5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2023/8833 E. , 2024/2189 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Niğde ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 369 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının, 06.08.2019 tarihinde ... isimli şahsın kendilerinden enerji talebinde bulunması üzerine hat devri ile ilgili müvekkil şirkete yaptığı yazılı bildirimde Niğde ili, ... ilçesi, ... kasabasında bulunan müvekkil şirkete ait olan özel hattın ... ile ortak hat olarak kullanılması, müvekkilin itirazı halinde ise kamulaştırma işlemlerine başlanacağına dair bildirimin yapıldığını, müvekkil şirketin ise davalının bu ihtarnamesine cevap olarak 02.09.2019 tarihli yazısı ile müvekkil şirket hattının ... isimli şahıs ile birlikte kullanmaya müsait bir hat olmadığını, davalının bu ihtarında da kamu yararının da esas alınmadığını ve yapılacak işleme rızasının olmadığını belirttiğini, bunun üzerine davalının, bir başka yazılı bildiriminde müvekkilin bu devre rıza göstermesi halinde müvekkile çıkan tesis devri bedelinin 22.529,00 TL olduğunu belirttiğini, davalının, aynı yazıda eğer ki müvekkil bu devre rıza göstermez ise kamulaştırma işlemlerine başlanacağını ifade ettiğini, akabinde de devir işlemini kamulaştırma prosedürüne riayet etmeksizin başlattığını ve 06.01.2020 de tamamlandığını, müvekkil şirketin bu işlemin geri alınmasına yönelik davalıdan yazılı talepte bulunmuş ise de davalı bu talebe müspet bir cevap vermediğini ve enerjiyi çoktan naklettiğini, sonuç olarak davalının yaptığı bu işlemin kamulaştırmasız el atmadan ibaret olduğunu, davalının bu fiiline karşı dava şartı arabuluculuk yoluna (2020/42 başvuru no) taraflarınca başvurulmuşsa da arabuluculuk aşaması anlaşamama olarak sona erdiğini, davalının hukuka aykırı ve kötü niyetli davranışları nedeniyle ile müvekkilin mülkiyet hakkının kısıtlandığını ve yine müvekkilin maliki bulunduğu taşınmaza kanuna aykırı olarak el atılması nedeniyle müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu nedenle kamulaştırmasız el atma bedelinin tespiti ile zararın davalıdan kamulaştırmasız el atma tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili amacıyla bu davanın açılmasının gerektiğini, beyanla kamulaştırmasız el atma bedelinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin el atma tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hükmünü kabul etmediklerini, bu hükmün hukuka ve somut gerçeğe aykırı olduğunu, bu sebeple de söz konusu hükmün kaldırılması ve işbu davanın kabul edilmesinin gerektiğini, davalının, 06.08.2019 tarihinde ... isimli şahsın kendilerinden enerji talebinde bulunması üzerine hat devri ile ilgili müvekkil şirkete yaptığı yazılı bildirimde Niğde ili, ... ilçesi, ... kasabasında bulunan müvekkil şirkete ait olan özel hattın ... ile ortak hat olarak kullanılması, müvekkilin itirazı halinde ise kamulaştırma işlemlerine başlanacağına dair bildirimin yapıldığını, müvekkil şirketin ise davalının bu ihtarnamesine cevap olarak 02.09.2019 tarihli yazısı ile müvekkil şirket hattının ... isimli şahıs ile birlikte kullanmaya müsait bir hat olmadığını, davalının bu ihtarında da kamu yararının da esas alınmadığını ve yapılacak işleme rızasının olmadığını belirttiğini, bunun üzerine davalının, bir başka yazılı bildiriminde müvekkilin bu devre rıza göstermesi halinde müvekkile çıkan tesis devri bedelinin 22.529,00 TL olduğunu belirttiğini, davalının, aynı yazıda eğer ki müvekkil bu devre rıza göstermez ise kamulaştırma işlemlerine başlanacağını ifade ettiğini, akabinde de devir işlemini kamulaştırma prosedürüne riayet etmeksizin başlattığını ve 06.01.2020 de tamamlandığını, müvekkil şirketin, bu işlemin geri alınmasına yönelik davalıdan yazılı talepte bulunmuş ise de davalının bu talebe müspet bir cevap vermediğini ve enerjiyi çoktan naklettiğini, davalının yaptığı söz konusu işlemin kamulaştırmasız el atmadan ibaret olduğunu, karşı tarafın haksız fiilleri ile müvekkilin mülkiyet hakkını kısıtladığını ve temel haklarına halel getirdiğini, davalının hukuka aykırı ve kötü niyetli davranışlarının hukuki vasfı, kamulaştırmasız el atma olduğunu, bu durum sebebiyle işbu davanın açıldığını ve müvekkilinin uğradığı zararların giderilmesi talep edilidğini, somut olay yukarıda anlattıkları şekilde gerçekleştiğini ve zaten yargılama aşamasında toplanmış olan tüm deliller ile de bu durumun sabit olduğunu, kamulaştırmasız el atma sebebiyle söz konusu olan zararın müvekkile ödenmesi ve işbu davanın kabul edilmesi gerekirken yerel mahkemece ret kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) aykırı olarak gerçekleştirmiş olduğu kamulaştırmasız el atma fiili, kanunsuz bir hareket olduğunu ve bunun sonuçlarına katlanmasının gerektiğini, müvekkilin zararlarının giderilmesi gerekirken yerel mahkemece yanlış kanaat ve vasıflandırma ile hatalı karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin isabetsiz kararının kaldırılmasının gerektiğini belirterek yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasını ve işbu davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atıldığından bahsedebilmek için kamulaştırma yetkisine sahip olan idarenin sahiplenme kastı ile kamulaştırma yapmadan taşınmaza fiilen el atarak, kamu hizmetine ayırması ve kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerine tesis yapılması gerektiği, dosyada bulunan bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı, taşınmazın halen davacıların tasarrufunda olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve kanuna uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı idareler tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.