4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı gerçek kişilerin davalı şirketin % 50’şer pay sahibi ortakları olduklarını, davalı şirket aleyhine İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 17/04/2017 tarihinde açtıkları ... Esas ve ... Karar sayılı davada 02/12/2020 tarihinde müvekkili lehine “17/04/2017 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte 324.085,34 TL maddi tazminata, 02/12/2020 karar tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte 7.136,78 TL yargılama giderine ve 31.135,97 TL avukatlık ücretine” hükmedildiğini, Karşıyaka ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında başlatılan ve vekalet ücreti hariç kesinleşen icra takibinde borcun ödenmediğini ve haczi kabil mal varlığına rastlanmadığını, tüzel kişinin borcunun tüzel kişi ile birlikte ortaklarından istenmesine “tüzel kişilik perdesinin dikey kaldırılması” dendiğini, perde dikey olarak kaldırıldığında ortağın tüzel kişi borcundan sınırlı sorumluluğunun kalkacağını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının şartlarının; borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması, tüzel kişinin sermayesinin artırımına gidilmemesi, borçlu şirket sermayesiyle ortağın sermayelerinin iç içe geçmesi ve davalı gerçek kişilerin şirket varlıklarını kendi çıkarlarına kullanmaları vs. olduğunu, olayda perde kaldırma sebeplerinin gerçekleştiğini; davalı tüzel kişi şirketin ortakları olan davalı gerçek kişilerin TMK’nın 2 ve 3 maddeleri kapsamında dürüst ve iyiniyetli olmadıklarını, zira; davalı gerçek kişilerin davalı şirketin içini boşaltarak, yetersiz sermayeyle müvekkilinin davalı şirketten alacağını tahsiline engel olduklarını; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açtıkları davada alacağın kaynağının taraflar ardasında imzalanan 01/11/2023 tarihli kaba inşaat götürü taşeron sözleşmesinin 23/03/2015 tarihinde tek taraflı feshinden kaynaklı taşeron eser yapım sözleşmesi olduğunu, munzam zararın gecikme faiziyle karşılanamayan zarar olduğunu, bu zararla müvekkilinin alacağının doğum tarihindeki alım gücünün istek tarihine taşınmasının amaçlandığını, müvekkilinin alacağının doğum tarihi ile tahsil tarihi aralığındaki enflasyon, TEFE, TÜFE oranları, banka vadeli mevduat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvili faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçlarının ortalaması alınmak suretiyle munzam zararın hesaplandığını, davaya konu alacağın gecikme faizleriyle birlikte munzam zararın bulunduğu tarihteki gecikme faizleriyle bulunacağını belirterek; öncelikle davalılardan tüzel kişi ... Makine İnşaat Klima Temizlik Gıda Tur. Taş. İth. İhrc. San ve Tic. Ltd. Şti.’nin davaya konu İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosya alacağı, ferileri ve munzam zarar alacağı için tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas ... Karar sayılı dosya alacağı ve ferileriyle gecikme faiziyle karşılanamayan munzam zararının bulunmasına, davalıların belirlenecek tutardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinin birinci sayfasının “konu” başlıklı bölümünde; davalı tüzel kişinin gerçek kişi davalılar yönünden tüzel kişilik perdesinin dikey kaldırılmasına, 324.085,34 TL asıl alacağın dava tarihi olan 17/04/2017 tarihinden işleyecek avans gecikme faiziyle birlikte karşılanamayan tüzel kişi borcunun karar tarihine en yakın tarih için bulunacak munzam zarar alacağıyla birlikte tahsiline, bulunacak munzam zarara karar tarihinden itibaren avans gecikme faizinin işletilmesine; 7.136,78 TL yargılama gideri, 31.135,97 TL avukatlık ücreti toplamı alacağın karar tarihi olan 02/12/2020 tarihinden işleyecek yasal gecikme faiziyle karşılanamayan tüzel kişi borcunun karar tarihine en yakın tarih için bulunacak munzam zarar alacağıyla birlikte tahsiline, bulunacak munzam zarara karar tarihinden itibaren yasal gecikme faizinin işletilmesine, davalıların asıl alacak, işlemiş faiz, bulunacak munzam zarar ve yargılama gideriyle avukatlık ücretinden nüştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmesini istemiştir. Dava, icra takibindeki asıl alacak tutarları toplamı olan 362.358,28 TL harca esas tutar üzerinden harcı yatırılmak suretiyle açılmıştır.
CEVAP ;
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin dosyasındaki alacağa ilişkin olduğunun anlaşıldığını, ilama konu alacak için müvekkiline husumet yöneltilmediğini ve dava konusu alacağın 08/10/2013 tarihli sözleşmeye dayandırıldığını, icra takibinin 26/10/2023 tarihinde başlatıldığını, davanın ise 03/05/2024 tarihinde açıldığını, müvekkili açısından davanın ihbar edilmediğini, alacağın zaman aşımına uğradığını, BK’nun 146. maddesine göre on yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu; davacının dava değerini ve harcını eksik yatırdığını, Karşıyaka İcra Müdürlüğü’nde dosya borcunun icra emrine göre 689.517,58 TL olarak gösterildiğini, harcın tamamlatılmaması halinde davanın usulden reddedilmesini gerektiğini, davacı tarafın dava değerini belirtmediğini; munzam zarar açısından ayrıca harcın yatırılması ve aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini; müvekkilinin munzam zarar ve tüzel kişilik perdesinin dikey kaydırılması isteği açısından arabuluculuğa davet edilmediğini, bu anlamda dava şartının bulunmadığını; davanın yasal dayanağının bulunmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması davalarının yasada sayılmadığını, müvekkilinin davacı ile doğrudan ilişki sahibi olmadığını, alacağın tahsilini engellemediğini, mal kaçırmadığını, şirkete ait mal varlığını üzerine geçirmediğini, şirket sermayesinin davacı ile şirket arasında sözleşmenin imzalandığı 08/10/2013 tarihinde yeterli olduğunu; diğer yandan İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde davanın usulü nedenlerle davalı şirket aleyhine sonuçlandığını, davacının isteklerini açıklaması gerektiğini, dava dilekçesindeki nedenlerin hiçbirisinin tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektiren nedenler olmadığını, müvekkilinin dava tarihinde tüzel kişiliğin yetkilisi olmadığını, yarı oranında ortağı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere tüzel kişilik ile müvekkilinin ayrı şahıslar olduğunun, müvekkilinin tüzel kişilik adına işlem yapma yetkisi olmadığı gibi engellemeye dönük bir davranışının da olmadığını, dava tarafın iddiasını ispat etmek zorunda olduğunu, icra dosyasında davacı açısından dosya alacağına haciz konulduğunu belirterek, davanın usulü nedenden ve sonrasında esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi diğer davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak diğer davalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; tüzel kişilik perdesinin aralanması, alacağın ve munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden gönderilen belgeler incelendiğinde; davalı şirketin adresinin “.../İZMİR” olduğu, faal olan şirketin sermayesinin 640.000,00 TL olduğu, 10/04/2001 tarihinde şirketin tescil edildiği, 07/11/2016 tarihinde 5 yıl süreyle ...’un şirket temsilcisi olarak seçildiği ancak süresinin 07/11/2021 tarihinde sona erdiği, ...’ın 07/11/2016 tarihi itibariyle 5 yıl süreyle şirketin temsilcisi olarak seçildiği ancak yetki süresinin 07/11/2021 tarihinde sona erdiği ve yeni atamanın yapılmadığı; şirket ortaklarının 128 sermaye payı ile davalı ... ve 128 sermaye payı ile davalı ... olduğu görülmüştür. 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 06/12/2018 tarihli 7155 sayılı kanunun 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesinde; “Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesine, aynı tarihte yürürlüğe giren aynı kanunun 23. maddesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-(2) maddesinin dördüncü cümlesinde; “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" düzenlemesine yer verilmiştir.
HMK'nın 115/2. maddesi de; “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi ile, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacı tarafın, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı yasal mevzuat ile birlikte değerlendirildiğinde; davada tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle alacak ve munzam zarar isteğinde bulunulduğu, Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin emsal 14/03/2022 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında da işaret edildiği şekilde TTK hükümleri gerğince ticari dava olan bu davanın dava tarihi itibariyle TTK’nın 5/A maddesi gereğince dava şartı zorunlu arabuluculuk sistemine tabi olduğu, zira; davanın 7155 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 01/01/2019 tarihinden sonra 03/05/2024 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, davacı taraf “arabuluculuk kurumuna başvurulmadığını” bildirmiş olduğundan, davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1.Davanın 6325 sayılı kanunun 18/A-2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 6.188,18 TL harçtan düşülmesi ile kalan 5.760,58 TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ...'a verilmesine,
5.Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluklarında, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)