Esas No
E. 2023/93
Karar No
K. 2024/1270
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Aramaya Dön
İSTANBUL BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

16. Hukuk Dairesi

E. 2023/93 K. 2024/1270 T.
Karar Sonucu KALDIRILMASINA
Resmî Atıf İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/93, K. 2024/1270, T. 12.07.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/93
Karar No
2024/1270
Karar Tarihi
12.07.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2023/93 Esas

KARAR NO: 2024/1270

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/06/2022

NUMARASI : 2021/124 Esas, 2022/80 Karar

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/07/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın uzun yıllardır kullandığı "..." markalarını 23, 24, 25. ve 35. sınıflardaki ürünler/hizmetler üzerinde onlarca ülkede tescil ettirdiğini, STREET markaları için yüksek miktarlarda reklam harcamaları yapmakta olduğunu, bu bakımdan söz konusu markaların tanınmış markalar olduğunu, müvekkilinin ... markalı ürünlerinin Türkiye'de de aktif bir şekilde yaygın olarak satışa sunulduğu ve Türk tüketicileri tarafından da çok iyi bilindiğini, STREET markalı ürünlerinin online olarak satıldığını, görsellerden de açıkça görüleceği üzere müvekkilinin ... markalı ürünlerinin dünya çapında birçok ülkede satışa sunulduğu gibi Türkiye’de de yaygın olarak satılmakta ve bunun doğal sonucu olarak tanındığını, bugün dünya çapında milyonlarca kişi tarafından kullanılan ... arama motorunda "... " yazılarak yapılan aramada, yaklaşık 575.000.000 sonuç elde edilmekte ve ilk sırada müvekkilin ... web sitesinin yer aldığını, müvekkilinin davaya dayanak markalarının "..." ve "..." ibarelerini esaslı unsur olarak içerdiğini, dava konusu markaların ise müvekkilinin markasıyla birebir aynı "...” ibaresi ile yine müvekkilinin ... markalarını çağrıştırır şekilde ... ibaresine eklenen "7" ve bu sayının İngilizce yazılışı olan "..." ibarelerinin bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, müvekkiline ait ... markaları incelendiğinde, müvekkili markaları ... ibaresi ile "1" sayısının İngilizce yazılışı "..." ibaresinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğunun görüleceğini, davaya konu markaların ise müvekkilinin dünya çapında tanınmış ... markalarına, “1" sayısı yerine "7” sayısı ve "7" sayısının İngilizce karşılığı yazılışı olan ... ibaresinin eklenmesi suretiyle oluşturulduğunu, söz konusu markaların esaslı unsurlarının da ... ibaresi olduğunu, markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin ayniyeti ve markaların "..." ibaresi ile tek rakamlı bir sayı olan "1" ve "7" sayılarının stilize edilerek oluşturulmuş olmalarının, markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer kıldığını, ayırt edici unsur olan "..." ibaresinin "7" sayısı ile kombine edilmesi sureti ile yaratılan davalı markalarının, müvekkilinin "..." ve/veya "..." markasının "1" rakamı ile kombine edilmesi ile oluşturulan "...” markalarının devamı olan seri markalar olarak algılanabileceğini, müvekkilinin davaya dayanak markaları ile dava konusu markaların asli unsuru olan ... ibaresinin bire bir aynı olduğunu, dava konusu markaların asli unsuru ile müvekkili markasının asli unsurunun SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca görsel, işitsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, davaya konu markanın esas unsurunun müvekkilinin tanınmış ... markaları ile birebir aynı olmasının yanı sıra, markalar kapsamında yer alan ürünler ve hizmetlerin de müvekkili markaları kapsamındaki ürünler ve hizmetler ile bire bir aynı/benzer olduğunu, müvekkilinin ... esas unsurlu markalarının "Müvekkilimiz ve Tanınmış Markaları Hakkında" isimli başlığında ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı üzere “TANINMIŞ MARKA" statüsünde olduğunu, ilgili tanınmışlığın hem Türkiye hem de dünya çapında olduğunu, davalının, davaya konu 2014/109383 numaralı "... " ve 2014/107423 numaralı "... esas unsurlu marka tescillerinin kötü niyetli ve haksız olduğunu, davalının "..." esas unsurlu markaları tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte işletmekte olduğu işyerinde veya sair herhangi bir mecrada kullanmasının, bu markayı taşıyan ürün ve hizmetleri sağlamasının, ithal ya da ihraç etmesinin, internet üzerinde ve özellikle www.harbitex.com alan adına işlettiği sitesinde ve sair mecralarda tanıtmasının ve bu amaçlarla kullanmasının durdurulmasını ve önlenmesini, davalının "..." esas unsurlu markalarının müvekkilinin marka tescilleri kapsamında yer alan ürün ve hizmetler ile aynı ya da benzer ürünler ve hizmetler üzerinde tek başına yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullandığı ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar olmak üzere; Faturalar ve benzeri her türlü ticari evraka ve malzemeye el konulmasını, el konulanların toplanmasını ve dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar emin bir yerde muhafaza altına alınmasını, davalının, davaya konu 2014/109383 ve 2014/107423 numaralı kötü niyetli ve haksız marka tescillerinden doğan haklarını, ... esas unsurlu markanın tek ve gerçek hak sahibi olan müvekkiline karşı adli, idari ve sair merciler önünde herhangi bir nam ve/veya gerekçe ile ileri sürmesinin önlenmesini, verilecek ihtiyati tedbir kararının dava sonunda verilecek esas hüküm kesinleşene kadar devamını, davalının TPMK nezdindeki 2014/109383 ve 2014/107423 numaralı marka tescillerinin kötü niyetli, hukuka aykırı ve haksız olduğunun tespitini, bu sebeple markaların hükümsüzlüğünü ve TPMK sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının müvekkili başvurusundan sonraki başvuru tarihli markaları dikkate alınamayacağını, davacının karşılaştırmada bu davaya mesnet olarak dikkate alınabilecek markaları müvekkili başvuru tarihinden önceki tarihli markalar olabileceğinden davaya mesnet gösterilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın dikkate alınmasının mümkün olmadığını, davacının 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükümler kapsamında ileri sürülen tanınmışlık iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, bir markanın tanınmış olabilmesi için birden fazla kriteri karşılaması gerektiğini, markanın dünya üzerinde tescilli olduğu süre ve kullanım süresi, kullanımının yayıldığı coğrafi alan, markanın kullanıldığı mal veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, markaya ilişkin promosyon çalışmaları, markanın tanıtım faaliyetleri, marka sahibi firmanın veya kişinin ekonomik özellikleri bu kriterlerin başlıcaları olduğunu, davacının dayanak markasının tanınmış olduğunu teşvik eden bir mahkeme kararı sunamadığını, ayrıca davacının markalarının TPMK’nın tanınmış markalar sicilinde de yer almadığını, davacının sunduğu belgelerden de anlaşılacağı üzere davacının faaliyetinin Almanya ve çevresindeki birkaç Avrupa ülkesinde yoğunlaştığını, davacının www.street-one.de adresli internet sitesine girildiğinde Almanya ve çevresindeki birkaç ülke hariç ürün gönderim hizmeti bulunmadığı uyarısı çıktığını, davacının Türkiye'de yaygın bir mağaza ağı da bulunmadığını, Yargıtay kararları uyarınca tanınmışlığın Türkiye'de tanınmışlık olarak algılandığının açık olduğunu, bir markanın tanınmış olarak kabul edilebilmesi için o markayı Türkiye'de yaşayan insanların refleks olarak bilmelerinin beklendiğini, bu durumda davacının yabancı ülkedeki kullanımına ilişkin sunduğu verilerin, davacı markalarının tanınmışlığına delil oluşturmayacağını, davacının bu davada 5 adet markasına dayanmaktaysa da, dava bakımından dikkate alınabilecek 4 adet markanın bulunduğunu, davacıya ait "..."' markasının bu dava bakımından dikkate alınmasının (müvekkili marka başvurusundan sonraki tarihli olması nedeniyle) mümkün olmadığını, "..." ibaresinin 1. sokak anlamına gelmekle, adres bildirir bir ifade olduğunu, adres bildiren bir ifadenin Google’da çıkma ihtimalinin en az internette kayıtlı dünya üzerindeki ”1 numaralı sokak" bulunma ihtimali kadar fazla olduğunu, dolayısıyla ... arama motorunda çıkan verilerin davacı markasına ilişkin değil, bu verilerin neredeyse tamamının internette yazılı adresler içinde geçen ifadelere ilişkin olduğunu, davacının ürünlerinin Türkiye'de satışının yapıldığı internet siteleri olarak belirttiği www.modaonda.com ve www.stilgiyin.com sitelerinde arama yapıldığında "... veya "...'" markalı herhangi bir ürüne ulaşılamadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasının soyut ve dayanaksız olduğunu, davacının kötü niyeti ispata yarar delil sunamadığını, dava konusu edilen markaların şirket sahibinin babasının Afganistan'daki doğum yeri olarak geçen "7. caddeden esinlenerek oluşturduğunu", müvekkili şirket sahibi...'nın, Afganistan doğumlu olduğunu, yeminli tercüman tarafından çevirisi yapılan, noter onaylı Afganistan İslam Cumhuriyeti nüfus kağıdında anılan şahsın doğum yerinin 7. sokak olarak görüldüğünü, bu nedenle davacının kötü niyet iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davacı ile müvekkili markalarının aynı sınıfta olan markaları aslında farklı emtialar bakımından tescilli olduğunu, bu nedenle karşılaştırmanın sınıf bazında değil emtia bazında yapılması gerektiğini, davacının özellikle 24. ve 25. sınıflardaki tüm emtiaları değil, bir kısım emtiaları tescil edildiğini, davacının ülkemizde markanın üretildiği ve kullanıldığı yönünde ispat olması amacıyla dosyaya delil olarak sunmuş olduğu fatura ve dolaşım belgelerinin tarihlerine bakıldığında 2017 yılı Kasım ayı ile 2018 yılı Şubat ayı aralığını kapsadığının görüldüğünü, davacının bu davaya hazırlık yapmak amacıyla ülkemiz içerisinde kullanmadığı markayı kullanıyor gibi göstermek amacıyla sadece 4 ay gibi kısa bir süre içerisinde ortaya çıkan bu belgeleri delil olarak sunduğunu, davacının kendi delillerinden markasını aslında Türkiye'de ciddi şekilde kullanmadığının anlaşıldığını, davacının bu davaya delil yaratmak için kötü niyetle dava tarihinden önce son birkaç ayda "göstermelik" kullanımda bulunduğunu, bunun yanında hem Avrupa'da kullanımı gösteren hem de ülkemizde kullanımı gösteren faturalar üzerinde her ne kadar "Street" işareti kullanılıyor olsa da fatura edilen ürünlerin markasının belirtilmediğini, sadece ürünlerin niteliğinin belirtildiğini, bu ürünlerin davacıya ait "street one"' ve benzeri ibareli markasını taşıyıp taşımadığı durumunun açığa kavuşmasından önce hüküm kurulmasının imkânsız olduğunu, bu ürünlerin davacının bir diğer markası olan "..." markasını da taşıyabileceğini, bu bakımdan hem ülkemizde hem de Avrupa'da kullanıma dair sunulan faturaların delil niteliği taşımadığını, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"....DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-TPMK nezdinde davalı şirket adına tescilli 2014/109383 numaralı "..." ibareli markanın 24.sınıf, 25.sınıf ve 35.sınıfta "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysiler. Baş giysileri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtiler hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) ve 2014/107423 numaralı "..." ibareli markanın, 24 - 25 - 35. sınıflarda "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtiler hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine," Şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkeme'nin davacının müvekkilinin tescilinden sonraki tarihli olan 2015/5238 numaralı "street" ibareli markasına dayanarak müvekkilinin davaya konu markalarını 35. sınıf açısından hükümsüz kılınmasına karar vermesinin hatalı olduğunu, Markaların benzerliği iddiası bakımından yapılacak marka karşılaştırılmasında davacının müvekkili başvurusundan sonraki başvuru tarihli markaları dikkate alınması gerektiğini, davaya mesnet gösterilen 2015 52388 tescil numaralı "..." ibareli markanın dikkate alınması mümkün olmadığını, müvekkilinin dava konusu edilen markalarının başvuru tarihi 24.12.2014 ve 29.12.2014 olduğunu,Yerel Mahkeme davacı markasının tanınmış olmadığını ve müvekkil tescillerinin kötüniyetli olmadığına kanaat getirdiği halde ; davacının 35. Sınıfta tek tescilli markası olan ve müvekkilin makalarından sonraki tarihli olan 2015 52388 tescil numaralı "..." markasını esas almak suretiyle davanın kısmen kabulün ekarar verilmesinin yerinde olmadığını, davacı markalarının tamamının "street" ibaresi dışında farklı unsurların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş markalar olduğunu, 144632 tescil numaralı davacı markası ... (23,24,25.sınıf), 2003 07925 tescil numaralı davacı markası ... olup bu iki marka dışında davalının müvekkilin markasından önceki tarihli olan TPMK nezinde geçerli tescilli markası olmadığını, bu markaların ise 03 / 09 / 14 / 16 / 18 / 23/24 / 25 / 26. Sınıflarda tescilli olduğunu, Markaların benzer olmadığını, Müvekkilinin dava konusu 2014 109383 tescil numaralı markası ... olup Başvuru tarihi: 29.12.2014 Tescilli olduğu sınıfların 24,25, 35.sınıflar olduğunu, dava konusu 2014 107423 tescil numaralı markasının ise ... olup Başvuru tarihi: 24.12.2014 Tescilli olduğu sınıfların 24, 25 ve 35 .sınıflar olduğunu, karşılaştırmanın sınıf bazında değil emtia bazında yapılması gerektiğini, davacının özellikle 24 ve 25. sınıflardaki tüm emtiaları değil bir kısım emtiaları tescil ettirdiğini, Müvekkilinin markalarının davacının "..." unsurlu markalarıyla benzerlik ve karışıtırılma tehlikesi olmadığını, değerlendirmenin bütünsel olarak yapılması gerektiğini, Tarafların street ibaresinin yanına başka ibareler konularak tescil ettiği markaların bütünsel olarak değerlendirildiğinde ayrıştığını, Yargıtay kararlarında bazı durumlarda tek harfin bile ayırt ediciliği sağlamaya yeteri olabileceğine ilişkin kararları olduğunu, ülkemizde İngilizce bilme oranı da oldukça düşük olup "..." ibaresi ile .... ibareleri iki markayı gören kişi nazarında farklı kelimelerden oluşmuş farklı markalar olarak algılanacağını, markaya konu malları aynı yerde yanyana veya aynı raflarda satışa sunulan ürünler olmadığını, davacı ürünleri ithal ürün olup, dava dilekçesindeki mağaza fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere kendi mağazalarında satıldığını, müvekkilinin ürünleri ise müvekkilinin kendi mağazalarında satılmakta olduğunu, satış fiyatları birbirinden oldukça farklı olduğunu, Tarafların ürünlerinin alıcısı bu ürünleri almaya zaman ayırmakta dikkat ve özen göstermekte olduğunu alıcı kitle bakımından dikkat ve algı seviyesi yüksek olduğunu, Davacının ticaret unvanı Türkiye'de tescilli olmamakla davacının SMK 6/6 maddesine dayanması mümkün olmadığını,davacının kötü niyetli bir şekilde delil oluşturmaya çalışarak iş bu davayı açtığını, markayı kullanıyor gibi göstermek amacıyla sadece 4 ay gibi kısa bir süre içerisinde ortaya çıkan bu belgeleri delil olarak sunduğunu, DAvacının kendi delillerinden markasını aslında türkiye'de ciddi şekilde kullanmadığı anlaşıldığını, faturalar üzerinde her ne kadar "street" işareti kullanılıyor olsa da; fatura edilen ürünlerin markası belirtilmediğini, sadece ürünlerin niteliği belirtildiğini, bu ürünler, davacının bir diğer markası olan "..." markasını da taşıyor olabileceğini,

Davacının Türkiye'de ciddi kullanımı olup olmadığı, varsa hangi marka için ve hangi sınıflar için olduğu hususları esaslı bir şekilde incelenmeden karar verildiğini, davacının Türkiye'de bir satış mağazası ve hatta bir internet sitesi bile olmadığını, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İNCELEME -Dava tarihi; 27/04/2018'dir.-Hükümsüzlük istemine konu markalardan ilki 2014 109383 numaralı "..." markası olup markanın 29.12.2014 başvuru tarihi ile 03.08.2016'da 24,25 ve 35.sınıflarda davalı adına tescili olduğu, ikinci markanın ise 2014/107423 numaralı "..." ibareli marka olup markanın 24.12.2014 başvuru tarihi ile 30.09.2016'da davalı adına tescil edildiği TPMK yazı cevabından anlaşılmaktadır.-Davacının iddiasına dayanak olarak gösterdiği markalar ise; 1. 2015 52388 numaralı ... ibareli 22.04.2015 başvuru 01.11.2016 tescil tarihli 25,35, 40 ve sınıflarda davacı adına tescilli 2.2003 07925 numaralı ... ibareli 08.04.2003 başvuru 24.11.2004 tescil tarihli 03,09 14,16,18,25 ve 26 sınıflarda davacı adına tescilli 3. 93 002552 numaralı .... iabreli 19.03.1993 başvuru 25.10.1993 tescil tarihli 23,24 ve 25.sınıflarda davacı adına tescilli 4.2011 72474 numaralı ... 25.03.2011 başvuru 10.01.2013 tescil tarihli 03, 09,14,16,18, 23, 24, 25, 26 sınıflarda davacı adına tescilli 5.93 002548 numaralı .... ibareli 19.03.1993 başvuru 24.08.1993 tescil tarihli 25.sınıfta tescilli markalardır. Davacı yanca sunulan tekstil tedariki için çerçeve anlaşmasının dosyada mevcut 5.sayfa çevirisinde "CBR Grup tarafından kullanılan ... yahut ... ibareli markaların ya da diğer fikri mülkiyet haklarını kullanmak üzere her biri spesifik sipariş ile sınırlı olan ve ürünlerin teslim tarihine kadar sınırlı süreye tabi olan gayri kabil, devredilemez, gayri inhisari üretim lisansı verir. Bu lisans her bir sipariş için marka tarafından onaylanan alt yüklenicilere inhisari olarak devredilebilir. Bu lisans inhisari olarak ürünleri tamamen ya da kısmen üçüncü şahıslara satma hakkını vermez" şeklinde hükümler içerdiği, sözleşmenin ana sayfasında marka sahibi olarak STREET GMBH yazılı olduğu görülmektedir. Bilirkişiler hukukçu ..., sektör ..., mali bilirkişi ...

24/05/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; Dosyada üretim anlaşması yapıldığına dair sözleşmelerin sunulduğunu, lisans ve sözleşmelerin ürün satışına yönelik değil, ürünün ALmanya'daki firmaya tedarikine yönelik olduğunu, Türkiye'de sadece imalat yaptırmanın markanın tanınmışlığına delil olmayacağını, davacı yanca sunulan 110 adet faturanın toplam 4.795.423,87 Euro tutarlı olduğu, raporda yer verilen faturalarda açıklama kısmında ürün çeşidinin yer aldığını, markaya ilişkin ibare olmadığını, Markaların sadece 25 sınıfta yer alan tekstil ürünlerinde kullanıldığı, dosyadaki delillerden (davacı markasını taşıyan tekstil ürünlerinin Türkiye'de muhtelif şirketlere ürettirilmesine ilişkin sözleşmeler gibi) Davacı yana ait dayanak markaların, giysi, kıyafet ve sair emtialar haricinde, tescilli oldukları diğer mal ve hizmetler bakımından iptaline karar verilmesi gerektiği, iptale ilişkin bu durumun, davacı yana ait 2015/52388 numaralı marka açısından geçerli olmadığı, zira anılan markanın tescilinden itibaren işlemeye başlayan beş yıllık sürenin sona ermediği, taraf markalarının işaretsel yönden benzerlik arz ettiği, bu benzerliğin ayrıca (dava konusu markalar bakımından) 35. sınıfta yer alan hizmetler haricindeki ürünler bakımından da bulunduğu, işaretsel ve sınıfsal benzerlik/ayniyet nedeni ile taraf markalarının/işletmelerinin tüketiciler nezdinde karıştırılabileceği, bu nedenle dava konusu markaların tescilli oldukları 35.sınıf hariç olmak üzere tescilli oldukları diğer ürünler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davacı yan markasının Türkiye'de tanınmış marka niteliğini haiz olmadığı, nitekim davacı yanın Türkiye'de sadece üretim yaptırdığı, ayrıca davacı yanın, dayanak markalarının kullanımına ilişkin delil olarak belirttiği internet sitelerinin de, davacı yanın dayanak markalarını Türkiye'de kullandığını ortaya koymadığı davacı yanca Türkiye'deki kullanıma ilişkin sunulan faturalardan da, bu kullanımın davacı yanın dayanak markalarına ilişkin olduğunun anlaşılamadığı, bu nedenle davacı yanın SMK'nın 6/5.maddesi hükmünden yararlanamayacağı ve takiben tanınmış marka korumasından hareketle dava konusu markaların 35. sınıfta da hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, ancak davalı yanın, davacı yan markasının özellikle Almanya'da tanınmışlığı haiz olması, bu ülkede Türk nüfusunun fazla olması ve davacı yan dayanak markalarının 1990'lı yılların başından beri Türkiye'de tescilli olması nedeniyle, davalı tarafın bilme yanında yararlanma amacına da sahip olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda dava konusu markaların tescilinde kötü niyetli hareket ettiği kanaatinin hasıl olduğu, bu kanaatin benimsenmesi durumunda dava konusu markaların tescilli olduğu bütün mal ve hizmetler yönünden hükümsüz kılınması gerektiği, Mahkemenin dava konusu markaların tescilinde kötü niyetli hareket edilmediği kanaatinde olması durumunda ise dava konusu markaların 35. sınıf hariç olmak üzere tescilli oldukları emtiaların tamamı yönünden hükümsüz kılınması gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

01/03/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Yeniden yapılan incelemeler neticesinde; Davacı markalarının hiçbir sınıf ve/veya emtia bakımından iptaline yer olmadığı, taleple bağlılık ilkesinin de zaten buna engel olacağı, somut olayda hükümsüzlük incelemesi bakımından davacının 2015/53388 numaralı markasının esas alınmasında, sonraki tarihli markanın önceki tarihli markayı hükümsüz kılması gibi bir tartışmanın gündeme gelmeyeceği, kök raporda davalının uyuşmazlığa konu 2014/109383 ve 2014/107423 numaralı tescilli markalarının 35. sınıfta hükümsüz kılınamayacağı görüş ve kanaatine ulaşılmışsa da, anılan markaların 35. sınıfta kısmen hükümsüz kılınması gerektiği, bunlar dışında kalan hususlarda kök raporda ulaşılan görüşlerini değiştirmeyi gerektirir bir husus olmadığı bildirilmiştir.

GEREKÇE Davacı, davalı adına tescilli 2014/109383 numaralı "..." ve 2014/107423 numaralı "..." ibareli markaların SMK 6/1, 4, 5, 6 ve 6/9 maddelerine dayalı olarak hükümsüzlüğünü talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davalı vekili kullanmama defini ileri sürmüş, davacı vekili ise ... markasını taşıyan ürünlerin üretimini Türkiye'de yaptırdığını, Türkiye'deki üretici şirketler ile yapılan sözleşmelerin sunulduğunu, ... markalarının üretim sırasında ürünlere etiketlendiğini ve online satış yolu ile de markanın kullanıldığını savunarak, fatura, katalog suretlerini sunmuştur. Mahkemece son bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davalı vekili rapora itirazında davacının markasal kullanımı olmadığını, faturadaki ürünlerde markaya yer verilmediğiini, fason üretim sırasında ürünler üzerinde markanın bastırılıp bastırılmadığının belirsiz olduğunu, 2015 53388 numaralı marka başvurusunun davalı markasından önceki tarihli olduğunu ileri sürmüş, davacı ise faturadaki ürün kodunun fason üretim sırasında Türkiye'de etiketlemesi yapılan ürüne ilişkin olduğunu ileri sürmüştür. Raporda bu yönde de bir inceleme yapılmamış, faturadaki kodlar karşılaştırılmamıştır. Davacının 18.02.2019 tarihli delil listesinde yer alan ve "Markanın ne şekilde kullanılacağına yönelik hazırlanmış kılavuz" şeklinde el yazısı bulunan yabancı dildeki ve alt kısmında 148 sayfa numarası yer alan delilinin ve "collection book" başlıklı yabancı dildeki katalog sayfa suretlerinin hangi aşamaya ilişkin olduğu anlaşılamamış, üretim sözleşmelerinin tamamının tercümesi sunulmadığından sözleşmenin eki olup olmadığı da değerlendirilememiştir. Bu durumda; öncelikle davalının itirazlarının, davacının ise kullanıma ilişkin delillerinin ve üretim sözleşmelerinin tamamının değerlendirilerek SMK 9.maddesi gereğince markanın kullanımı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, davacının kullanıma ilişkin delillerin kabulü halinde son kullanım tarihlerinin dikkate alınarak ... numaralı markanın seri marka yahut markanın yenilenmesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği yönünden ek yahut yeni rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 3.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2022 tarih, 2021/124 Esas - 2022/80 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 142TL posta masrafı olmak üzere toplam 362,70TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 9TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/07/2024

İlgili Mevzuat & Etiketler
KALDIRILMASINA İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 HMK md.355 HMK md.353
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog