Esas No
E. 2021/21
Karar No
K. 2024/1039
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/21

KARAR NO: 2024/1039

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/09/2020

NUMARASI: 2014/659 Esas - 2020/350 Karar

DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/07/2024

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirketlerde ortaklığı bulunduğunu, ortaklığa bağlı olarak aynı zamanda şirket temsilcisi ve ön muhasebe işlemlerini yapma yönünde yetkisi bulunduğunu, yetkili olduğu dönemde şirketlerle ilgili yapmış olduğu hileli ve usulsüz işlemlerden dolayı şirketleri zarara uğrattığı, bu nedenlerle davacı ... İhracaat Ltd. Şti. yönünden 44.809,69-TL'nin 28/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davacı ... Tic. Ltd. Şti. Tarafından davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına yönelik haksız itirazın kaldırılmasına, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına; davacı ... Tic. Ltd. Şti. Yönünden takip konusu alacağın dışında kalan bakiye alacak olan 551.689,78-TL alacağın da 28/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, şirketle ilgili yapılan işlemlerde şirketler hesabından alınan paraların yine aynı şekilde şirket harcamalarında ve ailenin ortak giderlerinde kullanıldığını, yapılan işlemlerde herhangi bir hile veya usulsüzlüğün söz konusu olmadığını, ayrıca davacılar tarafından ilamsız icra takibine yönelik itirazın kaldırılmasının talep edildiğini, itirazın kaldırılmasında münhasıran görevli mahkemenin İcra Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenlerle ATM'de açılan işbu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca yargılama aşamasında davacı tarafa 29/11/2017 tarihli oturumda verilen TTK 618/son maddesi gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için alınan genel kurul kararının usulüne göre alınmadığını, söz konusu karara istinaden yargılamaya devam olunamayacağını, tüm bu hususlar dikkate alındığında yasal dayanağı bulunmayan davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya muhtelif bilirkişi heyetlerine tevdii edilmiş, bilirkişi raporlarına yönelik itiraz üzerine en son raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek ve davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarı mevcut ise belirlenmesi için dosya ... ve arkadaşlarına tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti düzenlemiş olduğu 20/08/2020 havale tarihli raporlarında özetle; davalının sorumlu tutulduğu şirketlerle ilgili işlemler ve belgeler tek tek incelenip değerlendirilerek sonuç itibariyle davacı ... Tic. Ltd. Şti'nin 2003-2013 yılları arasında tahakkuk eden ve talep edebileceği alacak miktarının faizli bakiye olarak 989.990,12-TL olduğunu, diğer davacı ... İhracat Ltd Şti'nin ise 2009-2013 yılları itibariyle talep edebileceği alacak miktarının 6.131,83-TL olduğunu teknik kanaatleri olarak belirtmişler, mahkememizce de belirlenen alacak miktarı zaman aşımı itirazı ve faiz yönünden ayrıca değerlendirilerek hükme esas alınmıştır.Davacı taraf dosyaya sunmuş olduğu 12/09/2018 havale tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarıyla ilgili herhangi bir dönem belirtilmediğinden TTK 560.md gereğince sorumluluktan doğan davaların 2 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, bu nedenlerle zaman aşımına uğrayan alacaklar yönünden zaman aşımı itirazının değerlendirilmesini talep etmiştir.Davacılar tarafından davalı aleyhine TTK 644.md yollamasıyla aynı kanunun 553.maddesi gereğince sorumluluk davası açtığı,

TTK 560.md gereğince işbu davanın zararının öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilen meydana geldiği günden itibaren 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, davacı tarafın zararı öğrendiği tarihin kesin olarak belirlenmemiş olması nedeniyle davanın 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, dava tarihi baz alındığında 18/08/2009 tarihinden önceki alacakların zaman aşımına uğradığı ve usulüne uygun zaman aşımı itirazında bulunduğu dikkate alınarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2009 öncesine dayalı alacaklar zaman aşımına uğradığı kabul edilerek ve ayrıca davadan önce davalı tarafın temerrüde düşürülmediği ve bu bağlamda dava öncesinde faiz istenemeyeceğinden bilirkişi heyeti tarafından belirlenen faiz miktarı da mahsup edildikten sonra davacı ... Tic. Ltd. Şti 'nin talep edebileceği toplam alacak miktarının 723.384-TL olduğu, itirazın iptali ile bakiye alacak yönünden bu miktar üzerinden hesaplama ve değerlendirme yapılmıştır.Davalı taraf, cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazında bulunmamış ise de; ıslah yoluyla 12/09/2018 havale tarihli dilekçe ile zaman aşımı itirazında bulunduğu, işbu zaman aşımı itirazının Yargıtay 19.HD 2018/1286 esas 2019/4533 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere dikkate alınması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir.Her ne kadar davalı taraf hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen alacakla ilgili yapılan işlemlerin şirket adına ve aile bireylerinin harcamalarıyla ilgili olduğu ve bu nedenlerle davacı tarafa borcu bulunmadığını iddia etmiş ise de; bilirkişi raporunda önceki raporlardan farklı olarak davacı tarafın sorumlu tutulamayacağı harcamalar tek tek belirlenmiş, sonuç itibariyle davacının sorumlu olabileceği miktar raporun sonuç kısmında zikredilmiş, mahkememizce de zaman aşımına uğrayan ve faiz olarak hesaplanan meblağın mahsubundan sonra icra takibine konu edilen alacak miktarı 569.827-TL + takip dışında kalan bakiye alacak 153.557-TL olmak üzere toplam 723.384-TL davacı ... Tic. Ltd. Şti yönünden, davacı ... Ltd Şti yönünden ise toplam 6.131-TL alacağın hüküm altına alınması gerektiği değerlendirilmiştir..Davalının şirket ortağı, temsilcisi ve ön muhasebecisi olarak davacı şirketlerle ilgili yapmış olduğu işlemler sonucunda en son bilirkişi heyeti ... ve arkadaşları tarafından düzenlenen 20/08/2020 tarihli raporda ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtildiği üzere, davalının sorumlu tutulmaması gereken işlemlerin tespitinden sonra davacı ... Tic. Ltd. Şti'nin zaman aşımına uğramış alacak ile işlenmiş faiz olarak belirlenen alacağın mahsubundan sonra icra takibine konu alacakla birlikte toplam alacağın 723.384-TL olduğu, diğer davacı ... İhracat Ltd Şti'nin ise talep edebileceği alacak miktarının ise 6.131-TL olduğu, belirlenen alacaklar yönünden davalının TTK 644.md yollamasıyla aynı kanunun 553.maddesi gereğince sorumlu tutulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak davacı ... İhracat Ltd Şti tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 6.131-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalının, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynı alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 113.935,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, davacı ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalı aleyhine açılan takibe konu alacağın dışında kalan bakiye alacağa ilişkin istemin kısmen kabulüne, 153.557-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ilk bilirkişi raporunu kabul etmelerinden kaynaklı kazanılmış usuli hakkı, talebine rağmen ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, davacı şirketlerin kabul ettikleri ilk bilirkişi raporu ortaklar cari hesabından alacak şeklinde değerlendirildiğini, itiraz taleplerine rağmen ilk derece mahkemesince sorumluluk davası olarak hüküm kurulduğunu, Mahkemece, yalnızca davacı şirkete ait belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen, ibraz etmiş oldukları delilleri dikkate almayan ve itiraz etmiş oldukları eksik ve hukuki temele dayanmayan son bilirkişi raporuna itibar edildiğini, davacı şirketlerin 05/08/2013 tarihinde yapılan 2012 yılına ait olağanüstü genel kurulunda oy birliği ile onanıp tastik edilen ibra mahiyetindeki tutanakların mahkemece dikkate alınmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak TTK 644. Md yollaması ile 553. Md gereğince davalının sorumlu tutulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak hüküm kurulduğunu, davacı şirketlerin savcılık şikayetiyle Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde haklarında açılan özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından almış oldukları beraat kararının mahkemece dikkate alınmadığını, sorumluluk davasının açılabilmesi için gerekli olan genel kurul kararının usule uygun olmadığı yönündeki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, sorumluluk davasının açılabilmesi için usuli şartların dışında davacı şirketlerin zarara uğradıklarını da ispat etmelerinin şart olduğunu, pay sahiplerinin doğrudan doğruya, bizzat kendilerinin uğramış oldukları zarar neticesinde açmış oldukları sorumluluk davasında, davacının pay sahibinin kendisi olduğunu, bu durumda pay sahipleri şirketin dava hakkından bağımsız olarak bireysel dava hakkına sahip olduğunu, işbu davadaki hatalı kayıtlardan dolayı zarara uğradığını iddia edenin şirketlerin ortağı ... olduğunu, davayı açması gereken kişinin ... olması gerektiğini, yerel mahkeme gerekçeli kararda davanın 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu ve 18.08.2009 tarihinden önceki alacakların istenemeyeceğini kabul ederek son bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş ise de rapordaki 2009 yılına ait kayıtlar incelendiğinde toplamda 657,56 TL” yi oluşturan 38-41 sıra numarasındaki kayıtlar ve 52 sıra numarasındaki kaydın 18.08.2009 öncesine ait olduğunu, 2009 ve 2010 yılı için bilirkişi raporunda yer alan tablodaki kalemlerin şirketin vergi, damga,geçici,stopaj ve noter ödemelerine ait olduğunu, bu ödemelerin şirket mali müşaviri ... tarafından ödendiği gerekçesiyle davalıya borç çıkarıldığını , ancak şahsına ait banka ekstrelerinde de açıkça görüleceği gibi şirketlere ait vergi ödemelerinin yapılması açıklamasıyla şirket mali müşaviri ...'un banka hesabına gönderdiği ödemelerin hatalı kayıt iddiası ile davalıya yüklenmesinin doğru olmadığını, burada şirketin uğradığı bir zarardan söz edilemeyeceğini , şirketin ödemekle yükümlü olduğu vergilerin zamanında ödendiğini ve herhangi bir zarar oluşmadığını, davacı ... Ltd. Şti. nin defter kayıtlarının da doğruladığı gibi davalının yıllara göre ortaklar cari hesabından alacaklı olduğunu, davacı ... Ticaret Limited Şirketi nin defter kayıtlarının da doğruladığı gibi davalının yıllara göre alacaklı olduğunu, 05.08.2013 tarihli ortaklar genel kurulu yıllık faaliyet raporunda 2012 yılı sonu itibariyle ortakların şirketlere borcu olmadığını , yerel mahkemenin 2013 yılı için son bilirkişi raporuna göre hatalı kayıt iddiasını kabul ederek ödenmesine hükmettiği 50.063,62 TL'nin üzerinde davalının şirketten alacaklı olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı yöneticinin usulsüz işlemlerden dolayı şirketleri zarara uğrattığı iddiasına dayalı alacak ve itirazın iptali davasıdır.

İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davacı ... İhracat Ltd Şti tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 6.131 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalının, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynı alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 113.935 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, davacı ... Tic. Ltd. Şti tarafından davalı aleyhine açılan takibe konu alacağın dışında kalan bakiye alacağa ilişkin istemin kısmen kabulüne, 153.557 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, bu karara davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı ... Tic. Ltd. Şti. Tarafından davalı hakkında Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile 569.827,24 TL asıl alacak üzerinden 09.12.2013 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 120/1. Maddesine göre, davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16/3. Maddesine göre de, değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz.

HMK'nın 31. Maddesinde de, Hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği; soru sorabileceği; delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Anılan kanuni düzenlemeler karşısında, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında 569.827,24 TL üzerinden takip yapıldığı ve dava dilekçesinde itirazın iptali talebi dışında kalan alacak talebi 596.499,47 TL olduğu halde dava değerinin 1.129.326,61 TL olarak gösterilmesi ve "itirazın iptali" talebi bakımından herhangi bir dava değeri belirtilmemiş olması nedeniyle harç eksikliği giderilmeden işin esası hakkında karar verilmemesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece, davacı vekiline, "itirazın iptali " istemi bakımından talep edilen miktarı açıklanması için süre verilerek harç ikmali sağlanarak yargılamanın yürütülüp karar verilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesi doğru görülmemiştir. Esas yönünden yapılan incelemede; İstinafa gelen uyuşmazlığın; davanın sorumluluk davası olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, icra dosyasına yönelik istem yönünden davanın itirazın iptali davası olarak görülüp görülemeyeceği, eldeki davada olağanüstü genel kurulunda oy birliği ile alınan ibra kararının ve Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararının dikkate alınması gerekip gerekmediği, sorumluluk davasının açılabilmesi için gerekli olan genel kurul kararının usulüne uygun olup olmadığı, davacı şirketlerin zarara uğradıklarını ispat edip etmedikleri, davalının bilirkişi raporuna karşı itirazlarının mahkemece değerlendirilip değerlendirilmediği, hükme esas alınmayan bilirkişi raporlarında tespit edilen alacak miktarının davalı yararına usuli kazanılmış hak teşkil edip etmeyeceği, noktalarında toplandığı görülmektedir. Somut olayda dava dilekçesinin başlık kısmında ortaklar cari hesabından doğan alacak ve itirazın kaldırılması ibaresi yer almış ve netice-i talep kısmında bu ifadeye yer verilmiş ise de davanın, icra hukuk mahkemesinde açılmayıp, bir yıllık süre içinde genel mahkemede açıldığı gözetildiğinde icra takibine yönelik davanın mahkemece itirazın iptali davası olarak değerlendirilmesi isabetli olmuştur. Davacı ... Tic. Ltd. Şti., iki ortaklı bir limited şirket olup, davalı %40 , dava dışı ortak ... %60 paydaştır. Davacı ... Ltd Şti de iki ortaklı bir limited şirket olup, davalı %5, dava dışı ortak ... %95 paydaştır. TISG' nin 23.11.2010 / 7692 sayılı nüshasının 877.sayfasında ilan edilen davacı ... Tic. Ltd. Şti. 'nin 10.11.2010 tarihli ortaklar kurul kararı , TISG' nin 25.11.2010 / 7694 sayılı nüshasının 310.sayfasında ilan edilen davacı ... Ltd Şti'nin 10.11.2010 tarihli ortaklar kurul kararı ile on yıl süre ile şirket müdürü olarak davalı ve dava dışı ortak ...'in şirket ünvan veya kaşesi altına münferiden atacağı imza ile şirketleri temsil etmek üzere yetkili kılındıkları görülmüştür.Dava, ortaklar cari hesabından yapılan işlemler nedeniyle davacı şirketlerin ortağı ve müdürü olan davalı tarafından şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olup, niteliği itibarıyla yöneticinin sorumluluğu davasıdır. Mahkemece bu yönden yapılan hukuki nitelendirme yerindedir.

Davalı tarafça şirket faaliyet raporlarının genel kurulda onaylanarak hakkında ibra kararı verildiği ve bu ibra kararının sorumluluk davasında dikkate alınması yönünde istinaf talebinde bulunulmuş ise de Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 644.maddesindeki atıf nedeniyle limited şirketler hakkında da uygulanan TTK'nın 558/2. Maddesinde şirket genel kurulunun sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak şirketin ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı düzenlenmiş olup, somut olayda davacı şirket tarafından alınan ibra kararında davaya konu eylem ve işlemlerin açıkça müzakere edilmediği gözetildiğinde söz konusu ibra kararının davacı şirketin, yöneticinin sorumluluğa ilişkin dava açma hakkını kaldırmadığı anlaşılmaktadır.Ayrıca Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca, hukuk hakimi, ceza hakiminin beraat kararıyla veya kusurun varlığına ve oranına ilişkin kararıyla bağlı olmadığından davalı hakkında ceza mahkemesince verilen beraat kararının mahkemece dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur. Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu TTK’nda anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir.

TTK'nın 644.maddesi açıkça anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını hüküm altına almıştır. Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde 549 ilâ 561.maddeleri arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir. Böylece, TTK m. 555 ilâ 561'de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir.Eldeki uyuşmazlık limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkindir. Yargıtay yerleşik uygulamalarında mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacağı, bu maddeye göre sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerektiği, bu hususun dava şartı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uygulamasının da aynı yönde ( m. 618/son ) olduğu vurgulanmaktadır. (emsal Yargıtay 11. HD. 2019/5335 E. 2020/3250 K, ve Yargıtay 11.HD. 2016/14101 E. 2018/7479 K. Sayılı ilamları) Sorumluluk davasında asıl dava hakkına sahip olan şirkettir. Şirketin dava açabilmesi için genel kurul kararı gereklidir. Genel kurulda bu yönde bir karar adi çoğunlukla verilir ve bu yeter sayı sözleşme ile ağırlaştırılamaz. Somut olayda mahkemece davacı tarafa sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı sunmak üzere süre verilmiş olup, yargılama sırasında ilgili kararın ibraz edilerek bu hususa ilişkin eksikliğin giderildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça söz konusu genel kurul kararlarının noter onaylı olmadığı ve ticaret sicile bildirilmediği ileri sürülmüş ise de davalının yapılan toplantıda hazır bulunarak olumsuz oy kullandığı toplantı tutanağından anlaşılmakta olup, ticaret sicil yönetmeliğinde limited şirketlere ilişkin olağan genel kurul toplantı tutanaklarının tesciline yer verilmediği, olağan genel kurul toplantısı gündeminde daha önce tescil edilmiş bir olguda değişiklik olmadığı takdirde tescil ve ilan yükümlülüğü de bulunmadığı ayrıca davalı tarafça bu kararlara karşı ikame edilen iptal davası olmadığı gözetildiğinde davacı şirketler tarafından alınan kararlar geçerlidir. Somut olayda davalının, usulsüz işlemlerle davacı şirketlerin defter ve belgeleri üzerinde işlemler yaparak davacı şirketlerin zarara uğramasına sebep olduğu iddiasıyla sorumluluk davası açılmış olup, limited şirketlerde TTK'nın 644. maddesinin yollamasıyla 553. maddesi uyarınca şirket yöneticilerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesine sebep olacağı , şirkete verdikleri zarar sebebiyle sorumlu olacağı gözetildiğinde asıl dava hakkı davacı şirketlere aittir. Mahkemece 20.08.2020 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacı ... Tic. Ltd. Şti yönünden takip tutarı olan 569.827 TL ile takip dışında 153.557 TL olmak üzere toplam 723.384 TL, davacı ... Ltd Şti yönünden 6.131 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise davalı hükme esas alınan bilirkişi raporunda zamanaşımına uğrayan kayıtlara yer verildiği, 2009 ve 2010 yılı için şirketin vergi, damga, geçici, stopaj ve noter ödemelerinin şahsına ait banka hesabından şirketlere ait vergi ödemelerinin yapılması açıklamasıyla şirket mali müşavirinin banka hesabına gönderdiği ve bu ödemeler yönünden şirketin uğradığı bir zarardan söz edilemeyeceği yönünde hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etmiş olup, mahkemece bu itirazlar üzerinde durulmadığı gibi bu hususta 20.08.2020 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınmadan yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/07/2024

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 7692 sayılı nüshasının 877.sayfasında ilan edilen davacı ... Tic. Ltd. Şti. 'nin 10.11.2010 tarihli ortaklar kurul kararı , TISG' nin 25.11.2010 / 7694 sayılı nüshasının 310.sayfasında ilan edilen davacı ... Ltd Şti'nin 10.11.2010 tarihli ortaklar kurul kararı ile on yıl süre ile şirket müdürü olarak davalı ve dava dışı ortak ...'in şirket ünvan veya kaşesi altına münferiden atacağı imza ile şirketleri temsil etmek üzere yetkili kılındıkları görülmüştür.Dava, ortaklar cari hesabından yapılan işlemler nedeniyle davacı şirketlerin ortağı ve müdürü olan davalı tarafından şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olup, niteliği itibarıyla yöneticinin sorumluluğu davasıdır. Mahkemece bu yönden yapılan hukuki nitelendirme yerindedir. Davalı tarafça şirket faaliyet raporlarının genel kurulda onaylanarak hakkında ibra kararı verildiği ve bu ibra kararının sorumluluk davasında dikkate alınması yönünde istinaf talebinde bulunulmuş ise de Türk Ticaret Kanunu 492 sayılı Harçlar Kanunu 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacağı, bu maddeye göre sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerektiği, bu hususun dava şartı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu K6762 md.556 K7692 md.644 K6100 md.120/1 K6102 md.644 TTK md.560 TTK md.618 HMK md.355 TTK md.644 TTK md.553 TTK md.556 HMK md.362 HMK md.353 HMK md.31 TTK md.558/2 K492 md.16/3
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog