Aramaya Dön

8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/154
Karar No
K. 2024/26
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/154 Esas
KARAR NO: 2024/26
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 11/09/2024
KARAR TARİHİ: 12/09/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 15/09/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ....., davalı ..... ve dava dışı ..... 'ın 3 kardeş olduğunu ve birlikte ...... Teks.San.İç ve Dış Tic.Ltd. Şti., ..... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti unvanlı şirketleri kurduklarını, yıllar içinde her iki şirketin belirli imkan ve mali güce kavuştuğunu, 2009 yılında müvekkili ...... 'ın yaşadığı bir kefalet sorunu nedeniyle her iki şirketteki hisselerini belirli oranlarda kardeşleri davalı ...... ve .......'a bedelsiz olarak sonra aynı şekilde kendisine iade edilmek üzere emaneten devrettiğini, ...... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti 'ndeki toplam 168.750,00 TL değerindeki hissesinin 86.250,00 TL'lik kısmı ile, ..... Teks.San.İç ve Dış Tic.Ltd. Şti., ..... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti'ndeki toplam 4.875.000,00 TL değerindeki hissesinin, 2.500.000,00 TL'lik kısmını davalı ......'a bedelsiz olarak emaneten devrettiğini, hisse devir sırasında hisselerin emaneten devredildiğine ilişkin bir belge düzenlendiğini ve bu belgenin ......'ın saklaması için teslim ettiğini, buna ilişkin tanıklar olduğunu, sürecin bu şekilde ilerlerken davalının usulsüz uygulamalarla şirket kaynaklarını kendi lehine kullandığına ilişkin söylentiler yaygınlaştığını, bunun üzerine müvekkilinin emaneten verdiği hisselerin iadesi için davalı ve diğer kardeş .......'a müracaatta bulunduğunu, .......'ın derhal iade ve devre hazır olduğunu beyan ettiğini, hatta Bakırköy ..... Noterliğinden ..... yevmiye nolu 04/03/2024 tarihli ihtarnamesi ile müdür vasfını haiz davalıya ihbarda bulunduğunu, davalının durumu istismarla iade için farklı menfaatler istediğini ifade ettiğini , bilinçli olarak yarattığı tartışma, kavga ve saldırı mahiyetindeki uygulamalarıyla istismar yolu ile uzaklaştırma kararı alarak kardeşlerini şirketten uzak tutmaya çalıştığını ve sonuç olarak şirketlerin denetimsiz fiilden davalının tasarrufuna kaldığını, davalıya emaneten ve daha sonra kendisine iade edilmek üzere devredilen hisselerin derhal müvekkiline iade edilmesi hususunda ihtar gönderildiğini, davalının kayıtsız kaldığını, müvekkilinin talebini yerine getirmekten imtina ettiğini, davalı yanın hisse bedellerine karşılık müvekkiline herhangi bir ödemede bulunmadığını, aksini ispat külfetinin davalı yanın üzerinde olduğunu, devrin karşılıksız yapıldığının ve somut olayın inançlı işlem olduğunun yargılama sonucunda ortaya çıkacağını, öncelikle yargılama süresince müvekkiline iadesi istenen hisseler üzerine hisse devri yasağı getirtilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, müvekkili ...... 'ın gerçeket ortağı olduğu ..... San.İç ve Dış Tic.Ltd. Şti., ..... Teks.San. Ve Tic.Ltd.Şti nezdindeki geri iade edilmek üzere karşılıksız olarak davalıya devrettiği emanet hisselerin davalıdan alınarak müvekkiline iadesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava inançlı temlik nedeniyle hisse devrinin iptali davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava, inançlı temlik sözleşmesine dayalı dava dışı limited şirkette davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı adına kayıt edilmesi istemli davadır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, 5271 sayılı TMK'nın 576. maddesi hükümlerine göre açılacak davalar,

TTK'nın 4. maddesi kapsamındaki ticari dava niteliğinde olmadığından, davanın görülüp sonuçlandırılmasının Ticaret Mahkemesinin görevine girmediği açıktır. Zira taraflar tacir olmadığı gibi, dava konusu inançlı işleme dayalı hisse iptali davasıdır. Dava dışı şirketin anonim şirket olmadığı limited şirket olduğu dikkate alındığında mahkememizi görevli kılacak mutlak ticari dava da söz konusu değildir. (Konuya ilişkin benzer yönde bknz. Yargıtay 11. HD. 17.03.2021 T., 2023/5459 E, 2024/110 K Sayılı, İstanbul Bam 37 HD. 14.11.2022 T, 2022/580 E. 2022/2801 K. Sayılı İlâmları)

Açıklanan nedenlerle HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,

2.6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,

3.HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,

4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,

5.Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,

Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/09/2024 Katip ......

(e-imzalıdır)

Hakim .....

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog