Esas No
E. 2021/530
Karar No
K. 2021/530
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
IÇIN SAMSUN 1.ASLIYE HUKUK MAHKEMESI

1.Asliye Hukuk Mahkemesi

E. 2021/530 K. 2021/530 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf için Samsun 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 1.Asliye Hukuk Mahkemesi, E. 2021/530, K. 2021/530, T. 18.01.2022
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
için Samsun 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
Daire
1.Asliye Hukuk Mahkemesi
Esas No
2021/530
Karar No
2021/530
Karar Tarihi
18.01.2022
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/530 Esas - 2022/54

T.C.

SAMSUN

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2021/530 Esas
KARAR NO: 2022/54 Karar
DAVACI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: ...
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/08/2021
KARAR TARİHİ: 18/01/2022
KARARIN YAZ. TARİH: .17/02/2022

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İddia ve savunmanın özeti;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının kreş açmak için gerekli bütün malzemeleri müvekkiline ait iş yerinden almak üzere müvekkili ile 16/11/2018 tarihli sözleşme imzaladıklarını, sipariş formunda bulunan malzemelerin çok daha fazlasının müvekkili tarafından davalıya teslim edildiğini, getirilen malzemelerin bedelinin 50.000 TL olduğunu, sözleşmeden ayrı olarak davalının mutfağında yapıldığını, bütün bu ödemeler için müvekkiline 30.000 TL ödendiğini, kalan kısmınında bugün yarın diyerek ödenmediğini, yapılan işlemlerin ve getirilen malzemelerin değerinin tespiti için Samsun 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/29 D.iş dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak koşulu ile eksik ve kusurlu mallar çıkartıldığında ve yapılan 30.000,00 TL'lik ödeme düşüldüğünde kalan 39.466,60 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili 12/10/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle, davacı yanın yapmış olduğu ürünlerin ayıplı ve eksik olarak yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinden hiç bir alacağının bulunmadığını, alacak istemlerinin zaman aşımına uğradığını, davanın daha önce Tüketici mahkemesinde açıldığını ve görevsizlik kararı verildiğini, görevli mahkemeye gönderilsin talebi yerine direk ticaret mahkemesinde dava açıldığını bunun derdestlik şartını açıkça ihlal olması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, görev yönünden itirazlarının bulunduğunu görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Toplanan deliller;

Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı, Giresun Esnaf ve Sanatkar Odası, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Samsun Esnaf ve Sanatkar Sicil Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevapları, davalı defterinin incelenmesi için alınan bilirkişi raporu, davacı defterlerinin incelenmesi için İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat cevabı. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.

Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK m.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur."

Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır."

Bu açıklamalar ışığında, somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme mevcut değildir. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın tacir olmasına ve işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmasına bağlıdır. Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan gelen yazı cevabından davalının 2020 yılında işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, kazancının VUK 177. Maddesinde belirtilen limitleri aşmadığı, 2021 yılı gelir vergisi beyannamesinin verilmediği, davacının ticaret sicil müdürlüğü kaydının olmayıp esnaf ve sanatkar odasına kayıtlı olduğu VUK 177 ve VUK 179 hükümleri göz önüne alındığında tacir olmadığı sabittir. Zira, davacının ticaret sicil kaydının, herhangi bir şirket ortaklığının, bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalının tacir olması davayı ticari hale getirmeyecektir. Buna göre, davacı her hâlde tacir değildir ve taraflar arasında bir tüketici işlemi de bulunmadığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerince çözüme kavuşturulması gerektiğinden görevsizlik kararı vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Mahkememizin eldeki davaya bakmakta görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114(1)-c), 115/(2), 138(1) maddeleri gereğince davacının dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,

2.Davaya bakmakta görevli mahkemenin Samsun Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,

3.Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli Samsun Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

4.Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

5.Mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş olduğundan 6100 sayılı yasanın 331/2 hükmü gereğince davaya başka bir mahkeme tarafından bakılması halinde yargılama harç ve giderlerinin söz konusu mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, mahkememiz kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama harç ve giderlerinin hüküm altına alınmasına,

Dair; taraf vekillerinin yüzünde verilen kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 18/01/2022 Katip... Hakim...

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog