Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/465
Karar No
K. 2024/50
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/465
KARAR NO: 2024/50
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/05/2022
KARAR TARİHİ: 19/01/2024

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;

İDDİA ;

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde 01/01/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 yıllık elektrik satış sözleşmesinin imzalandığını ve yine bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak “aktif elektrik enerji birim fiyatı, ödeme vadesi, dengesizlik” ve diğer konuların yer aldığı aynı tarihli ek protokolün imzalandığını, ek protokolün 1. maddesine göre elektrik birim fiyatının “0,488 TL” olduğunu, 4. maddesine göre sabit birim bedelin sözleşme süresince değişmeyeceğini ve aynı kalacağını, davalının sözleşme süresince müvekkiline sabit fiyattan elektrik tedarik etmeyi yüklenmesine rağmen 02/08/2021 tarihinde müvekkilinin kep adresine gönderdiği yazı ile “01/07/2021 tarihi itibariyle 0,488 olan elektrik birim fiyatının 0,597218 olarak değiştirileceği, bu fiyat revizyonunun kabul edilmemesi halinde 03/08/2021 tarihine kadar sözleşmenin sonlandırılabileceği” hususunu bildirdiğini; davalı ile 09/08/2021 tarihinde ek protokolün imzalandığını, bu ek protokolde “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz” hükmünün bulunduğunu, davalının bu itirazi kaydı kabul ederek 01/07/2021 tarihinden sözleşme süresinin sonu olan 31/12/2021 tarihine kadar müvekkiline farklı tarifeler üzerinden elektrik tedarik etmeye devam ettiğini, sözleşmenin süresi sona erdikten sonra müvekkilinin davalıya İzmir ... Noterliği’nden gönderdiği 02/02/2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile 04/12/2020 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ek protokolle belirlenen sabit elektrik birim fiyatı ile 09/08/2021 tarihinde imzalanan ek protokol ile belirlenen revize elektrik fiyatı arasındaki farktan kaynaklanan, fazladan ödenen 1.861.821,19 TL’nin banka hesabına iade edilmesini ihtar ettiğini, davalının bu ihtarnameye Kadıköy .... Noterliği’nden gönderdiği 09/02/2022 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnameyle itiraz ederek fazla ödenen satış bedellerini iade etmediğini, davalının bu cevabi ihtarnamesinde “sözleşmede var olduğu iddia edilen itirazi kaydın o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkin olduğunun, itirazi kayda dayanarak sözleşme imza tarihinden sonraki aylara ilişkin istekte bulunulmasının mümkün olmadığını, yeni imzalanmış olan protokole dayalı olarak düzenlenen faturalara süresinde itiraz edilmediğini ve ödenmiş olmasının fiyat farkının kabul edildiği anlamına geldiğini” ileri sürdüğünü, davalının 01/07/2021 tarihine kadar 04/12/2020 tarihli sözleşme hükümlerine göre müvekkiline sabit fiyattan elektrik tedarik ettiğini, davalının 09/08/2021 tarihinde 01/07/2021 tarihinden itibaren sabit elektrik birim fiyatını değiştireceğini bildirmesi nedeniyle müvekkilinin 04/12/2020 tarihli sözleşmedeki sabit fiyattan kaynaklı haklarını saklı tutarak ödeme yaptığını, davalının itirazi kaydın 09/08/2021 tarihine kadar doğmuş olan haklara ilişkin olacağına ilişkin beyanının tutarlı olmadığını, 09/08/2021 tarihli ek protokoldeki itirazi kaydın açık olduğunu, itirazi kayıt iradesinin varlığının sözleşme hükümleri içinde saptandığını, müvekkilinin 09/08/2021 tarihinden sonra düzenlenen her elektrik faturasını öderken itirazi kayıt bildirmesine gerek bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL fazla ödenen elektrik satış bedelinin fazla ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava 10.000,00 TL dava değeri üzerinden harcı yatırılmak suretiyle açılmıştır.

Davacı vekili 23/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 1.861.821,19 TL’nin 02/02/2022 tarihli ihtarnameyle davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; elektrik piyasası koşullarının taraflar arasındaki sözleşmenin düzenlenmesinden sonra hızla değiştiğini ve elektrik fiyatlarının hızlı bir ivmeyle arttığını, buna bağlı olarak müvekkilinin elektrik tedarik ettiği üretici firma ile alım sözleşmesinin üretici firma tarafından erken feshedildiğini, bu durum karşısında sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedarik etmenin imkansız hale geldiğini, buna rağmen müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshetme yoluna gitmediğini ve fiyatlama modeline ilişkin güncelleme yaparak bu durumu davacıya bildirdiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmemesinin de ötesinde 09/08/2021 tarihinde müvekkili ile yeni bir protokolün imzalandığını, her ne kadar davacı tarafça bu protokolün itirazi kayıtla imzalandığı belirtilmiş ise de itirazi kaydın o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkin olduğunu, yeni bir sözleşmenin şartlar üzerinde anlaşılması halinde imzalanacağını, aksi halde sözleşmenin kurulmayacağını, tacir olan davacının özgür iradesi ile protokol imzaladığını, bu aşamadan sonra itirazi kayda dayanarak bu tarihten sonraki aylara ilişkin istekte bulunması mümkün olmadığı gibi hakkın kötüye kullanılması kapsamında olduğunu, kaldı ki davacının yeni protokole dayalı olarak düzenlenen faturalara süresinde itiraz etmeyerek ödeme yaptığını, zaten yeni protokol imzalanmasının yeni fiyat farkının kabulü anlamına geldiğini, davacı ile 09/08/2021 tarihinde yeni bir ek protokol imzalanarak fiyat belirlenmesinin sebebinin tüm elektrik piyasasında yaşanan öngörülemeyen sorunlar ve müvekkilinin tedarikçileri ile olan anlaşmalarının bu tedarikçiler tarafından sonlandırılması ve müvekkilinin maliyetlerinin yaklaşık 3 kat artması olduğunu, davalıya bu durumun açıklandığını, sunulabilen en iyi fiyatın sunulduğunu ve bu doğrultuda yeni bir fiyatta mutabık kalındığını, davacıya 09/08/2021 tarihi öncesinde yansıtılmış bir fiyat farkının bulunmadığını, güncellemeye sebep olan hususların tüm ülkeyi hatta dünyayı etkileyen hususlar olduğunu, bu kapsamda bir değişimin, üretici şirketlerden alım yapılamamasının hiçbir tacir tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığını,

TBK’nın 138. madde hükmünün açık olduğunu, yasanın müvekkiline fesih hakkını vermesine rağmen müvekkilinin ahde vefa ilkesine uygun olarak iki tarafı da mağdur etmeyecek şekilde yeni bir fiyatlandırma modeline geçilmesi hususunda bildirim yaptığını, Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 15/01/2014 tarihli... Esas ve ... Karar sayılı kararında “Japon Yeni’ndeki artışın davacı bakımından beklenmeyen hal oluşturduğu, öngörülebilir olmadığı, sözleşmenin kuruluşu sırasında varolan dengenin davacı aleyhine bozulduğu” hususunun kabul edildiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLER ; Elektrik satış sözleşmesi, ek protokol, ihtarname, bilirkişi raporu.

GEREKÇE ;

Dava; ticari alım satım sözleşmesi kapsamında fazla yapıldığı ileri sürülen ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Dava, kısmi dava olarak açılmıştır.

Mahkememizce, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; “taraflar arasındaki imzalanan 04/12/2020 tarihli elektrik satış sözleşmesinden ve 09/08/2021 tarihli ek protokolden kaynaklanan ticari satım sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından davacıdan tahsil edilen elektrik bedelinin sözleşme ve mevzuata uygun olarak tahsil edilip edilmediği, sözleşme ve mevzuata uygun olarak tahsil edilmiş olsa dahi bu durumu dürüstlük kuralı ve genel işlem koşullarına aykırılık tespit edip etmediği, davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, iadesinin gerekiyor ise iade edilmesi gereken miktarın ne olduğu, hangi tarihten itibaren, hangi faiz uygulanmak suretiyle ödeneceği” konularında olduğu belirlenmiştir.

Taraflar arasında imzalanan 04/12/2021 tarihli elektrik satış sözleşmesi incelendiğinde; elektrik enerjisini tedarik edenin davalı şirket, elektrik enerjisini tüketenin (müşterinin) davacı şirket olduğu; sözleşmenin konusunun “dağıtım ya da iletim hatları aracılığıyla davacı müşterinin tüketim noktasında tüketeceği elektrik enerjisinin satışı ve ilgili işlemlere ilişkin koşulların düzenlenmesi” olduğu, bu sözleşmenin “fiyat oluşumu” başlıklı 3. maddesinde; “tercih edilen aktif elektrik enerjisi birim fiyatının sözleşme süresi boyunca sabit olacağı, herhangi bir nedenle artış yapılmayacağı” hususunun düzenlendiği, sözleşme süresinin 1. maddede “elektrik tedarikinin başladığı tarihte 01/01/2021 tarihinde yürürlüğe gireceği ve bir yıl süreyle geçerli olacağı” şeklinde düzenlendiği görülmüştür.

Taraflar arasında imzalanan 04/02/2021 tarihli ek protokol incelendiğinde; “bu protokolün 04/12/2021 tarihinde imzalanmış elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu” hususunun belirtildiği, ek protokolde aktif elektrik enerjisi birim fiyatının 0,488 TL olarak kararlaştırıldığı;

3.maddesinde; “Sabit birim bedel sözleşme boyunca değişmeyecek ve aynı kalacaktır. Tedarikçi tarafından sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda sözleşmenin sabit fiyattan kaynaklı sona erdirilmesi halinde tedarikçi müşteri sayaçlarının tabi olduğu, ulusal tarife aktif enerji bedeli ile sözleşme sabit birim bedeli arasında oluşan fark bedelini ödemekle yükümlü olacaktır. Bu bedel sözleşme fesih tarihi ile sözleşme sona erme tarihi arasındaki tüm ayları kapsayacaktır” dendiği görülmüştür.

Davalı, davacıya KEP’ten gönderdiği 02/08/2021 tarihli yazı ile; içinde bulunulan pandeminin enerji piyasalarında yarattığı etki ve 2021 yılının ülkemizde yağışsız geçmesi nedeni ile elektrik piyasasının üretim açısından bir yara aldığını, bu doğrultuda yaşanan arz probleminin elektrik fiyatlarına doğrudan yansıdığını, geçtiğimiz günlerde tarifeye yansıyan % 15 zammın yanı sıra elektrik üretiminde yaşanan problemler nedeniyle önümüzdeki 3 ayda TEİAŞ tarafından elektrik kesintilerinin planlandığını, bu doğrultuda sabit fiyatlı elektrik tedarik edilen üretici firmalardan bazılarının tedarik fiyatlarının revize edildiğini, bazılarının ise kontratlarının feshedildiğini, bu sebeple tedarik zincirinde aksamalar yaşandığını, bu aşırı maliyet artışlarına rağmen ahde vefa ilkesi çerçevesinde anlaşma ve protokoller altındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için çaba sarf edildiğini, bu durumdan kaynaklanan maliyet artışlarının karşılanmasının mümkün olmadığını; 01/07/2021 tarihi itibariyle sabit fiyatlı uygulanan aktif enerji bedelinin tabloda belirtildiği şekilde iskonto oranı ile revize edileceğini, bu fiyat revizyonunun kabul edilmemesi halinde 01/08/2021 tarihine kadar sözleşmenin sonlandırılabileceğini, bu tarihe kadar anılan sebeplerle sözleşmenin sonlandırılması halinde herhangi bir cezai bedel yansıtılmayacağını bildirmiştir. Yazı altındaki tabloda “eski fiyatın 0,488 TL, 1. opsiyon revize iskonto oranının % 6, 2. opsiyon revize Pf-Marj oranının % 1,5 ve opsiyon sonrası fiyatın 0,597218” olarak gösterildiği görülmüştür.

Taraflar arasında imzalanan 09/08/2021 tarihli ek protokol incelendiğinde; tedarik başlangıç tarihinin 01/07/2021, tedarik bitiş tarihinin 31/12/2021 olduğu, bu ek protokolün taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiği; son bölümünde “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz” ifadesine yer verildiği görülmüştür.

Davacı tarafından davalıya İzmir ... Noterliğinden gönderilen 02/02/2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamede; “...müvekkil firmalar ile 04.12.2020 tarihinde Elektrik Satış sözleşmesi ve bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan ek protokol imzalandığı, ek protokolde sabit birim bedel sözleşme boyunca değişmeyecek ve aynı kalacaktır hükmünün bulunduğu, buna rağmen elektrik piyasası koşullarının değişmesi ve maliyetlerin artması gerekçeleri ile elektrik fiyatlarında güncelleme yapılmasını talep etmeniz üzerine 09.08.2021 tarihinde ek protokol imzalandığı, imzalanan protokolde, “04.12.2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz” hükmü bulunduğu, 04.12.2020 tarihli elektrik satış sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin ayrılmaz bir parçası olan ek protokoller gereğince belirlenen sabit elektrik fiyatı ile 09.08.2021 tarihinde imzalanan ek protokoller ile belirlenen revize elektrik fiyatları arasındaki farktan kaynaklanan müvekkil... A.Ş. firmasının 2021 yılı için fazladan ödediği tutar 1.861.821.19 TL’nin tarafınıza tebliğinden itibaren 7 gün içinde ... hesabına yatırılması…” dendiği görülmüştür. İhtarname e-tebligat yolu ile davalıya 08/02/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Bu ihtarnameye karşılık davalı, davacıya Kadıköy .... Noterliğinden gönderdiği 09/02/2022 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile; “…muhatabın sözleşmede var olduğunu iddia ettiği ihtirazi kayıt, o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkindir. Muhatabın bu ihtirazi kayda dayanarak sözleşme imza tarihinden sonraki aylara ilişkin talepte bulunması mümkün değildir. Muhatabın, yeni imzalanmış olan protokole istinaden düzenlenmiş faturalara süresinde itiraz etmemiş ve ödemiş olması da, kendilerinin bu fiyat farkını kabul ettiği anlamına gelmektedir. Türk Medeni Kanunu madde 2'de yer alan objektif iyi niyet kuralı gereği, her zarara uğrayanın, zararını en aza indirmek için azami gayret gösterme mecburiyeti vardır. Mevcut durumda, eğer muhataplar ödemeye devam ettikleri sözleşme bedelleri için zarara uğradıklarını düşünüyorlarsa, herhangi bir harekette bulunmayıp zarara uğramaya devam etmeyi göze almaları kabul edilemez. Muhataplara sunulmuş olan yeni fiyatlardan daha düşük bir fiyatı piyasadan bulmaya çalışmaları gerekirdi. Bulamıyorlarsa, zaten müvekkilin sunduğu fiyat kendileri için en düşük fiyat olacak ve bu sebeple zarar etmeyeceklerdi. Yok daha düşük bir fiyat bulabiliyorlarsa, o zaman müvekkile dönüp, buldukları bu fiyat ile müvekkilin satış fiyatı arasındaki farkı talep edebilirlerdi... Muhataplar ile 09/08/2021 tarihinde yeni bir ek protokol imzalanarak fiyat belirlenmesinin sebebi, tüm elektrik piyasasında yaşanan öngörülemeyen sorunlar ve şirketimizin tedarikçileri ile olan anlaşmalarının, bu tedarikçiler tarafından sonlandırılması ve şirketimiz maliyetlerinin yaklaşık 3 kat artmasıdır. Muhataba bu durum izah edilmiş, sunulabilen en iyi fiyat sunulmuş ve bu doğrultuda yeni bir fiyatta mutabık kalınmıştır. Muhataba 09/08/2021 tarihi öncesinde yansıtılmış bir fiyat farkı da bulunmamaktadır… İlgili bedellere itiraz ettiğimizi tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla bildiririz.” şeklinde cevap vermiştir.

Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Elektrik mühendisi ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyeti hazırlayıp sundukları 04/02/2023 tarihli raporlarında özetle; taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde abone grubu sanayi olmak üzere elektrik satış sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin 7. maddesinde mücbir sebeplerin sayıldığını, bu maddede “Mücbir sebepler nedeniyle elektrik temin edememe veya eksik temin etme gibi taahhütlerini yerine getiremeyen ... Elektrik’e herhangi bir sorumluluk yöneltilemez. Aşağıdaki haller mücbir sebep halleri sayılır. a) Elektrik Piyasası Mevzuatında belirtilen mücbir sebepler. b) İletim ve dağıtım hatlarını kapsayan elektrik şebekesinden meydana gelen uzun süreli arızalar ve kısıtlar, ülke çapında bölgesel veya noktasal elektrik kesintisi, teknik kısıtlar ve elektrik enerjisinin fiziksel üretimine ilişkin diğer problemler. c) Türkiye Elektrik Piyasasında toplam elektrik miktarını etkileyebilecek ölçüde santral arızası ve plansız bakımlar. d) Harp, dahili kargaşa, olağanüstü hal, sıkıyönetim, lokavt, grev veya grev ihtimali ve direnme, hükümetin emir veya tahditleri mücbir sebep sayılacaktır.” dendiğini, sözleşmenin süresinin “elektrik tedarikinin başladığı tarihte 01/01/2021’de yürürlüğe gireceği ve bir yıl süreyle geçerli olduğu” şeklinde düzenlendiğini; taraflar arasında 6 maddelik ek protokol düzenlendiğini, bu ek protokolün 04/12/2020 tarihli elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, ek protokolün 1. maddesine göre aktif elektrik enerjisi birim fiyatının 0,488 TL olduğunu, 4. maddesinde sabit birim bedelin sözleşme boyunca değişmeyeceğinin ve aynı kalacağının kararlaştırıldığını, davalının davacıya KEP adresine 02/08/2021 tarihinde gönderdiği yazı ile birim bedeli revize ettiğini ve revize sonrası fiyatın 0,597218 TL olduğunu bildirdiğini, taraflar arasında bu bildirim sonrasında yeni bir ek protokolün imzalandığını, bu ek protokolün 04/12/2020 tarihli elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, ek protokole davacının “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz.” notunun düşüldüğünü, taraflar arasında imzalanan elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilen ek protokolün 1. maddesinde birim fiyatın 0,488 TL olarak uygulanacağı belirtildikten sonra 4. maddesinde bu bedelin sözleşme boyunca değişmeyeceğinin düzenlendiğini, tedarikçi tarafından sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda sözleşmenin sabit fiyattan kaynaklı sona erdirilmesi halinde tedarikçinin müşteri sayaçlarının tabi olduğu ulusal tarife aktif enerji bedeli ile sözleşme sabit birim bedeli arasında oluşan fark bedelini ödemekle yükümlü olacağı hükümlerinin bulunduğunu; 01/01/2021- 30/06/2021 tarihleri arasında sözleşmede belirtilen 0,488 TL birim fiyatın uygulandığını ve bu tarihler arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığını, 01/07/2021- 31/12/2021 tarihleri arası dönem için EPDK tarafından belirlenen ulusal tarife birim fiyatının 0,635338 TL olduğunu, bu bedel üzerinden % 6 indirim yapılmak suretiyle bulunan 0,5972 TL birim fiyatı ile 01/07/2021- 31/10/2021 tarihleri arası dönem faturalarının ek protokole uygun olarak davalı tarafından tahakkuk ettirildiğini ancak 01/11/2021- 31/12/2021 tarihleri arasındaki ulusal tarifede bir değişiklik olmamasına rağmen Kasım ve Aralık aylarında daha yüksek birim fiyatları ile tahakkuk yapıldığının görüldüğünü, davacı tarafından dosyaya sunulan tüketim miktarı bilgilerine göre sabit fiyattan kaynaklanan fazla ödenen aktif enerji bedelinin her iki protokole göre 01/07/2021- 31/12/2021 tarihleri arası için ayrı ayrı hesaplandığını, bir yıl boyunca sabit sözleşme fiyatının değişmeyeceğine göre fazla ödenen bedelin toplam 1.861.821,19 TL olduğunu, sanayi ulusal tarifesinden % 6 indirim yapılması halinde fazla ödenen bedelin toplam 1.092.209,91 TL olduğunu, artan fiyatlar karşısında sözleşmede belirtilen 0,488 TL ile sözleşme süresi boyunca enerji satışı yapılıp yapılmaması gerektiğinin hukuki bir konu olması, ayrıca aradaki sözleşmede belirlenen mücbir sebeplerin bu uyuşmazlıkta bulunmaması nedeniyle bu ani fiyat artışını sözleşme dışı bir mücbir olarak değerlendirmesi yönündeki takdirinin mahkemede olduğunu bildirmişlerdir.

Bilirkişiler itirazlar üzerine düzenledikleri 06/06/2023 tarihli ek raporlarında özetle; davalı tarafından davacıya gönderilen 02/08/2021 tarihli bildirimde aktif enerji birim fiyatının % 6 iskonto veya revize bedelinden % 15 iskonto şeklinde olmak üzere davacıya iki seçenek sunulduğunu ve taraflar arasında 09/08/2021 tarihinde imzalanan ek protokol ile tedarik başlangıç tarihinin 01/07/2021, tedarik bitiş tarihinin 31/12/2021 olduğunu, aktif elektrik enerjisi anlaşma fiyatının birinci opsiyon olan sanayi ulusal tarifeden % 6 indirimli olacağı (0,597218 TL/kwh) konusunda yeni bir anlaşmaya varıldığını, taraflar arasında imzalanan protokole davacı tarafından şerh konulduğunu, davalı tarafından davacıya gönderilen “bu fiyat revizyonunu kabul etmemeniz halinde 01/08/2021 tarihine kadar sözleşmenizi sonlandırabileceğinizi, bu tarihe kadar anılan sebeplerle sözleşmenizi sonlandırmamanız halinde tarafınıza herhangi bir cezai bedel yansıtılmayacağını bildiririz” yönündeki bildirimin taraflar arasında imzalanan sözleşme ve protokoller dikkate alındığında davacının hak ve alacağına etkisi olup olmadığı konusunda hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, davalı vekili tarafından sunulan ... Bankası’nın dekontlarında davacı tarafından yapılmış herhangi bir ihtirazi kaydın bulunmadığını, kök rapordaki hesaplamalarda herhangi bir değişiklik bulunmadığını bildirmişlerdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Aşırı İfa Güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde;“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu düzenleme, sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından ise de, "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esastır. Sözleşmeye müdahale istisnai bir kurum olup, bu kurumun uygulanması anılan maddede belirtilen koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.

Toplanan deliller ile tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında 04/12/2020 tarihinde abone grubu sanayi olmak üzere elektrik satış sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalı tarafından davacıya elektrik tedarik edilmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşmede satışı gerçekleştirilecek elektiğin birim fiyatının “0,488 TL” olduğu kararlaştırılmıştır. Yine;

4.maddesinde “sabit birim bedelin sözleşme süresince değişmeyeceği ve aynı kalacağı” hükme bağlanmıştır. Sözleşme 01/01/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak 1 yıllığına düzenlenmiştir. Sözleşmenin devamı sırasında davalı şirket davacıya gönderdiği 02/08/2021 tarihli yazı ile elektrik fiyat artışlarını gerekçe göstererek birim fiyatı 01/07/2021 tarihinden itibaren 0,597218 olarak revize ettiklerini bildirmiştir. Bu tarihten sonra ise taraflar arasında elektrik satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olarak belirtilen 09/08/2021 tarihli ek protokol imzalanmış ve bu ek protokol ile 0,597218 birim fiyat üzerinden tedarik başlangıç tarihi "01/07/2021", bitiş tarihi "31/12/2021" olarak kararlaştırılmıştır. Davacı şirket ek protokolü “04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz” şerhi ile imzalamıştır. Benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı tarafça 01/01/2021- 30/06/2021 tarihleri arasında sözleşmede belirtilen 0,488 TL birim fiyat uygulanmış, 01/07/2021- 31/12/2021 tarihleri arası dönem için EPDK tarafından belirlenen ulusal tarife birim fiyatı olan 0,635338 TL üzerinden % 6 indirim yapılmak suretiyle bulunan 0,5972 TL birim fiyatı ile 01/07/2021- 31/10/2021 tarihleri arası dönem faturaları düzenlenmiş, 01/11/2021- 31/12/2021 tarihleri arasındaki dönem için ise ulusal tarifede bir değişiklik olmamasına rağmen Kasım ve Aralık aylarında daha yüksek birim fiyatları ile tahakkuk yapılmıştır. Sabit fiyattan kaynaklanan fazla ödenen aktif enerji bedeli 01/07/2021- 31/12/2021 tarihleri arası için bir yıl boyunca sabit sözleşme fiyatının değişmemesi halinde 1.861.821,19 TL olarak ve sanayi ulusal tarifesinden % 6 indirim yapılması halinde ise toplam 1.092.209,91 TL olarak belirlenmiştir. Taraflar tacir olup, düzenledikleri sözleşme de bir özel hukuk sözleşmesidir. Tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmenin ayrılmaz parçası olan ek protokolün 1. maddesinde elektrik enerjisi birim satış fiyatı “0,488 TL” olarak belirlenmiş ve sözleşme süresi boyunca sabit kalacağı taraflarca kabul edilmiştir. Bu çerçevede davalı şirketin, elektrik enerji birim satış fiyatını sözleşmenin bitimine kadar bu miktar üzerinden uygulaması gerekmektedir. Nitekim; davacı, davalı ile imzaladığı 09/08/2021 tarihli ek protokolde 04/12/2020 tarihli elektrik satış sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki fark nedeniyle yasal yollara başvuru haklarını saklı tutmuştur. Her ne kadar davalı tarafça davacıya gönderilen yazıda "revizyon nedeniyle sözleşmenin sonlandırılabileceği" bildirilmiş diğer bir anlatımla davacıya revizyon nedeniyle sözleşmeyi sonlandırma hakkı tanınmış ise de; sözleşmenin, süre sonuna kadar ayakta kalacağına ve sözleşmede belirtilen koşullarda devam edeceğine güvenen ve en başında sözleşme kurulurken bu niyetle hareket eden davacıdan sözleşmeyi sonlandırması beklenemeyecektir. Aksi durum davacının başka bir firma ile farklı bir fiyat üzerinden elektrik tedarik sözleşmesi imzalamak zorunda kalması gibi bir sonucu doğuracak ve zarara uğramasına sebebiyet verebilecektir. Eldeki davada her iki taraftan beklenenin basiretli birer tacir olarak sözleşmeye uygun davranmalarıdır. Diğer yandan, davalı tarafın ileri sürdüğü mücbir sebepler sözleşmenin 7. maddesinde sayılan mücbir sebep halleri arasında yer almamaktadır. Mücbir sebep olarak ileri sürülen değişen şartlar öngörülebilir, olağan ve hesaba katılabilir niteliktedir. 04/02/2021 tarihinde düzenlenen ek protokol tarihinde pandeminin zaten mevcut olup, 0,488 birim fiyatının pandemiye rağmen kararlaştırılmış olması nedeniyle pandemi mazereti kabul edilemeyecektir. Davalı tarafça 02/08/2021 tarihli yazıda “2021 yılının yağışsız geçmesi, bu doğrultuda yaşanan arz probleminin elektrik fiyatlarına doğrudan yansıması, tarifeye yansıyan % 15 zam, elektrik üretiminde yaşanan problemler nedeniyle önümüzdeki 3 ayda TEİAŞ tarafından elektrik kesintilerinin planlanması” şeklinde ileri sürülen sebeplerden tarifeye yansıyan zam öngörülemeyen bir sebep olmayıp, diğer ileri sürülen sebepler ise muğlak sebeplerdir. Dolayısıyla TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü hali söz konusu değildir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararları da bu yöndedir. Bu çerçevede de sözleşmenin davalı tarafça ihlal edilmesi, mücbir sebebin bulunmaması nedeniyle davacının fark alacağa hak kazandığı anlaşıldığından, haklı görülen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davalı tarafın ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere davaya konu tüm alacak yönünden İzmir ... Noterliği'nden gönderilen 02/02/2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile temerrüte düşürülmüş olduğundan ve temerrüt tarihi de tebliğ tarihine ihtarname ile verilen 7 günlük sürenin eklenmesi ile 15/02/2022 olarak belirlendiğinden, kabul edilen alacağa bu tarihten itibaren ticari faiz yürütülmüştür.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1.Davanın KABULÜ ile;

1.861.821,19 TL'nin 15/02/2022 temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 127.181,01 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 170,78 TL harcın ve 31.624,48 TL ıslah harcının düşülmesi ile kalan 95.385,75 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,

3.Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına

4.Davacının yatırmış olduğu 80,70 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ve 31.624,48 TL ıslah harcı toplamı olan 31.875,96 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

5.Davacının yapmış olduğu 112,00 TL'si tebligat-posta gideri ve 3.000,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 3.112,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

6.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 220.945,70 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

7.Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/01/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog