4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2021/604
- Karar No
- 2024/9
- Karar Tarihi
- 09.01.2024
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklı fatura ve C/H dayalı toplam 236.795TL alacağın tahsili amacıyla Davalı borçlu hakkında İzmir .... İcra müdürlüğü nezdinde ... sayılı icra takibi başlatıldığını, haksız borca itiraz ile takibin durdurulduğunu, borca itirazın yerinde olmadığını,başvurulan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşılamadığını, davalının borça itirazının gerçeğe aykırı olduğunu, İzah edilen gerekçeler çerçevesinde haksız itirazın iptalini,icra icra inkar tazminatı le yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının icra takibine sunduğu kendi muavin defterlerinde gösterdiği fatura içeriği malları hiçbirini müvekkiline teslim etmediğini, teslim yükümlülüğünün irsaliyeler ile isbat edilebileceğini, müvekkilinin fazla gönderdiği bedel için bugün yarın diyerek mal göndereceğini söyleyip göndermediğini, faturaları kabul etmediklerini,hatalar ve eksikler müstesna müvekkili ödemelerinin toplam 715.003,58TL karşı taraftan alacağının 125.412,06TL olduğunu davanın reddini %20 den az olmamak üzere tazminat ile yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: -09/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacı vekilinin iki adet faturayı dayanak göstererek 236.795,00TL asıl alacağın tahsili amacıyla İzmir .... İcra müdürlüğü nezdinde 13.08.2021 tarihinde başlatılan ... sayılı icra takibine Davalı ’ ....nın borçlu sıfatıyla yaptığı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemiyle açılan işbu dava ile alakalı olarak; Tarafların ticari defter ve kayıtları ile dava dosyasındaki belge,beyanların atraflıca incelenmesi sonucu; Yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere hukuki yön ve delillerin nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Bilanço esasına göre defter tutuğu anlaşılan gerçek kişi tacir Davacı’nın 2020 yılında işletme defteri tuttuğu 2021 yılı yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK’nunda öngörülen “ açılış onaylarına” ilişkin vecibelerini yerine getirdiği ve “kapanış onaylarına” ilişkin vecibelerini ise işbu rapor tarihi itibariyle yasal süresi dolmadığından henüz yerine getirmediği anlaşılmakta olduğu, Bilanço esasına göre defter tutuğu anlaşılan gerçek kişi tacir davalı’nın 2020 ve 2021 yılı yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK’nunda öngörülen “ açılış onaylarına” ilişkin vecibelerini yerine getirdiği ve “kapanış onaylarına” ilişkin vecibelerini 2020 yılında yerine getirmediği 2021 yılında ise işbu rapor tarihi itibariyle yasal süresi dolmadığından henüz yerine getirmediği anlaşılmakta olduğu, Rapor içeriğinde dökümü yapılan Davacı 2021 yılı yasal ticari defterlerinde kayıtlı ancak davalı yasal ticari defterleri dayanağı muavin defter dökümlerinde kayıtlı olmadığı tarafların yasal ticari defterlerinde farklılığa konu olduğu anlaşılan bedelleri toplamı 290.326,66TL olan 10 adet faturalardan 2021 / Nisan,Haziran tarihli 3 adet faturanın davacı BS Formu ile bağlı bulunduğu Vergi dairesine bildirimde bulunulduğu davalı BA formu ile ise 10 adet e-arşiv faturalari ile ilgili bildirimde bulunulmadığı anlaşılmakta olup 2021/Temmuz ve Ağustos tarihli 6 adet faturanın ise 25.01.2021 tarihinde ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:...)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: ...) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyecek. Olması nedeniyle sözkonusu fatura içeriği emteaların davalıya teslim edilip edilmediği yada faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği hususunda herhengibir tesbite ulaşılamamış olup takdir tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı 2021 yılı yasal ticari defterleri dayanağı muavin defter dökümlerinde 2020 yılından devir 38.014TL davacı alacak bakiyesinin kaydedilmemiş olduğu ve dayanak belgeleri eksiksiz olarak sunulmamış olmakla birlikte tarafların yasal ticari defterlerindeki davalı ödemesi ile ilgili farkılığın durumunun ise aşağıdaki gibi olduğu, Davacı Muavin kaydı Davalı Muavin Kaydı Fark 2020 28.488,66 58.971,64 30.482,98 2021 709.000,00 715.003,58 6.003,58 Toplam 737.488,66 773.975,22 36.486,56
Mevcut tüm bu doneler birlikte değerlendirildiğinde, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; tarafların incelenen 2020 ve 2021 yılı yasal ticari defter dayanağı Muavin defter dökümü ve belgelerine göre bedelleri toplamı 290.326,66TL olan 10 adet e-arşiv faturaların içeriği emteaların davalıya teslim edilip edilmediği yada faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği hususunda herhengibir tesbite ulaşılamamış olup sözkonusu belgelerin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi halinde davacı alacağından söz edilebileceği ve davalı ödeme belgeleri dayanağı Makbu, dekont vb.belgelerin davalı tarafından eksiksiz sunulması halinde taraflar arasındaki borç alacak durumunun belirlenebileceği kanaatine ulaşmak mümkün olmakla birlikte kabulü hususundaki karar tamamen Sayın Mahkemnin taktirine aittir.
GEREKÇE
Dava; ticari ilişkiden dolayı cari hesap alacağından kaynaklı İİK 67/2 uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili davalıya satılan mal karşılığı bedellerin ödenmediğini beyanla alacağın tahsili için başlattıkları takipte itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili davacıdan mal veya hizmet satın almadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 199. Maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. "Yine Aynı tutanağının 202. Maddesinde" Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." hükümleri mevcuttur.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklı fatura ve C/H dayalı toplam 236.795TL alacağın tahsili amacıyla Davalı borçlu hakkında İzmir ... İcra müdürlüğü nezdinde ... sayılı icra takibi başlatıldığına ilişkin beyanını, davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının icra takibine sunduğu kendi muavin defterlerinde gösterdiği fatura içeriği malları hiçbirini davalıya teslim etmediğini beyan ederek taraflar arasındaki ticari ilişkiyi reddetmiştir.
Taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede " Tarafların incelenen 2020 ve 2021 yılı yasal ticari defter dayanağı Muavin defter dökümü ve belgelerine göre bedelleri toplamı 290.326,66TL olan 10 adet e-arşiv faturaların içeriği emtiaların davalıya teslim edilip edilmediği ya da faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği hususunda herhangi bir tespite ulaşılamadığı" tespit edilmiştir.
Davalı tarafça faturaya konu mal veya hizmetin alınmadığını savunulmasına göre malların davalıya teslim edildiğinin ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Davaya konu faturaların salt davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması dayanak belgelerle doğrulanmadığı takdirde tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Dava konusu faturalardaki malların değeri de göz önüne alındığında tanıkla ispatı mümkün değildir. Ancak Davalı ... oğlu ... adına gönderilen ... kayıtları davacı tarafça dosyaya sunulduğundan ... kayıtları delil başlangıcı olarak kabul edilerek HMK 199. Maddesi ve HMK 200. Maddesi uyarınca tanık dinletme istemleri kabul edilmiştir. SGK Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevaplarında ...'ın davalı ... Irmak'ın işyerinde sigortalı çalışanı olduğu anlaşılmış olup ... kayıtlarının sunulduğu ... kullanımında olan ... numaralı hattın davalı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Ticari defterlerin incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu, davacı tarafça mutabakat yapıldığına ilişkin ... kayıtlarının davalı ... adına kayıtlı ve davalının işyerinde sigortalı çalışanı ... kullanımında olması, dinlenen tanık beyanlarında da dava konusu yapılan malların teslimi konusunda beyanlarının çelişmemesi hususları dikkate alındığında davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Fer'i müdahil tarafından alacak temlik miktarı dikkate alınarak hüküm kurulması talep edilmiş ise de davacı ile fer'i müdahil arasındaki kısmi alacağın temliki sözleşmesinin icra dosyasına sunulması durumunda değerlendirilebileceği ve HMK hükümlerine göre fer'i müdahilin dava tarafı olmayacağı, Müdahilin de yer aldığı asıl davada hükmün taraflar hakkında verileceği belirtildiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1.İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 187.396,43 TL asıl alacağa ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA,
2.Alacak likit ve hesaplanabilir olduğunda asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.801,05 TL nispi harçtan, peşin alınan 4.567,64 harcın mahsubu ile bakiye 8.233,41TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5.Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6.Davacı tarafından yapılan 140,00 TL başvurma harcı, 4.567,64 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.707,64 TL harcın davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine,
7.Davacı tarafından yapılan 452,25 TL tebligat ve posta gideri ve 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.952,25 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.544,98 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
8.Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 29.983,43 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine,
9.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine,
10.Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.09/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)