Aramaya Dön

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2017/212
Karar No
K. 2017/212
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/212 Esas - 2018/163

T.C.

SAMSUN

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2017/212 Esas
KARAR NO: 2018/163 Karar
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ...
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 14/03/2017
KARAR TARİHİ: 06/03/2018
KARAR YAZ. TAR.: 08/03/2018

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İSTEM

Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uluslararası marka olan ...'ın SAMSUN temsilcisi, sahibi olduğunu, davalıların ise ... nolu taşınmazın malik ve hissedarı olduğunu, davalılardan ... hissedarı olup, aynı zamanda diğer davalı şirketde Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu, bu yüzden tüm tarafların tacir olduğu için davanın bu Mahkemede açıldığını, müvekkilinin davalıların hissedar olduğu vc 2. maddede bilgileri yazılı taşınmazın satışına aracılık etmek için davalı taraflarla 01.09.2014 tarihinde "Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşmeyi müvekkilinin yanında davalılardan ...'nin kendi adına ve şirket adına da şirket kasesi üzerine Şirket Yönetim Kurulu Başkanı olarak ...'nın imzaladığını, bu sözleşmenin başlangıç tarihinin 1.9.2014 olduğu, bitiş tarihi ise sözleşmeye göre 180 gün sonunda yani 9.3.2015 tarihi olduğunu, taraflar arasında bu sözleşme mevcut iken ve müvekkilinin kendine düşen çalışmaları yaparken, davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak söz konusu taşınmazı müvekkilinden habersiz sözleşme süresi içinde satarak sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşme hükümlerinin oldukça açık olduğu ve sözleşmeye aykırı davranmış olan davalı tarafın, imzalamış olduğu sözleşme gereğince cezai şartı yerine getirmemesi üzerine söz konusu alacak için taraflarınca Sözleşmede imzası bulunan davalılar aleyhine Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4092 esas sayılı dosyası ile ilamız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın ise vekili aracılığı ile 15.3.2016 tarihli dilekçeleri takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek, davalıların Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4092 esas sayılı ilamsız icra takiben yaptığı itirazların iptaline, takibin devamına, sözleşmenin içeriğinin likit olması ve itirazın sözleşmeye aykırılığınında açık ve aleni olması nedeniyle davalı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmede de görüleceği üzere sözleşmeye konu gayrimenkul ...adresinde bulunmakta olup,gayrimenkulün malikleri ... ,... mirasçıları ve müvekkili ... olduğunu, dolayısı ile sözleşmede sorumluluğu (kabul anlamına gelmemek koşulu ile) kendi hissesi oranında olduğunu, tapu kayıtları incelendiğinde gayrimenkulün sözleşmedeki bedelinden değil kat be kat daha düşük bir bedel ile satıldığının anlaşılacağını, davacının huzurdaki davada haksız olduğunu, böyle bir cezai şart alacağının olmasının mümkün olmadığını, zira Tellallık ücretini talep hakkı hemen tellallık sözleşmesinin kurulmasıyla doğmayacağını, eş söyleyişle sözleşmenin kurulmuş olması, ücrete hak kazanılması için yalnız başına yeterli olmadığını, BK.405.maddesi gereğince yaptığı hazırlık veya icra eylediği aracılık akdin kurulmasına müncar olunca tellal ücrete hak kazanacağını, şu halde, davacının tellallık ücretini isteyebilmesi için tellallık sözleşmesinde sözü edilen taşınmaz satışının davacının aracılığıyla ve çalışması ile gerçekleşmiş olması gerektiğini, dolayısı ile davacı sözleşmenin gereğini yerine getirmediği için sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartı da isteyemeyeceğini, davalı banka borcunu ödeyebilmek için acilen taşınmazı satışa çıkardığını, bu konuda kendisine yardımcı olmak ve işlemi hızlandırmak için davacı ile "Intranet Sistemine Alınma Taşınmazın Satılması/Kiralanması Hakkında Aracılık Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyi imzalandığını, bu anlaşma ile davacı 90 günlük süre içinde davalıya ait taşınmazın internette resimlerini yayınlama vs. ilan ile satışına aracılık etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, oysa, davacının internete hiç ilan vermediği, gazete ilanının ise genel ifadeli olup, bu taşınmaza aidiyeti belirsiz kısalıkta olduğu anlaşıldığını, her ne kadar davacı tanıkları taşınmazın birkaç müşteriye gösterildiğini, davalının satıştan vazgeçtiğini bildirmişlerse de, davalının kendi çalışanları olup, bu beyanlarını destekleyecek "üçüncü kişilerle imzalanmış emlak komisyon sözleşmeleri" dosyada sunulmadığını, tarafsız davalı tanıklarının ise, satış için hiçbir işlem yapılmadığını beyan ettiğini, sözleşmeden iki ay sonra taşınmazın davalı tarafından satılmasının da bu beyanlarını doğruladığını, bu durumda davacının, yaptığı hazırlık ile taşınmaz maliki davalı ile alıcıyı bir araya getirip anlaştırdığını ve bunun sonucu olarak, sözleşmenin yapıldığını kanıtlayamadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilinin ikametgahı İstanbul olması hasebi ile yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri olduğundan yetkisizlik kararı verilmesine, davanın reddine, %10'dan az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.

Diğer davalıya usulüne uygun tebligata rağmen, davayı takip etmediği ve duruşmalara katılmadığı anlaşılmıştır.

DELİLLER

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü bilgi ve belgeleri, Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü bilgi ve belgeleri, Gaziler Vergi Dairesi bilgi ve belgeleri, Zafer Vergi Dairesi bilgi ve belgeleri İlkadım Tapu Müdürlüğü bilgi ve belgeleri, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası bilgi ve belgeleri ve Tüm dosya kapsamı.

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 03/04/2017 tarihli yazı cevabi incelendiğinde; Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticari unvanlarından oluşan sicil fihristlerinde yapılan araştırmada ...TC kimlik numarası belirtilen ...'nın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunamadığının bildirildiği görülmüştür.

Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03/04/2017 tarihli yazı cevabı incelendiğinde; Belirtilen ...TC kimlik nolu ...'nın kayıtların tetkikinde, 01/01/2015 tarihi itibari ile dairelerinin Gayri Menkul Sermaya İradı (kira geliri) mükellefi olduğu ve halen faaliyetine devam ettiği, dairelerinde herhangi bir ticari faaliyetinden dolayı mükellefiyeti olmadığının görüldüğünün bildirildiği görülmüştür.

Gaziler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 10/07/2017 tarihli yazı cevabı incelendiğinde; Dairelerinin ... Vergi kimlik numaralı mükellefi ...'un Gayrimenkul Danışmanlık hizmetleri yaptığı, bilanço esasına göre defter tuttuğu, faaliyetinin şahsi ticari kazanç olduğu ve halen devam ettiğinin BİM ve dosya kayıtlarının tetkikinden anlaşıldığının bildirildiği görülmüştür. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası'nın 04/07/2017 tarihli yazı cevabı incelendiğinde; ...'un odalarının ... oda sicil numarasında kayıtlı bulanan ... Ticaret Sanayi Limited Şirketi ortaklarından ve yetkilisi olduğunun bildirildiği görülmüştür. KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, davacının davalılar hakkında başlattığı icra takibine davalıların itirazının iptali istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve belirlenecek niteliğine göre davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemelerinden hangisi olduğu konularında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.

Eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Dosya kapsamında bulunan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ve Gaziler Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazı cevapları uyarınca davacının ...ortaklarından olup ticaret Sicilde kaydı olmakla birlikte dava konusu sözleşmenin tarafı olan ... ilişkin tacir kaydı bulunmadığı, (TTK 18/1.mad. uyarınca tacir, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmekle yükümlüdür) dolayısıyla davacının bu davada tacir sıfatının olmadığı kabul görmüştür. Eldeki dava mutlak ticari davalardan da değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/15-301 Esas ve 2015/2659 Karar sayılı, 23. Hukuk Dairesinin 2016/8180 Esas 2016/5169 Karar sayılı, 20 Hukuk Dairesinin 2016/14385 Esas 2017/644 Karar ve 2016/3005 Esas ve 2016/5831 Karar sayılı ilamları) Şu halde eldeki davanın ticari dava niteliğinde olmadığı, taşınmaz satımına aracılık edilmesine ilişkin sözleşmeye dayanan cezai şart isteminden ibaret olduğu anlaşılan davaya bakmakla görevli mahkemenin Samsun Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.Mahkememizin eldeki davaya bakmakta görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114(1)-c), 115/(2), 138(1) maddeleri gereğince davacının dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,

2.Davaya bakmakta görevli mahkemenin Samsun Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,

3.Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli Samsun Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

4.Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

5.Mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş olduğundan 6100 sayılı yasanın 331/2 hükmü gereğince davaya başka bir mahkeme tarafından bakılması halinde yargılama harç ve giderlerinin söz konusu mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, mahkememiz kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama harç ve giderlerinin hüküm altına alınmasına,

Dair;davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe veya zabıt katibine sözlü beyanın tutanağa bağlanması suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 06/03/2018 Katip ... Hakim ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.