11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/2397 E. , 2024/6436 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
(Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Madensuyu İşletmesi Sanayi Ticaret A.Ş.'nin 2015 Mart ayına kadar acentesi ve tek satıcısı olduklarını, davalı şirketin Beşiktaş 25. Noterliğinin 16.03.2015 tarih ve 7857 sayılı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, fesihten sonra davalı şirketin Samsun bölgesinde başka bir şirket ile çalışmaya başladığını ve kendi müşteri portföyünden yararlanmaya devam ettiğini, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesine göre kendilerine denkleştirme tazminatı isteme hakkı verdiğini, davalı şirkete Samsun 3. Noterliğinin 31.07.2015 tarih ve 15954 sayılı ihtarnamesi gönderilerek denkleştirme tazminatı talep ettiklerini ancak ödeme yapılmadığını, ileri sürerek ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edildiği 04.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 10.000,00 TL denkleştirme tazminatının taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, daha sonra belirsiz alacak davası olarak açtığı davasında talebini 253.084,60 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı taraf süresinde davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafa gönderilen Beşiktaş 25. Noterliğinin 16.03.2015 tarih ve 7857 sayılı ihtarnamesinde davalının "Tarafınızla imzalanan bayilik sözleşmesi müvekkil şirket tarafından 27.03.2015 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere tek taraflı olarak feshedilmiştir" ifadesine yer verildiği, fesih için bir gerekçe gösterilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 121 inci maddesinin birinci fıkrasında belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her birinin üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebileceğinin, sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabileceğinin düzenlendiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin yedi yıl sürdüğü ve artık belirsiz süreli sözleşme haline geldiği, dolayısıyla feshin üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla yapılması gerekmesine rağmen bu koşula da uyulmadığı davalı şirket sözleşmeyi haklı nedenlerle feshetmiş olmadığından denkleştirme tazminatının ilk koşulunun gerçekleştiği, davalı şirketin davacı acentenin bulduğu 251 yeni müşteri sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmeye devam ettiği, uygun görülen bilirkişi raporuna göre davacı şirketin almaya hak kazandığı denkleştirme tazminatı tutarının 253.084,60 TL olduğu, davacı tarafın gönderdiği ihtarnamede davalı tarafa denkleştirme tazminatı için yedi günlük süre verildiği ve bunun 11.08.2015 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 253.084,60 TL denkleştirme tazminatının 11.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının süresinde delillerini sunmadığını, müvekkilinin cevap dilekçesi vermemekle davayı tümden inkar ettiğini, müvekkilinin inkarıyla ispat yükünün yer değiştirdiğini, davacının dava dilekçesinde dayandığı tüm vakıaları ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin hali hazırda çalıştığı bayisinin kestiği faturalar ve davacının bayilik döneminde kestiği faturalar ile davacının ve dava dışı mevcut bayinin müşteri portföy listesinin 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında değerlendirmelerin yapılabilmesi için önem arz etmekte olduğunu, davacının talebini 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesine dayandırdığını, bilirkişi raporunun eksik ve hükme elverişsiz olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmede müvekkilinin bayilik sözleşmesini tek taraflı sonlandırma yetkisi bulunduğunu, müşteri portföyünü davacının iddia ettiği gibi bayilerin değil müvekkili şirketin bölge müdürlükleri bünyesinde çalışan satış temsilciliklerinin sağladığını, müvekkili şirketin çalışma sitemine göre ülke çapındaki zincir mağazalarla olan anlaşmaları merkeze bağlı satış müdürlüğünün yaptığını, bölgesel nitelikteki zincir mağaza ve şirketlerle bölge müdürlükleri bünyesindeki satış temsilcilerinin anlaştığını ve müşteri portföyünü belirlediğini, müvekkili şirketin anlaşmış olduğu bayiilerin ise satış temsilciliklerinin anlaşmış olduğu yerlere sadece dağıtım yaptığını, sözleşmenin feshi düzenleyen 16 ncı maddesinde müvekkilinin hiçbir ihtara hacet kalmaksızın işbu sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğu, her ne sebeple olursa olsun sözleşmenin feshi halinde bayinin şirketten hiçbir ad altında herhangi bir talepte bulunamayacağının düzenlendiğini, aynı sözleşmenin 11 inci maddesinde de bayinin bölge sınırları içinde yeterli dağıtımı yapamadığının anlaşılması halinde veya şirketin lüzum görmesi halinde, aynı işle ilgili olarak başka bayilikler kurulabileceğinin bayii buna hiçbir şekilde karşı çıkmadığının ve bu nedenle şirketten hak talep edemeyeceğinin belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemelerinde de tazminat hesabından önce davacı tarafın denkleştirme ve diğer adlar altında herhangi bir tazminata hak kazanıp kazanmadığının sorgulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın redddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile üzerinde düzenleme tarihi ve davalının imzası bulunmayan bayilik sözleşmesinin davalı tarafça dosyaya ibraz edildiği, tarafların dosyaya sunulan sözleşme maddelerine karşı çıkmadıkları, bayilik sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı, sözlü olarak da kurulabileceği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin dosyaya sunulan sözleşme şartları ile kurulduğunun kabul edildiği, davacının bu sözleşme hükümlerine göre davalının Samsun bölgesinde bayiliğini yaptığı, bu bölgede davalı şirketin ürettiği veya üretimini yaptırdığı mallarının dağıtım ve pazarlaması için davacıya dağıtım, depolama ve satış işinin verildiği, sözleşmenin 11 inci maddesinde şirketin bayiye tanıdığı bayilik bölgesi sınırları içerisinde bayinin yeterli dağıtım yapamadığının anlaşılması veya şirketin lüzum görmesi halinde bu sınırların değiştirilmesi veya aynı işle ilgili olarak başka bayilik veya bayilikler kurulmasının şirketin selahiyeti içinde olduğunun, bayinin buna hiçbir şekilde karşı çıkamayacağının ve bu nedenle şirketten hiçbir hak talep edemeyeceğinin düzenlendiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesindeki düzenlemeler çerçevesinde kaldığını diğer bir ifadeyle sözleşmenin acentelik, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme niteliğinde olduğunu ispat külfetinin davacıda bulunduğu, tek satıcılık sözleşmesinin yapımcı ile tek satıcı arasında hukuki ilişkileri düzenleyen, yapımcının ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belli bir coğrafi bölgede tekel hakkına sahip olarak tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da söz konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğü üstlendiği bir sözleşme olmasına göre, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin tek satıcılık sözleşmesi olmadığı gibi davacıya tekel hakkı veren bir sözleşme de olmadığı, denkleştirme tazminatının ise (portföy tazminatı) 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde acentelik sözleşmelerinden kaynaklan portföy oluşturma karşılığı olarak düzenlendiği, aynı maddenin beşinci fıkrasında hükmün hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacağının düzenlendiği, ancak taraflar arasındaki sözleşme yasanın aradığı, acentelik sözleşmesi, tek satıcılık sözleşmesi yada benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerden olmadığı anlaşılmakla denkleştirme isteminin yerine olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin davalının Samsun bölgesinde tek satıcısı olduğunu, davalının süreçte başka şirketle bir ilişkisi olmadığını, sırf sözleşme hükmünden hareketle müvekkilinin tek satıcı olmadığı sonucunun çıkarılamayacağını, fiili duruma bakılması gerektiğini, arada sözleşme dahi yokken müvekkilinin bir başka dosyada fiili duruma göre tek satıcı olarak kabul edildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin dördüncü fıkrasında denkleştirme tazminatından önceden vazgeçilemeyeceğinin belirtildiğini, sözleşmenin 11 inci maddesinde bayinin yeterli dağıtım yapmaması halinin düzenlendiğini, bu yönde bir tespit olmamasına rağmen sözleşmenin feshi halinde fiili olarak tek satıcı olan müvekkilinin portföy tazminatına hak kazanmayacağına karar verilmesinin hakkaniyete de aykırı olduğunu, davalının sunduğu sözleşmenin tek taraflı müzakere edilmeden hazırlandığını ve Mahkemece genel işlem şartlarının değerlendirilmediğini, kaldı ki davalının süresinde cevap dilekçesi sunmadığından savunmanın dayanağı olarak sonradan sunduğu delillerin de kabul edilmemesi gerektiğini, buna muvafakatları olmadığını, davalının bu şekilde sözleşme sunmasına muvafakat etmedikleri gibi sözleşmeye dayalı kararın da bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyeti ve sözleşmenin feshi nedeniyle davacının denkleştirme alacağına hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.