11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/15040 E. , 2012/19028 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.07.2010 tarih ve 2008/608-2010/463 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.11.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğu, davacıya ait taşınmazın şirkete satılmasında ve sermaye artırımında usulsüzlükler yapıldığını, Ticaret ve Sanayi İl Müdürlüğü tarafından şirket yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, şirket yöneticilerinin daha fazla zarara yol açmaması için kayyım atanması gerektiğini ileri sürerek, şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin tasfiyesine karar verildiğini, kayyım atanmasına gerek bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kayyım tayinini gerektirir zorunluluk bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirkete kayyım atanmasına ilişkin olup; mahkemece, davalı şirket yöneticilerine isnat edilen suçlamaların TCK’nun 257. maddesinde düzenlenen görevi ihmal suçundan kaynaklandığı, bu suçun CMK’nun 133. maddesinde düzenlenen katalog suçlar arasında yer almadığı, davalı şirkete kayyım tayinini gerektirir zorunluluk bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf davalı şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü müfettişleri tarafından rapor hazırlandığını, sonrasında haklarında Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunulduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirketi daha fazla zarara sokmalarının önlenmesi için kayyım atanmasını talep ederek işbu davayı açmıştır. Mahkemenin gerekçesinde belirttiği Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda soruşturma ve kovuşturma sürecinde kayyım atanmasına ilişkin olup, anılan düzenlemenin dava konusu olaya tatbiki mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece davacının anonim şirkete kayyım atanmasına ilişkin talebinin TTK hükümleri çerçevesinde değerlendirip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.