7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2023/3135 E. , 2024/3428 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; tarafların muris ...'ın mirasçıları olduklarını, 4430 parselde kayıtlı, tarla vasıflı taşınmazın, müvekkili ve eşinin katkıları ile 08/04/1984 tarihinde alındığını ve muris ... adına tescil edildiğini, taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi için davalı tarafından Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/570 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin katkıları ile alınan taşınmaz üzerinde 1985 yılında muris ... adına proje çizdirilerek inşaata başlandığını, bodrum ve zemin katların inşa edilerek 1987 yılında oturulur hale getirildiğini, kendisinin de inşaatta bizzat çalıştığını ya da para karşılığı usta tuttuğunu, yapının tamamının müvekkili tarafından yapıldığını, 1 ve 2 nci normal katların kaba inşaatına 1991 yılında ruhsat alınarak başlandığını, eşinin işyerinden ayrılma tazminatının ve birikimlerinin kullanıldığını, 1996 yılında kaba inşaatın bitirildiğini ancak 2013 yılına kadar ince işçiliğe başlanamadığını, 2013 yılında müvekkilinin oğlu ...'ın katkıları ile 2016 yılına kadar kalan kısmın tamamlandığını, binanın yapımında davalının ve murisin herhangi bir katkısının bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazda kat mülkiyeti kurulması mümkün ise ana taşınmazın 3/4 hissesi ile taşınmazda üzerindeki bodrum, zemin, normal 1 ve 2 nci katlardan oluşan binanın tamamının davacı adına tesciline, kat mülkiyeti kurulması mümkün olmadığı takdirde taşınmazın arsa olarak 3/4 hissesinin mülkiyeti ile binanın tamamının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taşınmazın davacı adına tescil edilmesi yönündeki talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, muhdesat davalarının mülkiyete yönelik olmayıp şahsi bir hakkın varlığına ilişkin olduğunu, taşınmazın muris tarafından alındığını, binanın yapımında müvekkilinin de elinden geldiği kadar katkıda bulunduğunu, her ne kadar müvekkili çalışmasa da müvekkilinin eşi tarafından binanın yapımı için para verildiğini, müvekkilinin eşinin davacıdan daha fazla para harcadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu edilen binanın, 2016 senesinde açılmış olan dava tarihinden geriye doğru, 20 ila 30 yaşlarında olduğunun tespit edildiği, muris ... 2014 senesinde vefat ettiğine göre binanın tamamının, muris hayatta iken tamamlanmış olduğunun anlaşıldığı, davacının binanın tamamının kendisi tarafından meydana getirildiği yönündeki iddiasının ispat edilemediği, davalı tarafın savunmalarının ise Mahkemece dinlenilebilir ve hukuka uygun olarak değerlendirildiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıkların beyanlarında davacının iddialarını doğrulamasına rağmen tanık beyanları irdelenmeden davalı tanıklarının duyuma dayalı ve çelişkili beyanları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yapıların muris hayatta iken yapıldığına, yapıların davacı tarafından tek başına, kendi nam ve hesabına meydana getirildiği ispat edilemediğine göre davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, aşamalarda ve istinaf başvurusundaki iddialarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m).Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3.Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.