T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Davalının aleyhine müvekkilleri tarafından açılan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ticaret unvanının terkine ilişkin dava, ...
3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... E. ...K. (“Dava”) 05.10.2023 tarihli kararı ile müvekkilleri lehine sonuçlandığını. Buna rağmen Davalıların halen müvekkillerinin haklarını ihlal eden eylemlerine devam ettiğini, müvekkilleri aleyhine uzun süredir sürekli ve devamlı olarak telafisi güç zararlar oluşturduğunu. Bu husus göz önüne alınarak müvekkillerinin her gün artan zararına teminat teşkil etmek üzere 6769 sayılı SMK’nun 159. maddesi/f.
2.c bendi uyarınca 8.000.000.-TL’den az olmamak üzere Mahkemenizce takdir olunacak bir teminata hükmedilmesini, müvekkilleri tarafından açılan ve davalılar aleyhine sonuçlanan dava nedeniyle; müvekkilleri şirketin marka haklarına tecavüz edildiği mahkeme kararıyla tespit edildiğini, HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacağın mevcut olması nedeniyle, şimdilik 10.000.-TL maddi tazminatın, davalılara karşı “marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin” müvekkilleri tarafından açılan davanın dava tarihi olan 10.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tahsilini ve yoksun kalınan kazanca ilişkin makul bir miktarı bu miktara Sayın Mahkemenizce eklenmesini; Müvekkillerinin markalarına tecavüz eden ve iltibas yaratan ürünlerin müvekkillerinin ürünleri ile aynı kalitede olmadığını bu sebeple yaşanan itibar kaybı nedeniyle itibar tazminatı olarak 10.000.- TL 10.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalıların müvekkillerine ait marka haklarına tecavüzlerinden dolayı 10.000.-TL manevi tazminatın, 10.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca SMK 150/3 maddesi ile HMK 403. maddesi uyarınca davanın esasına girilmeden ve dava dilekçesinde davalıya tebliğ edilmeden evvel; Davalının müvekkillerine ait haklarını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerle ilgili zararın hesaplanabilmesi için fatura, irsaliye, depo, stok, ticari defterlerden oluşan ve bunlarla sınırlı olmayan her türlü ticari kayıtlarının bilirkişi marifetiyle tespitini ve tespit sonucunda elde edilecek doküman ve delilin Mahkemenizce dosyasına konmasını, Yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 17/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde : dosya kapsamındaki davalı taraf sayısının 4 olduğunu davalı tarafların ..., ...,... ve ...'tan oluştuğunu beyan etmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE:
Taraf sıfatı, Yargıtay içtihatlarında aktif ya da pasif dava ehliyeti olarak da adlandırılmaktadır. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu halde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir. Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu hususu dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle maddi hukuk sorunudur.
Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usuli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir.
HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti ise aynı Kanun'un 51. maddesindeki medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usul işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf sıfatı (aktif veya pasif dava ehliyeti) ise dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. 6102 sayılı TTK'nın tacir olmanın hükümlerini düzenleyen 18. maddesinin 1. fıkrasında tacirin her türlü borcu için iflasa tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Gerçek kişi tacir ise aynı Kanun'un 12. maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." şeklinde tanımlanmıştır.
Mahkememizin 2024/143 esas sayılı dosyasında davalı olarak gösterilen "..." yönünden taraf ehliyetinin denetimi için davanın tefrik edilerek mahkememizin en son esasından sonra gelmek üzere yeni bir esasa kaydedilmesine, karar verilerek yukarıdaki esasa kaydı yapılmış; tefrik edilen dava dosyasında mahkememizin 13/09/2024 tarihli tensip zaptı ile dava dilekçesinde kaç tane davalı olduğu konusundaki ihtilafın çözümü için davacıya süre verilmiş, Dava dilekçesi ve HMK m.31 kapsamında verilen sürede sunulan 17/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde davalı olarak;..., ..., ...ve ...'nın (4 davalı) bulunduğunun bildirildiği, davalı olarak gösterilen ... unvanlı firma için kaydının olup olmadığı yönünde 16/09/2024 tarihli müzekkere ile ticaret sicil müdürlüğüne yazı yazılmış ticaret sicil müdürlüğünün 20/09/2024 tarihli cevabi yazıları ile ... unvanlı firma kaydının bulunmadığı, ticari işletme kaydı olması halinde dahi bu işletmenin ayrı bit tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti olmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 2024/143 esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde kimlik numarası ekli olarak gerçek kişi ...'nın zaten davalı olarak gösterildiği sabittir.
Somut olayda, dava dilekçesinde davalı olarak; ..., ..., ... ve ...'nın (4 davalı) bulunduğunun bildirildiği, davalı olarak gösterilen ... unvanlı firma için kaydının olup olmadığı yönünde 16/09/2024 tarihli müzekkere ile ticaret sicil müdürlüğüne yazı yazılmış ticaret sicil müdürlüğünün 20/09/2024 tarihli cevabi yazıları ile ... unvanlı firma kaydının bulunmadığı bildirildiği bulunması halinde dahi bir ticari işletme TTK'nın 124. ve 125. maddeleri anlamında ticaret şirketi değildir ve tüzel kişiliği bulunmamaktadır. (Yargıtay 12. HD., ...E., ...K.) Bu durumda tefrik edilen esas dosyada davalı gerçek kişi yönünden ticari işletme işleten gerçek kişi olduğuna göre gerçek kişilere yapılan tebligat usullerine göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davalı olarak gösterilen ticari işletmenin mahkememizin ...ılı dava dosyasında davalı olan ...'dan ayrı bir hukuk kişiliği ve ayrı bir taraf ehliyeti bulunmadığından "..." isimli ticari işletme hakkında açılan davanın HMK m.114/1-d ve 115/2 uyarınca pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM
1.Davalı olarak gösterilen ticari işletmenin ayrı bir taraf ehliyeti bulunmadığından "..." isimli ticari işletme hakkında açılan davanın HMK m.114/1-d ve 115/2 uyarınca pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden REDDİNE,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Kararın niteliği gereğince vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/10/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸