20. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1527
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 14/06/2024 (Ara Karar)
NUMARASI : 2024/262 Esas (derdest dosya)
TALEP
İhtiyati Haciz TALEP TARİHİ : 30/04/2024 BAM KARAR TARİHİ : 10/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2024 ara karar tarihli, 2024/262 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP
İhtiyati Haciz Talep Eden / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davaya konu trafik kazasında yaralandığını ve bu süreçte hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok zorlu bir süreçten geçtiğini bu yüzden çalışmakta olduğu işine uzunca bir süre ara verdiğini, bu yüzden adli yardım taleplerinin bulunduğunu, müvekkili ..., 27/09/2023 tarihinde çalışmakta olduğu ... Hastanesinden çıktığı saatler olan 20.00 sularında, ... Devlet Hastanesi yönünde kaldırımda yaya olarak giderken Eski Havaalanı Caddesi ile 8780/1 Sokak üzerindeki ışıklarda yayalara yeşil ışık yandığı sırada karşıya geçmekteyken, ... (T.C. No:...) isimli sürücü, sigortalı ...'nın sahibi olduğu ve ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanmış olan ... plaka sayılı 2017 model ... marka motosiklet ile müvekkiline çarparak müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, meydana gelen bu olayda, araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu ve kaza tespit tutanağına göre, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-a maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiğini, olay günü gelen ambulanslar ile müvekkilinin Çiğli Devlet Hastanesine sevk edildiğini, burada gerçekleşen tedavisinde basit tıbbi müdahale ile giderilemez düzeyde yaralandığını, burnunda ve çenesinde kırık olduğunu ve dişlerinin kırıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin yüz bölgesinde gerçekleşen kırıklar ve hasarlar nedeniyle müvekkilinin psikolojik olarak da zor günler geçirdiğini, müvekkilinin tedavisinin devam ettiğini, bu bağlamda bu kaza nedeniyle yapmış olduğunu ve yapacağı tedavi giderlerinin kendisine ödenmesinin gerektiğini, 31/08/2000 doğumlu müvekkilinin geçirdiği kaza nedeniyle beden gücü kayıp oranına göre yaşına, aktif ve pasif yaşam süresine karşı sürücünün asli kusuruna göre belirlenecek maddi tazminat ödenmesi gerekmekte olduğunu, adli yardım taleplerinin kabulüne, 27/09/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında kazalı müvekkilinin bedensel zarara uğraması nedeniyle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 6100 sayılı yasanın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak olarak şimdilik 500,00-TL tedavi giderleri, 500,00-TL kazanç kaybı, 100,00-TL çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, 100,00-TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olmak üzere toplam 1.200,00-TL maddi tazminat tutarının, araç sahibi ve sürücü yönünden olay tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, 100.000,00-TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen işleten ve sürücüden tahsiline, işleten ve sürücünün taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "...Dava konusu olay haksız fiil olan trafik kazasından kaynaklandığından oluşan 1.200,00-TL maddi tazminat tutarı içinde haczi kabil mal varlığının bulunabileceği, tarafların menfaat dengesi, ihtiyati haciz müessesenin amacı, orantılılık ve ölçülülük durumu, kolaylıkla tahsili mümkün olan bir miktar için ihtiyati haciz verilemeyeceği, tarafların kusur durumlarının net şekilde belirlenmemiş olması,bu aşamada dosyaya sunulan bir kusur raporunun bulunmaması ,tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın şartlarına göre manevi tazminatın taktirinin mahkemeye ait olması ve bu aşamada manevi tazminatın varlığını ve/veya tutarını belirlemenin mümkün olmaması karşısında manevi tazminat alacağı ile ilgili olarak ihtiyati haciz verilemeyeceğinden tüm hususlarının bir bütün olarak gözetildiğinde, İİK.257 vd.madde hükümünde öngörülen yasal şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından talep edenin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerektiği.." gerekçesiyle "...Davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı ihtiyati haciz talep eden / davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:
İhtiyati Haciz Talep Eden / Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararda da belirtildiği üzere, İİK'nin 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, buradaki ispatın tam bir ispat olmadığını, kanunda ihtiyati haciz için aranan tüm şartlar eldeki davada gerçekleşmiş durumda iken mahkemece gerekçesiz bir şekilde ve genelgeçer ifadelerle taleplerinin reddedilmesine anlam verilemediğini, mahkeme, maddi tazminat olarak belirttikleri alacaklarının kolaylıkla tahsilinin mümkün bir tutar olduğunu, manevi tazminat ile ilgili olarak ise ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini belirterek hataya düştüğünü, müvekkilinin gerçekteki maddi zararının belirtildiği kadar düşük olmadığını ancak müvekkilinin, davayı açtığı tarihte bunu belirleyebilecek durumda olmadığından davalarının fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak eldeki davanın açıldığını, öte yandan manevi tazminat yönünden ihtiyati haciz kararı verilebileceğinin emsal kararlar ile sabit olduğunu, müvekkilinin yaşadığı kaza nedeniyle, fatura vb. belgelerle ispatlı olduğu üzere maddi zararları doğmuş olduğuna ve yüzünde görünür yerde ve vücudunun diğer bölgelerinde oluşan hasarlar nedeniyle ve yaşadığı uzun tedavi süreçleri nedeniyle manevi zararların doğmuş olduğuna şüphe bulunmadığını, öte yandan gerçekleşen kazada sürücünün ehliyetsiz olduğunun tespit edildiğini, bu haliyle kusur oranları net şekilde bilinmese dahi, sürücüye kusur atfedileceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, mahkeme her ne kadar henüz kusur durumlarının net şekilde belirlenmemiş olduğunu belirtmiş ise de, ihtiyati haciz yönünden tam bir ispat aranmadığını, mahkemenin bizzat kararında dahi belirtilmiş iken, böyle bir gerekçeye yer verilmesine anlam verilemediğini, bu halde yaklaşık ispat koşulunun da sağlanmış olduğu dikkate alınarak başvurularının kabulüne karar verilmesini, açıklamış oldukları sebepler ve ekte sunulu emsal karar dikkate alınarak başvurularının kabulüne, ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, İİK.'nun 257 vd.madde hükümlerine göre yapılmış ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiş; hüküm ihtiyati haciz talep eden / davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.
İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken ise alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır.
Somut olayda, 27/09/2023 tarihli kaza tespit tutanağına göre, davalı sürücü ...'un motosikleti ile seyir halinde iken kendisine yeşil ışık yanması üzerine seyrine devam ettiği sırada, kendisine sinyalize ışığın kırmızı yandığı esnada yolun karşısına geçmek isteyen davacı yayaya çarpması neticesinde gerçekleşen trafik kazasında davalı sürücünün KTK'nun 52/1-A maddesindeki, davacı yayanın KTK'nun 68/1-b-1 maddesindeki kuralı ihlal ettiklerinin tespit edildiği, ceza soruşturma dosyasında kusur raporunun mevcut olmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan uzman görüşünde davacının burun kırığı ve diş kırığı oluşacak şekilde yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezliğinin %0 olduğunun mütalaa edildiği, soruşturma aşamasında alınan adli tıp şube müdürlüğünden alınan raporuna göre davacının alt çene dudak alt sınırına paralel yaralanmasının sabit iz niteliğinde olduğu, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olmadığının belirlendiği görülmüştür.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ve HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması, ihtiyati haciz talebi için yaklaşık ispatın bu aşamada gerçekleşmemiş olması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.İhtiyati haciz talep eden/ davacı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2024 tarihli ve 2024/262 Esas sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı adli yardımdan faydalandığından ve harçtan muaf olduğundan istinaf harçları konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
3.İhtiyati haciz talep eden/davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024