9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ----numaralı --- koşullarına tabi olarak ------ özellikli motor yatı | yıllık yenilenen dönemleri ile sigorta teminatı aldığını, adı geçen sigortalı --------- iskeleye bağlı olduğu halde sabah saat 03.30 sıralarında teknenin baş iskele tarafında meydana gelen bir patlama nedeni ile tamamen zayi olduğunu, ------- yanındaki birçok teknenin de zarar gördüğünü ve toplamda 1.416.018,00 TL tazminat ödendiğini ve haklarına halef olunarak üçüncü şahıslara karşı hak ve alacakları devir ve temlik alındığını, teknede patlamanın----- ve devamında garanti kapsamında yapılan tamirleri takiben ------- bağlanmasını takiben teknede herhangi bir çalışma olmaksızın ve bağlı halde meydana geldiğini, patlamadan | gün önce teknede tamir ve sair işlemler yapan ----imalatçısı olan---- müşterek ve müteselsil sorumluluğu altında olduğunu belirttiğini ve faizleri ile birlikte toplam 1.674.535,00 TL alacaklarının tahsili için--------dosyası ile takibe geçtiklerini ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirtmiştir, itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin dava konusu teknenin ithalatçısı ya da satıcısı olmadığını, dolayısıyla davalı şirketin temsilci olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, ayrıca davanın rücuya istinaden kanun koyucu tarafından 2 yıllık zamanaşımı süresinde ikame edilmediğini, davacı tarafın delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, dava konusu teknede davalı şirketten kaynaklanan bir kusur bulunmadığını, ayıplı hizmet olarak nitelendirilebilecek bir hususun olmadığını belirterek; husumet itirazları doğrultusunda davanın husumet, zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacı sigorta şirketinin ----- kapsamında sigorta teminatı sağladığı, -------- isimli teknenin marinada bağlı iken teknenin baş iskele tarafında meydana gelen bir patlama ve takiben alevler ile oluşan diğer patlama ve infilaklar sonucunda yanmaya başladığı, yanarak tamamen zayi olduğu, yangın sırasında teknenin çevresindeki bağlı halde bulanan üçüncü kişileri ait tekne ve yatlarda da çeşitli derecelerde yangın ve patlamalara neden olunması sonucunda sigortalısına ve dava dışı üçüncü kişilere mali mesuliyet teminatı tahtında ödemek zorunda kaldığı hasar bedellerini ----- isimli teknenin yapımcısına izafeten ve temsilen ve asaleten davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. TTK m.1401’de sigorta sözleşmesi “Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Görüleceği üzere sigorta sözleşmesi sigortacının rizikoyu taşıma borcunu üstlendiği bunun karşılığında sigorta ettirenin de prim ödeme borcu altında bulunduğu sözleşmedir. Kanun koyucu, özel sigortaları TTK sistematiği içerisinde zarar ve meblağ sigortaları olmak üzere ikiye ayırdıktan sonra zarar sigortalarını da kendi içerisinde mal ve sorumluluk sigortası şeklinde ikili bir ayrıma tabi tutmuştur. Her şeyden önce huzurdaki davaya konu --------- numaralı tekne sigorta poliçesinin bir zarar sigortası olduğu belirtilmelidir. Davaya konu uyuşmazlıkta davacı sigorta şirketinin iddiası anılan sigorta poliçesi kapsamında hasar ödemesi yaptığı, zarar gören sigortalıların haklarına halef olarak zarar sorumlularına karşı hak ve alacakları devir ve temlik aldığı yönündedir. Zarar sigortalarında halefiyet kavramı TTK m.1472 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK m.1472’ye göre “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” Halefiyet sigortalıya ait hakların sigortalıyı tatmin ettiği ölçüde rücu hakkına sahip sigortacıya geçmesi olarak kabul edilmektedir. Bir başka anlatımla halefiyet, sigortalının zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu alacak hakkının kanun hükmü gereği sigortacıya geçmesidir -----Dava dosyasına sunulan bilgi ve belge ve bilirkişi raporlarının incelenmesinde davacı sigorta şirketinin halef olduğu, halefiyet hususunda davalıların herhangi bir itirazının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zarar sigortalarında geçerli olan rücu kavramı ise halef olan sigorta şirketinin sigortalılara ödeme yaptıktan sonra poliçe kapsamında teminat altına alınan rizikonun gerçekleşmesinde sorumluluğu bulunan zarar sorumlularından ödemiş olduğu sigorta tazminatı talep etmesidir. Rizikonun gerçeklemesinde ve zararın oluşumunda üretici---- müterafık kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda yaklaşık 6-7 saat şarj olan bataryaların çok ısındığı, batarya yönetim sisteminin mekanik/yazılım/sensör hatası ya da bataryada oluşan bir arıza sebebiyle şarj akımının kesilmemesi ya da batarya paketlerinin aşırı ısınması sonucu delinmesi ve patlaması ile yangının çıkmış olduğu, bu durumda ----- %50, tekne üreticisi --------firmasının %50 kusurlu olabileceği son bilirkişi heyeti vasıtasıyla tespit edilmiştir.
Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mahkememizce son rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli son rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.Takip konusu alacak yargılamayı gerektiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklanan sebeplerle:
1.A-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının---------- dosyasında itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına b-Takip konusu alacak yargılamayı gerektiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine
2.Harçlar Yasasına göre alınması gereken 114.387,506 TL'nin başlangıçta peşin alınan 20.224,20 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 94.163,30 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 20.224,20 TL peşin harç, 31,40 TL başvuru harcı, 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 516,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 36.772,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerine bırakılmasına,
5.Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca alınması gereken 205.962,82 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.10/07/2024