14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1575
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28.06.2024 tarihli ara karar.
NUMARASI:2024/552 E.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen itirazın iptali talepli dava dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sahip olduğu taşınmazının alüminyum kompozit panel kaplama ve montaj işleri ve silikon konusunda davalı ile sözleşme ilişkisine girdiğini, müvekkili tarafından malzemelerin ücretinin tamamının davalı tarafa ödendiğini, müvekkilinin malzemenin taşınmaza uygulanması ve montajı için dava dışı bir usta ile anlaştığını, malzemelerin müvekkiline teslim edildiğini, ancak malzemeler taşınmaza monte edilmeye başlandığında, malzemelerin bir kısmının parlak, bir kısmının mat olduğu, renk ve kalitede uyum sağlanamadığının görüldüğünü, davalının bu sebeple dava konusu taşınmaza davet edildiğini, davalının kendisinin de yerinde yaptığı incelemede kendisinin satıp teslim ettiği dava konusu malzemenin parlaklık, matlık ve kalite durumunda uyumsuzluk olduğunu, ürünün bu haliyle villaya uygulanmasının amaca uygun olmayacağını kabul ettiğini, müvekkilinin kendi imkanları ile temin ettiği ustaya malzemeyi sökmesini, sorumluluğun kendisinde olduğunu belirttiğini, fakat malzemelerin ayıplı olması, malzemeden beklenen yararın elde edilememesi ve davalının sözünde durmaması üzerine müvekkil şirket tarafından davalı şirkete 11.08.2023 tarihli e-fatura kesildiğini, davalının fatura bedelini ödememesi üzerine müvekkilinin davalı şirketten olan dava konusu alacağının tahsili amacıyla ...sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini, alacağın likit olduğunu ileri sürerek, öncelikle davalının mal kaçırma şüphesi kuvvetle muhtemel olduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini, itirazın iptali ile %100 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının taşınmazının alüminyum kompozit panel kaplama ve montaj işleri ve silikon konusunda taraflar arasında sözleşmesel bir ilişki olmadığını, davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirkete gelip malzemeleri seçip beğendiğini, bu malzemeleri görerek satın aldığını, sonrasında satın alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğini, davacının malzemeler teslim alınırken ve sonrasında açılıp kendi montaj ustasıyla duvara monte edilirken herhangi bir sorunun müvekkiline iletilmediğini, malzemelerin ayıplı olmadığını, ayıp ihbarı yapılmadan, başkaca bir ustayla ayıbı giderdiğini iddia etmenin ve bundan müvekkilini sorumlu tutmanın hukuken mümkün olmadığını, ayıplı kabul edilse bile süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının takip dayanağı olarak sunduğu 11.08.2023 tarihli 64.620,000 TL bedelli aliminyum kompozit kaplama ve montaj işleri, silikon açıklamalı faturanın müvekkilince düzenlenen 16.08.2023 tarihli iade faturası iade edildiğini, bir başka deyişle müvekkilinin faturaya itiraz ederek içeriğini kabul etmediğini savunarak, davanın reddi ni istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 28.06.2024 tarihli ara kararında; " ...İİK'nun 257/1.maddesinde " Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." denilmiştir. Muaccel olmuş bir alacak için ihtiyati haciz istenebilmesi için alacağın rehinle temin edilmemiş olması gereklidir.
İİK.nun 45 nci maddesi uyarınca, bir alacak rehinle temin edilmiş ise, alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Alacağın rehinle temin edilmemiş bölümü için ihtiyati haciz kararı istenmesi ve genel haciz yolu ile takip yapılabilmesi mümkündür. Talep edenin talep dilekçesi incelenmekle; öncelikle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilebilmesi için talep edenin haklılığını yaklaşık ispat ölçüsü ile ispatlaması gerekmektedir, davacı fatura alacağı talebi ile icra takibi başlamış olup, davalının itirazı ile iş bu itirazın iptali davasını açmış olup dosyada mevcut bilgi ve belgeler ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat ölçüsünün gerçekleşmediği anlaşılmakla talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili şirketin sahip olduğu taşınmazının alüminyum kompozit panel kaplama ve montaj işleri ve silikon konusunda davalı ile sözleşme ilişkisine girdiğini, müvekkili tarafından malzemelerin ücretinin tamamının davalı tarafa ödendiğini, müvekkilinin malzemenin taşınmaza uygulanması ve montajı için dava dışı bir usta ile anlaştığını, malzemelerin müvekkiline teslim edildiğini, ancak malzemeler taşınmaza monte edilmeye başlandığında, malzemelerin bir kısmının parlak, bir kısmının mat olduğu, renk ve kalitede uyum sağlanamadığının görüldüğünü, davalının bu sebeple dava konusu taşınmaza davet edildiğini, davalının kendisinin de yerinde yaptığı incelemede kendisinin satıp teslim ettiği dava konusu malzemenin parlaklık, matlık ve kalite durumunda uyumsuzluk olduğunu, ürünün bu haliyle villaya uygulanmasının amaca uygun olmayacağını kabul ettiğini, müvekkilinin kendi imkanları ile temin ettiği ustaya malzemeyi sökmesini, sorumluluğun kendisinde olduğunu belirttiğini, fakat malzemelerin ayıplı olması, malzemeden beklenen yararın elde edilememesi ve davalının sözünde durmaması üzerine müvekkil şirket tarafından davalı şirkete 11.08.2023 tarihli e-fatura kesildiğini, faturaya itiraz edilmediğini, alacağın rehinle garanti altına alınmadığını, itiraz edilmeyip ticari kayıtlara işlenen faturanın borcun kabulü anlamına geldiğini, dava konusu alacağın likit olduğunu, kötü niyetli borçlunun mal kaçırma saikiyle hareket edeceğini, davalının huzurdaki itirazın iptali davasının da ikame edildiğini öğrenmesinin ardından davalının mal kaçırma şüphesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, icra takip dosyası miktarınca ihtiyati haciz talebinin kabulü gerektiğini, usul hukuku kuralları kapsamında alacağın yaklaşık ispat kurallarını aşar şekilde gerek ticari kayıtlardan gerek dilekçe ekinde ibraz edilen ticari belgelerden gerekse de Vergi Dairesi kayıtlarından ispat edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ayıplı olduğu iddia edilen satıma konu mallar nedeniyle düzenlenen fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine, istinaf ise dava sırasında verilen ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, davalıdan satın aldığı ve taşınmazına uyguladığı silikon ve alüminyum kompozit panel kaplama malzemelerinin ayıplı olduğunu, bu sebeple davalıya fatura düzenlendiğini ancak davalının bu fatura bedelini ödemediğini ileri sürerek, icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmış, ayrıca davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiş, ilk derece mahkemesince bu talebin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıya satılan malın tesliminin yapıldığını, müvekkiline süresinde yapılan bir ayıp ihbarı bulunmadığını, malların ayıplı olmadığını savunmuştur.Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.
İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.
İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda dava, satın aldığı malların ayıplı olduğu iddiasına dayanmakta olup davacı taraf davalı adına bu kapsamda düzenlediği bir adet faturayı sunmuştur. Dosya kapsamında sunulan delillerin incelenmesinde bu aşamada mevcut delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, davacının alacağını yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmaktadır. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması halinde her zaman ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğu da nazara alındığında bu aşamada dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgeler yaklaşık ispat için yeterli kabul edilecek nitelikte değildir.Mahkemece alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğine dair ifadesi yerinde değil ise de, sonuç olarak ihtiyati haciz talebinin yasal koşulları bulunmadığından, ilk derece mahkemesinin ret kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle,
İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 28.06.2024 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1.HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.17.10.2024