Esas No
E. 2024/591
Karar No
K. 2024/1409
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/591

KARAR NO: 2024/1409

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:09/11/2023

NUMARASI:2022/756 Esas - 2023/709 Karar

DAVA: Genel Kurul Kararının İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024

Taraflar arasındaki Genel Kurul Kararının İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin murisi ...'in 07/09/2020 tarihinde vefat ettiğini, Sarıyer ... Noterliği' nin 02/11/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca murisin mirasının 4 pay kabul edilerek dört mirasçının birer paya sahip olduklarının belirlendiğini, müvekkilinin murisi müteveffa ...'in davalı şirketin %50 hissedarı olduğunu, şirketin %25'i oğlu ...'e %25'inin ise diğer oğlu ...'e ait olduğunu, murisin vefatı ile murise ait hisselerin kanun gereği müvekkilinin de aralarında bulunduğu mirasçılara geçtiğini, davalı şirketin 02/12/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında müvekkilinin pay devrinin kabulüne karar vererek müvekkilinin pay sahibi olduğunun tespit edildiğini, ortağın ölümüne bağlı olarak mirasçıların pay geçişinin kanundan dolayı olduğunu, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, müteveffanın ölümü sonrası aile içinde mirasın paylaşımı hususunda anlaşmazlıklar yaşandığını ve karşılıklı davalar açılarak halen devam ettiğini, müteveffanın vefatı sonrası şirketin yarı hissesini elinde bulunduran erkek çocuklardan oluşan ortakların kız kardeşlerinin pay devrini hukuka aykırı şekilde reddettiklerini, anneleri olan müvekkilinin ise pay devrini onayladıklarını, kız kardeşlerinin pay devrine yönelik davalarının halen devam ettiğini, bu sırada davalı şirketin aynı zamanda müdürleri olan ortakların pay devrini onayladıkları anneleri olan müvekkilinin davalar süresince zor durumda bırakabilmek amacıyla tamamen kötü niyetli olarak kar payı dağıtımını engellediklerini, kar paylarının vazgeçilmez bir hak olduğunu, pay sahibinin mecburiyetten doğan kar payı hakkından vazgeçilemeyeceğini ve bertaraf edilemez hak olduğunu, karın dağıtılmayarak şirketin yedeklerine eklenmesine ilişkin kararın yasaya aykırı olduğunu, 2021 yılı faaliyet raporunda şirketin net karının yaklaşık 12 milyon TL olarak belirlenmiş iken şirket müdürlerine yıllık ödenecek maaş miktarının toplamda yaklaşıl 2,5 milyon TL'yi bulduğunu, şirketin yıllık karının 5 te biri oranında müdür maaşı belirlenmesinin hakkın kötüye kullanılmasının açık bir göstergesi olduğunu, bu hususta emsal olacak Yargıtay kararları bulunduğunu, dava konusu şirketin bir aile şirketi olduğunu, şirket müdürlerinin aynı zamanda şirket ortakları ve davacı müvekkilinin oğulları olduğunu, taraflar arasında süregelen birçok davanın söz konusu olduğunu, davacı müvekkilinin 72 yaşında olup müteveffa eşinden kalan emekli aylığı dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığını, davaya konu karara imza atan ortaklardan müvekkilinin çocuklarının annelerinin maddi durumunu bildiğini ve kötüniyetli olarak hareket ettiklerini, aynı karar altında hem şirket kar payının dağıtılmamasına karar alırken, bir taraftan da şirket müdürü sıfatı ile kendilerine aylık 100.000 TL gibi yüksek bir maaş belirlediklerini, şirketin aylık sadece müdürlerine 200.000 TL maaş ödenmesine karar verilirken, kar payının hiç dağıtılmamasının açık bir kötüniyet göstergesi olduğunu, 2021 yılı faaliyet raporunda şirketin net karının yaklaşık 12 milyon belirlenmiş iken şirket müdürlerine yıllık ödenecek maaş miktarının toplamda yaklaşık 2,5 milyonu bulduğunu, şirketin yıllık karının beşte biri oranında müdür maaşı belirlenmesinin hakkın kötüye kullanılmasının açık bir göstergesi olduğunu beyan ederek 01/07/2022 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptaline, kar payı dağıtılmaması ve şirket müdürlerinin maaşlarına yönelik kararlarının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı ... tarafından şirketin yüzde elli ortağı olan müteveffa ...'in vefatı sonrası 08.11.2020 tarihinde İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2020/41 esas sayılı tereke dosyası ile müteveffaya ait terekenin tespiti, resmen yönetilmesi ve tasfiyesi istemli dava açıldığını, ilgi dosya kapsamında terekenin yönetilmesi için 02.12.2020 tarihinde tereke temsilcileri atandığını ve terekenin halen daha temsilciler tarafından yönetildiğini, bu sebeple davanın mirasçı tarafından açılabilmesinin mümkün olmadığını, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi halinde ise davacının Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde huzurdaki davayı açabilecek kişilerden olmadığını, davacı ...'in bu şartları sağlamadığını, müteveffa ...'in terekesinin taksim edilmediği, dolayısıyla elbirliği mülkiyetin geçerli olduğu, davacının mirasçısı olduğu terekenin temsilciler aracılığıyla yönetildiği, bu temsilcilerin usulüne uygun yapılan genel kurul toplantısına iştirak ettikleri ve tüm kararların oybirliği ile alındığı değerlendirildiğinde, davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin üretim kapasitesini arttırmayı hedeflediğinden makine ve teçhizat yatırımları yapacağını, bu yatırımlar amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından İthalat Genel Müdürlüğü'nün iznine istinaden 03.03.2022 belge tarihli, .... belge nolu yatırım teşvik belgesinin mevcut olduğunu, bu yatırımın teşvik belgesinde görüleceği üzere müvekkili şirketin 43.940.000,00 TL'yi aşan miktarda ithal makine ve yaklaşık 20.000.000,00 TL'ye varan yerli makine olmak üzere toplamda 60.000.000,00 TL'yi aşan bir miktarda yatırım gerçekleştireceğini, nitekim şirketin yüzde elli payı hususunda oy kullanma yetkisini haiz müteveffa ... terekesi temsilcileri ile birlikte kar payının dağıtılmayarak yatırım yapılması hususunun genel kurulda görüşülerek oy birliği ile kabul edildiğini, 01.07.2022 tarihli genel kurul toplantısında, müdürlerin maaşlarının yükseltilmesi hususunda karar alındığını, mevcut durumda müdürlerin maaşının 100.000,00 TL'ye yükseltildiğini, ülkemizin ekonomik durumu, enflasyonun yüksekliği, döviz piyasasının hareketliliği, alım gücünün düşmesi ve asgari ücrete yapılan zamlar göz önüne alınarak müdürlere ödenmesi kararlaştırılan ücretin emsallerine uygun olması sebebiyle genel kurul kararının iptali isteminin reddi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu Madde 448(3) uyarınca davalı şirketin uğrayacağı muhtemel zararlar için teminat taleplerinin olduğunu, davanın kötüniyetle açıldığından Türk Ticaret Kanunu madde 451 uyarınca davalı şirketin itibarı zedelendiğinden maddi ve manevi tazminat davası açma hakları saklı tuttuklarını, müvekkili şirketin dava sonunda haklı çıkması halinde muhtemel zararlarının karşılanması adına,

TTK 448(3) uyarınca uygun bir teminat belirlenmesine ve davalı tarafından karşılanmasına, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, reddedilmemesi halinde, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine, reddedilmemesi halinde, davaya konu Genel kurul kararlarının usul ve yasaya uygun olması sebebiyle davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... muris ...' in terekesinin tereke idare memurları Av. ... ve ... tarafından idare edildiği, tereke idare memurluğu vekilinin 17.07.2023 tarihli beyan dilekçesi ile tereke idare memuru vekilinin 09.11.2023 tarihli duruşmada alınan sözlü beyanı dikkate alınarak tereke idare memurlarının açılan davaya muvafakat etmedikleri anlaşılmakla davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in murisi ...'in 07/09/2020 tarihinde vefat ettiğini, Sarıyer .... Noterliği 02/11/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca murisin mirası 4 pay kabul edilerek dört mirasçının birer paya sahip olduklarının belirlendiğini, müvekkilinin murisi müteveffa ... davalı ... Şirketinde %50 (yüzdeelli) hissedarı olduğunu, Şirketin %25 hissesi müteveffanın oğlu ...'e ve %25 hissesi müteveffanın diğer oğlu ...'e ait olduğunu, davalı şirket 02/12/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davacı müvekkilinin pay devrinin kabulüne karar vererek müvekkilinin pay sahibi olduğunu tespit ve tescil ettiğini, davaya konu olağanüstü genel kurul toplantısı ekinde bulunan ... Şirketi 01.01.2020 - 31.12.2020 Dönemi Yıllık Faaliyet Raporunun Finansal Duruma ilişkin 5. maddesinde;"..Şirketin 2020 yılında vergi sonrası 7.032.030,97 TL kazanç sağladığını, şirket sermayesini korumakta olup şirketin varlıklarının borcunu ödemeye yeterli olduğunu, yüksek Mahkeme kararları ışığında davaya konu Olağanüstü genel Kurul kararının yasaya ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu aşikar olup, iptali gerektiğini, davanın halefiyet esasına göre tereke adına açılmamış olması ve limited şirket ortağı davacının taraf sıfatı (aktif husumet ehliyeti) bulunması ve yine Yargıtay 1 Hukuk Dairesi 2016/2470 E., 2016/4869 K. ile Yargıtay uygulamalarına göre paylı mülkiyet hükümleri uygulanması gerekirken uygulanmaması nedeni ile kanunun olaya uygulanmasında ve hukukı nitelendırme ve degerlendirmede yanılgıya düşülerek hata edildiğinden, İstanbul 19 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/756 E, 2023/709 K ve 09/11/2023 tarihli yasaya ve usule aykırı kararın istinafen kaldırılmasına, davanın esası hakkında davanın kabulü ile davalı şirketin 01/07/2022 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulunda kar payı dağıtılmaması ve şirket müdürlerinin maaşlarına ilişkin alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 01/07/2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında kar payı dağıtılmaması ve şirket müdürlerinin maaşlarına ilişkin alınan kararların iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş , karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili, müvekkilinin miras yoluyla davalı şirkete ortak olduğunu, murisin vefatı ile murise ait hisselerin kanun gereği müvekkilinin de aralarında bulunduğu mirasçılara geçtiğini, davalı şirketin 02/12/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında müvekkilinin pay devrinin kabulüne karar vererek müvekkilinin pay sahibi olduğunun tespit edildiğini, beyan ederek 01/07/2022 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulunda kar payı dağıtılmaması ve şirket müdürlerinin maaşlarına ilişkin alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2020/41 esas sayılı tereke dosyası ile müteveffaya ait terekenin tespiti, resmen yönetilmesi ve tasfiyesi istemli dava açıldığını, ilgi dosya kapsamında terekenin yönetilmesi için 02.12.2020 tarihinde tereke temsilcileri atandığını ve terekenin halen daha temsilciler tarafından yönetildiğini, terekenin taksim edilmediğini, davacının genel kurul toplantısının çağrısı usulüne uygun olarak yapılmadığı iddiasında bulunmadığı gibi çağrının yapılmasında herhangi bir usulsüzlük de bulunmadığını beyan ederek davacının eldeki davayı açmasının mümkün olmadığını savunmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davanın terekeye temsilcinin muvafakati olmadan görülmesinin mümkün olup olmadığı noktasındadır. Dosya kapsamına göre davalı şirkette ... Ve ...'in %25er, muris ...'in %50 hissesi bulunduğu, ...'in 07.09.2020 tarihinde vefat ettiği ve Sarıyer ... Noterliği' nin 02.11.2020 tarih ve ...yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca davacı dahil 4 mirasçısı bulunduğu, İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2020/41 esas sayılı tereke dosyasında murise ait terekenin tespiti, resmen yönetilmesi ve tasfiyesi istemli dava açıldığı anlaşılmaktadır.İptal istemine konu 01.07.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davalı şirket paylarının toplam itibari değeri 8.000.000,00 TL olan 320.000 payın 160.000 payı muris ... tereke temsilcisi ile geri kalan 160.000 payı asaleten toplantıda temsil edildiği, toplantı başkanlığına ...'in, tutanak yazmanlığına ...'un seçilmesine, müdürler kurulu tarafından hazırlanan 2020 ve 2021 yıllarına ait faaliyet raporunun oy birliği ile kabul edilmesine, 2020 ve 2021 yıllarına ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının oy birliği ile tasdikine, Müdürler Kurulu üyelerinin kendi paylarına düşen oy haklarını kullanmayarak oy birliği ile ibra edilmelerine, şirket müdürlerinin 2022 aylık maaşlarının 100.000 TL net olarak ödenmesinin oybirliğiyle kabulüne karar verildiği görülmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 596. maddesinde "(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. (2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır. (3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez. (4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu yasa hükmü uyarınca limited şirketlerde murisin ölümü üzerine payları, hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılarına intikal ettiğinden Türk Medeni Kanunu'nun 701.maddesindeki iştirak hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmamaktadır.

Bu kapsamda mirasçılar, ortaklık payının kendilerine isabet eden kısmında doğrudan mülkiyet hakkını kazanmaktadır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 05.07.1983 Tarihli 1983/3374 Esas 1983/3550 Karar sayılı kararı;Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 17.9.2012 Tarihli 2011/6203 Esas 2012/13489 Karar sayılı kararı) TTK'nun 596. maddesine göre anonim şirket hisselerinin aksine limited şirket hisseleri terekeye dahil olmadan mirasçılara doğrudan intikal etmekte olup, (Yargıtay 11 HD nin 2019/1597 Esas 2019/8206 Karar sayılı 16.12.2019 tarihli kararı) bir payın miras yoluyla iktisabı için aranan herhangi bir şekil şartı bulunmadığı gibi iktisap için diğer ortakların iznine de gerek yoktur.Diğer yandan TTK'nın "iptal davası açabilecekler" başlıklı 446.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği düzenlenmiş olup, somut olayda TTK'nın 596.maddesi gereğince davacının eldeki davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile işin esasına girerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.