makul sürelerde tamamlanamayarak dava konusu yükün geç teslim edilmesi sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını,Dava konusu yükün taşıma esnasında hasar görmesi, yükün müvekkiline konişmentoda karalaştırılandan farklı bir lıimanda ve geç teslim edilmesi sebebiyle uğramış olduğu zararlarının teminen taraflarınca ... isimli geminin ihtiyati haczinin talep edildiğini, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014 / 473 D. iş 2015 / 8 K. sayılı ile dava konusu geminin ihtiyati haczine karar verildiğini, ihtiyati haczin infazının ardından yük hasarı, ek kara nakliyesi zararı ve gecikme zararlarının tazmini amacı ile bu davada mahkeme tarafından haklı ve yerinde olarak 24.938,83 USD tutarındaki maddi hasar ve 13.629 TL ek nakliye ücreti talebimizin kabulüne karar verildiğini ve gecikme zararlarının reddine karar verildiğini, İstinaf incelemesi neticesinde ilk derece Mahkemesi tarafından reddine karar verilen, yükün makul sürelerde taşınmaması ve müvekkile geç teslimi sebebiyle doğmuş zararlarının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkeme dava dosyasında resmi makamlar tarafından düzenlenmiş veya tasdikli, onaylı bir belge bulunmamasına rağmen davalı tarafından alelade düzenlenmiş uğrak limanlar listesine ve bu taşımaya ait olup olmadığı veya uygulanıp uygulanmadığı meçhul bir istif planına dayanarak geminin izmir limanına gelmeden çeşitli limanlara uğradığı iddiasına dayanarak 83 günlük taşıma süresini makul kabul eden tamamen varsayıma dayalı, hatalı, hukuka aykırı ve taraflı bilirkişi raporlarını esasa dayanak kabul edildiğini, gecikme zararı taleplerinin reddine karar verildiğini, Huzurdaki davaya ilişkin düzenlenen 27.02.2017 tarihli birinci bilirkişi raporunda Bilirkişi heyeti “Yükün özel bir süre kararlaştırılmaksızın Çin — Türkiye taşımasında makul süre içerisinde taşınmadığını, taşıma süresinde gecikme olduğunun değerlendirildiği” tespit edildiğini, bilirkişi heyetine Elektrik Mühendisi dahil edildikten sonra düzenlenen raporda da “faşımadan dolayı oluşan gecikmenin normal olmadığı" haklı ve yerinde olarak değerlendirildiğini, anılan birinci bilirkişi raporuna yapılan itirazlar neticesinde dosya yeniden Bilirkişi heyetine tevdii edildiğini, ve Makine Mühendisi Prof. Dr. ..., Uzakyol Kaptanı Dr. Öğr. üyesi ... ve Dr. Öğr. üyesi ... tarafından düzenlenen 15.10.2018 tarihli ikinci bilirkişi raporunda konteyner gemileri için veya izmir'de çin'e yapılacak doğrudan seferler için makul sürenin 20 — 25 gün olduğu tespit, kabul, beyan ve ikrar edilmesine rağmen geminin çin'den izmir'e gelene kadar çeşitli limanlara uğradığına dair ilgili liman başkanlıkları tarafından onaylı, tasdikli bir belge dosyaya sunulduğunu, geminin rotasını ispata yarar gemi jurnali, “statement of facts” kaptan tarfından düzenlenmiş olay çizelgesi vb bulunmamasına rağmen, davalı tarafından alelade düzenlenmiş bir uğrak yapılan limanlar listesine ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tartışmalı bir istif planına dayanılarak geminin izmir limanına varana kadar 2 yükleme limanına 5 tahliye limanına vardığının kabul edildiğini,Anılan raporun 6. sayfası 4. Paragrafında ;“ dosyada bulunan ayrıntılı olarak belirtilmiş seferin mesafe ve sarf edilen sürelerin yazılı olduğu tabloya göre geminin uğradığı limanlar, giriş çıkış tarihleri, bekleme yapılan sürelerin ayrıntılı olarak verildiğini, tabloya bakıldığında toplam 13 gün yanaşma için bekleme gecikmesi, 45 gün limanda kalış ve 25 gün deniz yolculuğu olarak seferin 83 günde yapıldığı görüldüğünü” denilmek suretiyle davalı tarafından dosyaya sunulan alelade belgeye göre seferin 83 günde tamamlandığının tespit edildiğinin belirtildiği, aynı değerlendirmenin ek raporda da yer aldığını, olmayan bir hız, liman ve bekleme sefferi uydurulduğunu, seferin 83 günde tamamlanmasının makul olduğu yönünde görüş bildirildiğini, dava konusu taşıma gerçekte 83 gün değil, 67 gün sürdüğünü, geminin 02.01.2014 tarihinde çin'den ayrılmış 08.03.2014 tarihinde aliağa limanına yanaştığını, söz konusu belgeler ve istif planı dava konusu taşımaya ait olmadığını gerçeği yansıtmadığını, bilirkişilerin gerçeği yansıtmayan belgelere göre uğrak yapılan limanlar, yükleme tahliye ve bekleme süreleri yaratıp farazi hesaplamalar tahliye ve bekleme süreleri yaratıp pakazı ile yaptığını, taşımanın 83 günde tamamlanmasını makul bulduklarını, Aynı görüş, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacı ile taşıma ve Lojistik Uzmanı Dr. ..., İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesinden Doç. Dr. ... ve uzakyol kaptanı ... tarafından düzenlenen 10.01.2020 tarihli üçüncü bilirkişi raporunda da son derece hatalı ve hukuka aykırı olarak kabul edildiğini, raporun 7. Sayfasında yer alan “4) Sefer Süresi Belirlenmesi” başlıklı kısımda; “ Dosyada mevcut istif planında Aliağa limanına kadar olan sefer süresi içerisinde 4 farklı yükleme limanı, İzmir dahil 5 farklı tahliye limanı, 1 yakıt ikmal limanı (Singapur) ve Süveyş Kanal geçişi olmasının gerektiğinin anlaşıldığını, sözü edilen dosyada mevcut “seafuture” başlıklı belgede liman operasyon süresinin Singapur yakıt ikmali ve Süveyş Kanalı geçişleri ile birlikte 42,08 gün olduğu görüldüğünü, Liman sürelerinin, seyir süresine eklenmesiyle; 29,38 gün seyir * 42,08 gün limanlar -Toplam 71,46 gün süreye ulaşıldığını, dosyada mevcut sefer planından, yanaşma öncesi bekleme nedeniyle geçen sürenin 13,14 gün olduğunun görüldüğü, yanaşma öncesi bekleme sürelerinin 71,46 güne (seyir ve liman operasyon süresi) eklenmesiyle 71,46 gün * 13,14 gün >84,60 gün süreye ulaşıldığını, sürenin sefer planında yer alan 13,145 gün bekleme * 45,354 gün liman * 25,7 gün seyir & 84,20 gün olarak gösterilen süreyle uyumlu olduğu, suretiyle ikinci rapordaki gibi hiçbir şekilde resmi bir belge, delil bulunmamasına rağmen geminin izmir'e gelmeden uğradığı iddia edilen limanlara ve afaki gemi hızi verilerine göre farazi ve uydurma bekleme süreleri, seyir süreleri hesaplandığını, davalı tarafından tek taraflı düzenlenen ve hiçbir resmiyeti bulunmayan belgede gerçekte 67 günde tamamlanan sefer 83 günde tamamlanmış gibi görünmesine rağmen bilirkişiler tarafından bu belgeye itibar edildiğini, Çin'den İzmir'e yapılan taşımanın 83 gün sürmesini “makul” kabul eden tüm bilirkişi raporlarında “öyle de olur, böyle de olur, 20 gün de sürer, 120 gün de sürer” şeklinde bir makul süre kavramına oldukça aykırı bir anlayış yürütüldüğünü, hiçbir geçerliliği resmiyeti bulunmayan belgelere dayanarak varsayıma dayalı rotalar çizildiğini, söz konusu belgelerin türkçe olarak düzenlendiğini, ingilizceleri dahi dosyaya sunulmadığını, söz konusu belgeler üzerinde herhangi bir kaptan imzasının bulunmadığını, uğrak yapılan limanlarda harcanılan zamanı ispat edecek nitelikte “statement of factsdurum raporu, gemi jurnalleri, liman giriş çıkış kayıtlarının dosyaya sunulmadığını, istif planının dava konusu taşımaya ait olduğu ve uygulandığı kabul edilse dahi, bu istif planına dayanarak geminin uğrak yaptığı limanlardaki bekleme süreleri hangi onaylı veya resmi belgeye, hangi delile dayanarak hesaplanmıştır diye sorduğunu, dosya münderecatında geminin uğrak yaptığı limanlara yanaşma ve ayrılma tarihlerine dair ilgili liman müdürlükleri tarafından tasdikli bir belgenin bulunmadığının, bu durumda geminin oyalandığı sürelerin nasıl belirlendiğini, tüm bilirkişi raporlarının gösterdiğinin, davalı tarafından dosyaya sunulan belgeler ve istif planı asla ve tarafından hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, bilirkişilerin ve mahkemenin itibar ettiği sefer ve istif planları 84 günde tamamlanması öngörülen bambaşka bir sefere ait olup dava konusu taşıma 83 günde değil 68 günde tamamlandığını, başka bir gemi ile aynı rotada, çin'den izmir'e müvekkilinin malzemelerini getiren geminin seferini 35 günde tamamladığını, emsal taşımanın evraklarını dosyaya sunduğunu, mahkeme tarafından davalının tek yanlı olarak dosyaya sunduğu itiraz ettiklari liman yetkilileri, gümrük makamları vb. hiçbir onay taşımayan, kanıtlanmamış, bu taşımaya ait olup olmadığı dahi şüpheli bir çizelgeyi sanki gerçekmiş gibi hiçbir açıklama ve gerekçe sunmaksızın esas alınan ve bu doğrultuda mevcut dosya verileri dışında tamamen farazi ve varsayımsal değerlendirmeler içeren daha sonra da tarafsızlığını kaybederek kendini savunma gayretine düşen bilirkişi raporlarına itibar edildiğini, müvekkilinin aynı proje için aynı rota üzerinden deniz yolu ile izmire getirdiği yüklerin taşıması 35 günde tamamlandığını, müvekkilini dava konusu taşımanın başlamasından sonra aynı projesi için başka bir gemi ile Çin Halk Cumhuriyetinin Shanghai Limanından İzmir Limanına muhtelif eşyalar taşıtmış, bu eşyalar Shanghai Limanında dava dışı ... isimli gemiye 16.01.2014 tarihinde yüklenmiş ve bu yükler anılan emsal taşımada, tahliye limanı olan İzmir Limanına 19.02.2014 tarihine ulaşmış ve gemiden tahliye edilmiştir. Yani işbu emsal taşıma makul süreye uygun olarak 35 gün sürdüğünü,bu emsal taşımaya konu yükler dava konusu ... gemisiyle yapılan taşımanın başlamasından 16 gün sonra gemiye yüklenmesine rağmen emsal taşımanın yapıldığı gemi dava konusu ... gemisinin tahliye limanına gelmesinden 18 gün önce gelerek teslim alındığını, aynı hat üzerinde yapılan emsal taşıma 35 günde tam taşımanın 67 günde tamamlandığını, Gemi kaptanı tarafından acenteye gönderilen izmir'e tahmini varış zamanı 28.02.2014 olarak bilı 08.03.2014 tarihinde aliağa limanına yanaştığını, beyanına göre dahi 8 gün gecikme söz olduğunu, davada dava konusu ... gemisinin ... Tic. A.Ş. tarafından dosyaya sunulan 09.03.2016 tarihli yazı taşımaya ilişkin belgelerde Gemi kaptanı tarafından geminin tarihi 28.02.2014 olarak bildirildiğini, ... Shipping - ... Kimdan: ...©...com Gönderrne Tarinl: Pazar 09 Şunat 2014 11*.59 Kime: ... Shipping - ... Bilgi: ... Shipping. ... Konu: ... Ekler: ** ... üzere gemi, kaptanın varma tarihi olarak bildirdiği tarihten 8 gün sonra aliağa limanına varıldığını, geminin, kaptanın henüz antalya limanında iken aliağa limanına varmayı planladığı tarihten 8 gün geç aliağa limanına vardığını, 83 günde gerçekleştirilen taşımda gecikmenin bulunmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmeler dosyanın münderecatı ile de çeliştiğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde makul sürenin 45 gün olduğunu kabul ettiğini, Yargılamaya ilişkin düzenlenen bilirkişi raporlarında gecikmenin sondaj sonrası yapılacak işlemler açısından önemli olacağı açık bir şekilde tespit edildiğini, Mahkemeye ait yukarıda numarası yazılı dava dosyasına ait dava dilekçesinde dava konusu taşıma nedeniyle yükte meydana gelen 24 938,83 USD (ABD doları) tutarındaki hasar bedelini, yükün Aliağa limanına tahliye edilmesi sebebiyle oluşan 13.629 TL ek tutarındaki kara nakliyesi bedeli ile birlikte yükün TTK 1178/4 uyarınca yüklerin makul süre içinde taraflarına teslim edilmemesi sebebiyle uğramış oldukları gecikme zararına ilişkin olarak belirsiz meblağlı alacak niteliğinde şimdilik 10.000,00.-USD (ABD doları) gecikme zararının tahsilini talep ettiklerini, mahkemenin 19.11.2015 tarihli ön inceleme duruşmasının (2) numaralı bendinde mahkemenin 2014 / 473 D. İş dosyasında gecikme zararının 721.251 USD olarak hesaplandığı, gecikme zararının belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceği yönünde hüküm kurularak taraflarına gecikme zararına ilişkin taleplerin açıklanarak eksik harcın yatırılması için süre verildiğini,
Mahkeme huzurundaki davada, ilk derece Mahkemesinin 19.11.2015 tarihli ön inceleme duruşmasının (2) numaralı bendine konu “gecikme zararının belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğini, gecikme zararına ilişkin taleplerin açıklanarak eksik harcın yatırılması” yönündeki kararı üzerine taraflarınca dosyaya sunulan 02.12.2015 tarihli dilekçelarınde müvekkilinin gecikme sebebiyle uğramış olduğu gerçek kaybın 1.901.826 USD' olduğu ( 41.600 kWh günlük ortalama öngörülen üretim X 10.50 cent/USD Resmi Tarife - 46.386 USD günlük kayıp, 46.386 USD x 41 Gün gecikme - 1.901.826 USD ) belirtiidiğini,, TTK m.1186/6 'da yer alan taşıyanın gecikme zararlarından sorumluluklarının navlun bedeli iİle sınırlı olacağına dair hüküm nedeni ile müvekkilin gecikme zararı taleplerinin navlun bedeli olan 288.500 USD İle sınırlandırıldığını, mahkemesi tarafından düzenlenen gerekçeli kararda yukarıda değinildiği üzere son derece haksız ve hatalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek geminin İzmir limanına gelen kadar birçok limanda uğrak yaptığı bu nedenle taşımanın makul sürede gerçekleştirildiğin, kabul ederek gecikme olmadığı yönünde hüküm kurulduğunu, gecikmenin varlığı kabul olunsa dahi müvekkilinin defterleri incelenmek suretiyle düzenlenen birinci bilirkişi raporu uyarınca sondaj aletinin taşınma süresinin elektrik enerjisi üretimi ile ilgili bir gecikme yaratmadığı yönündeki haksız ve hatalı değerlendirmede bulunulduğunu, önemle belirtmek istediği mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatı ile dava konusu alacaklarının temini amacı ile ... gemisi hakkında ihtiyati haciz talebimizi inceleyen Mahkeme olup huzurdaki işbu dava da Mahkeme tarafından 2014 / 473 D. İş - 2015 / 8 K. sayılı dosya ile verilen ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı İcra dosyası ile dava konusu gemi hakkında uygulanan ihtiyati haczi tamamlanma merasimi niteliğindeki esas hakkındaki dava olduğunu, dava konusu alacaklarının temini amacı ile ... gemisi aleyhine talep ettikleri ihtiyati haciz taleplerine ilişkin olarak İstanbul (Kapatılan) 52. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014 / 32 D. İş Sayılı dosyası ile taleblerinin haksız ve hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, bu kararın temyiz edilmiş ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/12903 E. 2014/14261 K. Sayılı ilamı ile bozularak Mahkemesine iade edildiğini, Mahkemenin bu defa 2014 / 473 D.İş -2015/8K. sayılı 12.02.2015 Tarihli kararı ile yük hasarı ve ek kara nakliyesi masrafı alacaklarının temini amacı ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiğini, Mahkeme tarafından yük hasarı ve ek kara nakliyesinden doğan alacaklarının hakkındaki ihtiyati haciz tateplerinin kabul edilirken, aynı zamanda son derece hatalı, usule ve hukuka aykırı bir şekilde gecikme zararına ilişkin taleplerinin, işin esasına girilerek müvekkilinin yaptığı sözleşmeye göre 27.03.2013 tarihinde başlamak ve 27.03.2018 tarihinde bitirmek üzere Jeotermal Enerji tesisi kurulacağını, bu tesisin gecikmeli olarak teslim edilen sondaj makinesi kullanılarak kurulacağını, gecikme anında kurulma süresinin henüz gerçekleşmediğini ve zararın henüz oluşmadığı değerlendirmesi yapılarak gecikme zararına ilişkin taleplerini, esas hakkında dava bakımından ihsas - | rey teşkil edecek şekilde reddedildğini, mahkemenin bu yöndeki kararı ihtiyati haciz dosyasından verilmekle bu kararın tartışılması için yine aynı şekilde esasa girilmesi gerekeceğinden bu kararın tarafımızca gerek asıl kararı veren mahkeme nezdinde gerekse mahkeme nezdinde tartışılması imkanı olmadığını, mahkemenin gecikme zararına ilişkin ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki kararına atfen, dava konusu yargılamaya ait bilirkişi raporlarında haksız ve hukuka aykırı olarak jeotermal enerji tesisinin henüz kurulmadığını bu nedenle sondaj makinesinin geç teslim edilmesi sebebiyle herhangi bir zarar oluşmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığını, Mahkemenin esasa dayanak kabul ettiği 27.02.2017 tarihli ilk bilirkişi raporunda da aynı şekilde müvekkilinin enerji tesisi üretimine 27.03.2013 tarihinde başlayacağı, tesisin 27.03.2018 tarihinde işletmeye alınacağının öngörüldüğünü, dava konusu ithal edilen kara sondaj makinesinin 28.03.2014 tarihinde kayıtlara alındığını, yatırımın 2013 yılında başladığı ve 2016 yılına kadar devam ettiğini, tesisin 2016 yılı Haziran ayında işletmeye alındığı ve elektrik üretim faaliyetine başlandığını, ilk elektrik satışının 16.06.2016 tarihinde gerçekleştirildiğini, yatırımın devam ettiği dönemde şirketin herhangi bir zararının oluşmasının mümkün olmadığını, şirketin 2013 ve 2014 yıllarında zarar ettiğini, bu zararların faaliyet giderlerinden kaynaklandığını, elektrik üretiminin olmadığı bir dönemde kara sondaj makinesinin gecikmesinin bir zarar yaratmayacağı (?) değerlendirilmelerinin ileri sürüldüğünü, devlete günlük 441.600 kWh (yıllık 161.184.000 kWh) enerji üretim taahhüdünde bulunulduğunu,Mahkemenin 2014 / 473 D.İş -2015/8K. sayılı 12.02.2015 Tarihli kararı ile yük hasarı ve ek kara nakliyesi masrafı alacaklarının temini amacı ile ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verildiğini, Makine Mühendisi Prof. Dr. ...'nın da yer aldığı, Uzakyol Kaptanı Dr. Öğr. üyesi ... ve Dr. Öğr. üyesi ... tarafından düzenlenen 15.10.2018 tarihli ikinci raporda sondaj makinasının Türkiye'ye getirilmesinde oluşan gecikmenin sondaj sonrası yapılacak işlemler açısından oldukça önemli olacağı ve projeyi geciktirebilecek zaman aralığı olduğu yönünde haklı ve yerinde tespit yapıldıktan sonra, gecikme nedeniyle uğranılan zararın gecikilen gün sayısı x 441.600 kWh/gün x 0.1050 cent olarak hesaplanacağı belirtildiğini, geminin kaptanın tahmini varma zamanından 8 gün sonra Aliağa limanına yanaştığını ve geminin 8 gün geciktiğinin sabit olduğunu, buna göre geminin 8 günlük gecikmesi sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın 8 x 441,600 x 0.1050 - 370.944 USD tutarında olduğunu, davalı tarafın dosyaya sunduğu 07.09.2015 tarihli düplik dilekçesinde benzer taşımaların 45 günde yapıldığı yönünde kabul, beyan ve ikrar da bulunulduğunun görüldüğünü, dava konusu seferin 67 günde tamamlanmış olması karşısında davalının kabul ve ikrar ettiği makul süreye göre 22 günlük bir gecikme söz konusu olduğunu, geminin 22 günlük gecikmesi sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zarar 22 x 441,600 x 0.1050— 1.020,096 USD tutarında olduğunu, Her halükarda taraflarınca gecikme zararlarının navlun bedeli olan 288.500 USD ile sınırlandırılmış olmakla talep edilen gecikme zararının dosya münderecatı ve bilirkişilerin hesaplamasına göre müvekkilinin uğramış olduğu gerçek zararın (370.944 usd veya 1.020,096 usd ) oldukça altında olduğunu, Bu doğrultuda Mahkeme tarafından gecikme zararı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken “dava konusu taşımanın makul sürede yapıldığı, bir an için gecikmenin varlığı kabul olunsa dahi müvekkilinin gecikme sebebiyle uğradığı herhangi bir zararın bulunmadığı” yönündeki değerlendirme ve hüküm asla kabul edilemeyeceğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, ilk derece mahkemesinde kabul edilmiş olan alacaklarının yanı sıra reddine karar verilen gecikme zararının kabulüne karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz taşımasından kaynaklı yükteki hasar bedeli, taşımadaki gecikme nedeniyle ortaya çıkan zarar ile kara nakliyatı fiyat farkı bedelinin tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacı tarafından Manisa İli, Alaşehir İlçesinde kurulacak jeotermal elektrik üretim tesislerinde kullanılmak üzere Çin'den CIF satış şekline göre kara sondaj makinesi satın aldığı, satın alınan malların Xingzang Limanı'ndan Panama Bayraklı ... IMO Numaralı ... isimli gemiye yüklendiği, İzmir Aliağa Limanına taşınarak yükün konişmento hamili davacıya teslim edildiği, taşımadaki gecikme nedeniyle ortaya çıkan zarar,yükteki hasar bedeli ile kara nakliyatı fiyat farkı bedelinin tahsili talep edilmiştir. Taşıyan sıfatına haiz geminin ... firmasına ait olup, Gemi İşleten ve Donatanının ... ve gemi acentesinin ise ... Nak. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu anlaşılmıştır.
HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun denetime ve karar vermeye elverişli ve yeterli olduğu anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı gözetildiğinde; Eşyanın İzmir Limanı yerine Aliağa Limanına tahliye edilmesinden dolayı davacının 13.629,00 TL kara nakliyesi fiyat farkı ödemek zorunda kaldığı, eşyanın tahliyesi sırasında Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/13 D İş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespit sonucu düzenlenen raporlarda yükteki hasarın 24.939,21 USD olarak hesaplandığı, hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiği sabit olduğundan davalıların 24.939,21 USD yük hasarı ile 13.629,00 TL ek kara nakliye bedelinden,
TTK'nun 1178 ve 1191.maddeleri gereğince davacıya karşı birlikte sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Gecikmeden bahsedebilmek için TTK. 1178/4 madde uyarınca iki koşuldan birisinin gerçekleşmiş olması gerektiği, bunlardan ilki tarafların teslim için belirli bir süre kararlaştırmış olmaları gerektiği, dosya kapsamına göre bu anlamda taraflar arasında belirlenmiş bir teslim süresinin olmadığı, ikincisi ise belirli bir teslim süresinin kararlaştırılmaması halinde olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içerisinde teslim edilmediği taktirde teslimde gecikme olduğu değerlendirilebilecektir. Dosya kapsamından genel kargo gemisi olarak kırkambar taşımacılığı yapan Pien 2 Gemisi tarafından birden fazla limandan yükleme, birden fazla limana boşaltma işleminin gerçekleştirildiği, bu nedenle mahkemece benimsenen üçüncü bilirkişi raporunda ayrıntısı ile açıklandığı üzere geminin sefer süresinin makul olduğu kabul edilmiştir. Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere aksi kabul edilse dahi davacının jeotermal enerji üretimi amacıyla satın aldığı sondaj aletinin taşınmasında gecikme olduğu varsayılsa dahi davacının yasal ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen birinci bilirkişi raporundaki tespitlerden hareketle hükme esas alınan üçüncü bilirkişi raporunda da ayrıntılı açıklandığı üzere dava konusu sondaj aletinin taşınma süresinin elektrik enerjisi üretimi ile ilgili herhangi bir gecikme zararına yol açmadığı anlaşılmakla; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.