14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/939
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17.02.2021
NUMARASI: 2020/699 Esas - 2021/109 Karar
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 05/10/2015 tarihinde Kaldıraçlı Varlık Alım Satım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı şirketin hesabına 71.400 USD gönderildiğini, davacının emir ve talimat vermek istediğinde şirket tarafından uzman bir rehber görevlendirileceğini, eğer verdiği emrin zarar etmesine sebep olacaksa müdahale edeceklerini böylece davacının hiçbir kaybı olmayacağını ifade ettiklerini söylediğini, davacıya verilen şifre ile siteme giriş yapma imkanı tanındığını, uzman rehber görevlendirilmediğini, ortaya çıkan risklere karşı uyarılmadığını, bunun sonucunda da sürekli zarar ederek yatırmış olduğu parayı kaybettiğini belirterek davacı ile davalı arasındaki sözleşmesinin iptaline, 1.000 USD zararlarının davalıdan faizi birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalı arasında sözleşme bulunduğunu, bu sözleşmenin bir suretinin davacı tarafından alınarak imzalandığını, davacıya mevzuatın zorunlu kıldığı sirs bildirimi yapıldığını ve söz konusu risk bildirimi dışında davacının elektronik posta adresine müşteri temsilcisi tarafından bilgilendirime maili gönderildiğini, davacının uğradığı maddi zararın nedeni bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilen işlemlerde, bizzat kendisi tarafından alınan yanlış yatırım kararları olduğunu, sözleşme hükümleri ile bu zarar arasında herhangi bir illeyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ile davalı arasında yapılan aracılık sözleşmesinin bildirim şekline ilişkin 34.maddeside davacının aylık ve günlük geri bildirim kanallarından "masrafı kendine ait iadeli taahhütlü olarak gönderim" haricinde tüm kanallar vasıtasıyla kendisine bildirim yapılmasına muvafakat ettiği, günlük ve aylık bildirimler için elektronik posta ve uzaktan erişim incelemesine açık tutulması yönünde onay verdiği anlaşılmıştır. Risk bildirim formunun son kısmında tasarrufları işlemleri yönlendirmeden önce dikkatli ve etraflıca araştırma yapılması gerektiği hususu hatırlatılmıştır. Davalı kurum tarafından davacıya kaldıraçlı işlemler için 100/1 oranı uygulanmıştır. Kaldıraçlı işlem, yatırımcıların hesaplarında bulunan teminatlarla, teminat miktarının belirli katına kadar işlem yapmalarına imkan veren, kaldıraç nedeniyle doğru yön tespit edilirse yüksek gelir elde edilmesine imkan sağlayan, tersi durumda ise yüksek kayıplara sebebiyet verebilen rizikosu yüksek finansal bir mekanizmadır. Kaldıraçlı işlemler başlangıç teminatlı tutarları ile parite ve emtia konusundaki kısıtlamalar hariç maksimum 10/1 oranında kaldıraçlı olarak gerçekleştirilir. Kaldıraçlı işlemler piyasası 5 gün 23 saat açık, spot, borsa dışı finansal bir piyasadır. Dolayısıyla rizikosu yüksek işlemlerdir. Kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmak piyasada lehe olabileceği gibi aleyhe de dönmesi mümkündür. Davalı kurum tarafından risk bildirim formunun yukarıda belirtilen şekilde matbu form olarak imzalatıldığı, risklerin ayrıntılı olarak anlatılmadığı değerlendirilmiştir.
Ne var ki, dosyada mübrez günlük ve aylık bildirim elektronik postaları incelendiğinde davacının yapmış olduğu tüm işlemlerin düzenli olarak kendisine bildirildiği, başlangıçta davalı tarafından yeteri kadar aydınlatılmasa dahi ilk işlem tarihi 05/10/2015 tarihinden son işlem tarihi 13/01/2016 gününe kadar yapılan günlük ve aylık bilgilendirme mailleri ile işlemler hakkında bilgi sahibi olduğu, davalı tarafından 02/11/2015 ile 25/11/2015 tarihlerinde uzaktan eğitim modüllerinin elektronik posta yoluyla davacıya gönderildiği tespit edilmiştir.
Bu noktadan sonra artık davacının riskler hakkında yeteri kadar aydınlatılmadığı yönündeki iddiaları her şeyden önce TMK'nın 2. maddesinde kaleme alınan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kaldı ki, Sermaye Piyasası Kurulu'nun ilgili tebliği ile portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı hizmeti yasaklanmıştır. Bu nedenle riskler konusunda aydınlatılmadığı ve uzman rehber görevlendirilmediği yönündeki davaya dayanak teşkil eden iddialar yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılan sözleşme hakkında davalı şirketin sözleşmenin içeriği hakkında davacıyı açık bir şekilde bilgilendirmesi gerektiğini, hatta gerekirse sözleşme maddelerinin taraflar arasında müzakere edilmesi gerektiğini, nitekim bizim olayımız da maddeler müzakere edilmediği gibi davalı tarafın beyanlarına göre davacının bunları bilmesi gerektiği ifade edildiğini, genel işlem koşulları hükümlerinin uygulanacağı bir sözleşme var ise bilgilendirmenin ve aydınlatmanın açık olması gerektiğini, bünyesinde birden fazla teknik terimler bulunan sözleşmenin tabi ki düzenleyeni tarafından açıklanması gerektiğini, sıradan bir vatandaşın risk seviyesini bilmesi düşünülemez şeklinde bir beyan ile emredici kurallara aykırı hareket etmek kabul edilemeyeceğini, SPK’nın ilgili tarihte uygulanmakta olan Kaldıraçlı Alım - Satım İşlemlerine İlişkin seri: V No:125 Tebliğ’in 18/1 maddesi düzenlemeden de anlaşılacağı üzere sözleşmenin karşı tarafı konumundaki müşteriye gönderilmesi gerekli olan risk bildirim formu sözleşmeden önce iletilmiş olması gerektiğini ve müşterinin bu risklerle ilgili bilgilendirilmesi gerektiğini, davalı tarafından tebliğe aykırı hareket edildiğini ve tebliğ de istenilen hususlara uyulmadığını, davalının müşterisini aydınlatmadan bir an evvel sözleşme imzalatma ve müşterisinden haksız kazanç elde etme yoluna tevessül ettiğini, risk bildirim formunun müvekkili tarafından sadece isim soyisim yazılarak imza altına alındığını, sözleşme ve eki niteliğindeki risk bildirim formu kurye tarafından iletilmiş ve müvekkili tarafından art arda gelen sayfaların imzalandığını, risk bildirim formunun geçerlilik şartlarından olan müşterinin "bu formun okunup anlaşıldığına dair yazılı bir beyan almak zorundadırlar" şeklindeki şekil şartına da aykırı olduğunu, dosyada bir örneği de mevcut olan risk bildirim formunun "okudum ve anladım, elden teslim aldım" şeklinde yazılı ve hazır bir metin bulunduğunu, müvekkilinin el yazısını içeren herhangi bir beyan mevcut olmadığını, nitekim alınan bilirkişi raporunda da sözleşmenin yönetmelik ve kanun hükümlerine uygun hazırlanmadığının belirtildiğini, buna rağmen davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.