Esas No
E. 2024/1401
Karar No
K. 2024/1431
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1401

KARAR NO: 2024/1431

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/05/2024 tarihli D.İş

NUMARASI: 2024/418 D.İş. - 2024/422 K.

DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir/Haciz

Taraflar arasındaki ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı tarafın hala dayı çocukları olduğunu, müvekkili ile karşı tarafın dedesi olan ... adına 02/09/2009 tarihinde iktisap edilen taşınmazların emaneten karşı taraf adına tescil edildiğini, karşı tarafın muris adına iktisap edilen mezkur taşınmazları murise iade etmeyip tescil işlemlerini gerçekleştirmemesi ihtimaline binaen karşı tarafın borçlu, dedeleri ...'in alacaklı olduğu 03/09/2009 düzenleme tarihli 1.700.000,00 TL bedelli senedin, murisin yasal danışmanı ve aynı zamanda karşı tarafın kardeşi olan ...'e teslim edildiğini, karşı tarafın abisi olan ...'in iş bu senedi kaybetmesi üzerine senet zayi davası açılmışsa da senedin üçüncü kişilerin eline geçerek kötü niyetli olarak kullanılması ihtimaline binaen ...'in alacaklı dedeleri ...'in borçlu olduğu önce 10/07/2013 düzenleme tarihli 1.700.000,00 TL ve daha sonra 27/09/2013 düzenleme tarihli 2.400.000,00 TL bedelli teminat senetlerinin karşı tarafa teslim edildiğini, karşı tarafın iş bu senetleri teslim alırken kaybolan senedin üçüncü kişilerin eline geçmesi ve herhangi bir zarara uğraması ihtimaline binaen kendisine verildiğini ve teminat olarak verilen bu senetler sebebiyle herhangi bir alacak hakkının olmadığını, zayi davası kesinleşip senetlerin iptal edildiğinin bir hükme bağlanana kadar senetlerin kendisinde kalacağını ve hükmün açıklanması akabinde senetleri derhal imha edileceğini, ayrıca senetlerin herhangi bir devir-ciro işlemine tabi tutmayacağını taahhüt ettiğini, karşı tarafın uhdesinde bulunan ve lehtarı olduğu iki senedi iade etmeye bir türlü yanaşmadığını, ilerleyen süreçte dede ...'in vefat ettiğini ve geriye mirasçı olarak müvekkili ...'nın müvekkilin abisi ... ve karşı tarafın babası-müvekkilinin dayısı olan ...'in kaldığını, murisin vefatı akabinde miras paylaşımı hukukunda taraflar arasında bir takım problemler yaşanınca karşı tarafın elinde bulunan 1.700.000 TL'lik senedi müvekkili aleyhine takibe geçtiğini, karşı tarafın aleyhine bedelsiz senedi kullanma suç isnadıyla kamu davası açıldığını, karşı tarafın üçüncü kişiler üzerinden müvekkiline haber göndererek elinde bulunan 27/09/2013 tarihli ... numaralı sözleşme kapsamında teslim edilen 2.400.000 TL bedelli diğer senedin ciro edilerek müvekkili aleyhine icra takibi başlatacağını duyurduğunu, senedin takibe geçilmesi durumunda müvekkili açısından telafisi imkansız zararlar doğabileceğinden senede ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, taraflar arasında akdedilen protokol kapsamında, davalıya 1.700.000 TL bedelli ve ayrıca 2.400.000 TL bedelli olmak üzere iki adet teminat senedi teslim edildiğini ve hem senet metnine hem de protokole bu iki senedin de teminat senedi olduğu hususunun belirtildiğini, buna rağmen karşı tarafın 1.700.000 TL'lik teminat senedini İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiğini ve icra hukuk mahkemesinde açılan dava neticesinde takibin durdurulmasına karar verilmiş ise de aynı protokolde bahsi geçen 2.400.000 TL meblağlı senedin halen karşı tarafın elinde bulunduğunu bu senedi icraya koymakla tehdit ettiğini, bu sebeple senedin devir temlik, ciro edilemeyeceğine ve icra takibine konu edilemeyeceğine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşme ihtimali ve yine senet lehtarı olan karşı tarafın kötü niyeti ve yine derdest ceza davası nazara alınarak karşı tarafın mal varlığı üzerinde senet bedeli kadar ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir ve haciz talebini değerlendirdiği 09.05.2024 tarihli Değişik İş kararında; "...Bu hukuki güvence (koruma) karşı tarafın tasarruf hakkını sınırlandıran bir koruma olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin talep edilebilmesi kanunda belirtilen belirli şartların varlığına bağlıdır. HMK’nun 389. maddesinin birinci fıkrası “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklinde düzenleme içermektedir. Bu madde ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır. Buna göre, maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Kanunun lafzında “verilebilir” hükmü yer aldığından, bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Zira bu husus hâkimin takdirine bırakılmıştır. Hakim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir. HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunanadan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu madde 257: “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. (Ek fıkra: 29/06/1956 - 6763/42 md.) Gemi alacaklıları, donatanın yalnız mahdut aynı surette mesul olduğu haller de, ancak mesuliyete mevzu teşkil eden mal ve haklara ihtiyati haciz koydurabilirler. Donatanın aynı zamanda şahsan mesul olduğu haller bundan müstesnadır. Şu kadar ki, donatanın şahsi mesuliyeti bir miktar ile mahdut ise gemi alacaklıları ancak bu miktar için donatanın diğer mallarını haczettirebilirler. (Ek fıkra: 29/06/1956 - 6763/42 md.) Yük alacaklıları hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü kıyas yoluyla tatbik olunur.” Öncelikle ihtiyati haciz kararı verebilmek için ortada muaccel bir para alacağı olmalı, işbu muaccel para alacağını borçlu vadesinde ödememiş olmalı, eş deyişle para borcu olan borçlu temerrüde düşmüş/düşürülmüş bulunmalıdır. Ayrıca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartının sağlanması diğer bir ifadeyle ihtiyati haciz talep edenin haklılığını yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda; dosyaya sunulan sözleşmeler ile senedin niteliğine ilişkin sözleşmesel hükümler birlikte değerlendirildiğinde, icra takibinin önlenmesi hususunda yukarıda açıklanan ihtiyati tedbir verilmesini gerektirir şartlar ile yaklaşık ispata delalet eden delillerin mevcut olduğu, bu nedenle icra takibinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği, kambiyo senedi vasfından dolayı senedin ciro ve temlikinin önlenmesine yeterli somut verilerin yeterli olmadığı ve bu talebin reddi gerektiği, fakat yine yukarıda açıklanan ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli şartların somut olayda bulunmadığı..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, talebe konu 27/09/2013 tarihli ... numaralı sözleşme kapsamında teslim edilen 2.400.000,00 TL bedelli senet üzerinden hesaplanacak %15 teminat mukabilinde uygulanmak kaydıyla Mahkememizce aksi kararlaştırılıncaya kadar icra takibine konu edilemeyeceğine ilişkin ihtiyati tedbir uygulanmasına, talebe konu senet ile ilgili olarak açılmış icra takibi varsa durdurulmasına, bu konu ile ilgili yeni bir icra takibi başlatılmamasına, talep konusu senede tedbiren temlik ve ciro yasağı konması talebini reddine, istemde bulunandan nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere %15 (360.000,00 TL) güvence alınmasına, teminat bedeli mahkeme veznesine yatırılmasını müteakip HMK madde 393/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin uygulanması talep edilmediği takdirde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkacağının ihtarına; ihtiyati haciz talebinin reddine, karar vermiştir. Bu karara karşı, ihtiyati tedbir ve haciz talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Talep eden vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; Taraflar arasında, 2013 yılında imza edilen protokol çerçevesinde murisleri tarafından davalıya iki adet teminat senedi verildiğini, teminat senedinin iade edilmesi gerekir iken kaybolduğu gerekçesiyle iade edilmediğini, yıllar sonra senetlerden bir tanesini icra takibine konu ettiğini, müvekkili tarafından açılan davalar neticesinde bir senedin iptal edildiğini ve davalı aleyhine bedelsiz senedi kullanma isnadı ile kamu davasının açıldığını ancak davalının elindeki 2. senedi de iade etmediği gibi haber göndererek müvekkilini bu 2. senetle tehdit ettiğini, senedi ciro ederek mal varlığını haczettirmekle tehdit ettiğini, delillerin gerçekten güçlü olduğunu, ilk senetle alakalı kesin hükmün mevcut olduğunu, davalının ceza mahkemesinde sahtecilik iddiası ile yargılandığını, imzasının ikrar edilen protokol olduğunu, protokolde 2 senetten açıkça bahsedildiğini, mahkemece tedbir taleplerinin kabul edildiğini ancak ihtiyati haciz talebinin reddedildiğini, tehdidin çok ciddi bir tehdit olduğunu, davalının şuanda bir taşınmazının mevcut olduğunu, elinden çıkarması halinde istirdata dönüşmüş olan davayı kazanmaları durumunda tahsil imkanının olmayacağını, tarafların dedesi olan ... alacaklı olduğu 1.700.000,00 TL bedelli teminat senedinin karşı tarafın abisi ve aynı zamanda dedelerinin yasal danışmanı olan ... tarafından kaybedildiğini, 1.700.000,00 TL senedi imha ettiğini beyan etmesi üzerine 2 ay sonra protokol kapsamında 27.09.2013 düzenleme tarihli 2.400.000,00 TL senedin teminat senedi olarak teslim edildiğini, karşı tarafın borçlusu olduğu senedin zayi ve iptaline karar verilmiş olmasına rağmen karşı tarafın senedi teslim etmediğini, müvekkilinin murisin vefatından sonra icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, davalının sözde imha ettiğini belirttiği 10.07.2013 düzenleme tarihli 1.700.000,00 TL bedelli teminat senedinin vade tarihini doldurarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile müvekkili ve diğer mirasçılar aleyhine icra takibi başlattığını, takibe konu senedin teminat senedi olduğu ve karşılığının bulunmadığını kanıtlanması üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini ve kamu davası açıldığını, davalının kötü niyet tazminatını ödememek için 3.kişilerle müvekkiline haber gönderdiğini, 2.400.000,00 TL bedelli senedi ciro ederek müvekkili aleyhine icra takibi başlatacağını duyurduğunu, telafisi güç zararlar doğacağını, icra tehdidi altında senet bedelinin 3.kişilere ödemek zorunda kalma ihtimali yüksek olan müvekkilinin ödediği bedeli karşı taraftan tahsil etmesinin mümkün olmadığını iddia ederek, ilk derece mahkemesinin aleyhe hususları içerir kararının kaldırılmasına, talep konusu senede tedbiren temlik ve ciro yasağı konulmasını, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşme ihtimaline ve yine senetle lehtarı olan karşı tarafın ızrar kastıyla hareket ettiği, hakkında devam eden ceza yargılamasının olduğunun göz önünde bulundurularak, ilk derece mahkemesinin kısmi ret kararının kaldırılarak karşı tarafın mal varlığına senet bedeli kadar ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Talep, teminat senediyle ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı ile birlikte ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, talep eden vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Talep eden tarafça, değişik iş sayılı dosyasında henüz takibe konu edilmeyen senetle ilgili ihtiyati tedbir ile birlikte ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamından, 27.09.2013 tarihli adi yazılı sözleşmenin talep eden ve karşı tarafında yer aldığı gerçek kişiler arasında düzenlendiği, sözleşmenin konusunun ...'e ait emaneten 02.09.2009 tarihli satış protokolü ile ...'e tescil edilen gayrimenkullerin 3.şahsa satılarak elde edilecek bedelin ...'in torunlarına eşit olarak paylaştırılmasını ihtiva ettiği, bahsi geçen taşınmazın 02.09.2009 tarihli protokolle ... adına tescili nedeniyle taşınmazın teminat olarak alacaklısı ... ve borçlusu ... olan 03.098.2009 tanzim tarihli 1.700.000,00 TL bedelli ve vade tarihi açık olan emre muharrer senedin borçlusu ... tarafından imzalanmak suretiyle ...'e tevdi edildiği, 3. şahsa satışının yapılması sonucunda teminat senedinin iade edilmesi gerekeceği ancak ...'in bu senedi kendi uhtesinde iken kaybolduğunu beyan ettiği, senet aslını ...'e iade edemeyeceğini beyan ettiği bu nedenle mahkemeye müracaatla senedin kaybedilmesi ile ilgili olarak zayi belgesi almakla yükümlü bulunduğunun belirtildiği, zayi belgesiyle ilgili davanın hüküm altına alınıp kararın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içinde ... tarafından borçlu olarak teminat mahiyetinde imzalanmış senedin 3.şahsın eline geçerek icra takibine konu edilmesi halinde 2.400.000,00 TL tutarlı borçlusu ..., alacaklısı ..., vade tarihi açık senedin tanzim edileceği, kanuni müşavirler ... ve ...'nin yasal danışmak sıfatıyla imzası olmak koşulu ile ...'e tevdi edileceği, ...'in teminat mahiyetinde bulunan 2.400.000,00 TL tutarlı bonoyu karşılıklı olarak iptal edeceği hususlarına yer verildiği, 27.09.2013 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen senet teslim tutanağı ile 27.09.2013 tarihli sözleşmeye istinaden borçlu ... alacaklısı ...'in 2.400.000,00 TL teminat senedini teslim aldığının belirtildiği, metnin altının ... adı ile paraflanmış olduğu, davalı tarafça davacı ve dava dışı ... ile ... aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 10.07.2013 tanzim tarihli 31.12.2019 vade tarihli 1.700.000,00 TL tutarlı senet ve ferileri olmak üzere toplam 2.349.190,41 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığı, davacı tarafça icra takibine karşı İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/1062 Esas, 2023/24 Karar ve 17.01.2023 tarihli kararı ile senedin teminat olarak verildiğine ilişkin tutanak başlıklı belgenin bulunduğu, bu nedenle davalı alacaklının kötü niyetli ve ağır kusurlu olarak takibe geçtiği de belirtilmek suretiyle itirazın kabulü ve davacı hakkında yapılan takibin durdurulmasına, %20 oranında tazminatın tahsiline karar verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/147037 Soruşturma nolu dosyasında, şüpheli ... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçu nedeniyle 11.01.2024 tarihinde iddianame düzenlendiği, iddianamede talep edenin müştekilerden olduğu ve talep eden tarafça daha sonraki aşamada değişik iş talebi ile karşı tarafın elinde bulunan teminat senedi için ihtiyati tedbir ile birlikte ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz haciz kararı verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. " İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257. ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda, alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Somut talepte, talep konusu yalnızca 2.400.000,00 TL bedelli bir adet senettir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. İhtiyati hacze ilişkin şartların ise gerçekleşmediği gerekçesiyle söz konusu talep reddedilmiştir. Öncelikle belirtilmesi gereken husus gerek HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir gerekse İİK'nın 257. maddede düzenlenen ihtiyati haciz geçici hukuki koruma önlemidir. Aynı hakla ilgili olarak iki ayrı geçici hukuki koruma kararı verilmesi yasal düzenlemenin konuluş amacına uygun düşmediği gibi, mümkün de olmayacaktır. Talep eden taraf mahkemenin ihtiyati tedbire ilişkin vermiş olduğu kararla birlikte hukuken koruma altına alınmıştır. Diğer taraftan, talep tarihi itibariyle iddiaların ileri sürülüş biçimi de dikkate alındığında, teminat senedinden dolayı borçlu olunmadığına yönelik bir uyuşmazlıkta ihtiyati haciz kararının verilmesi için gerekli olan şartların mevcudiyetinden söz edilemeyecektir. Bilindiği üzere ihtiyati haciz kararı verebilmek için öncelikle talep eden tarafın alacaklı olduğunu ve alacağının miktarını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda ise henüz talep eden tarafın alacak hakkına dair herhangi bir delil yoktur. Diğer taraftan ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir veya ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz talep edilmiş ise de bu talep kanuna uygun değildir. Her iki müessesenin tabi olduğu hükümler farklıdır. Bu şekilde verilecek karar ileride tereddütlere ve hak kayıplarına neden olabilir. Ayrıca medeni usul ve icra iflas hukukundaki müesseseler kanunla belirlenmiş olup bu müesseselerin dışında yeni bir kavram ortaya konulması zorunluluk olmadıkça yorum kuralları ile de bağdaşmaz. Bu nedenle talep eden vekilinin buna dair iddiaları da yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;

3.İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog