11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2009/20589 E. , 2012/4185 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar ..., ..., ..., ... yönünden, 5237 sayılı Yasanın 204//1-3, 62, 53/1. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası, güvenlik tedbiri I)Sanık ... müdafiinin, “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II)Sanıklar ..., ..., ... müdafilerinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan, sanık ... müdafiinin “görevi kötüye kullanmak” suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkeme ilamının sahte olarak oluşturulmasına sebebiyet veren tebligatların Tebligat Kanunun 21. maddesine göre yapıldığı, anılan maddedeki prosedür gözetildiğinde sanık muhtarların, tebligat muhatabının adreste bulunup bulunmadığını ya da bulunmadığı takdirde bulunmama nedenini bilme yükümlülükleri bulunmaması ve tebligatlarda da muhatabın adreste bulunmama nedeninin kim tarafından bildirildiğine dair açıklığın olmaması ile sanıkların atılı suçu kabul etmemeleri karşısında; sanıklar ..., ... ve ...'ın, yurtdışında olduğunu bildiği eşi aleyhine açtığı boşanma davasında, eşinin adresini kendi adresi olarak göstermek suretiyle sahte mahkeme ilamı oluşturulmasına sebebiyet veren sanık ...'ın fiiline ne şekilde iştirak ettikleri, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerine ilişkin sübut delillerinin nelerden ibaret olduğu açıklanıp gösterilmeden, sanıkların, tebligat mahallinin küçük bir kasaba olması nedeniyle tebligat muhatabının yurtdışında bulunduğunu bilmeleri gerektiği şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı,
Kabule göre de;
Sanık ... hakkında ise hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK'nun 231. maddesi uyarınca "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" uygulanıp uygulanmayacağı hususu ile 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nun 257/1-2. maddesinde yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında,
TCK'nun 7/2. maddesindeki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.