Aramaya Dön

6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/530
Karar No
K. 2024/189
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA

6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/530 Esas
KARAR NO: 2024/189
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -...
DAVALI: ... - ... - ...
DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/07/2022
KARAR TARİHİ: 19/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 16/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil-Alacaklı firma ile davalı-borçlu arasında ... ve parça işlerinden dolayı karşılıklı alışverişler yapıldığını, bu alışverişlerden kaynaklanan en son 07.02.2020 tarih ve GİB2020000000004 nolu faturadan 22.178,45TL.lik bedelden kaynaklanan alacakdan dolayı 3.913,39TL borç kaldığını ve bu borçtan dolayı ...6. İcra Md.nün 2021/18593 Esas dosyası ile takip yapıldığını, yapılan takibe ise borçlunun süresi için itiraz etmiş olduğunu, bunun üzerine ticari uyuşmazlıkta arabuluculuk yoluna gidildiğini, yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını beyanla...

6.İcra Müdürlüğü'nün 2021/18593 Esas dosyasında davalı-borçlunun asıl alacak ve işlemiş faiz yönü ile itirazının iptali ile, icra inkar tazminatını ödenmesine yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı-alacaklı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

DELİLLER

-Ticari defter ve kayıtlar, -Tarafların ba/bs formları, -Fatura, -Takip Dosyası, -Bilirkişi Raporu,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Davaya konu... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2023/132117 (Eski esas... 6. İcra Md. 2021/18593) Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı olduğu, takibin 3.913,39 TL asıl alacak, 377,00 TL işlemiş faiz olmakla toplam 4.290,39 TL toplam alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı görülmüştür.

Mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 08/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı yanın incelemeye sunulan 2020 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden; sahibi lehine delil vasfının bulunduğu, . Davacı yanın ticari defterlerinde davalı yandan 3.913,38 TL cari hesap alacağı bulunduğu görülmekle birlikte; Tarafların bağlı olduğu vergi daireleri tarafından dosyaya celp edilen Bildirime Konu Alışlar/Satışlar (BA - BS Formları) üzerinden yapılan incelemede; Davacı şirketin 2020 hesap döneminde davalıya düzenlediği 5 adet toplam 53.409,00 TL (KDV Hariç) bedelli faturanın; davalı şirket tarafından 2020 yılında 4 adet toplam 34.614,00TL (KDV Hariç) bedelli faturanın "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile bildiriminin yapıldığı; ancak, 07.02.2020 tarih GİB2020-15 no.lu 18.795,00 (KDV Hariç) (KDV Dahil 22.178,45 TL) Bedelli faturanın ise davalı yan tarafından bildiriminin yapılmadığı, Davalı şirketin 2020 hesap döneminde davacıya düzenlediği 2 adet toplam 65.205,00 TL (KDV Hariç) bedelli faturanın; davacı şirket tarafından 2020 yılında 1 adet toplam 56.519,00 TL (KDV Hariç) bedelli faturanın "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile bildiriminin yapıldığı; ancak, 1 adet 8.686,00 (KDV Hariç) Bedelli faturanın ise davacı yan tarafından bildiriminin yapılmadığı, görülmekle birlikte davacı yanın incelenen ticari defter kayıtlarında davalı yan tarafından tanzim edilen 3 adet 68.192,46 TL (KDV Hariç) Bedelli alış faturası kaydının yer aldığı, dolayısıyla; davacı yanın defter kayıtları ile İlgili dönem "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirimlerinin (Form Ba)” birbiriyle uyumlu olmadığı, Davacı yan tarafından takibe dayanak yapılan e-arşiv faturasının davalı yanca bağlı olunan vergi dairesine BA Formu ile bildiriminin yapılmadığı, anılan fatura ve muhteviyatının davalı yana teslim/iade edildiğine ilişkin dava dosyası kapsamında ise bir tespit yapılamadığı, tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Mahkemenin takdirinde olduğu" hususları bildirilmiştir. Raporun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamına uygun düştüğü görülmekle, rapor hükme esas alınmıştır.

Toplanılan deliller kapsamında; davacı tarafından başlatılan ilamsız takipte asıl alacağın 07/02/2020 Tarih GİB 2020...04 nolu faturadan kalan alacak olarak belirtildiği ve yine borcun sebebi kısmında "GİB2020...04 nolu faturadan kalan alacak ve cari hesapdan 3.913,39 TL" olarak belirtildiği görülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre; takipte belirtilen 04 nolu faturanın davacı değil davalı tarafından tanzim edildiği(alış faturası olduğu) ve 66.692,42 TL tutarlı olduğu, bu faturanın davacı defter kayıtlarında yer aldığı, dava dilekçesinde ileri sürülen 22.178,45 TL'lik bedelin ise davacı tarafından tanzim edilen GİB2020-15 nolu alış iade faturasına ilişkin olduğu, 15 nolu fatura muhteviyatının 03/01/2020 tarih ve 04 nolu faturaya istinaden "3/4 R9 Hidrolik Hortum" ürününün iadesine ilişkin olduğu, davacı tarafından tanzim edilen iade faturası da dahil olmak üzere faturlara, davalı tarafından itiraz edildiğine ilişkin bir kayda rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Yine bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yan defter kayıtlarının ilgili dönem mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirimleri(form ba) ile uyumlu olmadığı görülmüş ise de defter kayıtlarının kendi içerisinde birbiriyle çelişmediği, açılış kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu ve usulüne uygun tutulduğu anlaşıldığından sahibi lehine delil vasfının bulunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte davalı tarafından ise ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmemiş, davacı kayıtları üzerinde yapılan incelemeye binaen tanzim edilen bilirkişi raporuna karşı da herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere;

Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.

İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.

Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)

Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.)

Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasında birden fazla mal alışverişi bulunduğu, aralarındaki ticari ilişkinin davacı defterlerinde cari hesap olarak tutulduğu, dosya kapsamındaki delillere göre davacı tarafından tanzim edilen iade faturası dahil tanzim edilen faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraza rastlanılmadığı, davacı taraf ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. Maddesi uyarınca delil niteliği bulunduğu gibi, davalı tarafça defter ibrazından kaçınıldığından davacı yan defterlerinin aynı zamanda HMK'nın 222/3. Fıkrası uarınca kendi lehine delil teşkil ettiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca dosya kapsamında davacının bakiye alacak iddiasını ispatladığının kabulü gerekmiştir. Bununla birlikte işlemiş faiz talebi yönünden, faturaların ve fatura içeriği malların teslim tarihi belirsiz olduğundan 6102 Sayılı TTK'nın 1530/4. Maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmış,

TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede ise davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile; ...7. Genel İcra Dairesi'nin 2023/132117 (Eski esas... 6. İcra Md. 2021/18593) Esas sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen İPTALİ ile, takibin 3.913,39-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ödeme emrinde belirtilen şekilde faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2.Kabul edilen alacağın (3.913,39-TL'nin), %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcında peşin ödenen toplam 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/2. Maddesi nazara alınarak 3.913,39-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 80,70-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 161,40TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan; 1.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 321,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.821,75-TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak 1.661,67-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.560-TL'nin davanın kabul oranına göre 1.422,92-TL 'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 137,08-TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına,

8.Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/04/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog