11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/4121 E. , 2024/134 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bergama 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıp nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın redddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketle Bergama Kaymakamlığı arasında 20.09.2013 tarihinde 20 köy yolunun taş döşenmesi hususunda eser sözleşmesi imzalandığını ve 10 köy yolunun yapımının bitirildiğini, yüklenilen iş devam ederken Köylere Hizmet Götürme Birliği Mühendisi tarafından hazırlanan rapora istinaden taşların ayıplı olduğu iddiasıyla o döneme kadar yapımı tamamlanan imalatların taşlarının değiştirilerek yenilenmesi, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin müvekkiline bildirildiğini, daha sonrada sözleşmenin feshedildiğini, bir köy için taraflarına ödeme yapılmadığını, diğer köyler için bozukluk oranına göre hakedişten düşülerek müvekkiline ödeme yapıldığını, davalı şirketle yapılan satım sözleşmesinin konusunu oluşturan taşların ayıplı olmasından dolayı müvekkili şirketin uğradığı zararların satıcı davalı şirket tarafından giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, TSE olumlu raporu alınmayan ve bedeli eksik ödenen gerçekleşmiş imalatta 3.390,29 m2 parke taşı ve 390,50 mt çim bordür ve işçiliği bedeli yaklaşık 56.000,00 TL, sağlam taşlara göre bozuk taşların oranlanmasıyla bulunan ve 9 köy için bedeli eksik ödenen 6000 m2 beton parke taşı ve işçiliği bedeli yaklaşık 99.000,00 TL, hiç döşenmemiş halde ve döşenmeyecek kadar parçalanmış halde bulunan 3.500 m2 lik alana tekabül eden taş bedeli yaklaşık 57.750,00 TL, sonraki ihale ile fark bedeli 44.000,00 TL, Bergama Kaymakamlığının irat kaydettiği teminat bedeli 56.100,00 TL olmak üzere toplam 312.950,00 TL zararın, yapılan ihtara rağmen karşılamayan davalıdan temerrüde düşüldüğü 10.10.2014 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde; davacı tarafın talepleri yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, herhangi bir kusur ve ayıbının olmadığını, müvekkilinin sattığı mamullerin kırık, çatlak, yüzeyi soyulmuş ve deforme olmuş olduğu iddiasının gözle görülür bir ayıp ise davacının bunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesi uyarınca 6 ay içerisinde bildirmekle yükümlü olduğunu aksi halde malı aldığı şekilde kabul etmiş sayılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, iddia konusu ayıbın kendisine sözleşmesi feshedilmeden önce Bergama Köylere Hizmet Götürme Birliğininin mühendisi tarafından bildirildiğini ancak sonrasında Türk Standartları Enstitüsü'nden söz konusu ayıba ilişkin Birlik tarafından rapor alındığını, alınan raporun Ovacık Köyü numuneleri için olumsuz geldiğini ve bu sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, dolayısıyla dava konusu ayıptan sözleşme fesih tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, anılan ayıbın taşların TSE standartlarına uygun olmaması sebebine dayanması nedeniyle davacının ayıbı öğrenme tarihi olarak 05.03.2014 tarihli Encümen Kararının esas alınması gerektiği, tarafların tacir olması sebebiyle, tacirler arasındaki satış işlemlerinden kaynaklı ayıbın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda ayıp ihbarının 10.10.2014 tarihli ihtarla yapıldığı ve yasada öngörülen süreler içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığından davacının satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı ve davanın bu haliyle ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6762 sayılı Kanun) göre 6 ay içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı için zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, görüşüne başvurulan uzmanlara göre parke taşlarının yüzeyinin soyulmasının nedeninin mukavemet ve basınç testi ile anlaşılamayacağını, bu konu için yüzeyleri soyulmuş parke taşlarının görünüm testine tabi tutulması gerektiğini, bu nedenle öncelikle taşlardaki sorunun ne olduğunun, ardından bu sorunun kaynağının tespiti konusunda ön bir bilirkişi raporu aldırılıp, ona göre inceleme yaptırılması gerektiğini, bu sebeple de mahkemenin taşlar üzerinde basınç ve direnç testi yaptırmasının eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacı tarafından davalıya derhal ayıp ihbarında bulunulmadığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ve 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari satıma konu kilit taşların ayıplı olması nedeniyle davacının zararının tazminin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.
3.6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3.Değerlendirme
1.6100 sayılı Kanun'un "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendiyle, Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Yasa hükmünün ikinci alt bendinde ise,
Bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun'un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir.
2.Anılan Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup İlk Derece Mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı Kanun ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
3.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılamada somut olaya 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 25 inci maddesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 198 ve 207 nci maddeleri uygulanarak 6 ay içinde ayıp ihbarı yapılmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince ise 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin (c) bendi ve 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şartların gerçekleşmediği ayıp ihbarının derhal yapılmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden tamamen farklı bir gerekçe ortaya konulmuş ve neticeten davanın ortaya konulan bu yeni gerekçe sebebiyle haksız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,
2.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.