9. Hukuk Dairesi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1026 - 2024/1707
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/02/2024
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
İSTİNAF KARARININ
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı tarafından müvekkili şirket yetkilisi ... hakkında .... İcra Ceza Mahkemesi'nde karşılıksız çek keşide etme suçu nedeniyle şikayette bulunulduğunu, müvekkili hakkında başlatılan icra ceza dosyasında şikayet konu edilen çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, böyle bir borcunun da bulunmadığını, bahse konu çek ... ... Bankası ... Şubesi'nin ... seri numaralı 20/03/2018 keşide tarihli keşide yeri ... olduğunu, müvekkili hakkında .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... esasında kayıtlı olan karşılıksız çek keşide etme suçundan yargılanması nedeniyle çekten haberdar olduğunu, çek nedeniyle de müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket hakkında .... İcra Dairesi'nin ... esası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ceza davasına konu ettiği çekte atılan imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitini, çekte yazılı miktar olan 88.400,00.TL'nin %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava konusuna ilişkin borçlu ...'ın keşide ettiği ... ... Bankası ... Şubesi'nin ... seri numaralı 25/03/2018 keşide tarihli keşide yeri ... olan çeke ilişkin ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dava dosyası ile aynı sebeplere dayanak dava açtığını, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davaların, aralarında bağlantı bulunması durumunda davaların birleşerek görülmesi gerektiğini, ilgili icra takibi 22/03/2018 tarihinde başladığını, borçlunun bu süre boyunca itirazda bulunmadığını, yaklaşık 5 yıl sonunda imza incelemesi ve borcun tespitini talep etmesi, borcun ödenmesini ertelemeye yönelik, haksız ve kötü niyetli bir talep olduğunu, senetteki imza alelade bir imzanın vasıflı bir imza olduğunu, taklit edilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak maksadıyla kötü niyetli olarak imzaya itirazda bulunduğunu, bilirkişi yardımı olmadan, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu belgelerle senetteki imzanın karşılaştırılması ile imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılacağını, yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de ilgili imzanın borçluya ait olduğu açıkça ortaya çıkacağını, borcunun mevcuduyeti yönünden ise borca ilişkin icra takibine herhangi bir itirazda bulunmayarak borcunu ikrar ettiğini, bunun yanında borçlu alacaklı şirket ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını savunarak senetten dolayı bir borcu olmadığını dile getirdiğini, senetten dolayı ortaya çıkan borç ilişkisi asıl ilişkiden mücerret olup asıl ilişkideki bağ ortadan kalksa bile kıymetli evraktan kaynaklanan borç sona ermediğini, senet temel borç ilişkisinden soyutlandığını, açıklanan sebeplerle, borçlu tarafından kesinleşen takibe konu çekte yer alan imzaya ve borca itirazın reddine karar verilmesini, güncel faiz ve masraflarla birlikte tüm alacak miktarı üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle;dava konusu çekin dava dışı şirket tarafından keşide edilmiş olduğu, icra takibinin anılan dava dışı şirket aleyhine başlatıldığı, eldeki davanın gerçek kişi tarafından şahıs sıfatıyla açıldığı, keşideci şirketi temsilen açılmadığı, davaya konu çek nedeniyle açılacak menfi tespit davasının keşideci ya da ciranta tarafından açılabileceği, şirket yetkilisi tarafından şahsı adına açılamayacağı gerekçesi ile aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... bankası tarafından müvekkili şirket ... İnşaat Otomotiv Gıda Petrol Nakliye Kuyumculuk Telekominikasyon İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yetkilisi ... hakkında .... İcra Ceza Mahkemesi'nde karşılıksız çek keşide etme suçu nedeniyle şikayette bulunulduğunu, müvekkili hakkında başlatılan icra ceza dosyasında şikayete konu edilen çekteki imzanın müvekkile ait olmadığını, böyle bir borcunun da bulunmadığını, bahse konu çekin ... ... Bankası ... Şubesi'nin ... seri numaralı 20/03/2018 keşide tarihli çek olduğunu, müvekkili hakkında .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... esasında kayıtlı olan karşılıksız çek keşide etme suçundan yargılanması nedeniyle işbu çekten haberdar olduğunu, ilgili çek nedeniyle müvekkili aleyhine icra takibi de başlatıldığını ve bu nedenle çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespiti nedeniyle dava açıldığını, oysa yerel mahkeme aktif husumet yokluğu nedeniyle dava şartından davanın reddine karar verildiğini, davada husumet nedeniyle reddedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili aleyhine çeke dayalı başlatılan icra takibinden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davada taraf sıfatı (husumet), dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Bu durumda, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet ehliyeti).
Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, bir itirazdır. Bu nedenle mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu re'sen gözetmesi gerekir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacının dava konusu çekte keşideci, lehdar ya da ciranta sıfatıyla yer almadığı gibi icra takibinde de borçlu sıfatı bulunmadığı, ayrıca dayanak çekte borçlu asıl şirket yetkilisi olarak da iş bu davayı açmadığı, bu haliyle davacının iş bu davaya ilişkin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3.6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4.6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5.6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından talep eden lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6.6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00.TL'nin altında kalması nedeniyle 14/10/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)