Esas No
E. 2023/1611
Karar No
K. 2024/4348
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2023/1611 E.  ,  2024/4348 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/576 Esas, 2022/1764 Karar
HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/881 E., 2019/337 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.05.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ....ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında varılan anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından "Seamless Casing (Muhafaza Borusu)" malzemesinin yurt dışından temin edilerek gümrükte davalı şirkete teslim edildiğini, 30.01.2018 tarihli 215.000,00 USD bedelli faturanın tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket tarafından USD çek koçanlarının bulunmadığı, bu nedenle TL cinsinden çek tanzim edileceği, fiili ödeme tarihinde kur farkı doğması durumunda bu fark için de ayrıca ödeme yapılacağı bildirilerek, fatura tarihindeki kur üzerinden 30.06.2018, 31.07.2018 ve 30.08.2018 vadeli 3 adet TL cinsinden çek keşide edilerek müvekkili şirkete teslim edildiğini, çeklerin vadelerinde tahsil edildiğini, ancak fatura tanzim tarihi ile çek tahsil tarihleri arasında fark bulunduğundan 09.10.2018 tarihli kur farkı alacağı için fatura düzenlendiğini, faturanın ısrarla davalı şirket yetkililerince tebliğ alınmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın tahsil ettiği son çek tarihinden 1 ay 9 gün geçtikten sonra kur farkı alacağına ilişkin ikinci bir fatura düzenlemesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen 3 adet çekin tahsilat makbuzu ile davacıya teslim edildiğini, hiçbir ihtirazi kayıt ve çekince beyan edilmeden kabul edilen ve gününde tahsil edilen çekler nedeniyle davacının kur farkı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından düzenlenen fatura USD cinsinden olduğundan kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de, dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirket tarafından davacı şirkete 09.04.2018 tarihli tahsilat makbuzu ile teslim edilen 3 adet çek ile ödemede bulunulduğu, fatura üzerinde ödemenin fatura tarihinden 180 gün sonra yapılacağının yazılı olduğu, çekin ödeme vasıtası olup döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesinin verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen ödemeyi TL üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yabancı para üzerinden kesilen faturaya davalının itiraz etmediğini, ödemenin aynen ya da fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden yapılması gerekirken fatura tarihindeki döviz kuru üzerinden TL cinsinden ve vadeli olarak yapılması nedeniyle müvekkilinin bakiye alacağının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin satış bedelini vadeli olarak ödemesi ve USD cinsinde çek yaprağının bulunmaması nedeniyle çeklerin fatura tarihindeki kur üzerinden düzenlendiğini, çeklerin borcun tamamını karşıladığı yönünde müvekkilinin kabulünün bulunmadığını, davalının USD cinsinden çek defterinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, her ne kadar çek ödeme aracı olsa da çeklerin vade tarihinden önce bankaya ibrazı yasaklandığından vadeli çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kur farkı alacağının oluştuğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, satış faturası yabancı para üzerinden düzenlenmiş ise de ileri tarihli TL olarak düzenlenen çekleri kabul eden davacının artık kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kur farkı faturasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3.Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, kur farkı alacağına dayalı takibe yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı, davalıya satıp teslim emtiaya karşılık çekle ödeme yapıldığını ancak kararlaştırılan ödeme günü ile tahsil tarihi arasında kur farkı oluştuğundan bahisle alacak talebinde bulunmuştur. Davalı, davacıyla kur farkına dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını kaldı ki çeklerin gününde ödendiğini bu nedenle ilave olarak kur farkına ilişkin fatura düzenlemenin yerinde olmayıp haksız talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki akdi ilişkinin döviz cinsinden parayla kurulduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, çekle ödemeyi kabul eden alacaklının bilahare kur farkı talep edip edemeyeceği hususunda toplanmaktadır.

Çek, bir ödeme vasıtasıdır, ileri tarihli keşide edilse dahi muhataba ibraz halinde ödenmesi gerekir. Nitekim Dairemiz kararlarında açıkça zikredilmese de mealen “döviz alacağına mukabil çekle ödemeyi kabul eden alacaklı, dilediği takdirde derhal ibraz imkanı bulunduğu halde, borçluya atıfet tanıyarak, keşide tarihini bekleyip, bedelini tahsil ettikten sonra geriye dönük kur farkı isteyemez” anlayışı, güven teorisine dayanıyordu.

Ne var ki, çekle ilgili düzenlemeler TTK’nun yanı sıra, 5941 sayılı Çek Kanununda da yer almaktadır. Anılan kanunun Geçici Madde 3/5 maddesi “31/12/2025 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir” hükmünü içermekle çeki de tıpkı bono gibi bir kredilendirme aracı haline getirdiği ve fiilen vadeli çek düzenlemeye cevaz verdiği gözlemlenmektedir. Bu madde ilk defa 2008 yılında yürürlüğe girmiş ama lüzumuna binaen, her seferinde tarih ötelenmek suretiyle ( son olarak Aralık 2025) geçicilik, bir nevi kalıcı hale getirilmiştir.

Yargıtay uygulamalarında istikrarı sağlamak, hukuk güvenliği ilkesi gereğidir. Ne var ki içtihadın oturduğu hukuki zemin değişmişse aynı anlayışta ısrar etmenin haklı bir gerekçesi kalmamaktadır. Bu nedenle 5941 sayılı Çek Kanunu Geçici Madde 3/5 maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde keşide edilen çeklerle ilgili önceki uygulamadan vazgeçilmesi elzemdir. Açıklanan gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi karanın onanması yönünde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.