Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/658
Karar No
K. 2024/560
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/658 Esas
KARAR NO: 2024/560
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/12/2022
KARAR TARİHİ: 29/05/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 10/06/2024

DAVA:

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi başvurusunda bulunduğunda kendisine ödenmemiş senetleri olduğunun bildirildiğini, senetlerden haberinin olmadığını, kendisine bildirim yapılmadığını, müvekkili tarafından düzenlenmiş senet bulunmadığını, imzaların müvekkiline ait olmadığını belirterek sahteliğin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...... Kağıtçılık vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın muarazanın meni olarak açılmış olup kambiyo senetleri hakkında bu davanın açılamayacağını, müvekkilinin dava konusu bonolara ticari ilişkiler sonucunda hamil olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ..... bank AŞ vekili mahkememize ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; taşınırlar için muarazanın meni davası açılamayacağını, dava konusu senetlerin diğer davalı ...... Kağıtçılık’a iade edildiğini, dava konusu senetler ile ilgili verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, hukuki mahiyeti itibariyle kambiyo senedi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının senet nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.

Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine belli bir olaydan, belli olmayan diğer bir olay için çıkarılan sonuçtur. Karineler ispat yükünün bir istisnasını oluşturur. Lehine karine olan taraf ispat yükünden kısmen veya tamamen kurtulur. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyeti yerine karine ile kabul edilen durumun aksinin ispat edilmesi söz konusu olur.

Bir senette yer alan yazının veya imzanın inkâr edilmesi durumunda, 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası anlamında bir “sahtelik iddiası” söz konusu olur. 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesine ilişkin gerekçede bu husus “Maddenin kenar başlığında “Yazı veya imza inkârı” ibaresi birlikte kullanılmıştır. Her iki husus uygulamada sahtelik iddiası olarak adlandırılan durumu ifade etmektedir” şeklinde belirtilmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1792).

Öte yandan, bir senetteki imzanın inkâr edilmesi hâlinde, mahkemenin imzanın sahte olup olmadığı konusunda kendiliğinden araştırma yapması gerekir. Bu araştırma ve incelemenin sırası ise 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde düzenlenmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1794). Buna göre; bir senedin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak ve aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak karar verilir (m. 211/1).Hâkim ilk önce inkâr edilen imza hakkında tarafları dinler ve tarafların gösterdikleri delillerle bir kanaat edinmeye çalışır. Bu şekilde yeterli kanaat sahibi olması hâlinde senedin kabul veya reddine karar verir. İmzayı inkâr eden taraf duruşmada hazır değilse, hâkim imzayı inkâr eden tarafı isticvap eder. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle senedin sahteliği hakkında bir karar verir (m. 211/a.c.1 ve 2). Yukarıdaki şekilde yapılan incelemeye rağmen sahtecilik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa hâkim bilirkişi incelemesine karar verir (m.211/b.c.1). Bilirkişi incelemesi yapılmadan önce mevcutsa, o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirtilir (m.211/b,c. 2). Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir (m. 211/b), (Kuru B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s 350 vd.). 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1795). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2019 tarihli ve 2017/19-1656 E., 2019/548 K., sayılı kararında da benimsenmiştir.

Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir. Bu durumda mahkemece bonoda yer alan imzanın inkârı hâlinde az önce yukarıda anılan 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde belirtilen yöntem izlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK, 2017/19-829 Esas, 2020/471 Karar) Mahkememizce davacıya ait imza örnekleri alınmış, imza incelemesine esas belge asılları celbedilmiş olup davalı tarafa senet asıllarını imza incelemesi için mahkememize ibraz etmek üzere ihtaratlı süre verilmiştir. Davalı ...... bank vekili mahkememize ibraz ettiği cevap dilekçesinde senetlerin protesto işlemi yapılmak suretiyle ..... Kağıtçılık...AŞ'ye iade edildiğini belirtmiş ve iade belgelerini sunmuştur.

Mahkememizce senetlerin imza incelemesi için mahkememize sunulması için davalı ..... Kağıtçılık ...AŞ'ye ihtaratlı süre verilmiştir.

Davalı tarafından ibraz edilen dilekçesinde senetlerin üst ciranta olan ...... Petrol Ürünlerine iade edildiği, kendilerinde senet asıllarının bulunmadığını beyan etmekle mahkememizce bu kez de ....... Petrol Ürünleri ...Ltd Şti'ye ihtaratlı muhtıra tebliğ edilerek senet asıllarını mahkememize ibraz etmesi, aksi taktirde senetler altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı iddiasının kabul edileceği ihtar edilmiştir. Muhtıra usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen senet asılları inceleme için mahkememize ibraz edilmemiştir. Davacının senetler altındaki imzanın eli ürünü olmadığı iddiası ancak senet asılları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilecektir. Kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmekle senet asılları inceleme için ibraz edilmediğinden davanın kabulüne ve dava konusu senetler nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,

1.Davacının dava konusu 29/03/2022 düzenleme, 15/05/2022 vade tarihli, 466.000,00-TL bedelli(2nolu), 29/03/2022 düzenleme, 15/09/2022 vade tarihli, 466.000,00-TL bedelli(6nolu), 29/03/2022 düzenleme, 15/08/2022 vade tarihli, 466.000,00-TL bedelli(5nolu), 29/03/2022 düzenleme, 15/06/2022 vade tarihli, 466.000,00-TL bedelli(3nolu), düzenleyeni ...... olan senetler nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

2.Alınması gereken 127.329,84 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 31.832,46 ‬TL'nin mahsubu ile eksik kalan 95.497,38-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan dava ilk açılış harç gideri olan 31.913,16 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak toplam 1.367,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 221.120,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,

6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.29/05/2024 Başkan ......

(e-imzalıdır)

Üye ......

(e-imzalıdır)

Üye .......

(e-imzalıdır)

Katip ........

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.