Aramaya Dön

Asliye Hukuk Mahkemesi

Esas No
E. 2024/78
Karar No
K. 2024/170
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/78 Esas
KARAR NO: 2024/170
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/06/2023
KARAR TARİHİ: 19/09/2024

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 24.02.2023 tarihinde "Hizmet (eser) sözleşmesi imzalandığı. Müvekkili firma detayları sözleşme ve proje şartnamesinde belirtilen "..." isimli Web sitesinin yazılım hazırlama ve yayımı işini sözleşmede belirtilen şartlar dahilinde üstlendiği. Davalı, sözleşme konusu web sitesini kişisel kullanım için değil , kullanıcılardan ücret almak ve reklam geliri elde etmek suretiyle ticari gaye ile yaptırmakta olduğu. Sözleşme bedelinin 33.040 TL olduğu. Sözleşmeye konu web sitesi tamamlanıp davalıya teslim edilmiş ancak bu aşamada davalı, ürünü beğenmediği gerekçesi ile sözleşmeden dönmek istediğini belirterek peşinat olarak ödediği 15.000 TL nin iadesini talep ettiği. Davalının sözleşmeden dönmek istemesi ve kalan bakiye bedeli ödemediği gibi peşinatını talep etmesi nedeniyle sözleşmenin 17/4 maddesi gereğince ürünün davalıya teslimi sonrası başlaması gereken 30 günlük test ve revize işleminin başlayamadığı ve işlemlerin bu aşamada durduğu. Müvekkili firma sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davalı, sözleşmeye aykırı davranarak kalan bedeli ödemediği gibi üretim aşamalarından olan teslim sonrası test ve revize dönemi işlemlerinin yapılmasına izin vermemiş ve yine sözleşmenin "gizlilik" başlığı ile düzenlenen ve her iki tarafı da koruduğu gibi her iki tarafa da yükümlülük getiren 15.maddesini ihlal ile "armut.com" isimli internet sitesinde davacı firmanın ticari itibarını zedeleyen, ciddi sayıda müşteri kaybına neden olan kötüleyici yorum ve paylaşımda bulunduğu. Sözleşme konusu yazılım ürünlerinin müşterinin hayal dünyasında tasarlanması, özgün olması, kendisine ait özel bir tasarım, yeni bir fikir olması, farklı bir bakış açısı içermesi gibi nedenler ile dünyada ilk olma özelliği taşıdığı. Davalının tutumunda ısrar ederek ve yorumunu şantaj malzemesi gibi kullanarak davacı firmanın ciddi miktarlarda zarara uğramasına neden olduğu. Müvekkili firmanın müşteri potansiyelinin % 95 kısmı armut.com dan geldiği. Açıklanan nedenlerle; müvekkili firmanın ticari itibarını zedeleyen, yargı kararına dayanmayan, her geçen gün davacının müşteri kaybı nedeniyle zararının büyümesine neden olan, sözleşmenin hükmüne açıkça aykırı kötüniyetli haksız menfaat teminine yönelik bir şantaj malzemesi olarak kullanılan davalının armut.com da yayınlanmakta olan yorum ve paylaşımının kaldırılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, verilen ihtiyati tedbir kararının ...'a bildirilmesini, davamızın kabulü ile davalının sözleşmenin gizlilik başlıklı 15.maddesine açıkça aykırı hareketi nedeniyle sözleşme bedelinin iki katı olan 66.080 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevli mahkemede açılmadığı gibi aynı zamanda yetkili olmayan mahkemede açılmış olduğu, müvekkili için web sitesi ihtiyacı hasıl olması nedeniyle davacı şirkete "Web Sitesi Yazılım Hazırlama ve Yayımı" konulu Eser sözleşmesi düzenlendiği, davacıya kısmi ödeme yapılmış olmasına rağmen davacıya yüklenilen işin yerine getirilmediği, davacı tarafın haksız yere dava açmasının kötü niyetli olduğu, cezai şart koşullarının oluşmadığı. Açıklanan nedenlerle; Görevli ve yetkili mahkeme olan Çankırı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikrî Ve Sınaî Haklar Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Tpmk kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin gizlilik başlıklı 15. Maddesinin davalı tarafınca ihlal edilip edilmediği ihlal edilmesi durumunda cezai şart talebinin edilip edilmeyeceği taleplerin haklı yerinde bir talep olup olmadığına ilişkin yapılan yargılama yapılmış olup,

FSEK 1. Maddesine göre bu Kanun'un amacı “Fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo- televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, esas ve usullere aykırı "yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir. ” şeklinde belirtilmiştir.

Fikri hukukta, zihinsel bir çabanın sonucunda yaratılan her türlü ürünler değil, “eser” niteliğini haiz fikri ürünlerin korunması esastır. Zira, sıradan, herkes tarafından yaratılabilecek, her hangi bir özellik taşımayan ürünlerin korunması hem zor, hem de gereksizdir. Bu sebeple, fikri hukukta himaye göreceği kabul edilen fikri ürünlerin, bir takım özellikleri taşıması gerekmektedir. FSEK'nun “Tanımlar” başlıklı 1/B Maddesine göre “eser”; Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder. Bilgisayar programlarının, kendine özgü nitelikler taşısa da, FSEK'te belirtilen diğer. eserlerden belirgin bir farklılığı bulunmamaktadır. Bu sebeple FSEK'da sayılan diğer eserler gibi, yukarıda belirtilen “eser” ile ilgili genel özellikleri taşıması kaydıyla FSEK 'nun tanıdığı fikri korumadan yararlanır.

FSEK 2. maddeye Madde 2 – İlim ve edebiyat eserleri şunlardır: 1. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları, 2. (Değişik: 1/11/1983 - 2936/1 md.) Her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, Pandomimalar ve buna benzer sözsüz sahne eserleri 3. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, herçeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri. (Ek: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar.

FSEK 52. maddeye göre Mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ferden gösterilmesi gerekmektedir. Yanlar arasında, bu koşula uyan bir devir bulunmadığı ve davalı da aksine kanıt göstermediğinden mali hakkın izinsiz kullanımla tecavüze uğradığının kabulü gerekmektedir.

FSEK'te eser ve eser sahipliği tanımlanmakla birlikte eser sahibinin hakları da mali ve manevi haklar olarak ikiye ayrılmıştır. Eser sahibine tanınan bu haklar mutlak ve inhisari nitelikte olup, sahibine tek başına kullanma ve herkese karşı ileri sürebilme yetkisi sağlar. Eser sahibinin hakları mali ve manevi haklar olarak ayrılmış olsa da esasen eser üzerindeki bu hakları birbirinden ayırmak kolay değildir. Başka bir deyişle mali hakların manevi bir yönü, manevi hakların ise mali bir yönü daima mevcuttur.

FSEK'te eser sahibine tanınan mali ve manevi haklar sınırlı sayı yöntemi ile belirlenmiştir. Bu kapsamda eser sahibine tanınan manevi haklar; eserin umuma arz yetkisi (m. 14), adın belirtilmesi yetkisi (m. 15/1), eserde değişiklik yapılmasını menetme yetkisi (m. 16 ve m. 17/2) ve eserin aslına ulaşma ve eseri sergileme hakkı (m. 17/1 ve 17/3) şeklindedir. Eser sahibine tanınan mali haklar ise; işleme hakkı (m. 21), çoğaltma hakkı (m. 22), yayma hakkı (m. 23), temsil hakkı (m. 24), işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı (m.

25.şeklinde ifade edilmiştir. Bununla birlikte FSEK'in mali ve manevi hakları düzenleyen hükümlerinden farklı bir bölümde düzenseler de pay ve takip hakkı (m. 45), cayma hakkı (m.

58.ve vazgeçme hakkı (m.

60.da FSEK'in eser sahibine tanıdığı haklardandır.

FSEK'te eser sahibine tanınan mali haklar, eser sahiplerine ayrıca bu haklardan iktisaden yararlanma yetkisini de sağlamaktadır. Eser sahibi, eserinden yararlanabilmek için eserle ilgili kendisine tanınan mali haklar üzerinde üçüncü kişilere bazı yetkiler tanımak hatta hakları devir etmek durumundadır. Bu itibarla FSEK'te eser sahibine tanınan mali hakların veya bunların kullanım yetkisinin hukuki işlem ve tasarruflara konu edilebileceği kabul edilmiştir. FSEK'in 48/1 maddesi “Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler.” hükmünü haizdir. Ayrıca eser sahibi veya mirasçıları mali hakları devretmeyip sadece kulıanma yetkisini de ruhsat olarak isimlendirilen bir sözleşme ile diğer bir kişiye bırakabilirler. Bu durum ise FSEK'in 48/2 maddesinde “Mali hakları sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir (Ruhsat).” şeklinde ifade edilmiştir.

FSEK'in 48. maddesinde sadece “mali hakların” veya “bu hakların kullanım yetkisinin” devrinden söz edilmekte; manevi hakların devrinden ise söz edilmemektedir. Dola''ısıyla FSEK'in 48 vd. maddelerinde düzenlenen husus manevi hakların veya bunların kullanım yetkisinin devri değildir. FSEK'in 48. maddesi gereğince eser sahibi, sahip olduğu mali hakları tek tek veya bir bütün olarak devredebilir; zira mali haklar birbirine bağlı olmadığından bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmemektedir (FSEK m. 20/1). Örneğin eser sahibi eserin çoğaltma ve yayma haklarını bir yayınevine, temsili hakkını bir tiyatro grubuna, temsilin bulunduğu yerden yayın yoluyla umuma iletimi hakkını bir yayın kuruluşuna, eserin tercüme edilerek işlerimesi hakkını bir başka kişiye devir edebilir.

Bununla birlikte malt hakkın tamamının devredilme zorunluluğu bulunmayıp; yalnızca bir parçası dahi, üçüncü bir kişiye devredilebilir. Örneğin eser sahibi FSEK'in 24. maddesi gereğince yazılı eserinin temsil hakkı kapsamında olan okumak, çalmak, oynamak ve göstermek yetkilerinden yalnızca göstermek veya oynamak biçimindeki temsil hakkını; yine FSEK'in 25/1 maddesi gereğince yazılı yayın yoluyla umuma iletim hakkı kapsamında olan sadece televizyon yoluyla göstermek suretiyle umuma iletim hakkını başkasına devredebilir. Bu hâllerde temsil ve umuma iletim hakkının devir edilmeyen kısımları eser sahibinde olmaya devam eder. Herhangi bir mali hak devir olunduğunda eğer tasarruf işleminde ayrıca bir sınırlama yapılmamışsa hak, mevcut kapsamdaki tüm yetkilerle birlikte devralana intikal eder. Örneğin çoğaltma hakkında herhangi bir sınırlama olmaksızın devir olunmuş ise eserin baskı usulü ile yahut dijital biçimde veya plak, CD, DVD gibi ortamlara çoğaltılması da hakkın kapsamında sayılır. Görüldüğü üzere mali hakların devri, hiçbir kayıt ve şarta tabi tutulmadan süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlandırılmadan yapılabileceği gibi süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlandırılarak da yapılabilmektedir. Öte yandan malt hakkın devrine FSEK'in 48. maddesinde yazılı süre, yer ve muhteva dışında örneğin kitap veya konser biletinin satış fiyatının belirlenmesi, dağıtımın şekli gibi sözleşmesel sınırlandırmalar da getirilmesi mümkündür. Sözleşmenin taraflarıyla doğrudan ilgili olan sözleşmesel sınırlamalar FSEK'in 48. maddesi kapsamından olmadığından bu durumlarda FSEK uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Eser üzerindeki mali ve manevi hakları ihlal edilen kişi, FSEK'nun 66. maddesi uyarınca, tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini (ortadan kaldırılmasını), 69. madde uyarınca muhtemel devam eden tecavüzlerin men'ini (önlenmesini), 68. madde uyarınca, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedel itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir.

Somut olayda; Taraflar arasında düzenlenen web tasarım proje esas sözleşmesindeki cezai şartın gerçekleşip gerçekleşmediği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme incelenmesinde davacının tacir sıfatını taşıdığı, davalının ise kurumlara yazılan müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere vergi kaydının bulunmadığı, potansiyel vergi numarasının Türkiye Cumhuriyeti tüm vatandaşlar için verilebileceği potansiyel vergi numarasının almasının tacir için geçerli bir kıstas olmadığı ticaret sicil müdürlüğü kaydında da davalının tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmış olup bütün bu durumlar karşısında taraflar arasındaki yetki sözleşmesindeki yetkili yerin HMK 17 kapsamında davalı bakımından geçerli olup olmayacağı incelenmesi gerekmekte olup HMK 17'de açıkça düzenlendiği üzere tacire veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabileceklerine ilişkin düzenleme bulunduğu dolayısıyla bu düzenlemenin tacirler ve kamu tüzel kişileri bakımından bağlayıcı olduğu davalının tacir sıfatının bulunmadığı dosyadaki bilgi ve belgeler üzerinden anlaşıldığından davalının süresi içeresinde yetki itirazında bulunduğundan yetki itirazının kabulüne dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Her ne kadar taraflar arasında yetki sözleşmesi var olsa da davalının ticari kaydının bulunmaması, tacir sıfatını taşımadığı anlaşıldığından, HMK'nun 17.maddesinde düzenlenen yetki sözleşmesinin davalı açısından geçerli olmadığından, davalının süresi içerisinde yetki itirazında bulunması nedeniyle, yetki itirazının kabulü ile, Yetkili mahkemenin Çankırı... Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğuna,

Karar kesinleştiğinde ve süresinde talep yapıldığında dosyanın yetkili olan mahkemeye gönderilmesine, süresi içinde kanun yoluna gidilmeyerek kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, Harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirileceğine, süresinde gönderme başvurusu yaptırılmadığı takdirde karar kesinleştiğinde yargı giderleri hakkında karar verilebileceğine,

Dair taraf hazır bulunan davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Yasa Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 19/09/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK HUKUK Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.17
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.