Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/333
Karar No
K. 2024/333
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ...4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/333 Esas - 2024/428

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

ANKARA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2024/333 Esas
KARAR NO: 2024/428
DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 17/05/2024
KARAR TARİHİ: 13/06/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 13/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan tazminat (Taşınmaz satım sözleşmesinden kaynaklanan) yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA VE İSTEK :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 15.11.2019 tarihinde imzalanan taşınmaz satım protokolü (ekte gösterilecektir) uyarınca ... ... ... Cilt Numarasında, 17228 Sayfa Numarasında kayıtlı bulunan A Blok 17. Kat 71 Numaralı Ofis Niteliğindeki Bağımsız Bölümün tapu devri konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkil tarafından taşınmaza ilişkin bedel davalıya ödenmiş ve protokolün 4. Maddesinde de 570.000TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş ve 3. Maddeyle taşınmazın davalı tarafından müvekkile 31.06.2020 tarihinde teslim edileceği taahhüt edildiğini, Ancak davalı taraf Mayıs 2024 tarihinde bulunmamıza rağmen halen taahhüdünü yerine getirmemiş ve borcuna aykırı davrandığını, borçlunun edimini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkil bedelini ödediği taşınmazdan mahrum kaldığı gibi taşınmazın günümüzde taşıdığı değerden de mahrum kaldığını, bu sebeple bilirkişi vasıtasıyla taşınmazın değerinin tespit edilip bugünkü değer ile ödenen değer arasındaki farkın giderilmesi gerektiğini, sözleşmede öngörülen bir diğer alacak ise madde 6'da belirtilen cezai şart olduğunu, borçlu ifanın gecikmesi halinde her ay için 2.500 TL ödemeyi taahhüt ettiğini, ayrıca davalı tarafın taahhüdünü yerine getirmemesine bağlı olarak müvekkil kendi iş ve müşteri çevresinde de açıklaması zor bir duruma düşmüş ve ticari itibar olarak da yara aldığını, bu sebeple 50.000TL manevi tazminat taleplerinin olduğunu beyan ederek Öncelikle 100 TL müspet zararın, 100 TL cezai şartın (sözleşmede uyulmayan teslim tarihinden itibaren (31.06.2020 - borçlunun temerrüde düştüğü tarih) avans faiziyle birlikte) ve 50.000 TL manevi tazminatın, Sözleşmenin geçerlilik şartı sebebiyle hükümsüz olduğu kanaatinde iseniz, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca denkleştirici adalet ilkesi de uygulanarak bedelin iadesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA: Davalının davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, taşınmaz satım sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyamızda davacının gerçek kişi olması nedeni ile öncelikle Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.

Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın söz konusu düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu bağlamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.

Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında uyuşmazlık taşınmaz satım sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi olup bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret Mahkemesi’nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması zorunludur. Davacının, tacir sıfatı bulunmadığından görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmadığı sonucuna varılmıştır.

Mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir (HMK m.1). Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (HGK 14.04.2004 tarih 2004/19-218 Esas 2004/221 sayılı kararı).

Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, tarafların iddia ve savunmaları ve diğer belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taşınmaz satım sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat olması, davacının 6102 sayılı TTK 12 maddesi kapsamında kalan tacir olmadığı ve taşınmaz satım sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklar da mutlak ticari dava sayılmadığından açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan, davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle (HMK 114/1-c, 115/2) davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Dava asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğinden HMK 114/c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine.

2.HMK 20.maddesi uyarınca kararının kesinleşmesini müteakip iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ...Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına(ihtar edildi)

3.Yargılama giderlerinin davaya bakmaya görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde,

HMK 331/2. Maddesi gereğince talep halinde yargılama giderlerinin mahkememiz tarafından karara bağlanmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/06/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.