Esas No
E. 2023/12508
Karar No
K. 2024/2772
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/12508 E.  ,  2024/2772 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1890 E., 2023/1352 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/419 E., 2023/131 K.

Taraflar arasındaki Kurum işlemi iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı adına yapılan bildirimlerin fiili ve gerçek olduğunu, yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra da sigortalı olarak çalıştığını belirterek Kurum işleminin iptaline ve borçlu olmadığının tespitine dair karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından davacının 01.02.2012 tarihinde bağlanmış aylığının iptali şeklindeki Kurum işleminin iptaline yönelik talebin reddine, davalı Kurum tarafından davacı adına tahakkuk ettirilmiş 128.879,71 TL yersiz ödeme borcundan 85.799,37 TL'lik kısmının hukuka aykırı olduğunun ve iptal edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, hükme esas alınan 28.04.2023 tarihli bilirkişi raporunun eksik araştırma ve inceleme ile düzenlendiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına dava dışı 1040211 sicil sayılı iş yerinden 25.05.2015-29.04.2019 tarihleri arasında hizmet bildiriminde bulunulması ve bu bildirimler dikkate alındığında davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamındaki çalışmasından sonra 1260 gün şartını 01.09.2015 tarihi itibariyle gerçekleştirilmesi karşısında davalı Kurumca davacıya 01.02.2012-23.04.2020 tarihleri arasında ödenen aylıklardan ötürü 128.879,71 TL olarak tahakkuk ettirilen borcun 01.10.2015-23.04.2020 tarihleri arasına ilişkin 85.799,37 TL'lik kısmının iptal edilmesi de yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili istinaf gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmetlerin geçerliliğinin tespiti ile yaşlılık aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin yerindeliği noktasında toplanmaktadır.

2.İlgili Hukuk 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleri, 96 ncı madde.

3.Değerlendirme

1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

2.Bu konuda 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlığını taşıyan 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür. Söz konusu Kanun'un geçici maddelerinde, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kuralda bulunmadığından, sonuç olarak 96 ncı madde düzenlemesinin, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63 üncü maddesinin de gözetilmesi gerekmektedir. Anılan maddeye göre; haksız olarak (nedensiz) bir edinimde bulunan kimse, onun geri alınması zamanında elinden çıkmış olduğunu kanıtladığı tutar oranında ret ve geri vermekle yükümlü değil ise de, haksız edinimde bulunan, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan ret ve geri vermeye zorunlu tutulacağını biliyor ise ret ve geri vermekle yükümlüdür. Bir başka anlatımla; iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacak, buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacaktır.

Ayrıca belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak tanımı ve yorumlanması olanaksızdır. Maddede genel hükümlere yollamada bulunulması ve Kanunun “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlığını taşıyan 97’nci ve diğer maddelerinde fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden düzenlemeye yer verilmemiş olması, fazla ve yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağına ilişkin zamanaşımı konusunun genel hükümlerden hareketle çözümünü zorunlu kılmaktadır. Bilindiği gibi zamanaşımı defi, borcu ortadan kaldırmamakla birlikte, bunu ileri süren tarafa, borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi vermektedir. Bu bağlamda Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesine göre; nedensiz mal ediniminden dolayı açılacak dava, zarar gören tarafın verdiğini geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu günden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. Anılan Kanun'un 132 nci maddesinde, zamanaşımının işlemesine engel olan ve onu durduran sebepler sıralandığı gibi, 133 üncü maddesinde de zamanaşımını kesen olgular açıklanmıştır. Sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı bu tür davalarda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ise kamu Kurum ve kuruluşları açısından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1987 gün ve 1987/9-68 Esas, 1987/618 Karar numaralı ilamında da vurgulandığı gibi, o Kurum ve kuruluşların dava açma konusunda yetkili kılınan kişi veya organlarının verdiğini geri almaya (istirdada) hakkı olduğunu öğrendiği tarihtir.

3.Belirtilen açıklamaları ışığında, davacının 01.08.2008 ile 30.11.2008 arası bildirimlerinin geçersiz sayılması nedeni yaşlılık aylığı koşullarının ortadan kalkması nedeniyle yaşlılık aylığının 01.02.2012 tarihi itibariyle durdurulduğu, bu kapsamda 01.02.2012- 23.04.2020 tarihleri arasında aldığı 128.879 ,91 TL tutarındaki aylığın yersiz ödenen aylık olarak tahakkuk ettirildiği anlaşılmıştır.

Öte yandan Mahkemece, davacının ... unvanlı 1151149 işyeri sicil numaralı işyerinden 01.08.2007-30.11.2007 dönemindeki 120 gün hizmetinin iptali sonrasında, 1313 olan 4/1-a hizmet gün sayısının 1193'e düştüğü, hizmet birleştirmesi işlemi sonrası son 7 yıllık dönemde hesaplamaya esas gün sayısının ise 1163 olduğu, buna göre davacının son yedi yıllık dönemde 4/1-a kapsamındaki sigortalılık süresinin 1260 gün sayısına ulaşabilmesi için eksik gün sayısının 97 olduğu, davacının 25.05.2015 sonrası 2015/5. dönemde 7 gün, 2015/6. dönemde 30 gün, 2015/7. dönemde 30 gün, 2015/8. dönemde 30 gün ve 2015 yılı takip eden aylarda da 30 gün hizmeti olduğu dikkate alındığında, davacının iptal edilen 120 gün hizmeti sonrasında, eksik kalan 4/1-a hizmet gün sayısı olan 97 günün 01.09.2015 tarihinde tamamladığı, davacının 01.09.2015 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı için gerekli gün sayısına sahip olduğu kabul edilerek 01.10.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının kabulü ile 2015/10. ay öncesi ödenmiş aylıkların yersiz ödeme olarak kabulü edileceği, 2015/10. dönem ve sonrası ödenmiş aylıkların ise yersiz ödeme olarak kabul edilemeyeceği şeklindeki yaklaşımı isabetli ise de, 01.02.2012-30.09.2015 döneminde davacıya ödenmiş olan yaşlılık aylık tutarının, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı madde kapsamında yapılacak değerlendimeye göre hesaplanmak suretiyle davacıdan tahsil edilmesi gereken yersiz aylık tutarının, Kurumca belirlenen toplam borç tutarı olan 128.879,71 TL'den mahsup edilmek suretiyle belirlenmesi gerekirken, Mahkemece, 128.879,71 TL olarak belirlenen yersiz ödemenin 01.10.2015 tarihi sonrası yapılan 85.799,37 TL'lik kısmının iptal edilmesi gerektiği yönünde kurulan hüküm isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog